Aposto

Çarşamba, 7 Aralık 2022
Çarşamba, Aralık 7, 2022
Premium'a Yüksel

Burcu Biçer

Burcu Biçer
Editor @ Punto

LATEST STORIES

Göçmen sporcular ve SINAFE

Spor, modern olimpiyatların yapıldığı 1896 yılından bu yana küresel bir nitelik kazanmaya başladı. Uluslararası yapısıyla beraber sporcuların da emeği hem kendilerinin hem de ülkelerinin sınırlarını aştı. Binlerce genç dünyanın farklı bölgelerine sporcu olma hayaliyle göç ediyor. İnsan kaçakçılığı, ırkçılık, ekonomik sorunlar ise pek çoğunu bu hayalinden alıkoyuyor. BİLGİ Spor Yöneticiliği Bölümü Öğr. Üyesi Dr. İlknur Hacısoftaoğlu, Avrupa'da 7 ülkede yürütecekleri SINAFE projesiyle Afrikalı göçmen futbolcuları nasıl destekleyeceklerini Aposto'ya anlattı. 1. Bir insan hakkı olarak spor mottosuyla başlayan proje nasıl ortaya çıktı, neleri kapsıyor? Biz BİLGİ Spor Yöneticiliği bölümü olarak sporun bir insan hakkı olduğunu vurgulayan yayın, araştırma ve etkinliklere özel önem veriyoruz. Söylemeye çalıştığımız söz bugün büyük bir endüstriye dönüşmüş olan sporun aynı zamanda bir hak mücadelesi alanı olduğunu ifade etmek. Spor yapmak, sporun sağlığı geliştirici, iyi olma halini artırıcı, güçlendirici, haz verici ve bedeninin özgürlüğüne katkıda bulunan bir etkinlik olarak toplumun her kesiminden insanın erişimine açık olması gerekir. Yalnız burada iki temel noktadan hareket etmek gerekiyor. Birincisi bu bir hak mücadelesi alanı çünkü spora herkesin erişimi yok. Toplumun farklı katmanlarının spora ya da sporun belirli alanlarına erişiminde sınırlamalar mevcut. İkincisi ise erişse dahi alanın içinde hak mücadelesinin devam etmesi gerekiyor. Çünkü sporu güvenli bir alanda yani biraz önce bahsettiğim olumlu etkilere sahip olabilmesi için eşit, adil ve güvenli biçimde kurulmuş bir alana erişim de ayrıca hak. Biz bu perspektifle çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz ve bu perspektif bizi zaman zaman sivil toplumda farklı kuruluşlarla bir araya getiriyor. Bunlardan biri de Mission 89. İsviçre merkezli Mission 89 , futbol yoluyla insan ticaretine, futboldaki insan hakları ihlallerine karşı farkındalık ve savunuculuk faaliyetleri yürüten bir sivil toplum örgütü. Çalışmaları kapsamında özellikle Afrika kıtasına odaklı çalışmalara yürütüyorlar. Sporcu göçü çünkü yoğun olarak bu kıtadan var. 2019’da Mission 89 bize ulaştı ve Türkiye’de bu sorunun ne durumda olduğunu anlamak üzere bir çalışma için bizim desteğimizi istedi. Görüşmelerimiz sonucunda, bu sorunu kapsamlı olarak ortaya koymak ve çözüm yollarını birlikte üretmek için göçmen sporcuların sorunlarını ve kapsanma süreçlerini ortaya koymanın bütünsel bir resim çizerek mümkün olacağını gördük. Yani bir geçiş ve varış ülkesi olarak iki işlevli Türkiye’den , bir futbol ülkesi olan ve Afrika’dan çok fazla göç alan Portekiz’den , yine aynı şekilde Afrika’dan göç alan ve insan ticareti sorununu çok fazla yaşayan bir ülke olan Fransa’dan veriler elde etmek önemliydi. Nitekim işbirliğine dayanan bir proje ile bu meselenin daha iyi ele alınacağına karar verdik ve Avrupa Komisyonu’nun Erasmus (+) proje fonuna 7 ülke olarak başvurduk; Türkiye, İsviçre, Fransa, Sırbistan, Portekiz, İsveç (Fildişi Sahilleri), İngiltere. Böylece listeye yukarıda bahsettiğim ülkeler dışında Sırbistan, İsveç ve İngiltere de eklenmiş oldu. Sırbistan da Türkiye gibi hem bir geçiş hem de varış ülkesi. Ayrıca Avrupa’ya geçmek isteyen insanlar nedeniyle göçü yoğun olarak yaşayan ülkelerden. İsveç’te yine futbolcular için güvenli şartlarda spor yapmasına destek amaçlı çalışmalar yapan ve aynı zamanda futbol antrenörlerinin de içinde bulunduğu bir STK mevcut. Bu kurum hem İsveç’te hem Fildişi Sahillerinde çalışmalar yürütüyor. İngiltere’de ise partnerimiz Loughborough Üniversitesi. Loughborough Üniversitesi göç, futbol ve insan ticareti konusunda çok sayıda çalışma yapan ve UEFA ve FIFA ile de işbirliği içinde farklı projeler gerçekleştiren bir üniversite olduğu için projeye dahil oldu. 2. Göçmen sporcuların dezavantajları neler? Göçmen sporcuların dezavantajları çok farklı boyutları içeriyor. Eğer bu sporcu Türkiye’de devşirme olarak adlandırılan, başarılı olduğu bir sporda milli takımda mücadele etmek üzere geldiyse yaşadıkları sorunlar kabullenilme, milliyetçi söylemin eleştirileri karşısında kendini ifade etme, yeni bir ülkenin sistem ve kurallarına uyum sağlama gibi faktörleri içeriyor. Eğer vatandaşlığını değiştirmeden uluslararası sporcu olarak göç etmişse sisteme uyumlanmasını sağlayan politikaların yokluğu ayrıntılandırılarak ifade edilmeli. Bizim çalışmamız futbol odaklıydı. Altı ayrı ülkede yaptığımız çalışmada göçmen futbolcuların sorunlarının çok boyutlu ve birbiriyle ilişki içinde olduğunu gördük. Üç ana tema içinde ele aldık sorunlarını. Önce göç öncesi yaşadıkları sorunları ele aldık. Göçten önce göç edecekleri, göç etmeyi planladıkları ülkeler hakkında bilgi eksikliklerinin en önemli sorunlardan birini oluşturduğunu gördük. Bir diğer sorun -en azından bir bölümü için- aile desteğinin olmamasıydı. Sporcu bu koşullar içinde aslında göç ve yeni bir futbol kariyeri için hazır olmadan yola çıkıyordu. Göç sırasında ve yeni gelenler olarak sorunları ise yeni geldikleri ülkedeki bürokrasinin takibi, futbol kariyeri edinmek için gerekli olan karmaşık yasal ve idari prosedürler ve bunların uluslararası sporcuların kolay erişebileceği şekilde düzenlenmemiş olması, özellikle kayıtdışı göçmenler için tıbbi tedaviye erişim eksikliği ve sistemde görünmez olmak en sık karşılaştıkları sorunlar olarak ortaya konuda saha çalışmasında. Göçten sonra ise ev sahibi ülkedeki yasal ve idari sorunlar ile mücadele devam ediyor. İstihdam güvencesi olmayan bu insanların birçoğu futbolun yanı sıra emek yoğun ikinci işlerde de çalışarak ayakta kalmaya çalışıyor. İnsan hakları ve eşitlikle ilgili problemler yaşadıkları gibi ırkçılıkla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu tüm ülkelerde karşılaştıkları bir sorun. Bilhassa son dönemde yabancı düşmanlığındaki artış, Afrikalılara dönük ayrımcılığın yoğunluğunu da artırmış görünüyor. Sporcular eğer çok büyük kulüplerde büyük başarılar elde ederek istihdam olmuyorlarsa bu sorunları derinden yaşıyorlar. Hatta bu kişiler de başarısızlık yaşadıkları an göçmen kimliklerine dönük olumsuz yaklaşımları deneyimlemeye başlıyorlar. Başarılı olduklarında kulüp kimliğini temsil ediyorlar, başarısız olduklarında ise herkesin aklına göçmen kimlikleri geliyor. Bir de burada yeni bir olgu olarak göçmen kadın futbolcular var. Kadın futbolculara dair sorunlarda önemsizleştirme, ciddiye almama sorunların başında geliyor. Bu elbette istihdam koşullarına da yansıyor. Çok az paraya çalışıyorlar. Hiçbir hakları güvence altında değil. Örneğin Türkiye’de amatör statüsündeler ve bu onları haklarıyla ilgili güvencesiz hale getiriyor. Bu konuya önümüzdeki dönemde ayrıca eğilmeyi istiyorum. Şu sıralar kurma hazırlığında olduğumuz Sporda İnsan Hakları Derneği'nde bu tür çalışmaları sivil toplum tarafında da geliştireceğiz umarım. 3. Coğrafyadan kaynaklı sebepler dışında bir sporcuyu göç ettiren faktörler neler? Bu soruya da yine futbol üzerinden cevap vereceğim. Diğer sporlara dair ayrıca konuşmamız gerekir. Göç ettiren faktörlerin başında futbolun bir endüstri olarak çekiciliği geliyor. Futbolda bir yıldız çekimi var. Popüler kültürün önemli bir parçası ve büyük bir endüstri. Genç futbolcular futbolun göz kamaştırıcı hikayelerinin cazibesine kapılıyorlar. Eğer ülkelerinde futbol yeterince gelişmemişse, futbol olanakları yeterli değilse, kariyerlerini geliştirmek için olanak sunmuyorsa, genel olarak yoksul bir ülkeyse futbol için göç oranı artıyor. Kadın futbolcular için bütün bu nedenler çok daha yoğun elbette. Kadın futbolcu ancak Batı ülkelerinde kendine düzgün bir kariyer edinebileceğini görüyor ve o ülkelere göç etmek istiyor. Tabii bir de küresel futbolun artık sınır tanımaz biçimde futbolcuların dolaşımını sağlıyor olma durumu var. O futbola dair genel bir olgu. Menajerler, futbolcular ve uzmanlar artık futbolda uluslararası isimler. 4. En çok hangi ülkeler sporcu göçü veriyor? Sporcular hangi ülkelere göç etmeyi tercih ediyor? Afrika kıtası sporcu göçü veren pek çok ülkeyi barındırıyor. Batı Afrika ülkeleri futbol göçünde diğer ülkeler arasında öne çıkıyor. Yine Latin Amerika futbol göçünün yaygın olduğu bir kıta. Göç edilen ülkelerde ise yaptıkları sporun popüler ve endüstrileşmiş olduğu ülkeler tercih ediliyor. Yine futbolda Avrupa birinci hedef ülkeleri içinde barındırıyor. Fakat son zamanlarda Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkeleri de göçmen futbolcuların gittiği ülkeler arasında. 5. Sporun kapsayıcılığı ile ilgili kafamızda soru işaretleri var. Toplumsal cinsiyet açısından ayrımcılığın çok net görüldüğü alanlardan birinin kapsayıcılığını sorgulayabilir miyiz? Spor aslında dışlayıcılık için de kapsayıcılık için de kullanılabilen bir araç. Her ikisi için de çok güçlü olabilecek koşullara sahip. Hiyerarşilerin, şiddetin ve dışlayıcılığın tarihsel arkaplanıyla ve bu şekilde yapılandırıldığında çok çabuk üretebilir. Fakat aynı zamanda eşit ve kapsayıcı bir biçimde yapılandırıldığında güçlü bir değişim yaratma potansiyeline de sahip. Misal kadın göçmenler için çok zor olabilecek bir alanken eğer kapsayıcı yapılandırılırsa kadın göçmenlerin hızla topluma dahil olmasını ve güçlenmesini sağlayacak bir alan olabilir.

