MÜZİK

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

EDA SOLMAZ
DUENDE · 5 EKİM 2026
4 DK OKUMA

Spotify’ın açıkladığı verilere göre Türkiye’de arabesk müzik dinlenmeleri 2020’den bu yana %435 arttı. Bu dinlemelerin %77’si 30 yaş altındaki arabesk hayranlarından oluşuyor. 18-24 yaş grubu ise %44 oranda bu müziği dinliyor. Türkiye’de en çok arabesk dinlenen zaman dilimi ise 18.00 ve sonrası. Tüm zamanların en çok dinlenen arabesk sanatçıları sıralamasının zirvesinde de Semicenk var. Onu Müslüm Gürses, Ahmet Kaya, Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses takip ediyor.

  • 2024’teki “Az acılı arabeskin önlenemez yeniden yükselişi” başlıklı yazımda bu türün yükselişini konu almış; günümüzün arabeskinin daha az politik, daha az acılı olduğundan bahsetmiştim. Geçen iki yılda veriler türün popülaritesinin giderek artmasının yanı sıra dinleyici kitlesinin de gençleştiğini gösteriyor. 

Eskiden tartışmaların odağında olan arabesk artık gizlice dinlenen ya da belli bir zümrenin sahiplendiği bir tür değil. Bugünün Türkiyesi’nde gençler her türden çok daha karamsar şarkıları tercih ediyor. Yeni boy ve girl band’lerin şarkılarını bir kenara koyarsak eğer (çünkü günümüzde biraz daha hareketli şarkılar onlardan çıkıyor) Spotify ve YouTube’daki Daily Chart listesinde yer alan ilk 10 şarkı çok hüzünlü sözlere sahip. TikTok’un Trending Songs listesinin üzerinde de kara bulutlar geziniyor. 

Türkçe ana akım pop müziğin, güneşli hit’lerini geride bıraktığına artık eminim. Çünkü 2026 yazında Spotify’da en çok dinlenen şarkıların çoğu dertli arabesk müzikal altyapılara sahip. İlk sırada tek hareketli şarkı olan Manifest’ten “Hileli” var. Onu Blok3 “Sebebi Var”, Hadise “Ara Beni”, Elif Buse Doğan “Yangın Yeri” ve Serkan Nişancı “Eller Üzer” takip ediyor. 

Aslında türün adını bilmiyorlar

Bu hüznün nedenini araştırmak için yola çıkıp 15-20 yaş arası gençler ile konuşmaya başladığımda başka bir şey daha fark ediyorum. Gençler dinledikleri müzik türünün arabesk olduğunun farkında değil. Şu soruyla karşılık veriyorlar: “Arabesk türünün farkı ne? Kimlerin müziği arabesk oluyor?” Türlerarası duvarlar geçirgenleşirken gençler bir önceki jenerasyon gibi dinledikleri müziğin türüne göre kendilerini sınıflandırmıyorlar sadece beğendikleri için dinliyorlar.

Arabeskin zirvesinde yer alan Semicenk de Hürriyet gazetesine verdiği röportajda yaptığı müzik türünü şöyle anlatıyor:

"Dark pop, rap havası da var ama rap değil, arabeskteki gibi dram var ama arabesk de değil. Pop desen tam olarak pop da değil. Acısını paylaşan daha samimi gelir, insanların biraz arabeskin içindeki sıcaklığı özlediğini düşünüyorum."

Rap kategorisinde gösterilen Blok3 de aslında rap değil pop, fantezi ve arabesk arasında gidip gelen çalışmalar ortaya koyuyor. Kendisinin yeni çalışmalarının rap kategorisinden artık çıkarılması ve bu tarz listelere dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

'Gelecek kaygısı ile bazen hüzünleniyorum'

Gelelim bu hüznün nedenine... Spotify MENAT+ Genel Müdürü Akshat Harbola, yaptığı açıklamada türün gençler arasındaki popülerliğini şöyle dile getiriyor:

“Genç dinleyiciler, arabesk bayrağını adeta ebeveynlerinin bıraktığı yerden alıp taşımaya devam ediyor. Dahası, gençler bugünün yeni sesleri ile ikon hâline gelmiş arabesk sanatçılarını birlikte dinleyerek türün geçmişinden kopmadan arabeski sahiplenmeye devam ediyor."

