Tescilli şifa ormanları: Bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için ne gerekiyor?

Tescilli şifa ormanları: Bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için ne gerekiyor?

Portekiz'deki Buçaco Ulusal Ormanı, Uluslararası Şifa Ormanları Sertifikasyon Ofisi tarafından dünyanın dördüncü şifa ormanı seçildi. 6. yüzyılda keşişlerin bölgeye yerleşmesinden beri korunan Buçaco egzotik biyoçeşitliliği, terapötik unsurları ve etrafını saran tarihî surlar sayesinde koruduğu dinginliğiyle öne çıkıyor. Peki dünyadaki diğer üç şifa ormanı nerelerde ve bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Doğa ile temas içerisinde olmanın insanlar üzerinde olumlu etkisi olduğu ezelden beri biliniyor. 2024 yılında yayımlanan bir araştırma, kent sokaklarında yürürken yeşil alanlara odaklanmanın bile kaygıyı önemli ölçüde azalttığını ve psikolojik iyileşmeyi desteklediğini gösteriyor. Japonya'da shinrin-yoku (orman banyosu), depresyonu ve travma sonrası stres bozukluğunu hafifletmeye yardımcı olmak için onlarca yıldır uygulanıyor.

  • Daha önce, doğada üç gün zaman geçirmenin beyni reset'lediğine dair çalışmalara bu yazıda yer vermiştim.

Almanya'da bu ve benzeri olumlu örneklerden yola çıkarak terapötik ormanlar için bir sertifikasyon programı geliştirildi. Uluslararası Şifa Ormanı Sertifikasyon Merkezi’nin hikayesi, 2017 yılında Mecklenburg-Vorpommern eyaletine bağlı Heringsdorf kentinde düzenlenen uluslararası bir orman ve sağlık kongresine uzanıyor. 

O dönem, eyalet hükümeti sağlık ekonomisini ve turizmini güçlendirme hedefi doğrultusunda fon sağlamış; şifa ormanlarını sertifikalandırma projesinin başına enfeksiyon hastalıkları ve immünoloji alanında doktora yapmış, karavanıyla seyahat eden doğasever bir biyoteknolog olan Dr. Anne Rabes ve süreç yönetimi ile kamu yönetimi konusunda uzmanlaşmış, kırsalda yaşayıp mantar araştırmaları yapan sosyolog Jan Schmidt geçmişti.

İki yıla yayılan bilimsel araştırmalar ve pandemi nedeniyle verilen zorunlu aranın ardından Avrupa genelinde saha incelemelerine başlandı. Bu süreçte Jan Schmidt’in Avusturya’daki Göttweig Manastırı ormanına yaptığı ziyaret, projenin temel yaklaşımını belirledi. Manastırda görevli ormancının, alanın kalitesini ve güzelliğini 900 yıldır aralıksız sürdürülen bakım çalışmalarına bağlaması, "ormanı kendi hâline bırakmak yerine aktif olarak koruma ve yönetme" fikrini güçlendirdi. Böylece tıp uzmanları, akademisyenler ve yerel yönetimlerin katılımıyla küresel bir işbirliği ve araştırma ağı kuruldu.

Günümüzde merkez, orman alanlarını gürültü seviyesi, alan büyüklüğü, çevresindeki yapılar, arazinin yapısı ve ağaç türü çeşitliliği gibi kriterlere göre inceleyerek şifa ormanı sertifikası veriyor. Sıradan orman yürüyüşlerinden farklı olarak bu alanlarda, eğitimli terapistler eşliğinde rehabilitasyon, fizyoterapi ve zihinsel farkındalık seansları gibi tedaviler uygulanıyor ve düzenli araştırmalar yapılıyor. Örneğin yosun veya çim yüzeylerde yapılan yürüyüşlerin omurga ve kemik sağlığına katkısı tıbbi olarak değerlendiriliyor.

Şifalı Orman Sertifikası şu ana kadar dört orman kompleksine verildi: Avusturya'daki Benediktinerstift Göttweig, Almanya'daki Lahnstein ve Bad Nauheim ve son olarak Buçaco Ulusal Ormanı olarak da bilinen Mata Nacional do Buçaco.

Mata Nacional do Buçaco

Portekiz'in orta kesiminde, Porto'nun yaklaşık bir buçuk saat güneyindeki Luso kasabasında yer alan 105 hektarlık devasa Mata Nacional do Buçaco kısa süre önce dünyanın dördüncü, Güney Avrupa'nın ve İber Yarımadası'nın ise ilk tescilli şifa ormanı ilan edildi.

