SİNEMA VE TV

Ankara Film Festivali’nin ardından: Festival günlüğü

13-21 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 36. Ankara Film Festivali’nde "Tavşan İmparatorluğu"nun zaferiyle sonuçlanan Ulusal Uzun Film Yarışması ve dünya sinemasından ilk filmlere yer veren Taptaze bölümü öne çıktı. Yorumlarımız festival günlüğünde...

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 24 KASIM 2025
3 DK OKUMA

Ankara Film Festivali, güncel Türkiye sinemasının sezondaki önemli duraklarından biri ve 36 yıldır Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenleniyor. Ulusal yarışma seçkisi sıklıkla İstanbul, Adana ve Antalya’da prömiyer yapmış filmlerin bir karması olan festival, yaz boyunca şehir şehir gezen biz sinema yazarlarına eksikleri tamamlama imkanı, Ankaralılara ise bu festivallerin en iyileri ile buluşma şansı sunuyor. 

Birçok İstanbullu gibi Ankara’yı sevmekte zorlansam da, Ankara Film Festivali iple çektiğim festivallerden biri. Nedeni, saydığım üç büyük festivalin aksine, Ankara Film Festivali’nin hem yıllardır sürdürdüğü Ankara Filmleri Yarışması hem de örneğin bu yıl düzenlenen Kızılay Film Rotası gibi etkinliklerle kentle bütünleşmeyi başarması; kentten kopuk fuar alanlarına ya da AVM’lere sıkışıp kalmaması. 

Festivalde bu yıl izlediklerim aşağıda...

Tavşan İmparatorluğu | Kaynak: Ankara Film Festivali

'Tavşan İmparatorluğu'

Antalya’dan sonra Ankara’dan da büyük ödülle ayrılan Tavşan İmparatorluğu, katmanlı senaryosundan ruhuna uygun müziklerine, büyüleyici görüntü yönetiminden özenli sanat yönetimine, oyuncu performanslarına kadar her ayrıntısıyla bu başarıyı hak ediyor. 

Film, devletten maaş alabilmek uğruna, babası tarafından engelli taklidi yapmaya zorlanan Musa’nın kendini ve kendisi gibi doğasından koparılıp tazı yarışlarında yem olarak kullanılan yaban tavşanlarını kurtarmak için verdiği mücadeleyi konu alıyor. Simgelerini gözümüze sokmadan karanlık ama umut ışığının görüldüğü bir masal anlatan Tavşan İmparatorluğu, Elazığ’ın doğasını ve Meksikalı görüntü yönetmeni Claudia Becerril Bulos’un dehasını çok iyi kullanıyor. 

Güçlünün şiddeti ve istismarı ile ezilen çocukların, kaderlerinden kaçmaya çalıştığı masalsı büyüme hikayeleri, dünya sinemasında sıklıkla tekrara düşmeye başladı. Seyfettin Tokmak’ın filmi ise hem kendisini farklılaştıran ayrıntılarla dolu hikayesi hem de teknik başarısıyla kendi yolunu çiziyor. 

Aldığımız Nefes | Kaynak: Ankara Film Festivali

'Aldığımız Nefes'

Şeyhmus Altun’un ilk uzun metrajlı filmi, bir Anadolu kasabasındaki kimya fabrikasında çıkan ve haftalarca kontrol altına alınamayan bir yangının etkilediği bir aileye odaklanıyor. Düzen, yaklaşan bir felaketin topyekün bir çöküşe sürüklediği aile için yapıcı çözümler üretemeyerek onları kaderine terk ediyor. 

Bir çocuğun, 11 yaşındaki Esma’nın gözünden anlatılan filmin en başarılı yanı çocuk oyunculara yarattığı oyun alanı. Filmin tüm karanlığına, karamsarlığına  ve nefes aldırmayışına meydan okuyan, çocukların bulunduğu sahneler izleyiciye nefes alabilme imkanı sağlıyor; oyuncu yönetiminin başarısı da şaşırtıyor. Fakat senaryosundaki rahatsız edici mantıksızlıklar, ses tasarımındaki ciddi hatalar ve görsel efektlerindeki kolaycılık, beni bir ilk film olmasının affına sığınamayacağı kadar rahatsız etti ve filmi beğenmemi imkansızlaştırdı. 

Gelecek aylarda sinemalarda izleyebileceğiniz Tavşan İmparatorluğu ve Aldığımız Nefes’in vizyon tarihleri henüz kesinleşmedi.

A Poet | Kaynak: Ankara Film Festivali

'A Poet'

Simón Mesa Soto’nun filmi, görselliği ve hikaye anlatıcılığı ile bana sevdiğim Latin Amerikalı yönetmenlerden Meksikalı Alonso Ruizpalacios’un sinemasını anımsattı. Başarılı bir anti-kahraman yaratan film, etik sınırların üzerinde ip cambazlığı yapan bir konuya sahip: Şiire dair saplantılı bir tutkusu olsa da yıllardır şiir yazmamış alkolik şair Oscar, annesinin dairesinde içine kapanık, bohem bir yaşam sürerken, bir işe girmesi gerektiğinde öğretmenlik yapmaya başlıyor ve şiire olan yeteneğinden etkilendiği bir öğrencisini ders dışında destekleme kararı alıyor. 

