Tarih boyunca cami, kilise, cemevi gibi ibadet yapıları katı biçimsel kurallarla tanımlandı. Bu tekrar eden formlar, inancı somut mimari kalıplarla eşleştirerek kutsallığı neredeyse tek tip bir mekansal ifade ile özdeşleştirdi. Oysa modern çağda inanç biçimlerinin çeşitlenmesi ve kent yaşamının dönüşmesi, kutsal mekanlara dair mimari yaklaşımları da köklü biçimde etkiledi. İbadet mekanları, sabit tipolojilerden çıkıp günlük hayatla iç içe geçen, çok işlevli alanlara dönüşmeye başladı.
Ancak tüm bu dönüşüm, kutsal mekanların ortak amacını değiştirmiyor: İnsanın gündelik olandan sıyrılıp ruhani olana yönelmesini sağlamak. Peki, kutsal mekanlar çağdaş mimarlıkta ne ölçüde değişebilir, kutsallığı koruyarak toplumsal ve mekansal dönüşüme nasıl ayak uydurabilir?
Bu sorunun yanıtını ararken küresel örnekler ile Türkiye’den Sancaklar Camii’nin mimarı Emre Arolat ve Balçova Cemevi’ni tasarlayan Nevzat Sayın’ın görüşlerini mercek altına aldık; mekansal dönüşüm, toplumsal işlev ve ibadet kavramının mekanla ilişkisi bağlamında modern mimarinin sunduğu yeni yaklaşımları inceledik.

Holy Redeemer Kilisesi ve Toplum Merkezi | Eskiz: Menis Arquitectos
Fransız sosyolog Henri Lefebvre, mekanı toplumsal ilişkiler, güç dinamikleri ve gündelik yaşam tarafından sürekli üretilen “yaşanan” bir toplumsal ürün olarak tanımlar (Lefebvre, 1974). Bu bakış açısı, mekanın sabit ve değişmez bir nesne olmaktan ziyade, zaman içinde toplumsal dönüşümlerle birlikte yeniden anlam kazanan dinamik bir yapı olduğunu ortaya koyar.
Günümüzde mekansal tipolojilerin sınırlarının esnekleşmesi ve daha geçirgen, akışkan hâle gelmesi, geleneksel olarak tekil bir işlevle tanımlanan ibadet yapılarının da dönüşümünü beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm, kutsallığın anlamını değiştirmeden, kutsal deneyimin mimari olarak nasıl üretildiğine dair yeni sorular ortaya çıkarıyor.

Church of Light | Mimar: Tadao Ando
Bu bağlamda, ibadet mekanları gerek form gerekse anlam düzeyinde dönüşümün merkezinde yer alıyor. İnanç, doğrudan düşünce biçimleriyle ilişkili bir kavram olduğu için, mimariye yansıması da yalnızca biçimsel değil, aynı zamanda anlamsal bir okumayı gerekli kılıyor.
Tadao Ando’nun tasarladığı Church of the Light, bu yaklaşımın güçlü örneklerinden biri. Geleneksel süslemelerden arındırılmış yapıda kutsallık, betonun ağırlığı ve haç biçiminde mekana giren doğal ışık aracılığıyla kuruluyor. Ando’nun bu yapısı, dinî sembolleri minimuma indirerek, ruhani deneyimi doğrudan mekansal atmosfer üzerinden üretiyor.

Holy Redeemer Kilisesi ve Toplum Merkezi | Mimar: Menis Arquitectos | Fotoğraf: Simona Rota
Benzer biçimde, Dünya Mimarlık Festivali (WAF) 2025’te “Yılın Binası” ödülünü kazanan Fernando Menis’in Holy Redeemer Kilisesi ve Toplum Merkezi, kutsal mekanın çağdaş kent bağlamında yeniden ele alınışına dair önemli bir örnek. Kilise, yalnızca bir ibadet alanı olarak değil, aynı zamanda bir toplum merkezi ve kamusal buluşma noktası olarak kurgulanmış.
- Işığın yapının kütlesi içinde yönlendirilerek kullanımı, burada da kutsallığın temel mekansal aracı hâline gelirken, yapının çok işlevli karakteri ibadet mekanlarının toplumsal hayata daha doğrudan eklemlenebileceğini gösteriyor.
Bu iki örnek, ibadet mekanlarının biçimsel kalıplardan kopmadan ya da tamamen sekülerleşmeden, kutsallığı yeni mekansal araçlarla yeniden üretebileceğini ortaya koyuyor. Böylece kutsal mekan, değişen toplumsal yapı içinde hem ruhani deneyimi koruyan hem de çağdaş yaşamla ilişki kurabilen bir mimari tipoloji olarak yeniden tanımlanıyor.