Altıncı yüzyılda yakınlardaki Vacariça Manastırı keşişlerinin ekip büyütmeye başladığı orman, 1628 yılında "çöl" adını verdikleri bir inziva alanı kuran Çıplak Ayaklı Karmelitler tarikatının himayesine girmişti. Keşişler, ormanın etrafını beş kilometrelik bir duvarla çevirmiş ve bu doğal yapıyı iki ayrı fermanla sıkı bir koruma altına almışlardı. Bu fermanlardan biri kadınların ormana girmesini yasaklarken, diğeri ağaçlara zarar verenlerin doğrudan aforoz edileceğini ilan ediyordu.

Yüzyıllar boyunca en yüksek ve kayalık bölgedeki "kalıntı orman" (relic forest) olarak özenle korunan alan günümüzde olağanüstü bir botanik hazineye sahip. Coğrafi Keşifler döneminde büyük bir güç olan Portekizli denizcilerin getirdiği egzotik bitkiler, Meksika'dan getirilen Buçaco sedirleri, 1644 yılından kalma Aziz Joseph Sediri, Japon kamelyaları, devasa sahil sekoyaları ve görkemli okaliptüsler de dahil olmak üzere 250'den fazla ağaç türü...

On dokuzuncu yüzyılda göletler, bahçeler ve sembol Fonte Fria şelalesi gibi eklemelerle zenginleşen alana, tarihî manastırın kalıntıları, bir askerî müze ve Kral I. Carlos için av köşkü olarak inşa edilen ve günümüzde beş yıldızlı Palace Hotel do Bussaco olarak hizmet veren görkemli saray eşlik ediyor.

Arboretum, Bahçeler ve Eğrelti Otu Vadisi, Kalıntı Orman ve Marquês Çamlığı olmak üzere dört ana peyzaj birimine ayrılan orman, etrafına örülü duvar sayesinde rüzgar ve gürültüden uzak. Farklı yaş ve hareket kabiliyetlerine uygun çeşitli zorluk derecelerinde yürüyüş yollarında uzman orman terapistleri kardiyovasküler, solunum, ortopedik, psikosomatik ve nörolojik hastalıkların tedavisine tamamlayıcı iyileşme ve rehabilitasyon programları yürütüyor. Orman içinde özel olarak ayrılmış alanlarda "rahatlama (relaksasyon) ve egzersiz" etkinlikleri ile yeşilliğe odaklanma ve doğa seslerini dinleme gibi duyusal farkındalık pratikleri içeren orman banyosu (shinrin-yoku) seansları yapılıyor.

Lahnstein Ormanı

Almanya'nın Rhineland-Pfalz eyaletinde, Ren ve Lahn nehirlerinin birleştiği noktada yer alan yaklaşık 200 hektarlık Lahnstein Ormanı, bu sertifikasyonu alan ilk şifa ormanı olma özelliğini taşıyor. Nassau Doğa Parkı sınırları içinde yer alan ve yüksek hava kalitesiyle öne çıkan alan; kent yönetimi, orman idaresi ve yerel sağlık kuruluşlarının ortaklığıyla geliştirildi. Toplumsal erişilebilirliği ön planda tutan ormana girişler tamamen ücretsiz; uzman eşliğinde yapılan terapi seansları ücrete tabi tutuluyor.

Ormanda psikolojik rahatsızlıklar, solunum yolları, kalp-damar ve kas-iskelet sistemi hastalıklarına yönelik egzersiz istasyonları belirli rotalar baz alınarak oluşturulan dört ana parkura dağıtılmış durumda: Stres seviyesini düşürmeyi amaçlayan Farkındalık Parkuru, kas yapısı ile koordinasyonu geliştirip düşmeyi önlemeyi hedefleyen Fitness Parkuru, nefes-beden dengesini sağlayan Solunum Parkuru ve dolaşım sistemini güçlendiren Kalp-Damar Parkuru. Egzersiz istasyonlarına patikalar üzerindeki yönlendirme panoları ve GPS destekli haritalar takip edilerek bireysel olarak ulaşılabiliyor. Uzman terapistler eşliğinde yürütülen rehabilitasyon seanslarının takvimi ise internet sitesi üzerinden görüntülenebiliyor.