Öğretmen-öğrenci ilişkilerinin etik sınırlarına dair yargısı net olan izleyiciyi dahi ters köşe edebilen film, bunu hangi karaktere acıyacağını şaşırtarak yapıyor. Film aynı zamanda sadece Latin Amerika’da değil birçok ülkedeki sanat kurumlarının, yetenekli ama ayrıcalıksız gençlere olan tutumunu keskin bir mizah ve zekayla eleştiriyor. Kolombiya’nın Oscar adayı seçilen A Poet, Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmuştu.

Şu an sinemalarda izleyebileceğiniz A Poet, 21 Kasım’da Başka Sinema salonlarında gösterime girdi.

The Good Sister | Kaynak: Ankara Film Festivali

'The Good Sister'

Ankara Film Festivali’nin yeni bölümlerinden, dünya sinemasının öne çıkan ilk filmlerini biraraya getiren "Taptaze", dikkat çekici bir seçki sunuyordu; yeni yönetmenlerle tanışmayı çok seven biri olarak, festivalin tamamına kalabilseydim çok daha fazlasını izlemek isterdim. 

Bu bölümdeki filmlerden, Almanya yapımı The Good Sister, suça farklı bir perspektiften bakmayı başarıyor ve geçici bir süreliğine yanında yaşadığı, çok sevdiği ve iyi bir ilişkisi olan abisi cinsel saldırıyla suçlandığında ne yapması gerektiği konusunda ikilemde kalan bir kız kardeşi merkezine alıyor. Sarah Miro Fischer’in filmi, böylesi zor bir konuyu tarafsızca anlatmayı ve filmin adında geçen "iyiliğin" esas karakteri Rose’un yaşadığı ikilemin hangi yanına işaret ettiğini final anına kadar belirsiz kılıyor.

The Good Sister’ın da yer aldığı, Goethe Institut’ün "Kino 2025: Alman Filmleri Türkiye’de" seçkisinin sıradaki durakları 25-29 Kasım’da İzmir’deki İstinyePark Teras Renk Sineması, 7-14 Aralık’ta ise Diyarbakır’da düzenlenen 3. Amed Film Festivali olacak.

Mosquitoes | Kaynak: Ankara Film Festivali

'Mosquitoes'

Festivalin "Taptaze" bölümünde yer alan bir diğer yapım, İtalya’dan Valentina ve Nicole Bertani kardeşlerin imzasını taşıyor. 90’ların İtalyan banliyölerinde geçen, gerçek hayat ve hayal dünyasının çarpıştığı, otobiyografik bu büyüme hikayesi, yönetmenlerin perdede izlediğimiz kız çocuklarına olan benzerliği ve renk paleti başta olmak üzere görsel seçimleriyle ilgi çekici. 

Tanıtım metinlerinde sıklıkla geçen punk, feminizm ve absürt gibi sözcükler ise yarattıkları beklentileri karşılayamıyor ne yazık ki.

Tavşan İmparatorluğu Ankara Film Festivali’nde En İyi Film seçildi | Kaynak: Ankara Film Festivali

36. Ankara Film Festivali’nde ödüller

En İyi Film: Tavşan İmparatorluğu (yön. Seyfettin Tokmak)
En İyi İlk Film: 
Aldığımız Nefes (yön. Şeyhmus Altun)
En İyi Yönetmen: 
Emine Emel Balcı (Buradayım, İyiyim)
En İyi Senaryo: 
Seyfettin Tokmak (Tavşan İmparatorluğu)
En İyi Kadın Oyuncu: 
Sevda Baş (Atlet)
En İyi Erkek Oyuncu: 
Hakan Karsak (Aldığımız Nefes)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: 
Çağdaş Ekin Şişman (En Güzel Cenaze Şarkıları)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: 
Bedir Bedir (Perde)
En İyi Kurgu: 
Semih Gülen ve Arda Çiltepe (Atlet)
En İyi Özgün Müzik: 
Eylül Deniz Keleş (Atlet)
En İyi Görüntü Yönetmeni: 
Ayşe Alacakaptan (Atlet)
En İyi Sanat Yönetmeni: 
Sevi Sevgi (Aldığımız Nefes)
FİLM-YÖN En İyi Yönetmen Ödülü: 
Emine Emel Balcı (Buradayım, İyiyim)
SİYAD En İyi Film Ödülü: 
En Güzel Cenaze Şarkıları (yön. Ziya Demirel) 

En İyi Belgesel Film: Kardeş Türküler ile 30 Yıl (yön. Ayşe Çetinbaş ve Çayan Demirel)

En İyi Kısa Film: Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) (yön. Toprak Işık)
Mansiyon: İnziva (yön. Saim Güveloğlu)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.