Mimar Emre Arolat, Hon. FAIA, RIBA, EAA-Emre Arolat Architecture | Portre Fotoğraf: Thomas Mayer
Türkiye’de inşa edilen projelere baktığımızda, 2012 yılında inşa edildiğinde mimari formu açısından oldukça ses getiren Sancaklar Camii odağında projenin mimarı Emre Arolat’ın görüşünü aldık:
“Sanırım bir mimar için gelenek sadece ibadet mekanı tasarlarken değil her türlü yapı ile ilgili olarak ana fikrin oluşturulması döneminde başvurulması en önemli kaynaklardan biri olmalı. Gelenek öğreticidir, doğru kullanıldığında aynı zamanda son derece ilham verici olabilir. Ancak geleneği bazı görsel unsurların herhangi bir soyutlamaya uğratılmaksızın kullanıldığı bir tür biçimler paleti, hatta kataloğu olarak görmek ve kullanmak çok tehlikeli ve yanlış bir yönelimdir.
Herhangi bir ibadet mekanının tasarımında, ibadetin her türlü ritüelinin sürdürülmesine yönelik olan unsurlar mutlaka ve herhangi bir kullanım zafiyeti yaratmayacak bir biçimde gözetilmelidir. Ancak bu unsurların hiçbiri şekilsel anlamda kutsanmak durumunda da değildir. İbadetin sorunsuz bir biçimde yapılabilmesine yönelik olarak gereken unsurları bütünüyle gözetmek ancak bu unsurları tasarladığımız özgün yapı çerçevesinde yeniden ele almak Sancaklar Camisi örneğinde ortaya koyduğumuz bir tutum idi. Ancak daha önce pek çok defa belirttiğim gibi Sancaklar Camisi’nin bir tipoloji oluşturmak kaygısı ya da iddiası taşımadığını tekrar vurgulamak isterim.”

Sancaklar Camisi | Fotoğraflar: Thomas Mayer
Alevi inancına sahip kişiler tarafından kullanılan bir toplanma ve ibadet yeri olan cemevleri çerçevesinde bu konuyu detaylandırma ve Türkiye’deki ibadet yapılarının güncel üretimlerine ışık tutmak hedefiyle Nevzat Sayın ile 2022 yılında inşaatı tamamlanan projesi Balçova Cemevi odağında konuştuk.

Mimar: Nevzat Sayın, NSMH Kurucu Mimar | Portre Fotoğraf: Berk Kır
İbadet mekanlarının tasarımında sabit kalması gereken ve değişime açık olan ilkeler sizce nelerdir?
Her ne kadar farklı tarikatlar ve mezhepler olsa da temel kuralları açıkça belirtilmiş bir inanç sisteminin Woody Allen tanımıyla protesto eden anlamında protestan bir kolu olmadıkça değişikliğe açık bir ilkesi olduğunu sanmıyorum. Kişisel olarak -sessizce- istediğiniz kadar esnetebileceğiniz ilkeler toplumsal boyutuyla değişime açık değildir.
Bir ibadet yapısında "gelenek" sizin için ne zaman bir kaynak, ne zaman bir sınırlayıcı olur?
Gelenek her zaman ve her konuda hem “kaynak” hem “sınırlayıcı” faktördür. İbadet yapısında bu iyice belirginleşir. Çünkü yoruma açık olmayan çok şey vardır. Ardışık zamanlarda birbirine eklenerek gelişen gelenek içinde değişmeden kalanlar ve değişime açık olanlar kaynaklarınızı ve sınırlarınızı belirler.
İbadet mekanlarının yalnızca dinî ritüellerden ziyade, aynı zamanda sosyal ve kültürel buluşmalara da ev sahipliği yapması, kutsallıkla kurulan mimari ilişkiyi sizce nasıl dönüştürüyor?
İbadet mekanlarının ibadet dışındaki kullanımları konusunda net bir fikrim yok ama sadece ibadet için kullanılmalarına daha yakınım. Seküler bir dünyada dünyevi olanla uhrevi olanı birbirinden ayırmak daha doğru diye düşünüyorum. Kişisel olarak sessiz, meditatif bir mekan olarak kullanılmasında bir sakınca yok. Ama o kadar…

Balçova Cemevi | Fotoğraf: Nevzat Sayın

Balçova Cemevi | Fotoğraf: Cemal Emden
Balçova Cemevi’nde tütekli tavan ve dört kapı gibi geleneksel öğeleri çağdaş bir formda yeniden üretirken hangi kriterleri önceliklendirdiniz?
Tütekli tavanın kesik piramit formunu dört yüzlü bir piramitle temsiliyetinin dört kapı ilkesini de taşıdığını fark ettiğinizde geleneğin sınırlayıcılığının kaynağa dönüştüğünü de fark ediyorsunuz. Amacımız gelenek üretmek değil de gizli kalmış bir geleneğe tutunarak yapı bütünlüğü üzerinden onu görünür kılmaktı.
