SİNEMA VE TV

'Beef'in yeni sezonu: Bireysel öfkeden sınıfsal öfkeye

İlk sezonun başarısının ardından yoluna bir antoloji dizi olarak devam etme kararı alan "Beef", yeni bir hikaye anlattığı ikinci sezonunda kendi formülünü unutarak bireysel öfkeden sınıfsal öfkeye yöneliyor; özgünlüğünü ve kimliğini kaybediyor.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 24 NİSAN 2026
3 DK OKUMA

Mini-dizi: Beef, 2. sezon
Yaratıcı: Lee Sung Jin
Yönetmenler: Lee Sung Jin, Kitao Sakurai ve Jake Schreier
Yapım yılı: 2026
Süre: 8 bölüm, toplam 349 dakika

Netflix, birkaç yıldır önce ilkbahar aylarına damga vuran, ardından da ödül sezonunu silip süpüren mini-dizilerle hepimizi şaşırtmayı, etkilemeyi başarıyor. Sonrasında Britanya yapımları Baby Reindeer ve Adolescence ile devam edecek bu seri, esasında 2023 yılında Kore kökenli ABD’li Lee Sung Jin’in Beef adlı mini-dizisi ile başladı. 

Steven Yeun ve Ali Wong’un başrollerini paylaştığı Beef, her ikisi de kendi hayatlarını ve ilişkilerini etkileyen aşırı stresle başa çıkmaya çalışan iki insanın yollarını basit bir yol verme tartışması ile kesiştirerek başlıyordu. Bu basit tartışmayı bir kan davasıymışcasına can düşmanlığa dönüştüren ikili, dizi boyunca birbirlerine yaratıcı ve oldukça kötücül yollardan zarar verme yarışına giriyordu. 

BEEF: 1. Sezon | Kaynak: Netflix

Beef, 75. Primetime Emmy Ödülleri ve 81. Altın Küre Ödülleri başta olmak üzere 2023-2024 ödül sezonunda mini-dizi cephesinin yıldızı oldu ve tüm bu başarılar pek tabii ki Netflix’in mini-diziyi bir antoloji diziye döndürme kararıyla sonuçlandı: Yeni bir hikaye ve yeni oyuncular ile ikinci bir sezon yoldaydı. O sezon, 16 Nisan’da yayımlandı.

Yeni sezonundaki sürtüşmenin taraflarını zenginlerin vakit geçirdiği bir kulübün çalışanlarından seçen Beef, iki çift rollerini Oscar Isaac ve Carey Mulligan ile Cailee Spaeny ile Charles Melton’a emanet ediyor. Tesadüfen üst düzey yöneticileri olan çiftin şiddetli bir kavgasına tanık olan ve bunu videoya çeken genç çift, bunu şantaj malzemesi olarak kullanarak yükselmeyi, hayatlarını kurtarmayı ve belki de kim bilir, onların yerine geçmeyi hayal ediyorlar.

BEEF | Kaynak: Netflix

Oscar Isaac ve Carey Mulligan’ın canlandırdığı Josh-Lindsay çifti kulüp için uzun yıllardır bir vazgeçilmez olmuş. Yönetici konumundaki Josh’ın en büyük destekçisi, orada çalışmasa da üyelerle en az eşi kadar yakın, hizmet aşkıyla yanıp tutuşan ve kulüpteki birçok kararda ve etkinlikte etkisini hissettiren Lindsay olmuş. 

Genç çiftle olan sürtüşmeleri bir yana, Josh ve Lindsay’in dengesini bozan, onları konfor alanından eden bir gelişme var: Kulübü Koreli bir yatırımcı satın alınca, Josh işini kaybetme endişesiyle dolup taşıyor ve bu bir anlamda yıllardır kendilerini eşdeğer gördükleri kulüp üyeleri ile aralarındaki sınıfsal farkı idrak etmelerine neden oluyor. İlişkileri ise zaten sallantıda, söz konusu video ile kayıt altına alınan ne ilk ne de son kavgaları...

BEEF | Kaynak: Netflix

Josh ve Lindsay’in her fırsatta Z kuşağından oldukları detayını verme gereği duyduğu genç çift Ashley ve Austin ise nişanlılar ve görünürde mükemmel bir ilişkileri var. Birbirlerini sevdiklerini, birbirlerini mutlu etmek istediklerini sinir bozucu derecede fazla dile getiriyor, birbirlerini üzmekten ve kaybetmekten ölesiye korktuklarını dışarıya da hissettiriyorlar. Bu karşılıklı bağlılığın aslında güvensizlik temelli bir bağımlılık olduğunu fark etmeleri yakın gözüküyor. 

Fakat bu farkındalığa varmadan önce kestirme yoldan işlerinde yükselme, sosyoekonomik basamakları kestirme yoldan tırmanma fırsatını bulunca ilişkilerindeki sorunlarla yüzleşmek yerine, planladıkları ortak geleceği bir suç ortaklığı ile pekiştirip inşa etmeye devam ediyorlar.  