15 yaşındaki yeğenim Mete’nin kendisiyle aynı yaşta olan arkadaş grubuyla buluşuyorum. Hamza, Semicenk dinlediğini söylüyor:

“Evde abimin dinlediği o eski şarkıları hatırlatıyor. Aslında dertli olduğum için dinlemiyorum. Sadece şarkıları eski ile yeninin birleşmesi gibi hissettiriyor.”

Öte yandan Manifest de dinlediğini ekliyor. Kendi aralarında gülüşmeler oluyor. Diğer arkadaşı Mert ise “Gençseniz dertlisiniz. Gelecek kaygısını bazen hissediyorum ve hüzünleniyorum” diyor. Masadaki Ömer ise yeni şarkılardan bir süre sonra sıkıldıklarını eskilerin cazip geldiğini o parçaların da arabesk olabildiğini dile getiriyor. Bu şarkıların sözleri acımasız hayata dair olsa da çoğunluk çekilen aşkın acısına göndermeler barındırıyor. Bunu sorduğumda ise cevap vermek istemiyorlar. 

Bu sefer üniversiteye yeni başlayan Yasemin ile biraradayım. Yabancı sözlü şarkılarda daha enerjik olanları seçtiğini, Türkçede ise hüzünlü sözlü olanları ya da arabesk tarzındakileri dinlediğini söylüyor. Diğerlerinde de olduğu gibi konuşmamızın en başında arabesk türündeki sanatçıların tam olarak hangileri olduklarını bilmediğini içten bir şekilde dile getiriyor. Ben ona örnekleri sıralayınca “Ah tamam” diyor. 

Çok trajik ama Güllü’nün vefatı sonrası yayımlanan haberlerden sonra onun müziğini keşfettiğini itiraf ediyor: 

“Gerçekten değer verilmesi gereken bir sesmiş. Bazı müzik listelerime onu da ekledim.” 

Konuştuğum bazı gençlerden çok azı savaşlar, ekonomik kriz ve gelecek kaygılarının arabesk dinlenmesinde etkili olduğunu söylüyor. Esas altını çizdikleri çok daha yalnızlaşmaları… 16 yaşındaki Sedef de buna dikkat çekiyor:

“Kendimi yalnız hissettiğimde bu türü daha çok dinliyorum.”

Gençlerin en çok kullandığı sosyal medya uygulamalarından TikTok’ta da algoritma eğlenceli şarkılar eşliğinde dans eden akım videolarından daha çok kameraya bakarak melankolik ya da arabesk şarkıları söyleyerek klip çekenleri ön plana çıkarmaya başladı. Kullanıcılar bir şarkıyla dans etmek yerine o şarkıyı bir ayrılık hikayesine, kişisel itirafa, nostaljik anıya ya da mizahi videoya dahil etmeye başladı. Pop müziğin tonu değiştikçe gençler birlikte dans etmekten çok kendi duygularıyla baş başa mı kaldı? Arabesk şarkılardaki dinlenme de bu yüzden daha mı çok artıyor?

Dünya genelinde de müzik çok hüzünlü

Dünyada da durum pek farklı değil. “Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?" yazımda bahsettiğim gibi global pop yıldızları da artık hüzünlü şarkılar söylüyor. Pop müzik, geçmişe kıyasla çok daha iç karartıcı bir hâlde.

  • Viyana Üniversitesi’nden psikologlar Scientific Reports’ta yayınlanan araştırmalarında 1973-2023 yılları arasında çıkan 20.186 şarkının analizini yaptı. Pop parçalarının sözlerindeki stresle ilişkili dil, duygu durumu ve lirik karmaşıklığın zaman içindeki değişimine odaklandılar. Toplumsal krizlerin insanların müzik tercihlerini nasıl etkilediğini ve müziğin, kolektif duygu durumunu düzenlemedeki rolünü ortaya koydular.

Araştırmaya göre son yıllarda ABD Top 100 listelerinde yer alan şarkılarda olumlu duygu ifadeleri azaldı. 11 Eylül 2001 saldırıları ve COVID-19 pandemisi gibi büyük toplumsal travmaların ardından daha olumlu duygular içeren ve lirik açıdan daha karmaşık pop şarkılarında artış yaşandığını belirlediler.