30 Eki 2022

Türkiye’nin madalyalarla imtihanı

Türkiye, spor alanında son zamanlarda uluslararası düzeyde önemli başarılar elde etti. 2020 Tokyo Olimpiyatları’yla yükselişe geçen bu başarıları, Akdeniz Oyunları'ndaki başarılı tablo takip etti. Peki, sporda yaşanan bu tarihî gelişmeler birden bire mi ortaya çıktı? Yoksa temelleri yıllar önce atılmış, organizasyonu tamamlanmış, hedefleri önceden belirlenmiş çalışmaların sonucunda beklenen gelişmeler miydi? 2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan sonra Uluslararası düzeydeki spor organizasyonları arasında başta olimpiyatlar olmak üzere, dünya ve Avrupa şampiyonaları en ön sıralarda yer alıyor. 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nı 13 madalyayla tamamlayan Türkiye, tarihinde en fazla branşta madalya kazandığı oyunları geride bırakalı 1 yıl olmak üzere. Millîler boksta birer altın ve gümüş, okçulukta 1 altın, karatede 1 gümüş, 3 bronz, güreşte 3 bronz, tekvandoda 2 bronz ve artistik jimnastikte 1 bronz madalya kazandı. Millî sporcular, 2020 Tokyo’da kazandıkları madalya sayısıyla 1948 Londra Olimpiyat Oyunları’ndaki 12 madalyalık rekorunu kırdı. Yakın zamanda ise Türkiye, 19. Akdeniz Oyunları’nı 45 altın, 26 gümüş, 37 bronz olmak üzere toplam 108 madalyayla tamamladı ve madalya sıralamasında 2. sırada yer aldı. Ayrıca yakın tarihteki diğer uluslararası spor organizasyonlarındaki başarılara bakacak olursak ilk kez gerçekleşen ya da sürdürülebilir olan örnekleri görmek mümkün. 2022 şubat ayında millî cimnastikçiler Sena Elçin Karakaş ve Sıla Karakuş, Trampolin Cimnastik Dünya Kupası'nda altın madalya kazandı. Avrupa Eskrim Şampiyonası’nda Erkek Kılıç Millî Takımı bronz madalya kazanarak şampiyona tarihindeki en iyi büyükler Avrupa derecesini elde etmiş oldu. Golbol Kadın Millî Takımı, Uluslararası Golbol Turnuvası’nı şampiyon olarak tamamladı. Türkiye Eskrim Federasyonu Olimpiyatlarda veya uluslararası diğer müsabakalarda başarı, o sporun gelişmesi için yapılan yatırım kaynakları ve bu kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı ile yakından ilişkili. Sporcuların yeterli fiziksel imkânlara, nitelikli antrenörlere ve profesyonel bir ekibe sahip olması çok değerli. Bunun yanı sıra federasyonların, branşlarına ve sporcularına özel stratejik yaklaşımlar geliştirerek branşların tanıtımını yapması ve daha görünür kılması oldukça önemli. Burada federasyonlara ek olarak medyaya da büyük sorumluluk düşüyor. Spor kültürünün oluşması için halkı bilinçlendirecek projelerin yapılması ve bu projelerde başarılı olmuş sporcuların söz sahibi olması, farkındalıkların artması için atılacak ilk adımlar arasında. Başarıda sürdürülebilirlik nasıl sağlanacak? Spor yazarı ve editörü Hatice Yücel ve Atletizm Dünyası Editörü ve gazeteci Şevket Furkan Erbay’a spordaki başarıların sürdürülebilir olmasına etkili faktörleri sorduk. “Uygulamada daha da iyisi olur” fikrini de tartışmaya açarak Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi (TOHM) sisteminin büyük anlamda hareketlilik getirdiğini ifade eden Yücel; “Spordaki başarı kriterleri, her branşın kendi iç dinamikleri içinde değişkenlik gösteriyor. Ayrılan bütçe, sağlanan imkân, doğru tesisleşmenin artması, profesyonel anlamda sporcuya ve altyapıya verilen önem, sporcu havuzu, antrenör kalitesi, tecrübe, faaliyet programdaki turnuva seviyeleri ve katılım sayısı, federasyonun işleyiş biçimi hatta federasyon başkanı gibi birçok kriter sıralayabilir.” diyor. Erbay ise; “Son 10 yıl içinde daha önce Türkiye'nin pek görülmediği branşlarda küresel başarılar kazanması, bir atılım olduğunu gösteriyor. Görebildiğim kadarıyla cimnastikteki başarı, sıfırdan inşa edilen bir yapı. Bununla birlikte zaten Türkiye'de eskiden beri belli bir temeli ve gücü olan, ancak son yıllarda eksik olan başarıları geç de olsa arka arkaya getiren, yani hasatı biraz gecikmeli toplayan branşlar var; okçuluk ve voleybol gibi. Kısmen boks da buna dâhil edilebilir. Ancak olimpik sporlara kümülatif olarak baktığımızda, bunun oluşturulmuş ve üzerine çalışılan bir spor politikasıyla olduğu söylemek yanlış olur. Sürdürülebilirlik için öncelikle sürekli insan kaynağı ve gelir yaratmak gerekiyor. Birincisi tamam, ama ikincisi ciddi anlamda sorun. Türkiye'de başarıların güdük kalmasının, devamlılığı olmamasının ana sebeplerinden biri bu. Devlet para aktardıkça yükselen, ama sıklıkla krize giren bir yapı. Ödül yönetmeliğine sırtını dayamış antrenörler ve kulüplerle bu işin sağlıklı gitmeyeceği açık.” diyerek spordaki gelişmelerin planlı veya tesadüfi demek için derinlemesine bakmak gerektiğini ekliyor. Türkiye Boks Federasyonu Diğer branşlara nasıl örnek olabilir? Cimnastik, boks, okçuluk ve paralimpik sporlarda başarı sürdürülebilirliğini sağlarken, diğer branşlarda izlenebilecek örnek modellerin ne olduğuna dair Şevket Furkan Erbay voleybolu iyi bir model olarak gösterirken; “Görece başarı zaten vardı, ama bunu en üst düzey başarıya taşıdılar, düzenli bir gelir yarattılar. İyi bir kulüp sistemi ile bu sistemin taşıyıcısı milli takımlar beslendi. Karşılığında 2000'li yılların başından beri sürekli üzerine koyan ve makina gibi işleyen bir millî takım geldi. Sonuçta millî karşılaşmalar, ülke genelinde ilgiyi uyandırabilmek için eldeki en önemli malzeme. Voleybol da bunu iyi kullandı. Daha doğrusu kullanmıştı, bunu sürdürülebilir hâle getirdi. o açıdan iyi bir örnek.” ifadelerini kullanıyor. Hatice Yücel ise cimnastikteki federasyon koordinasyonuna değinerek, “Yıllardır gözümüzün önündeki yetenekli isimleri Ferhat Arıcan, İbrahim Çolak, Ahmet Önder, Ümit Şamiloğlu, iskelet kadroyu bir araya getiren, hedefte sınır tanımayan ve hayallerinin peşinden giden bir başkanın Suat Çelen bir spor branşını nasıl zirveye çıkarttığının en güzel örneğidir.” diyor ve “Yakın zamandaki Akdeniz Oyunları'yla birlikte şu dikkatimi çekti; sporcu havuzunu daha da büyüterek olimpik kafilenin dışında bu organizasyonlara özellikle de bazı branşlarda zirveye oynayacak sporcu gönderebilecek seviyeye gelmemiz gerektiğini düşünüyorum.” eklemesinde bulunuyor. Editörün notu: Türkiye’nin uluslararası müsabakalardaki başarılarını spor dalları özelinde inceleyerek Aposto'nun spor yayını Punto'da yer vereceğiz. Dosya serisini 23 Temmuz'dan itibaren okuyabilirsiniz.