Lahnstein Ormanı'nın en özgün bölümlerinden biri de çocuklar için ayrılmış sekiz hektarlık özel terapi alanı. Yaşlı kayın ve meşe ağaçlarının yanı sıra çocukların tırmanmasına uygun duglas göknarlarının bulunduğu bu alan; odaklanma bozukluğu, obezite, kronik ağrı ve uyku sorunu yaşayan çocukların iyileşme süreçlerini desteklemek amacıyla tasarlandı. Çocukların tüm duyularını kullanarak koşma, tırmanma, denge ve nefes egzersizleri yaptığı 21 farklı istasyondan oluşan parkurda, onlara "Orman Elfi Till" adlı bir maskot eşlik ediyor. İstasyonlardaki görevleri oyun hâline getiren bu kurgu, çocukların yetişkin yönlendirmesine ihtiyaç duymadan kendi kendilerine başarma duygusunu ve özgüvenlerini geliştirmelerine katkı sağlıyor.

Benediktinerstift Göttweig

Yaklaşık 53 hektarlık Göttweig Şifa Ormanı, Avusturya'nın Paudorf kasabasında, Eichberg platosu üzerinde yer alıyor. 1083 yılından bu yana Göttweig Benedikten Manastırı mülkiyetinde bulunan ve 2001'den itibaren dinlenme alanı olarak kullanılan koruluk; IMC Krems Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile manastır idaresinin ortak projesi olarak hayata geçirildi. Girişlerin tamamen ücretsiz olduğu ve herhangi bir ön kayıt gerektirmeyen alan, herkese açık.

Doğal dokusuna minimum müdahale edilerek korunan ormanın en belirgin simgesi, 145 yıllık dev sekoya ağaçları. Orman içindeki dairesel yürüyüş rotası üzerine yerleştirilen egzersiz istasyonları; dayanıklılık, koordinasyon ve dengeyi geliştiren fiziksel hareketlerin yanı sıra zihinsel yavaşlama ve nefes egzersizlerine de olanak tanıyor. Bilimsel veriler doğrultusunda tasarlanan bu rotalar ve dinlenme alanları, kan basıncı ile stres hormonu seviyelerini düşürerek bağışıklık sistemini desteklemeyi hedefliyor. Ormanda bireysel kullanımların yanı sıra uzmanlar eşliğinde orman banyosu (shinrin-yoku) ve grup farkındalık seansları da düzenleniyor.

Göttweig'ı diğer şifa ormanlarından ayıran, spiritüel ortamı. Manastırın asırlık inziva ve tefekkür geleneğini doğayla birleştiren konsept, manastır başrahibinin ifadesiyle ormanı adeta bir "doğa katedraline" dönüştürüyor. Patikalar boyunca yer alan sessizlik noktaları ve ilham verici metinler yerleştirilmiş duraklar, ziyaretçilere zihinsel bir dinginlik alanı sunuyor. Alanın mevcut yapısı korunurken, kronik rahatsızlıklar, tükenmişlik ve psikosomatik şikayetlere yönelik uzman eşlikli medikal rehabilitasyon ve terapi programlarının altyapısı da sağlık kuruluşlarıyla işbirliği içinde geliştiriliyor.

Bad Nauheim Ormanı

Almanya'nın Hessen eyaletinde, Taunus Dağları'nın eteklerinde yer alan Bad Nauheim Şifa Ormanı, kentin köklü kaplıca ve kardiyoloji tedavisi geleneğini doğayla buluşturuyor. Johannisberg Tepesi etrafındaki ormanlık alana yayılan ve kentin tarihî Kaplıca Parkı (Kurpark) ile bütünleşen orman, özellikle kalp-damar hastalıkları, solunum yolu sıkıntıları ve psikosomatik rahatsızlıklar yaşayan kişilerin tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini desteklemek amacıyla hayata geçirildi.

Ormanın farklı eğim ve zorluk derecelerindeki yürüyüş yolları (terrainkurwege) kalp ve dolaşım sistemini kademeli olarak zorlayarak güçlendirmeyi hedefliyor. Tıbbi yürüyüş rotalarına; nefes egzersizi istasyonları, Farkındalık, Tuz, Gül ve Panorama gibi farklı temalara sahip parkurlar eşlik ediyor. Ziyaretçiler ister kendi kendileri egzersiz yapıyor isterlerse de uzman terapistler eşliğinde rehabilitasyon seanslarına katılabiliyor.

Bad Nauheim Ormanı, 19. yüzyılda ünlü peyzaj mimarı Heinrich Siesmayer tarafından tarihî Kaplıca Parkı örnek alınarak tasarlandı. Asırlık ağaçlar çeşit çeşit bitki ve göletlerle kaplı bu orman, kentin simgesi olan Sprudelhof kompleksine kadar uzanıyor.