BEEF | Kaynak: Netflix

Josh-Lindsay ve Ashley-Austin çiftleri arasındaki sürtüşme, ilk sezonda Danny (Steven Yeun) ve Amy (Ali Wong) arasındaki sürtüşme ile kıyaslandığında Beef’in değiştiğini ve artık farklı bir yapıya büründüğünü anlıyoruz. Basit bir olayla kıvılcımlanan bastırılmış öfkenin iki birey arasındaki düşmanlığa evrildiği ve bunun ikisinin de hayatlarını altüst ettiği formül, ikinci sezonda yerini statü ve güç kazanmak için birbirinin üstüne basmaya çalışan iki çiftin farklı bir sınıfla çatıştığı bir formüle bırakıyor. 

İlk sezon bireysel öfke ve varoluş krizlerinden beslenirken, ikinci sezon sınıf kini ve sınıf çatışması gibi toplumsal öfkeye yol açan meselelerle ilgileniyor. Söz konusu sınıf dengelerinde yıllardır yerini bilmiş ve rolünü iyi yapmış, deneyimli bir çift ile gençlik ve cehaletin getirdiği saçma özgüvenle hareket eden acemi bir çiftin çatışması, tarafların bu iki çift olduğu izlenimini yaratıyor. Beef formülü buna oturtulmaya çalışılıyor. 

Oysa çatışmanın bir tarafında Koreli patron ve yarattığı güç sistemi, diğer tarafında ise onun hükmettikleri var. Bu da diziyi Beef’in ilk sezonundan çok The White Lotus’un söylemek ve anlatmak istediklerine yakınlaştırıyor. Demin bahsettiğim, cehaletin getirdiği saçma özgüven ve tarafların birbirinden habersiz eylemlerinin büyük resmi karıştırdığı absürt olay örgüsü düşünüldüğünde akıllara Fargo da gelebilir pekala. Kısacası Beef’in yeni sezonu, bir antoloji dizinin ikinci sezonundan çok Beef etiketinden bağımsız bir yapım izliyormuşuz hissi yaratıyor.

BEEF | Kaynak: Netflix

İki sezonu ayıran önemli meselelerden biri de Asyalı göçmenlerin dizideki işleviyle ilişkili: İlk sezonda biri Kore diğeri Vietnam kökenli iki karakter arasındaki sürtüşme ve çatışma, onların bireysel ya da ailevi göçmenlik travmalarından ve kültürel reflekslerinden de besleniyor, orta vadede birbirleriyle empati kurabilmelerini sağlıyordu. Dört ana karakterinden sadece birinin yarı-Koreli olduğu bu ikinci sezonda ise Koreli karakterler patron ve yancıları nezdinde, karikatürize birer kötülük timsali ve dışarıdan gelen, İngilizce konuşamayan yabancılar olarak varlar. 

Youn Yuh-jung ve Song Kang-ho gibi ünlü ve tanıdık Koreli yüzlerin temsil ettiği sistemsel villain’ların sanki ABD’de patron yokmuş, sınıfsal uçurumlar, ekonomik eşitsizlik ya da sağlık sisteminin içler acısı hâli ülkenin kendi kapitalist sistemi tarafından yaratılmamış gibi dışarıdan getirilmesi Beef’in ilk sezonundaki göçmenlik odaklı hikayenin samimiyetini ve psikolojik kırılganlığını yitirmesine neden oluyor. (Sezondaki favori bölümümün The Pitt’in yanına dahi yaklaşamasa da ABD sağlık sistemini gözler önüne seriş şekli nedeniyle bir acil servis bekleme odasında geçen 4. bölüm olduğunu eklemeliyim.)

BEEF | Kaynak: Netflix

Beef, bağımsız bir hikaye olarak ele alındığında Fargo ve The White Lotus’tan ilham almış bir mini-dizi olarak sürükleyici, merak uyandırıcı ve oyuncu performanslarıyla etkileyici bir dizi. Dört ana karakteri canlandıran oyuncunun da bu yılki Primetime Emmy ödüllerinde en büyük yarışçılardan olacağına emin olabilirsiniz; özellikle May December filmi ile kariyeri yükselişe geçen Charles Melton’ın performansı akılda kalıcı. 

Oyunculukların ve hikaye kurgusunun başarısı ne yazık ki diziyi başarılı kılmaya, Beef ve A24 etiketlerinin görünmezliğini affettirmeye yetmiyor. Netflix’in üç yıllık geleneğini sürdürerek ilkbaharda kullanmayı seçtiği kozu buysa şayet, bu yılın ödülleri silip süpürecek mini-dizisi için gözlerimizi Half Man ve HBO Max’e çevirebilirmişiz gibi geliyor.

Nerede izleyebilirsin? Beef, iki sezonunun tüm bölümleriyle Netflix kataloğunda yer alıyor.

Alternatif işler:

  • Fargo (2014-2024, Noah Hawley)
  • The White Lotus (2021-..., Mike White)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.