İYİ YAŞAM

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 31 TEMMUZ 2026
4 DK OKUMA

1996. Bir sabah yazlığımızdaki çekyatta, sol bileğimin içindeki bir kızarıklıkla, acı ve kaşıntı arası bir hisle uyanmıştım. Ne olduğunu anlamaya çalışan anneannem, çarşafın üzerinde bir örümcek ölüsü bulmuştu. “Yazlık yerdi, olurdu böyle şeyler.” Kızarıklık birkaç gün içinde küçülüp yok oldu, kaşıntı geçti. Ama iki hafta boyunca her yalnız kaldığımda sol elimin orta ve yüzük parmağını içe doğru kıvırıp, bileğimdeki ısırık izinden ağ atmaya çalıştığımdaki çocuksu heyecanı ve beyhude umudu hiç unutmadım. 

  • 90’lardaki favori çizgi filmlerimden birinde, "bir örümceğin yapabildiği her şeyi yapan" o kahraman en sevdiğim, hatta tek sevdiğim süper kahramandı. Spider-Man’in ağlar fırlatıp gökdelenler arasında süzülmesini de duvarlara tırmanmasını da çok havalı buluyordum. 

2002. İçim kıpır kıpır. Hayır, lisedeki ilk yılımın bitmesine ve yaz tatiline sayılı gün kaldığı için değil; ilk kez tüm sınıf okul çıkışı birlikte sinemaya gideceğimiz için de… En sevdiğim süper kahramanı, ilk kez kanlı canlı göreceğim için. 

Sam Raimi’nin Spider-Man’i sayesinde Peter Parker zihnime Tobey Maguire’ın suretine bürünüyor. Onu ısıran radyoaktif örümceği, çatılardan New York sokaklarına doğru fırlattığı ağları, kırmızı-mavi kostümünü ilk kez bu kadar canlı görüyorum. Ama farkına vardığım bir şey var. Hâlâ sevdiğim o süper kahramanı sevmemin sebebi artık sadece havalı buluyor olmam değil. Bir liseli olarak, onun vücudunda yaşadığı değişimlerle, beynine yüklenen yeni dürtülerle ya da zorbalığa uğrayacağını veya dışlanacağını düşündüğü için farklı olduğunu gizleme refleksiyle kolayca empati kurabiliyorum. 

Spider-Man’in hikayesinin bir süper kahraman anlatısından öte bir büyüme hikayesi olduğunu ilk kez o filmde fark ediyorum. Büyümenin sancılı olduğunun, kendini tanımanın korkunç olduğunun ise çoktan farkına varmaya başlamışım ve üstelik hiçbir süper gücüm yok.

Spider-Man: Brand New Day | Kaynak: TME Films

2012. Farklılıklarımın sadece ergenlikten olmadığını anlamış, üniversitede kendimi çok daha iyi tanımış ama hâlâ kuir kimliğimi tam anlamıyla kabul edememişim. 

Marc Webb’in Sam Raimi’nin belirlediği çıtaya erişemediği The Amazing Spider-Man filmlerini izlediğimde artık radyoaktif bir örümcek ısırığının yol açtığı fiziksel değişimlerden çok gizli bir kimlikle yaşamanın zorluklarına odaklanmış buluyorum kendimi. Andrew Garfield’ı beğenirken ya da Spider-Man kostümünü cinselleştirirken duyduğum utanç, dolaptan tam anlamıyla çıkamamış olmanın yükü ile birleşip çığ gibi büyüyor. Yaşadığım iki apayrı hayatın birbiriyle tesadüfen kesiştiği anlar beni ölesiye korkutuyor. 

  • Hayatımdaki insanları gerçek kimliğimi bilenler, bilmeyenler ve şüphelenenler olarak üçe ayırmak zorunda kalıyorum. Yalan söylemeyi öğreniyorum ve yalan söylemenin yükü altında eziliyorum. Değişen dünya kuirliğin “büyük bir güç” olduğuna dair yüreklendirici sloganlar atarken ben o gücün getirdiği “büyük sorumluluklardan” kaçmayı bir süre daha tercih ediyorum. 

Spider-Man’in ya da Peter Parker’ın cinsel kimliği ile farklılaşan bir karakter olmadığının en az Mary Jane ya da Gwen kadar farkındayım ama çocukluğumdan beri kendimi bulduğum bu hikayenin pekala kuir bir hikaye olarak da okunabileceğine inanıyorum. Spider-Man dolapta geçirilen sancılı yılların ve dolaptan çıkmanın zorluklarının hikayesi aynı zamanda.

Spider-Man: Brand New Day | Kaynak: TME Films

2018. Artık dolaptan çıkmış, kimliğini kabullenmiş, otuzlarında bir yetişkinim. Bir sinema yazarı olarak bugün hâlâ içeriğiyle de biçimiyle de tüm zamanların en iyi animasyon filmlerinden olduğunu düşündüğüm Spider-Man: Into the Spider-Verse’ü izlediğimde her şey biraz daha netleşiyor. Miles Morales’in ya da yüzlerce paralel evrendeki yüzlerce Spider-Man’in her birinin hikayesi ne kadar farklı olursa olsun temelde aynı. 