15 Tem 2022

Voleybolda rallilerin en güzeli: VakıfBank-Fenerbahçe Opet Kupa Voley finali

Voleybol sezonu yoğun bir takvimle devam ederken twitterda maçları takip etmekte zorlandığımız o döneme giriş yaptık. Sosyal medyadaki voleybol kitlesinin giderek büyümesiyle bir twitter voleybol haberciliğinin oluştuğunu söyleyebiliriz. İlginin bu kadar yoğun olduğu bir spora hem analiz hem oyun okumalarıyla dahil olan g00dzella ile voleybolda gördüğümüz akıl almaz rallileri, liberoların önemini, bunun erkek ve kadın liginde nasıl bir oyun izlettiğini anlattık. Bunun dışında rüya takım kadromuzu kurduk, Vargas'ın millî takımda olmasının heyecan verişine da değindik. O sırada: Misli.com Sultanlar Ligi playoff etabı ilk maçında Eczacıbaşı Dynavit ile karşılaşan Fenerbahçe Opet maçı 3-1 kazandı. Türk Hava Yolları ise Misli.com Sultanlar Ligi Play Off yarı final etabının ilk maçında Vakıfbank’a 3-2 mağlup oldu. Kadınlar liginde erkekler ligine oranla daha çok ralli gördüğümüz için liberoların kadınlar liginde hem servis karşılamada hem oyun içinde, erkekler liginde ise liberoların servis karşılamada daha önemli olduğunu düşünüyorum siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Katılıyorum. Erkek voleybolunda yüksekliğin ve gücün daha ön planda olduğu aşikâr. Bu nedenle hücumlara defans yapmak kadın voleyboluna göre daha zor olabiliyor. Ama o hücumları yapabilmek için de iyi bir servis karşılamaya ihtiyaç var. Erkek voleybolcuların çoğunlukla smaç servis kullandığını düşünecek olursak servis karşılamanın önemi artıyor. Kadınlarda ralliler daha uzun sürebiliyor, bunun çok güzel örneğini VakıfBank-Fenerbahçe Kupa Voley finalinde izledik. Rakibin hücumunu defanstan çıkarıp pasöre iyi bir şekilde ulaştırmak kritik önem arz ediyor. Fenerbahçe Opet-Vakıfbank AXA Sigorta Kupa Voley finali 2019 Türkiye-Polonya maçından sonra izlediğim en keyifli maçtı. Sultanlar Ligi playoff mücadelesi veren takımlardan rüya takımı oluştursanız, nasıl olurdu? Playoff mücadelesi veren takımlar VakıfBank, Eczacıbaşı, Fenerbahçe ve THY. Hem rotasyon hem de istikrarsız performanslar nedeniyle rüya takım oluşturmak çok zor ama hem istatistiklerini hem de önemli maçlardaki performanslarını düşünerek rüya takımımı şu şekilde oluşturabilirim: ↩️Pasör: Cansu Özbay ↖️Pasör Çaprazı: Isabelle Haak 🖇️Smaçörler: Gabi Guimaraes, Arina Fedorovtseva 🚻Orta Oyuncular: Zehra Güneş, Beyza Arıcı ⚫ Libero: Ayça Aykaç Millî Takımı kadrosu -henüz- açıklanmadı, bu sezon Naz Aydemir Akyol olmayacak. Naz'ın yokluğu takımı nasıl etkiler, bu sezon için takım kadrosu nasıl oluşur? Bu soruyu geçtiğimiz yaz millî takım döneminden önce sormuş olsaydınız büyük ihtimalle olumsuz etkileyecektir derdim. Çünkü Naz tecrübesi ve soğukkanlılığıyla sorumluluk alabilen bir sporcu. Ancak geçtiğimiz millî takım döneminde tecrübesi ve soğukkanlılığına ihtiyacımız olan o anlarda beklenen performansı gösteremediğini düşünüyor büyük çoğunluk. Ben çok olumsuz etkileyeceğini düşünmüyorum ancak kim bilir, belki — keşke şimdi Naz olsaydı diyeceğimiz anlar olur. Geçen sezon olduğu gibi farklı takımlardan çağrılan oyuncuların yer aldığı geniş kadro açıklanacak, A ve B kadroları yoğun bir kampa girecek. Şimdiden başarılar diliyorum. Sultanlar Ligi’nde Playoff 1/4 etabı ilk maçında Melissa Vargas, Fotoğraf: fenerbahce.org Melissa Vargas yakında millî takımda oynayacak, bu konuda ne düşünüyorsunuz? Vargas millî takım için güzel bir fırsat, heyecan verici bir isim. Millî takım antrenörü Giovanni Guidetti ile daha da verimli bir oyuncu haline geleceğini düşünüyorum. Bilindiği üzere millî takım pasör çaprazımız Ebrar Karakurt. Ebrar da bu sene kendi gelişimini ön plana alarak İtalya’ya oynamaya gitti. Onun da ilerleyen yıllarda kendini geliştireceği düşünüldüğünde birbirini tamamlayacak çok iyi iki çaprazımız olacak. Bir de Aleksia Karutasu var tabi. Biri aksadığında diğerinden faydalanabileceğiz. Uzun yıllar pasör çaprazı pozisyonunda kafamız rahat olacak gibi duruyor. *Kulüp ve millî takım düzeyinde ulusal ve uluslararası voleybol turnuvaları kapsamında oynanan maçları, oyuncu performanslarını ve antrenör tercihlerini konuştukları Nokta Manşeti buradan dinleyebilirsiniz.

23 Nis 2022

Bir sporcu kendini iyi hissederek sporu bırakamaz mı?