Son 50 yıl genelinde ise stresin ön planda olduğu, olumsuz dil kullanımında önemli bir artış tespit ettiler. Ayrıca ABD’deki popüler şarkı sözlerinin yıllar içinde giderek basitleştiğini gözlemlediler. Bu bulgular, depresyon ile anksiyete oranlarındaki artışla da örtüşüyor.

90’lar ve 2000’lerde de gençler arabesk dinliyordu

Elimizde arabesk türünün Türkiye’de yıllar içinde gençler arasındaki popülerliğini tam olarak ölçen bir veri bulunmuyor. Martin Stokes’in 1992’de yayımlanan Türkiye’de Arabesk Olayı (The Arabesk Debate: Music And Musicians In Modern Turkey) adlı kitabı 1980 ve 90’lar başındaki genç arabesk dinleyicilerinden bahsediyor. Stokes, genç dinleyicilerin arabeski sadece pasif bir acı çekme (kadercilik) aracı olarak görmediğini vurguluyor. Gençler için arabeskin kentin karmaşası, yalnızlık, işsizlik ve aşk acısı karşısında duygularını düzenleme ve ifade etme alanı olduğunu söylüyor.

İren Özgür’ün Oxford Üniversitesi Faculty of Oriental Studies'e bağlı olarak yürüttüğü ve 2006’da yayımlanan “Arabesk Music in Turkey in the 1990s and Changes in National Demography, Politics, and Identity” başlıklı araştırmasında da katılımcıların çoğu 25-35 yaş arasındaki genç-yetişkin nüfustan oluşuyor. 

  • Çalışmaya göre, 1950–1970 dönemindeki arabesk şarkı sözlerinde, geleneksel erkeklerin “modern dünyanın hızlı kızları” tarafından reddedilmesi ve sınıfsal dışlanmışlık öne çıkıyordu. 1990’larda arabesk sanatçılarının da modern kent yaşamının parçası hâline gelmesiyle sözlerin odağı, sınıfsal engellerden Batı tarzı pop şarkılarında olduğu gibi karşılıksız aşka kaydı.

Araştırmada katılımcıların %95’inin Türkiye’nin Doğulu kimliğine vurgu yaptığı, “Sonuçta biz Doğulu bir halkız” veya “Biz acının çocuklarıyız, tarihte herkes tarafından tokatlandık” gibi fatalist/duygusal açıklamalar getirdiği belirtiliyor. Bahsedilen sektör verilerine göre de Türkiye müzik endüstrisi tarafından yılda üretilen 200 milyon kasetin 150 milyonunu arabesk türü oluşturuyor ve Güneş gazetesinin verisine göre ise Türkiye halkının %90’ı arabesk dinliyor.

İster kabul edin ister etmeyin, bu topraklar hüzünlü şarkıları ve arabesk müziği dün de çok seviyordu bugün de… Sadece şimdinin gençleri kolektif bir hüzün dalgasına kapılmış durumda. "World Happiness Report 2026'ya (Dünya Mutluluk Raporu) göre de Türkiye, 147 ülke arasında 94. sırada yer alıyor. Bu da gençlerin mutluluk düzeylerinin küresel ortalamanın altında olduğunu gösteriyor. 

  • Özellikle 30 yaş altı bireylerde, düşük mutluluk bildirilmesi; toplumsal aidiyet, ekonomik güvence ve gelecek beklentileri açısından yaşanan sıkıntılara işaret ediyor. Raporda ayrıca sosyal destek eksikliği, özgürlük algısındaki düşüş ve ekonomik belirsizlik gibi unsurlar da mutluluğu etkileyen temel faktörler arasında sıralanıyor. 

Şarkı listeleri ise bize neyin üretildiğini değil, neyin popüler olduğunu gösteriyor. Yeni kuşak dinleyici daha melankolik müziklere yöneldiği için sektör de bu talebe duygusal parçalar üreterek karşılık veriyor. Arabesk ise her dönemde bir ilham perisi oluyor ve genç yaşlı demeden dinleyicilerin şarkı listelerine sızıyor. Görünen o ki ana akım müzik, bu kış da karamsar şarkılar üretmeye ve söylemeye devam edecek.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.