aposto-logoÇarşamba, 29 Mart 2023
aposto-logo
Çarşamba, Mart 29, 2023
Upgrade to Premium

Stan #16: Eylül Aytan

Doğaüstü varlıklar ve vampirler—hayran oldukların seni nasıl etkiledi, Eylül?

🦸‍♀️ Stan: Eylül Aytan
✏️ Röportaj: Alara Demirel

“Hayran olduğum şey,” diye başlayan cümleyi nasıl devam ettirirsin?

Hayran olduğum şey o kadar fazla ki! Doğanın içerisindeki dengeye, şehirdeki karmaşaya, daha iyisi için yorulsa da çalışmaya devam edenlere, bazen kendime… Şimdi bu güzellemeleri geride bırakıyorum ve hayran kişiliğimi ortaya çıkarıyorum. Çünkü söz konusu hayran kültürüyse benim en çok konuşmak istediğim DOĞAÜSTÜ VARLIKLAR VE VAMPİRLER!

Küçükken sanıyorum ki neredeyse her gün Little Vampire filmini izliyordum. Daha sonrasında bu Twilight kitaplarına, The Vampire Diaries ve True Blood dizilerine dönüştü. Lisede çalışma masamda Ian Somerhalder posteri, dolabımın üzerinde de Robert Pattinson’ınki vardı. 15 yaşındayken sırf vampirli diye en yakın arkadaşımla Jim Jarmusch’un Only Lovers Left Alive filmini izliyor ve hiçbir şey anlamıyorduk. Bir ara hatta vampirolog olmak için de tutturmuştum.

🎬 Only Lovers Left Alive


Küçükken hayran olduğun evrenler var mıydı?

Kendimi bildim bileli bilincimdeki doğanın üstünde olduğuna inandığım evrenlerin büyüsüne kapılıyorum. Vampirlerin, cadıların ve “tuhaflıklar”ın olduğu evrenler beni hâlâ çok heyecanlandırıyor.

Küçükken kendimi Engizisyon mahkemesine acı çektiren bir cadı, doğanın içinde bir kurda bir kuşa dönüşen şekil değiştiren olarak hayal etmek ve bunlarla ilgili oyun oynamak çok hoşuma gidiyordu. 

Ayrıca benim için ilk feminist Lilith, kurduğum hayallerde en yakın arkadaşımdı. Kendi yarattığım hikâyelerle bu hayran olduğum evrenlerin parçası olmaya çalışırdım. Sanırım tüm yarattığım hikâyelerde de gerçekteki kişiliğimin aksine kızgın bir çocuktum. Bu yüzden de dertlerimi çözmek için doğaüstü bir güce bürünmek bana iyi hissettiriyordu.

Hayran oldukları seni, hayatını ve üretimlerini nasıl etkiliyor?

Hayran olduğum karakterler ve hikâyeler sayesinde doğanın bildiğim ve bilmediğim gerçekliği arasında kafa yorduğum bir hayatım var. Sınırların neler olduğunu üretimlerimde ve hayatımda keşfetmekten heyecanlanıyorum. 

Ayrıca küçüklüğümden beri hayranlık duyduğum bu doğaüstü karakterler, kendi meseleleri olan kişilerdi. Mesela daha okumayı bile bilmediğim zamanlarda bana anlatılan Lilith veya cadıların hikâyesi sayesinde feminizmle tanıştım. Bugün de dertlerimin etrafında ürettiklerimin, kişiliğimin ve hayatımın merkezinde küçükken dinlediğim, bazen sinirlendiğim bazen hayran olduğum hikâyeler var.

🧛🏻‍♂️ Eylül, Drakula'nın şatosunu ziyaret ediyor


Hayran oldukların ürettiklerinle kesişiyor mu?

Kesinlikle kesişiyorlar. Öncelikle küçükken hayran olduğum evrenlerin parçası olabilmek için hikâyeler yazıyor olmam bugün üretmek için yazıyı seçmiş olmamın en önemli sebeplerinden birisi bence.

Küçüklüğümden beri insanların “Böyle bir şey yok, bırak artık,” dediği hikâyeleri deşmemin beni bugün sabırlı ve meraklı bir araştırmacıya dönüştürdüğüne inanıyorum. Dert edindiğim meseleler, bildiğim sınırların dışından bakmayı öğrenmem için teşvik etti.

İçinde yaşamak istediğin evren hangisi? Orası nasıl bir yer?

İçinde yaşamak istediğim evren birbirimize destek olurken kolektif, başkasının sınırlarına girmediğimiz sürece kendimiz olmamıza da alan tanıyacak kadar bireysel. 

Özellikle şu an yaşadığımız düzendeki haksızlıkları ve eşitsizlikleri görünce kimsenin korkmak zorunda kalmadığı, herkesin eşit kaynaklara ulaşabildiği bir evrenin içerisinde yaşamak isterdim.

Liked this story? Share it.

Related Keywords

cadı

Alara Demirel

Little Vampire

The Vampire Diaries

True Blood

Ian Somerhalder

Robert Pattinson

Jim Jarmusch

Lilith

Liked this story

Add to Saved

Add to Read Later

Share

Published in

🍎 Twilight dönemi: Team Edward mısın?, Toffee Nut Latte içmek, Eylül Aytan

Newsletter & Author

Fanon

Fanzin kültürünü dijitale taşıyan Fanon, popüler kültürle ilişkili konuları her hafta çarşamba günü 18.00’de ele alıyor.

;