Ash Barty kendini iyi hissettiğini söyleyerek emekli oldu, genelde tam tersini görüyoruz bir sporcu kendini iyi hissederek sporu bırakamaz mı izleyici olarak neden bu kadar şaşırdık? Barty’nin emekliliği beni şaşırttı ama bir taraftan da çok şaşırtmadı açıkçası. Çünkü Barty’nin geldiği yere baktığımızda ona sadece tenisçi demek çok mümkün olmayabilir. Şöyle; çok başarılı bir tenisçi WTA’de kadınlarda dünya 1 numarası, bunu istikrarlı bir şekilde sürdürüyordu ve sürdürebilecek bir noktadaydı. Ama hiç beklenmedik bir şekilde zirvedeyken, Avustralya Açık şampiyonluğundan sonra tenisi bırakmış oldu. Şimdi işin ucunda şöyle bir gerçek var; sporcuların çok başarılı oldukları için hayatlarını tamamen spor üzerinden var ettiklerini görüyoruz ki belki de gerçekten öyle. Ama ben bu noktada Barty’nin çok farklı biri olduğunu düşünüyorum. Varoluşunu sadece tenis üzerinde inşa eden bir tenisçi olmadı hiçbir zaman. Birazcık daha kendini fark eden ya da gerçekten o dönem neye ihtiyacı olduğunu dinleyen, farkındalığı çok yüksek, hayatta onu besleyen, sevdiği şeylere devam eden biri. Hırsları olan biri ama bizim alıştığımız illa belli bir şeyin içerisinde dibine kadar gitme hırsı çok fazla olan biri mi orası soru işareti. Fotoğraf: Criket Australia Aslında Barty’e baktığımızda netbol, kriket, golf, okçuluk gibi birçok branşa ilgili olduğunu da görüyoruz ki bir dönem tenisi bırakıp kriket oynayarak profesyonel olarak hayatına devam etti. 25 yaşında, tenis oynayabileceği uzun bir zaman dilimi varken ve zirvedeyken bunu yapıyor olmasının ardında — bu iş bana bu hazzı verdi ve bu benim için yeterli önemli olan hayatta istediğim şeyi yapmak — noktasında bir bakış açısı. Bu durum çok büyük bir sporcu olduğunu ve gerçekten bir birey olarak büyük bir farkındalığı olduğunu gösteren bir olay. Tabi ki de daha fazla izlemek isterdik buna şaşırmamızın ardında da bir sporcu başarılıysa ve iyi bir noktadaysa; onu yaşının götürdüğü, fiziksel olarak dayanabildiği yere kadar gitmesini bekliyoruz. Biz onları sadece sporcu olarak görüyoruz ama hayatta çok fazla başka rolleri de var; varoluş olarak bir birey olma, eş olma, kardeş olma, arkadaş olma gibi. Belli ki Barty hayatının merkezinde rolünü tenisçi olarak sürdürmek istemedi biz de buna şaşırdık. Çünkü bir şeye başlıyorsak ve çok iyiysek onu her zaman sürdürmeliyiz, hayatımızın merkezi olur diye bakıyoruz. Barty bunu biraz kırdı. Barty’nin birgün — tenis bana çok büyük keyif verdi ulaşabileceğim hedeflere ulaştım bu bana yeterli diyebileceğini düşünüyordum ama Avustralya Açık sonrası olacağını düşünmüyordum. Bu arada bu kadar farkındalığı olan bir tenisçinin tenise kattıkları da çok değerli, bütünsel bir sporcu ona sadece tenisçi demek az bile kalabilir. Başka bir spor yapmak isterse orada da başarılı olabileceğini düşünüyorum. Medyanın gitgide sporda hikâye odağını gençlik üzerinden yapması pek çok sporcunun küçük yaşlarda ilgi odağı haline gelmesine neden oluyor. Sporcuların fiziksel gelişimi yanı sıra mental gelişimlerini tamamlayabilmeleri için nasıl çalışmalar yapılıyor? Spor psikolojisinin amaçladığı şey; mental dayanıklılık oluşturmak, mental dayanıklılık kası geliştirmek. Bir sporcu nasıl bir kol ya da bacak kası geliştiriyorsa aslında küçük yaştan itibaren bir mental dayanıklılık kası da geliştirmeye ihtiyacı var. Bu da tabi ki düzenli olarak çalışmayla gerçekleşiyor. Bu noktada birçok çalışma yöntemimiz var; psikolojik beceri antrenmanlarıyla birlikte sporcularla belirli mental beceriler üzerine çalışıyoruz. Örneğin; hedef belirleme, motivasyon, konsantrasyon, duygu yönetimi ya da iletişim gibi pek çok mental beceriyi çalışmak üzerine kurulu ve sporcularla birlikte bu mental becerileri geliştirmek için belirli stratejiler çalışıyoruz. Fotoğraf: Yahoo Sport Australia Bu mental stratejiler; nefes egzersizi, içsel konuşma teknikleri ya da yoğunluklu olarak kullandığımız zihinde canlandırma tekniği gibi farklı farklı stratejileri oluşturuyor. Tabii mental gelişimi sağlamak günün sonunda hemen var oluyor gibi bir şey yok, çok küçük yaştan itibaren edinilmesi gereken bir alan. Çünkü sporda en büyük amaç aslında sporcunun kendi maksimumunu keşfetmek ve bu keşfetme süreci de sonsuz bir yolculuk. Mental gelişim, bu stratejilerle beraber sporcunun belirli zorluklarla karşılaştıklarında baş etme becerilerini güçlendirmesi onlara büyük bir katkı sağlıyor ve kendi sınırlarını biraz daha aşmalarını, birazcık da mental bariyer dediğimiz o bariyerlerin önünde daha rahat etmelerini sağlıyor. Araştırmalarda, fiziksel performansı birbirine yakın olan iki sporcuyu birbirinden ayırt eden en önemli özellik mental dayanıklılık olduğu bulunuyor. Yani bir yüzücünün saliseyle yarışta birinci olmasındaki en önemli faktör aslında mental olarak nasıl bir dayanıklılık gösterdiği ve o en kritik anla nasıl baş ettiğiyle alakalı. Takım sporları ile bireysel sporların mental açıdan bir farklılığı var mı? Tabii ki mental açıdan farklılıklar var çünkü içerisinde farklı dinamikler var. Örneğin; ben basketbolcu ile çalıştığımda sonuçta o sporcunun kendi dinamikleri ve kendi yolculuğu ile çalışıyorum ama aynı zamanda takımın dinamiklerini de bilmeye ihtiyacım var. O yüzden bir takım sporu söz konusu olduğunda o sporcunun bireysel olarak kendi motivasyon seviyelerini, konsantrasyon becerisini, duygularını yönetme becerisi gibi birçok beceriyi çalışıyorum. Takım arkadaşlarıyla, antrenörüyle iletişimi ya da grup dinamiklerine de çok hakim olmak gerekiyor. Takım sporlarında biraz daha dış faktör olabiliyor. Takımla değil o takım içerisindeki bir sporcuyla çalışıyorsam da bu grup dinamiklerine de müdahale etmek zor olabiliyor. Bir basketbolcunun performansı kendi istediği gibi gidiyor ama antrenörüyle iletişim problemleri yaşıyor diyelim. Bu noktada antrenörüyle açık iletişim kurmasını destekliyoruz ama günün sonunda her şeyi denedik ve karşı tarafta değişmeyen bir tavır varsa, her seferinde cezalandırma yöntemi uyguluyorsa o sporcuya bununla nasıl baş edebileceğini ve dayanıklılık gösterebileceğini çalışmam gerekiyor. O yüzden dinamikler farklılaşabiliyor.

26 Mar 2022

3 soru ile Formula 1 2022 sezonu

Geçtiğimiz sezon Hamilton - Verstappen arasında hep bir çekişme yaşandı bu rekabet yeni sezonda da devam edecek mi? Başka kimler dahil olabilir? Mali Selışık: Geçtiğimiz yıl muhteşem bir rekabet gördük ama bu yıl her şey yeniden başlıyor. — Tabii ki kazanmayı bilen takımlar ve pilotlar zirveye giden yolu yeniden öğrenmek zorunda değiller. Ancak bu kez Ferrari işin içine kesinlikle dahil olacak gibi görünüyor. Sezonun ilk yarışlarını görmeden sürprizleri tahmin edemesek de bu üç takım şimdiden zirveye yakıştırılıyor. Pınar Han Nuranel: Bu ikilinin bu sezon baş başa kalacağını düşünmüyorum. İlk yarışları görmeden performansla ilgili konuşmak çok iddialı geliyor fakat araç performanslarının durumuna göre bu sezon çok daha fazla isim potaya dahil olabilir. Russel Mercedes’e geçti, genç ve hırslı olduğu kadar başarıya aç. Sainz ve Leclerc ikilisi de ambiyans olarak birbirine uyuyor, iyi bir araçla rahatlıkla şampiyona potasında olabilirler. Keza iyi bir Mclaren’de Norris ve Ricciardo da sonuna kadar gidebilecek isimler. Şampiyona için bu isimlerin hepsi olmasa da bir kaç tanesinin dahil olabileceği bir sezon görebiliriz gibi. Fotoğraf: Maxf1 Geçiş konusu hassas bir konu, çok kolay olursa F1’in kalitesini düşecektir, çok zor olursa da tek düze yarışlara sebep olur. 40 yıl aradan sonra araçlarda yer etkisi yeniden kullanılacak olması yarışlarda ne gibi etkiler yaratacak? Mali Selışık: 1970'lerin sonu ve 80'lerin başındayken yer etkisi ortaya çıktığında aerodinami yeni yeni anlaşılabiliyordu ve yer etkisinin güvenlik açısından yasaklanması doğru sayılabilecek bir hamleydi. Günümüz Formula 1'inde ise performansı neredeyse sabit tutarak araçların birbirine daha yakın yarışabilmesinin yolu olarak yıllardır yer etkisi çözümü öneriliyordu. Ön ve arka kanatların yere basma kuvveti açısından öneminin azalması ve türbülansın minimuma indirilmesi en başta seyir zevkini arttıracak. Fakat bunun için takımların araç ayarlarındaki optimum noktayı bulması gerekiyor, bunu yakalayana kadar da testlerde gördüğümüz dalgalanma ve frenaj esnasında ön lastiklerinin kitlenmesi gibi problemleri sık sık izleyeceğiz. Önümüzdeki yıllarda standardize edilmiş bir aktif süspansiyon alternatif bir çözüm olabilir, bu yıl ise takımların araç yüksekliğini performansı koruyacak ancak dalgalanma yaşamayacak noktada ayarlaması gerekecek. Pınar Han Nuranel: F1 ve FIA 2022 araç tasarımlarında kirli havayı azaltıp, geçişi artırmayı hedefledi. Kağıt üstünde her şey çok mantıklı gözükse de pistte işler her zaman o şekilde yürümüyor. O yüzden bu değişikliğin etkisini pist üzerinden göreceğiz yine. Geçiş konus hassas bir konu, çok kolay olursa F1’in kalitesini düşecektir, çok zor olursa da tek düze yarışlara sebep olur. Bu yüzden umarım bu dengenin tutturulduğu bir yapı olmuştur. Her şekilde bu kadar büyük değişikliğin olması bize heyecanlı bir sezon verecek gibi gözüküyor. Fotoğraf: The Sport Rush Galibiyete ulaşmanın birden fazla yolu varsa FIA ve Formula 1 belki de tarihindeki en iyi kural değişikliğini getirmiş demektir. Sezon öncesi testlerde gösterdikleri performansla Ferrari dikkatleri üzerine çekmeyi başardı, bu yılın sürpriz takımı kim olur, neden? Mali Selışık: Sezon öncesi testlerde tur zamanlarından çok tur sayısına ve işleyişe bakmak gerekiyor. Her takımın programı, denedikleri ve yakıt yükü farklı olduğundan net bir tahmin yapmaya çalışmak suya yazı yazmaktan farksız. Ancak yeni kuralların ortaya koyduğu farklı konseptler ve neredeyse hiçbir aracın birbirine benzememesi güzel bir çeşitlilik. Belli başlı felsefeler var ve önümüzdeki yıllarda iyi olanlar öne çıkıp geride kalanlar elenecektir. Eğer galibiyete ulaşmanın birden fazla yolu varsa ve tüm bu konseptlerle başarıya ulaşmak mümkünse değmeyin keyfimize. O zaman FIA ve Formula 1 belki de tarihindeki en iyi kural değişikliğini getirmiş demektir. Pınar Han Nuranel: Ferrari’nin başarılı olduğu hiçbir zaman sürpriz olmaz, şahlanan at hak ettiği yere gelmiş olur. Bu sebeple sürpriz olarak Haas veya Alfa Romeo gelirse şaşırtıcı olur bence. Çok ihtimal dahilinde gözükmese de iki takımda bu sene deneyimli pilotları kadrosuna kattı. Onlardan gelen geri bildirimle orta ekipte sürpriz yaratabilirler. * Yarışa dair ön izleme için Vasıtalar podcasti , detaylar için Pınar'ın youtube kanalına göz atabilirsiniz.

