Yapay zeka çağı ve elektrik

Piyasaları uzun süredir domine eden ve bugün fiyatlama balonu tartışmalarını da beraberinde getiren yapay zeka hikayesinde artık konu yalnızca çipler, modeller ya da yazılımdan ibaret değil. Sistemin bekasının ön şartı olan “sonsuz” elektrik talebi eşliğinde şebeke kapasiteleri ve veri merkezi altyapısı tartışmaları giderek ana temaya dönüşüyor.
Yapay Zeka kanadında yatırımcı coşkusu büyürken konuya odaklanan Uluslararası Enerji Ajansı, “Yapay Zeka olmadan enerji, enerji olmadan da Yapay Zeka olmaz” çerçevesiyle veri merkezlerini bu dönüşümün merkezine koymuş durumda. Ajansa göre, veri merkezlerinin küresel çaptaki toplam elektrik tüketimi 2030 yılına kadar kadar 945 TWh seviyesine (Japonya’nın bugünkü yaklaşık tüketimi) çıkabilir. Bu değer, bugünkü tüketimin iki katından fazlası anlamına geliyor. Berkeley Lab imzalı bir diğer analizde 2023 yılında ABD’de tüketilen elektriğin %4,4’ünü alan veri merkezlerinin toplam içinde alacağı payın 2028 yılında %6,7 ila %12 arasına yükseleceğini belirtiyor. Kısacası elektrik artık ucuz ve bol bir girdi olmaktan çıkıp, arz sorunu kalıcı olarak çözülmediği takdirde büyümeyi sınırlayabilecek temel üretim faktörüne dönüşüyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Lex Strategic Advisory Kurucusu

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.




