Seden Mestan

Seden Mestan

Yazar ve editör. İstanbullu ama ilişkisi gitgelli.

Tanışalım

Şu anda yazarlık ve editörlük yapıyorum, eğer bunu yapmasaydım radyoculuk yapmak isterdim. Radyoculuğun o seslerle birleşen gizemli dünyasının tadı çok başka geliyor bana. 

İstanbul’da Kemerburgaz’da yaşıyorum, kalbimde de hep İstanbullu oldum ama bir süredir bu ilişki bende de gitgelli. Âdeta toksik bir ilişki.

Mahalle kavramı bana göre günlük rutinler anlamına geliyor. Bir mahallede kendi rutinimi dahil edebileceğim rahat ve güvenli bir ortam bulabilirsem kendimi oraya ait hissediyorum. 

Mahallede kafa dinlenecek ağaçlık yerler benden sorulur. Şehrin kalanındaysa şöyle arkadaşlarla rahat rahat oturup yiyip içilecek mekanlar. Şöyle bir rahatlamayalım da ne yapalım?

Kendimi Sultanahmet’te turist; hızla değişen dinamiklerine hiçbir şekilde yetişemediğim Eminönü’nde yabancı; Beyoğlu’nda yerli hissediyorum. Hayatımın hiçbir döneminde Beyoğlu’nu bırakmadım. Diğer yandan “geri aldık” diye ahkam kesenlere ve popülist nostaljilere biraz kızgınım, elitist bir yerden gelen hezeyanlar sanki bunlar.

Ne var ne yok?

Son zamanlarda aklımda hep dünyada ve hayatlarımızda tüm bu olup bitenlere rağmen nasıl hâlâ akıl sağlığımızı koruyabildiğimiz sorusu dönüyor. Ya da gerçekten koruyabiliyor muyuz?

Bugünlerde yapay zekanın yaratıcı endüstriler söz konusu olduğunda neler yapabileceğine dadandım. Moda alanında çalışan tasarımcılar için görseller yaratan bir yapay zeka platformunun içerik üreticiliğini üstleniyoruz ve gördüklerim beni gerçekten şaşırtıyor. Hayır, yapay zekadan endişe duyan biri değilim. Henüz.

Bu ara Fransız müzisyen Voyou’nun “Les royaumes minuscules” albümüne dadandım. Geçtiğimiz Şubat ayında Salon İKSV’deki konserinden beri sürekli Voyou dinliyorum zaten ama bu albüm müziği ve hisleriyle bahara o kadar yakışıyor ki!

Son seyahatimde Londra’daydım. Buradaki keşiflerim parklar oldu. Londra’daki parkların çözemeyeceği sinir, stres, depresyon yok diye düşünüyorum.