19 Mar 2022

Umut Töre: Turkish Masters; draması bol, çekişmeli ve mücadele dozu yüksek bir final

Turkish Masters'ı snooker eğitmeni Umut Töre ile konuştuk. Türkiye’de ilk kez snooker turnuvası düzenlendi, Turkish Masters bu alandaki planlar için bize neleri gösterdi? Snooker ülkemizde sadık bir izleyici kitlesine sahip, popüler bir spor. Nirvana Turkish Masters bu anlamda ülkemizin ve snooker seyircisinin hak ettiği yüksek profilli bir organizasyon olma yolunda. Ancak benim dileğim ve organizasyonun planı edilgen, — yani izleyici durumundan, yüksek sayıda oyuncu yetiştiren ve bu anlamda bu spora katkıda bulunan bir ülke konumuna geçmek. Turnuvaya ev sahipliği yapacağımız bu 4 sene bu planları da yoluna koymak için önemli bir süre. En iyi şekilde değerlendireceğimizi umuyorum. Zaten ben de etkin bir şekilde organizasyon içerisinde bu konuyla ilgili çalışmalar yapacağım. Shaun Murphy, Fotoğraf: Socrates Neil Robertson ve Mark Selby turnuvaya iki gün kala çekildiler, bu iki oyuncunun turnuvadan çekilmesi oyuna nasıl yansıdı? Bu iki ismi ağırlamak tabii ki istediğimiz ve beklediğimiz bir şeydi ancak hafta boyunca ortaya konan mücadeleler bize bu spordaki her oyuncunun ne kadar değerli ve biricik olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ayrıca turnuvada boy gösteren isimler arasında Judd Trump, John Higgins, Mark Williams, Kyren Wilson, Ding Junhui ve Shaun Murphy gibi oyuncular var ki bu liste ile turnuvamız daha ilk senesinde prestijli bir organizasyon olarak anılmayı hak etti. Her sene daha da iyiye gideceğine eminim. Son olarak Türkiye’de gerçekleşen ilk Turkish Masters’ın şampiyonu sizce kim olur? Benim dileğim draması bol, çekişmeli ve mücadele dozu yüksek bir final olması yönünde. Yıllarca hatırlanacak bir final hem seyircimize hem de organizasyonumuza iyi gelir. Umarım pazar günkü iki seanslık maraton sonunda da hak eden kazanır.

12 Mar 2022

Karşıt yayıncılık: Sub Factory

"Bizimkisi sadece bireysel fayda gördüğümüzü ortaya koyarak arzu edenin de ondan beslenmesini sağlamak." Kendisini bu zaman kadar yapılmış ya da yapılmaya çalışılan yayıncılık tabirlerinin dışında bırakan Sub Factory ’nin kurucusu Şenol Erdoğan, Açık Radyo’da katıldığı Günün ve Güncelin Edebiyatı programında şöyle bir cümle kuruyor: "Metin beni ilgilendiriyorsa, bu metnin bana ulaştığında hissettirdiği şeyleri birinin de hissedeceğini düşünüyorsam onu nesneleştiriyorum. Bunun benim işime yaraması ya da beni mutlu etmesi, heyecanlandırması, düşündürmesi gibi şeylerin başka birinin de başına gelmesi beni heyecanlandırıyor." Sub’ın çıkardığı/çevirdiği kitapların skalasına baktığımızda; Japonya Noise Müziğin Doğuşu , Lana Del Rey’in David Lynchvari Suç Dünyası , John Cage: Mantar Adam , Björk: Görünmez Kadın , Amiri Baraka: Kültürel Edebi Kanon Blues ve Siyahi Estetik gibi müziğe dair Türkçe kaynakların kısıtlı olduğu konuları merak eden insanların var olduğunu bize gösteriyor. Evet biz müziği merak ediyoruz, nasıl yapıldığı teori kitaplarında bize zaten öğretiliyor fakat müzik bundan mı ibaret? Metinle kurduğu ilişkiyi bireysel fayda üzerine kurup ve okuyacak insanın da “bu konunun bir de bu tarafı var” diye düşündüren bunu ortaya koyarak kitap basan S ub Factory 'in kurucusu Şenol Erdoğan ’a sorduk. Sub Factory kitaplarını Kadıköy'deki Outro Record Store'da bulabilirsiniz Sub Press adından Sub Factory ismine bir geçiş oldu. Yayının geçmişine bakarsak bu değişim neyi ifade ediyor? Aslında ardına aldığı ve hatta alabileceği kelimeyle “konumu” değişmiyor SUB’ın, Sub kelimesi bize Şeyh Abdülvahit Yahya’dan yadigâr. Kelime İngilizce bir karşılığa sahip değil bizim kullanımımızda. Zaten “Press” takısı çok sonra gelmişti. “Factory” ile değiştirilmesi çoluk çocuğun somut yapılar haricinde hareket ederek sanalda ota püsüre “press” demesinden kaynaklandı. Baktık hatalı ve sık kullanılıyor, kaçtık. Sıklık ve hatanın var olduğu yerleri pek sevmeyiz. Lakin net olan şu ki; takısını bırakın kendisi dahi değişebilir, sabitlikler bizim dünyamızda mümkünsüzlüklerle eş. Kalıcı olan ya da kalıcılık inancımız var olmamıştır insan olarak. Diğer yandan da “Factory” birilerine aşırı gelen üretim hızımız için esprili bir ek oldu. Sub Factory’i biraz daha anlamak için soruyorum. Kendinize neden yayıncı olarak tanımlamıyorsunuz? Sanırım Instagram medyasının geldiği konum artık bir zamanların meşhur sorusu: “Her fotograf çeken fotografçı mıdır?” ı tarihe karıştırdı. Ama elbette ki cevabı dağ gibi sarsılmaz bir şekilde bakidir — soru ne kadar yokmuş gibi dursa da. “Sürücü” ile “Şoför” ü yakın geçmişte lisanslarda birbirinden ayırdılar. Yani her araba sürene şoför demiyoruz onlara sürücü diyoruz. Ahilik dahilinde olmayan ve gelişmeyen, gövdesiz herhangi bir yapıya kişisel olarak saygı ve sempati göstermediğimiz gibi; nüvesinde ticaret olan yani hareket derdi, amacı satmak olan yapılara da aynı şekilde bakıyoruz. Karşıt yayıncılık bizim ülkemizde müzik yayımcılığı üzerine kurulduğunu söylüyorsunuz, Sub Factory müzik yayıncılığında kendini nerede konumlandırıyor? Musiki bizim için arkaik kutların başlıcalarından, bu anlamda onu en fazla anlamaya ve idrak etmeye çalışabiliriz, bunu yaparken de kendi deneyimlerimizi insanlarla paylaşırız. Varlığın — burada insan —konumlandırıldığına inanan bir yapı olarak kendimizi herhangi bir yerde konumlandırmaktan korkarız. Bizimkisi sadece bireysel fayda gördüğümüzü ortaya koyarak arzu edenin de ondan beslenmesini sağlamak. Sağlamak derken bu bir amaç değil bir kendiliğindenlik. Sub Factory önümüzdeki dönem neler yayımlamayı düşünüyor? Arseny Tarkovsky şiirleri, Ferruhzad’ın şiirsel/imgesel etnografisi üzerine akademik bir iki iş, Şinasi Hisar, Andy Warhol’un fabrika işçileri, Sanatçı kitabı antolojisi, Joseph Jarman’ın tüm yapıtları gibi sırasız bir sıralama yapabilirim aklıma ilk gelenler bunlar.

