Bir ulusun asırlık geleneği: Gazi Koşusu'nun 100 yıllık hikayesi

Bir ulusun asırlık geleneği: Gazi Koşusu'nun 100 yıllık hikayesi

Neredeyse Cumhuriyet'le yaşıt Gazi Koşusu, 100 yıldır Türkiye’nin hikayesini anlatmayı sürdürüyor. Gazi Koşusu, spor tarihimizin en köklü geleneği olarak bugün hâlâ dimdik ayakta. Görünen o ki yaşına rağmen eskiyeceğe de benzemiyor. Emekleme yıllarından olgunluk çağına, Ankara günlerinden Veliefendi çimlerine, efsane jokey ve atlarından aşk hikayelerine 100 yıllık bir geleneğin hikayesi.

Fotoğraflar: Ali Kanıbelli ve Ömer Aksoy

Başlı başına bir kültürel mirastır Gazi Koşusu. Veliefendi Hipodromu’nu dolduran on binler, ilk kez yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına koşulan atçılığımızın şahikasında boy göstermek için toplanırlar. Şeref tribünlerinde bir balo havası hâkimdir; fraklı, takım elbiseli beyefendilerle bu güne özel hazırlanan şapkaları ve vualetleriyle dikkat çeken döpiyesli hanımefendiler locaları doldurur. Ayaktaysa belki de varını yoğunu “At koşar, baht kazanır”a yatırmış olanlar, meraklılar, garibanlar vardır. 

  • Aslında bütün bu hazırlık, 150 saniye içinde sona erecek bir yarış içindir ama o süre, birçokları için bir ömre bedeldir.

100. Gazi Koşusu’nu Halis Karataş’ın bindiği “Bay Nalçakan” kazandı. 53 yaşındaki efsane jokey, atçılığımızın derbisinde 7. defa taçlanırken 12 yıllık hasreti de dindirmiş oldu. Emrah Nalçakan’ın sahibi olduğu 2023 doğumlu muzaffer İngiliz erkek safkanın yetiştiricisi “atlara fısıldayan kadın” Gençay Dilek Emirsoy, antrenörü ise Hikmet Turan.

67.200 kişiyle rekor sayıda seyircinin Veliefendi'de yerinden takip ettiği yarışın sonunda at yarışlarının resmî platformu Bi'Talih de "Şampiyonların Hatırası" projesi kapsamında hazırladığı 100 numaralı özel hatıra parasını şampiyonun sahibi Emrah Nalçakan'a takdim etti. "Yüz Yıllık Bi'Tarih, Bi'Talih" mottosuyla hayata geçirilen proje için üretilen hatıra paraları, geçmiş yılların Gazi şampiyonu safkanlarının nalları tek bir potada eritilerek üretildi.

Asırlık bir geleneğin doğuşu

Peki bu hikaye nasıl başlamıştı?

1926’da Yüksek Yarış ve Islah Encümeni’nin kurulmasıyla Türkiye’de at yarışları ilk kez tek bir otoritenin çatısı altında toplanmış; ertesi yıl da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adına ilk kez yüksek ikramiyeli bir koşu tertip edilmişti. Bugün Gazi Koşusu olarak bildiğimiz bu yarış, 1927’de Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nın yakınlarında, 2.000 metrelik bir alanda koşulmuştu.

Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü birlikte ilk Gazi koşusunu izliyorlar.

Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa'nın yerinde izlediği 1927’deki ilk Gazi Koşusu’nu, ilerleyen yıllarda Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlık koltuğuna da oturacak olan Ali Muhiddin Hacıbekir’in sahibi olduğu, jokeyliğini İhsan Atçı’nın yaptığı Neriman adlı kısrak kazanmıştı. 

  • İlk birincilik ikramiyesi 2 bin liraydı. 100. yıl koşusunda sahibine 126 milyon 870 bin lira kazandıran ödülün yanında mütevazı sayılabilecek bir tutar.

Asırlık yarışın emekleme yıllarına siyasetçiler damga vurmuştu. 1929’da Türkiye’nin 3. cumhurbaşkanı olacak Celal Bayar'ın, ertesi yıl ise Atatürk’ten sonra cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak İsmet İnönü'nün sahibi olduğu safkanlar zafere ulaşmıştı. 1932’de koşu mesafesi 2.000 metreden 2.400 metreye çıkarılmış; yarışa yalnızca üç yaşındaki İngiliz safkanların katılması kararlaştırılmıştı.