25 Şub 2022

Super Bowl üçüncü kez Los Angeles'ta

Kaynak: Sports Illustrated Super bowl 1993'ten beri ilk defa Los Angeles'ta oynanacak. Bunun Los Angeles'taki olumsuz etkilerini öne sürerek karşı çıkanlar da oldukça fazla. Siz Super Bowl'un kente etkilerini nasıl değerlendirirsiniz? Tarık Küyük: Kent için trafik gibi olumsuz yanları olduğuna katılıyorum. Ancak kısa süreli bir etkinlik olması, etkinliğe gelecek insanların şehir ekonomisine katkı yapacak olması ve etkinlik özelinde birçok iş imkânı ortaya çıkması sebebiyle genel olarak kente etkilerini olumlu buluyorum. Akın Türkmen: Şüphesiz sadece NFL için değil ABD'deki tüm spor organizasyonları için Los Angeles kenti büyük bir önem arz etmekte. Öyle ki yapılan 5,5 milyar dolarlık stat aslında konuya ne kadar hassas yaklaşıldığının da bir ispatı olabilir. Super Bowl’un bu statta yapılacak olması aynı zamanda gelecekteki büyük organizasyonlar için birer milat olarak değerlendirilebilir ki bu da şehre ilgiyi daha da arttıracak gibi gözüküyor. Super Bowl tarihinde ilk kez konferanslarında ilk 3'ün dışında olan seri başları oynayacak. Tom Brady'nin futbolu bırakması ve Aaron Rodgers'ın da geleceğinin belirsizliğiyle düşününce bu günümüz takımları ve quarterbackleri hakkında neye işaret ediyor? Tarık Küyük: Tek bir playoff özelinden çıkarım yapmayı pek doğru bulmuyorum. Ne de olsa tek maç üzerinden oynanan ve çok fazla değişkene bağlı bir oyun. Ancak quarterback anlamında bir çağın kapanıp yenisinin içinde olduğumuz aşikar. Özellikle AFC'deki genç quarterback'lerin rekabetini uzun yıllar izleyecek olmak bir futbolsever olarak beni heyecanlandırıyor. Akın Türkmen: Özellikle Tom Brady’nin futbolu bırakması NFL’deki dengeleri bir hayli değiştireceği aşikâr. Nitekim Joe Burrow’un bu sene Cincinnati Bengals ile yaptıklarını düşündüğümüzde gelecek yıllarda da iyi bir koç ve quarterback’e sahip olan takımlar benzer başarıları tekrarlayabilir. İşe başlamadan önce gerekli dinamiklere uygun yapılan ve süreç içerisinde de bağlı kalınan planlar, takımlara istedikleri başarıyı getirebilir. Kaynak: PopCrush En sevdiğiniz Super Bowl konseri? Tarık Küyük: Canlı izlediklerim içinde Super Bowl LIV Shakira-Jennifer Lopez. Tarihte ise Michael Jackson'ın Super Bowl XXVII performansı. Akın Türkmen: Aslında iki sevdiğim iki Super Bowl konseri var. Birisi yine Los Angeles’taki Michael Jackson’un 1993 yılındaki performansı ve diğeri Super Bowl 50’deki Coldplay-Bruno Mars-Beyonce üçlüsünün şovu. Sanırım canlı izlediğim için Super Bowl 50 ile devam edeceğim

12 Şub 2022

2021 yılında en etkilendiğiniz spor olayı neydi?

Türkiye’nin Tokyo 2020'de geleneksel anlamda daha önce tarihinde çok büyük başarılara uzanamadığı jimnastik, yüzme gibi alanlarda özellikle jimnastikte bu kadar geniş bir başarıya ulaşması en etkileyici alandı. Kaan Kural: Başlı başına olimpiyatların yapılabilmiş olması 2021 yılında yeterli bir etkileyici spor olayıydı aslında. Burada Türkiye’nin geleneksel anlamda başarılı olmadığı, daha önce tarihinde çok büyük başarılara uzanamadığı jimnastik, yüzme gibi alanlarda özellikle jimnastikte bu kadar geniş bir başarıya ulaşması en etkileyici alandı. Olimpiyatın üç temeli vardır; jimnastik, yüzme, atletizm. Atletizmde de belli başarılar var ama onlar biraz daha devşirme sporcularla geliyor, yüzme ve jimnastikte kendi yetiştirdiğimiz sporcuların buraya gelmesi bence 2021 yılının en etkileyici spor olayıydı. Mete Gazoz: Bu yıl Türk sporuna değer katan birçok olay yaşandı ama benim için yılın spor insanı antrenörüm Göktuğ Abi’dir. Bizi 8 yıldır çalıştıran, gece gündüz emek veren ve olimpiyatlarda altın madalya almamı, dünya şampiyonasında ise takım arkadaşım Yasemin ile ilk madalyamızı almamızı sağlayan hocama sonsuz teşekkür ediyorum İlhan Özgen: Tabii ki İtalya'nın Wembley'de İngiltere'yi penaltılarla yenip Avrupa şampiyonu olması. Furkan Korkmaz: Yılın spor olayı, Mete Gazoz’un Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanan ilk okçu olması! Mete, çok büyük bir gurur yaşattı bize! Cedi Osman: Ülkemiz adına sportif anlamda çok başarılı bir sene geçirdiğimizi söyleyebilirim. Benim için Ergin Ataman’ın Euroleague kupasını kazanan ilk Türk antrenör olması ise yılın en çarpıcı spor olayı. Kaynak: Başak Atalay Sporu devletlerin ve sermayenin çıkarları için tepe tepe kullanıp bir yandan da “spora siyaset karıştırmayalım” tekerlemesini okumanın riyakârlığına karşı, güçlü bir ses çıktı. Tanıl Bora: Bence yılın spor olayı, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın politize olmasıydı. Final maçından sonra İngiltere’deki ırkçı hezeyan, bu politizasyonun çirkin yüzüydü. Turnuva boyunca hem takımların hem taraftarların "siyahların canı da candır" kampanyasına, Macaristan'ın LBGTİ+ insanlara uyguladığı ayrımcılığa karşı protestolara verdiği destek ise, güzel yüzü. Sporu devletlerin ve sermayenin çıkarları için tepe tepe kullanıp bir yandan da “spora siyaset karıştırmayalım” tekerlemesini okumanın riyakârlığına karşı, güçlü bir ses çıktı, şükür. Ferhat Arıcan: Birçok branşta çok değerli başarılar elde ettik. Tüm sporcuları, ailelerini ve antrenörlerini tebrik ederek başlayayım. En çarpıcı spor olayı Mete Gazoz’un Olimpiyat Oyunları’nda elde ettiği altın madalyadır. Mete, tüm dünyaya sportif başarısının yanı sıra, tavrı, tarzı, karakteri ile de müthiş bir rol model olduğunu gösterdi. Bahar Toksoy: Mete Gazoz’un Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanması tarihi bir olaydı. Ben en az başarı kadar, Mete Gazoz ve Yasemin Ecem Anagöz’ün Dünya Şampiyonası’nda ülkemize madalya kazandıran ilk çift olmasından da müthiş bir mutluluk ve onur duydum. Kadın ve erkeğin takım olmasına, birlikte yarışmasına olanak sunan okçulukta alınan bu başarının ülkemiz adına çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Kaynak: Başak Atalay Mete Gazoz’un Olimpiyat Oyunları’dan altın madalya kazanması, Ferhat Arıcan Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye'ye madalya kazandıran ilk cimnastikçi olması! Yasemin Ecem Anagöz: Mete Gazoz’un Olimpiyat Oyunları’dan altın madalya kazanması, Ferhat Arıcan Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye'ye madalya kazandıran ilk cimnastikçi olması! Her ikisinde de o madalyaları kendim kazanmışım kadar duygulandım. Ne kadar zor elde edilen başarılar olduğunu o kadar iyi biliyorum ki! Sarper Günsal: Bu yılın en önemli spor olayı sanırım Tokyo Olimpiyatları’ydı ama yine sanırım ki en etkileyicisi değildi. Pandemi nedeniyle bir yıl ertelenmesi ve çok kısıtlı bir seyirci kitlesi tarafından takip edilmesi oyunların etkisini düşürdü. İlgilendiğim sporlar açısından baktığımda ise Flandre Turu’nun finişini ve zor şartlarda koşulan Paris-Roubaix yarışını en heyecan verici müsabakalar içine yazıyorum. Bir de golfte U.S. Masters turnuvasını kazanan H.Matsuyama’nın caddie'sinin meşhur golf sahası Augusta’ya “ojigi” selamıyla şükranlarını sunması kişisel olarak çok duygulandığım bir andı. Buğra Balaban: 2021 yılının beni en etkileyen spor olayı Gianmarco Tamberi ile Mutaz Essa Barshim'in beraber kutladıkları altın madalya oldu. İki rakibin altın madalyayı paylaşmayı kabul edip oracıkta kucaklaşmaları başlı başına güçlü bir görüntüydü. Bunun yanında, ikilinin çok eskiye dayanan arkadaşlıklarına dair detaylar, olayı unutulmaz kıldı. Tamberi, Rio 2016 Olimpiyat Oyunları yaklaşırken ayağını kırıp olimpiyatı kaçırınca büyük bir duygusal buhrana giriyor. Sonraki süreçte iyileşip müsabakalara katılmaya başladığında istediği yükseklikleri atlayamıyor ve otel odasından çıkmaz, kimseyle konuşmaz bir hale bürünüyor. Barshim bunu fark edip Tamberi'nin odasına gidiyor, zorla kapıyı açtırıp her şeyin yoluna gireceğini, toparlanma sürecinin zaman almasının doğal olduğunu anlatıyor. Bir açıdan Tamberi'yi yeniden inandıranların başında geliyor. Tüm bunların üzerine olimpiyat kürsüsünü paylaşmaları şahaneydi. Kaynak: Olympics Biles, en büyük sahnede madalyayı değil, sağlığını ön plana aldı ve mental sağlığı konuşulur, tartışılır, kabul edilir hale getirdi. Nihan Cabbaroğlu: 2021, spor ile birlikte akıl ve ruh sağlığının sıkça konuşulduğu bir yıl oldu. Bu fitili yakan da, Simone Biles’ın, olimpiyatların yüzü olmuşken yarışmadan çekilip, son alette her şeye rağmen çıkıp bronz madalya almasıydı. Biles, en büyük sahnede madalyayı değil, sağlığını ön plana aldı ve mental sağlığı konuşulur, tartışılır, kabul edilir hale getirdi. Bu açıdan, sporda etkisi yıllar içinde daha da iyi anlaşılacak bir değişimi başlatmış oldu. Eren Akın: Abu Dhabi GP ve Max Verstappen’in şampiyonluğu. Tarihi bir F1 sezonu yine tarihi bir sonla bitti. O pazar günü Abu Dhabi’de yaşananlar tarih boyunca hatırlanacak. Başak Can: Anna Kiesenhofer’ın Tokyo 2020 yol bisikleti yarışını kazanması, bence 2021’in en iyi spor olayıydı. Kiesenhofer, ilk kilometrede başlayan kaçışıyla kimsenin beklemediği bir zafere uzandı . Ayrıca amatör şekilde bisiklete devam eden Anna'nın aslında matematik doktorasına sahip bir akademisyen olması, başarısını daha ilgi çekici kılıyor. Kaynak: Cycling Today Tokyo Olimpiyatları'na katılan kadın sporcuların başarısının toplumsal önyargıların yıkılması adına çok önemli olduğuna inanıyorum. Giovanni Guidetti: Sporun galibiyetler, madalyalar, kupalar ötesinde dünyayı değiştirebilecek bir gücü var. Tokyo Olimpiyatları'na katılan kadın sporcuların başarısının toplumsal önyargıların yıkılması adına çok önemli olduğuna inanıyorum. Olimpiyatlar sonrası birçok ailenin kız çocuklarının profesyonel sporcu olmasını daha fazla destekleyeceğinden eminim. Başak Koç: Ülke tarihimize Olimpiyat Şampiyonluğunu getiren okçumuz Mete Gazoz'un başarısı 2021 için "en" olarak ömür boyu gösterilecek. Bu başarıya 360° bakmak gerek ve o yüzden daha da anlamlı. Aile ile birlikte okçuluk sporunda yetişen bir şampiyon; sabırla kavrulmanın, stratejik beslenmenin, sevgi ile güçlenmenin, özgüven ile yoğrulmanın, hedefe kilitlenmenin de göstergesi çünkü. Tarihe ilkleri yazmak hiç kolay değil. Hele ki bizler gibi sabırsız milletin sebatla bir iş üzerine yoğunlaşması. Her anlamda başarı hikayesi. Tebrikler tekrar. Enes Kanbur: Spor dünyasında çok yoğun bir yıldı 2021. Dolayısıyla “yılın spor olayı” olarak nitelenebilecek birçok şey yaşandı. Formula 1’in unutulmaz finali, Tokyo 2020’deki rekorlar, İtalyanların sürpriz başarıları ilk akla gelenlerden. Ancak bir olay var ki, bir daha tekrarlanmasının çok güç olması itibarıyla diğerlerinden ayrılıyor: Olimpiyatlardaki Erkekler Yüksek Atlama Finali. Rekorlar yine kırılır, sürprizler yine yaşanır ama Mutaz Essa Barshim ile Gianmarco Tamberi’nin yaptığı gibi bir olimpiyat altınının dostça paylaşılması bir daha tekrarlanmayabilir. Sporla ilgisi olmayanların bile gözlerini doldurabilecek o altını paylaşma kararı sonrasındaki sarılma anı, bu sebeple 2021’in benim için en unutulmaz sportif anıydı. Aras Yetiş: Emma Raducanu’nun elemelerden gelerek, set kaybetmeden kazandığı Amerika Açık zaferi. Kaynak: Başak Atalay Lig tarihinde görülmemiş olsa da “yılın olayını” seçerken sahanın içinde kalmayı tercih ediyorum ve Milwaukee Bucks’ın 50 senelik şampiyonluk hasretini bitirmesi diyorum. Miray Çavuşoğlu: NBA’de 2021, 2020’ye benzer şeklinde Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçti. Bu durumla bağlantılı olarak yaşadıklarımız lig tarihinde görülmemiş olsa da “yılın olayını” seçerken sahanın içinde kalmayı tercih ediyorum ve Milwaukee Bucks’ın 50 senelik şampiyonluk hasretini bitirmesi diyorum. Giannis Antetokounmpo, Khris Middleton ve Jrue Holiday’in önderliğinde gelen şampiyonluğun ardından yapılan kutlamalar gerçekten görülmeye değerdi. Şampiyonluğu özlemiş bir şehrin zafere uzanması her zaman keyifli bir hikaye. Umut Töre: Mete Gazoz'un olimpiyat oyunlarında kazandığı altın madalya. Bireysel bir spor olması ve içerisindeki ağır psikolojik etkenlerden dolayı okçuluk ve snooker, performans haliyle birbirine yakın iki spor. Dolayısıyla Mete’nin genç yaşında elde ettiği bu başarı beni çok etkiledi. Bizim snooker ortamımızın da bu başarıdan çıkaracak dersleri olduğunu düşünüyorum. Ali Konavic: 2021, Covid sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi spor dünyasında da -belki 2020 kadar olmasa da- bir gariplikler yılıydı. Ancak tüm bu beklenmeyen hadiselerin dışında, aslında beklenen ama bir yandan da hiç yaşanmayacakmış gibi gözüken bir olay daha yaşandı; Barcelona’da Lionel Messi dönemi sona erdi. Messi’nin ayrılışı, sadece şu açıdan dahi baktığınızda yakın dönemin en büyük olaylarından biri; kimilerine göre tarihin en büyük oyuncusu takım değiştiriyor. Bu bile başlı başına yılın en büyük haberi olabilir. Ancak bunun da ötesinde Messi, Barcelona’yı Barcelona yapan tarama, yetiştirme, altyapı ekolünü ve sahada da bambaşka bir oyunun liderliğini temsil ediyordu. Zaten son dönemde tükete tükete tortusu kalan o efsane takımın artık kepengi indirmesi demekti bu. Kendi kaynaklarıyla var olmak futbolun en sevilen hikayesi olsa gerek. Barcelona onu da aşarak büyük oranda kendi kaynaklarıyla bir süper güç oldu. Şimdi o hikayenin ana kahramanı, hem de bu hikayenin tam karşısına konumlanmış bir takıma gidiyor. Kaynak: Red Bull Racing Gözlemleyebildiğim kadarıyla spor dünyasında bütün dünyayı Verstappen’in dünya şampiyonu olması kadar etkileyebilen bir şey hiç olmadı. Emre Yazıcıol: Bu sene olimpik yıldı önemli şeyler oldu ama benim gözlemleyebildiğim kadarıyla spor dünyasında bütün dünyayı Verstappen’in dünya şampiyonu olması kadar etkileyebilen bir şey hiç olmadı. F1’den hiç anlamayan ve izlemeyen bir insan olarak söylüyorum. Tabii son yarıştan ve olaylardan bahsetmeye gerek yok ama bu kadar anlamayan birisi olarak benim bile çok malumum oldu, çok konuşuldu bu da ne kadar büyük etki yarattığını gösteriyor. Erman Yaşar: Lionel Messi’nin Arjantin’le sonunda bir kupa kazanması, Copa America 21 Şampiyonluğu. Anlat Spor Olsun: Zihin sağlığı 2021'de spor dünyasının merkezinde yer aldı. Tenis yıldızı Naomi Osaka, bu yıl Fransa Açık'tan çekilirken, mental sağlığa dikkat çekti ve dünyanın dört bir yanındaki sporcuların büyük bir savunucusu oldu. Tüm zamanların en iyi jimnastikçisi olarak selamladığımız Simon Biles, beklenmedik bir şekilde Tokyo Olimpiyatları'ndan geri çekildi. Dünyanın gözleri önünde gelen karar; zihinsel ve fiziksel sağlığın değeri hakkında spor dünyasını derin bir tartışmaya yönlendirdi Serbest Atış: Christian Eriksen çapında bir oyuncunun, tüm dünyanın gözleri önünde yere yığıldığı anlar, günümüze dek tanık olduğumuz ve belki de kimileri için sporun tutkusunu borçlu olduğu dramatik olay örneklerini farklı bir boyuta taşıdı. Profesyonel sporun insan sağlığına etkilerini yeniden sorgulatan “Eriksen’in Düşüşü” bize göre 2021’in en etkileyici spor olayı oldu. Premiercast: Mohammad bin Salman başkanlığını yaptığı Kamu Yatırım Fonu’nun Newcastle United’ın hisselerinin %80’ini alması hem Premier League’de hem de dünya futbolunda bir kırılmaya sebebiyet verebilir. Yeni bir PSG olma hayaliyle yanıp tutuşan Magpies, Malaga’nın başına gelenleri unutmamalı. Kaynak: Champs Bienal, Başak Atalay