1936’dan itibaren, Atatürk’ün emriyle planları Paolo Vietti-Violi’ye çizdirilen hipodromun tamamlanmasıyla memleketin en köklü yarışının yuvası Ankara Hipodromu olmuştu. Cumhuriyet’in erken dönem spor yapılarının çoğunda imzası bulunan İtalyan mimarın en bilinen eseri ise İnönü Stadyumu olsa gerek. 

  • Vietti-Violi, Fazıl Aysu ve Şinasi Şahingiray’la birlikte yalnızca Dolmabahçe’nin bu “incisi”ni değil, bugün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı adıyla hizmet veren, 1990’lara kadar ise basketbolun kalbinin attığı Spor ve Sergi Sarayı’nı da tasarlamıştı. Başka ülkelerde de spor tesisleri inşa eden Vietti-Violi, ayrıca 1936’da kapılarını açan ve 2018’deki yıkımına dek ayakta kalan başkentteki 19 Mayıs Stadyumu’nun mimarıydı.

Gazi Koşusu, Atatürk’ün vefatının ardından yalnızca bir yıl “Atatürk Koşusu” adıyla koşuldu; ertesi yıl yeniden "Gazi Koşusu" ismine döndü. Atçılığın derbisi, 1968’de ilk kez İstanbul’a taşındı; 1970’lerin ortasında kısa bir süre için yeniden başkente döndü. 

1979’da Ankara Hipodromu’nun kapanmasıyla rota bir kez daha İstanbul’a çevrildi ve yarış 1980’den bu yana Veliefendi çimlerinde koşuluyor. 1970’ten beri de finişi önde bitiren her safkanın sahibi, heykeltıraş Şadi Çalık’ın tasarladığı, Atatürk’ün at üzerindeki som gümüş heykelini kaldırıyor.

Gazi Koşusu’na yalnızca üç yaşındaki safkan İngiliz tayları katılabiliyor. Bir yarış atı, yaşamı boyunca bu prestijli koşuda sadece bir kez start alabiliyor. Bu yüzden atçılığımızın derbisinde yarışa çıkmak, yetiştiriciler, sahipler ve antrenörler için yıllara yayılan bir emeğin karşılığı olarak görülüyor.

Gazi Koşusu’nu en fazla kazanan eküri Eliyeşil Ekürisi. Yarım yüzyılı aşkın bir dönemde 13 defa zafere ulaşan eküri, istikrarın eşanlamlısı sayılıyor.

Mümin Hoca'dan Halis Karataş'a: En başarılı jokeyler

Gazi Koşusu’nu en çok kazanan jokey ise Mümin Çılgın. Bugün 91 yaşında olan efsane, tam dokuz birinciliğe imza attı. 1956’da dönemin başbakanı Adnan Menderes’in sahibi olduğu Dilamiye’yle ilk Gazi zaferine ulaştığında 21 yaşındaydı; pistlerin “Mümin Hoca”sı atçılığın zirvesinde son kez taçlandığında ise 56’sını sürüyordu.

Mümin Çılgın

40 yılı aşkın binicilik kariyerine 1999’da nokta koyan Çılgın’dan sonra en başarılı binici ise Ahmet Çelik. 2015-2021 yılları arasında üst üste yedi Gazi zaferine imza atan Suruçlu jokey, 2025’te sekizinci birinciliğini de hanesine ekledi. Daha 39 yaşında olduğu düşünülünce, “Mümin Hoca”nın rekorunun tehdit altında olduğunu söylemek abartı sayılmaz. 

  • Babası ve dört arkadaşının birlikte aldığı bir Arap atının üzerine, dokuz kardeşin en hafifi olduğu için oturtulan oto sanayi çırağı, 12 yaşında geldiği İstanbul’da Apranti Eğitim Merkezi’ne kaydolmuş; Veliefendi’deki seyis odalarında kalarak bugünlere gelmişti.

1972’de Sivas’ın Gürün ilçesinde dünyaya gelen Halis Karataş’ın alınyazısı ise adeta daha doğduğu gün belliydi. Babası ve amcası seyis, abisi jokeydi. Kader ağlarını erkenden örmüş; aile 1980’de binicilik sektöründe çalışmak için İstanbul’a taşınmıştı. Halis, 14 yaşında okulu bırakmış, ertesi yıl ise ilk yarışını kazanarak pistlerdeki uzun yolculuğuna başlamıştı.

'En dış kulvardan Bold Pilot geliyor!'