28 Ara 2021

Sokaktan Olimpiyat Oyunlarına: 3X3 Basketbol

Tek pota, ampul, sokak. Okul bahçesinde ve parklarda basketbolla ilişkimizi tanımlayan bu birkaç kelime artık Olimpiyat Oyunları’nın bir parçası. Televizyonda, bazen sabahın ilk ışıklarına kadar uyanık kalarak bazen de parkede Euroleague logosuyla izlediğimiz sporu sokağa uyarlama biçimimiz bu yıl ilk defa Tokyo’da Olimpiyat Oyunları’nın madalya podyumunda kendisine yer buldu. Kaynak: Red Bull Sokaktan kurumsala: Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) yaptırdığı bir araştırmaya göre dünyadaki kent sporları arasında en popüler takım oyunu olan sokak basketbolunun kurallarının Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) tarafından tanımlanması ve resmi turnuvaların ortaya çıkmasıysa yaklaşık 15 yıl öncesine dayanıyor. FIBA’nın 2007’de evrensel kurallarını ilan ettiği ve sahada sınırladığı oyuncu sayısıyla isimlendirdiği 3x3 basketbolun kendisine profesyonel olarak yer bulduğu ilk resmi uluslararası turnuva 2010’da Singapur’da düzenlenen Dünya Gençlik Oyunları oldu. Bundan bir yıl sonra, 2011’de ise FIBA tarafından düzenlenen ilk millî takım etkinliği olan U18 Dünya Şampiyonası düzenlendi. Bu organizasyonların gördüğü ilgiyi göz ardı etmeyen FIBA, 2012’de takımların şehirleri temsil ettiği ve para ödülü kazandığı FIBA 3x3 Dünya Turu’nun lansmanını yaptı. 3x3 basketbolun popülaritesi git gide artıyordu. 2010’ların ikinci yarısıyla birlikte 3x3 basketbol artık IOC’nin de radarına girmişti. Özellikle gençlerin Olimpiyat Oyunları’na olan ilgisini artırmak için yeni sporları dahil etme arayışı içinde olan Komite süre olarak daha kısa olan, daha fazla hareketin olduğu ve gençler arasında daha popüler olan branşlara yöneliyordu. Rio’da düzenlenen 2016 Yaz Olimpiyatları’nda ilk kez düzenlenen 7’li rugby turnuvasının gördüğü ilgiyle birlikte bu sporların Olimpiyat’a dahil olma şansı daha da arttı. 3x3 basketbol da bu trendin etkisiyle 2017’de Olimpiyat Oyunları programına dahil edildi. Kaynak: Red Bull Kuralsızlığın ve mevkisizliğin özgürlüğü var. - Kıvanç Dinler, Alsancak Premium 3x3: basketbolun başka hali: 3x3 basketbol, salonda oynanan basketboldan sadece kurallar ve oyuncu sayısıyla ayrılmıyor. Oyuncuların deneyimleri de oldukça farklı. Örneğin salon basketbolunda oyuncuların parkede bağlı kalmak zorunda olduğu mevkilerin 3x3 basketbolda olmayışı yaratıcılık için daha çok alan sağlıyor. Oyunun spontane ruhu, antrenman saatlerinin olmayışı gibi özellikler de 3x3 basketbolu oynayanların salon basketbolu oyuncularına göre kendilerini daha özgür hissetmelerini sağlayan önemli faktörlerden. Kaybetmenin insanı bir yere taşıma potansiyeli her zaman kazanmaktan fazla. - Furkan Yılmaz, 3x3 basketbol oyuncusu Sokak basketbolunda kaybetmek: Kaybetmenin deneyimlenmesi çoğu insan için değişkenlik gösterse de sokak basketbolunda kaybetmeyi eğlenceli bir deneyim olarak görmenin rahatlığı var. Kaybetmeye karşı önyargıların yıkılmasını sağlayan ve oyunun her koşuluna odaklanan bir organizasyon. Kaybetmenin insanı bir yere taşıma potansiyeli her zaman kazanmaktan fazla. 3x3 basketbol anlatmak: Basketbol spikeri Buğra Balaban ve Nihan Cabaroğlu'na sorduk. Salon basketbolu ve 3x3 basketbolu, iki spor dalını da anlatıyorsunuz. Anlatırken değişen dinamikler neler, teknik kurallar dışında siz anlatıcı olarak nasıl farklılıklar gözlemlediniz? Buğra Balaban: Anlatıcı tarafında iki disiplin arasındaki ana fark tempo. 5x5 basketbolda takımlar topu rakip sahaya taşırken geçen süre, spikerler için de soluklanma fırsatı yaratır. Öte yandan 3x3 basketbolda bir basketi takip eden birkaç saniyede sıkça diğer takımın şuta kalktığını görüyoruz. 30’ar saniyelik birer mola ve serbest atışlar hariç hiç durmayan bir aksiyondan bahsediyoruz, algılarımız her daim açık olmak zorunda. FIBA’nın sıkça altını çizdiği kapsayıcılık mevzusu da ana farklardan biri. Bugün 5x5 basketbolda hâlâ bir erkek maçında kadın hakem görünce şaşırabiliyorken uluslararası 3x3 turnuvalarında DJ’lerden hakemlere, müsabakaya katılan takım sayılarından anonsörlere kadın-erkek sayısı eşit tutulmaya çalışılıyor. Sokak basketbolunun kurumsallaşması 2010 yılı Gençlik Oyunlarına dahil edilmesiyle ile resmi olarak başladı ve bu sene Tokyo olimpiyatlarında izledik. Bu kurumsallaşma süreci sokak kültürüyle olan bağını nasıl etkiledi? Nihan Cabbaroğlu: Kurumsallaşma sürecine giden her bir spor bir anlamda ticari bir boyut kazanıyor tabii ki. Markaların ve kurumların bir ekonomik potansiyel görmesi, bir branşa ne kadar yatırım yapılacağını etkiliyor. Bu markalaşmanın etkisini görmek için henüz erken, biraz daha zamana ihtiyaç var. Diğer taraftan Tokyo 2020’ye dahil edilen yeni sporlar 3x3, tırmanış ve kaykay konusunda herkes farklı fikirlere sahip, ama tek bir gerçek var, bu sporlar kitlelere ulaştı ve milyonlar tarafından konuşuldu. Ben, bu sporların bu sahnede yer almasının, sokakta oynayan gençlere saygıyı arttırdığını düşünüyorum. Şehrin göbeğinde doğup büyüyen bu aktiviteler artık olimpik bir spor, bu nedenle sokakta kaykay yapan çocuklara, basketbol sahasında tek pota oynayan gençlere bakışlar bir ölçüde değişiyor. Marjinal görünen bu branşların artık ciddiye alınıp yatırım yapılan bir “spor dalı” olarak görülmesi, bu sporları yapanlar için büyük bir değişiklik olmasa da, şehirde yaşayıp potaların yanından geçenler için bir farklılık yaratacaktır.

19 Kas 2021