Kısa sürede adını duyuran Karataş, ilk Gazi zaferini ölümsüz Bold Pilot’la kazandı. 1996’da birlikte imza attıkları 2.26.22’lik derece, aradan geçen 30 yıla rağmen hâlâ kırılamadı. 

Binicilik dünyasının efsanelerinden Özdemir Atman’ın sahibi olduğu “Boldi”, Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi yarış atları arasında anılıyordu; yağmuru sevmez, ıslak zeminde sıradanlaşırdı. 30 kez start alan safkan, 21 birincilik, 4 ikincilik, 2 üçüncülük ve 2 dördüncülük elde etmiş; kariyerinde yalnızca bir kez tabela dışında kalmıştı

Geriden gelip son düzlükte kazandığı yarışlarla efsaneleşen Bold Pilot, neredeyse her seferinde starting box’a girerken nazlanır, tüm hipodromu susturacak kadar dikkatleri üzerinde toplardı. 2013’te Gazi Koşusu öncesi Veliefendi’ye son kez ayak basıp jübilesini yapan “garibanların sevgilisi”, 2015’te hayata veda etmişti.

Bold Pilot

Karataş ile Özdemir Atman’ın kızı Begüm’ün aşk hikayesinin de anlatıldığı Bizim İçin Şampiyon filminde, Bold Pilot’u oğlu Ganesh canlandırdı; yarış atı bu sayede iyice ikonikleşti. Adı her anıldığında kulaklarda hâlâ o meşhur cümle çınlıyor: “En dış kulvardan Bold Pilot geliyor!”

Eski TJK başkanlarından Özdemir Atman’ın, kendisi gibi yarış atı yetiştiricisi olan kızı Begüm’le 2003’te evlenen Karataş ise önce büyük bir mutluluğa, ardından ağır bir yasa yürüdü. İki çocuk sahibi çift, bir süre sonra gelen haberle sarsıldı: Begüm’e meme kanseri teşhisi konmuştu. ABD’ye tedaviye gitseler de sonuç nafileydi. 28 Mart 2014’te ölen eşinin ardından bir ay ata binemeyen efsane, kazandığı ilk yarıştan sonra alyansını öpmüştü. 

  • Bu an, 2014 Gazi zaferinin de fragmanıydı. Biricik eşinin vefatından üç ay sonra milyonların gözü önünde yine alyansını öperek zaferini kutladı Karataş. Kimse o gün büyük şampiyonunun bir daha kazanmak için 12 yıl daha bekleyeceğini tahmin edemezdi.

Kariyerinde yedisi Gazi’de olmak üzere 7.236 yarış birinciliği olan efsane, 20 Temmuz 2012’de tarihe geçmişti. O gün Veliefendi’de koşulan yedi yarışı da kazanan Karataş, 28 Eylül 1996’da tarihin en büyük jokeylerinden biri olarak kabul edilen İngiliz Frankie Dettori’nin başardığını tekrarlamış; yedide yedi yapmıştı.

Halk arasında “Okeyde arataş, jokeyde Karataş” olarak anılan efsane bugün 53 yaşında. 

Şıklık yarışının kazananları

Gazi Koşusu, pistteki mücadele kadar localardaki şıklık yarışıyla da anılıyor. İngiliz yüksek sosyetesinin rengarenk elbiseleriyle ve şapkalarıyla boy gösterdiği, Kraliçe'nin hangi renk şapka takacağına dair bahislerin açıldığı üç asırlık Royal Ascot’tan miras alınan yarış modası kültürü, yıllar içinde Veliefendi’de de karşılığını bulmuş. 

Her yıl rengarenk elbiseler, döpiyesler, kabarık tüller, iddialı şapkalar ve ince vualetler, tribünleri başlı başına bir podyuma dönüştürüyor. 

100. Gazi Koşusu’ndan yansıyan renkli kareler de her yıl olduğu gibi daha yarış başlamadan sosyal medyanın gündemini belirledi. Her ne kadar bazıları kimi katılımcıların kıyafetlerini "fazla abartılı ve rüküş" bulsa da zarafetiyle dikkat çekenler hiç de az değildi.

Neredeyse Cumhuriyet'le yaşıt bu asırlık koşu, bütün bu tartışmaların gölgesinden etkilenmeden Türkiye’nin hikayesini anlatmayı sürdürüyor. Gazi Koşusu, spor tarihimizin en köklü geleneği olarak bugün hâlâ dimdik ayakta. Görünen o ki yaşına rağmen eskiyeceğe de benzemiyor.