  • Her biri birer süper kahraman olsalar da, en büyük güçleri yalnız olmadıklarını anlamak oluyor. Tıpkı etrafımda beni gerçekten tanıyan, benimle aynı yollardan geçmiş insanların olduğunu bilmenin, bir topluluğun parçası hissetmenin bana güç vermesi gibi.

2026. Spider-Man Tom Holland’ın suretine bürüneli neredeyse 10 yıl olmuş. Marvel Sinema Evreni ve Jon Watts’ın sil baştan anlatmamayı tercih ettiği hikayede örümcek ısırığını ya da Peter’ın değişmeye başladığı ilk anları hiç görmesek de, onu yine lise koridorlarında izlemek ve Spider-Man’in hikayesine tam da ait olduğu yerde tanık olmak yetmişti. 

Serinin dördüncü filmi Spider-Man: Brand New Day’de, hayatını, kimliğini, benliğini, sevdiklerini tümüyle geride bırakmak zorunda kalmış, bedel ödemiş bir Spider-Man ile karşılaşıyoruz şimdi. Büyümenin, değişmenin, kimliğiyle çatışmanın ya da kendini kabullenmenin yaşı olmadığını, büyüme hikayelerinin yetişkinlikte de anlatılabileceğini gösteriyor bu film. Onunla birlikte büyümüş olalım ya da olmayalım; Peter artık bir yetişkin, hissediyoruz. 

Destin Daniel Cretton devraldığı yönetmen koltuğundan Peter Parker’ın ve Spider-Man’in özünü kavramış, bu hikayenin "farklı" ya da "özel" hissetmiş herkese hitap edebilen bir anlatıya sahip olduğunun bilincinde ve tüm bunların karanlığının farkında olduğunu bağırıyor. 

Spider-Man: Brand New Day | Kaynak: TME Films

Spider-Man: Brand New Day, bir geri dönüş sahnesinde Peter ve onun bir anne figürü olarak bellediği May Hala arasındaki samimi bir konuşmaya yer veriyor. Peter’ın süper kahraman kimliğini henüz öğrenmiş olan May şunları söylüyor:

“Sen çok iyi bir çocuksun. Seni özel kılan da bu. Ama tam da bu yüzden insanlar sana korkunç şeyler yapmak isteyecek. Umarım ‘özel’ olmanın ne demek olduğunu hiç unutmazsın. Seni gerçekten sevenlerin, seni ‘özel’ olduğun için değil, yalnızca sen olduğun için seveceğini de…”

Yıllar önce bana söylenmesini çaresizce beklediğim, uzunca bir süredir de başkalarına anlatmaya çalıştığım şeyleri bir karakterin benden çok daha net ifade edebilmesi muhteşem bir şey. Bu sahne Spider-Man hikayesinin neden pekala kuir bir hikaye olarak da okunabileceğini bana bir kez daha hatırlatıyor. Filmi izlerken göz yaşlarıyla beynime kazıdığım bu cümleleri çevirerek buraya yazarken bile gözlerim doluyor çünkü hissettirdikleri Call Me by Your Name’de Elio’nun babasıyla olan konuşması ile eşdeğer bir duygu yoğunluğu içeriyor.

Peter ya da Miles "özel" olmayı seçmiyorlar. Güçleri tam da halihazırda kendi bedenlerinde birer uzaylı gibi hissettikleri ergenlik döneminde açığa çıkıyor. En büyük düşmanları çoğunlukla kötü karakterlerden çok kendilerini suçlayan iç sesleri oluyor. Sürekli yeniliyor, başarısız oluyor, çuvallıyorlar. Kahramanlıklar ve sorumluluklar ilişkilerine, aşklarına, gizliliklerine ya da sıradan mutluluk anlarına mal oluyor. Tüm bunları art arda sıralayıp düşününce anlaşılıyor: Spider-Man büyümekten bir kaçış deği, Spider-Man büyümenin ta kendisi.

Spider-Man: Brand New Day | Kaynak: TME Films

Son 25 sene içerisinde Spider-Man’in hikayesini en başından başlayarak sadece sinemada dört kez izledik: Peter Parker ya da Miles Morales radyoaktif bir örümcek tarafından ısırıldı, vücudundaki değişimle başa çıkmaya çalıştı, sırrını herkesten saklamaya ve kendini "normal" göstermeye çalıştı, iki benliği arasındaki çatışmalar arasında parçalandı, sevdiği birini kendi suçu olduğunu düşünerek kaybetti ve öyle ya da böyle büyük gücün büyük sorumluluk gerektirdiğini öğrendi. Bu hikaye, aynı serinin dördüncü halkası olmasına rağmen Spider-Man: Brand New Day’de dahi değişmiş değil. Değişen benim sadece. Ve tabii kendilerini Peter’la, Miles’la ya da Spider-Man ile özdeşleştiren diğerleri. 

Otuzlarıma gelip de defalarca okuyup izlediğim bu büyüme hikayesiyle her yeniden karşılaştığımda yine de yeni bir bağ kurabiliyorsam, dahası aynı hikayeye özgür irademle geri dönüp orada kendimden bir şeyler arıyor ve buluyorsam bunun sebebi sadece Spider-Man: Brand New Day’in değil tüm bu hikayenin özündeki, kaç yaşında olursam olayım yanıtını aramaya devam edeceğim şu soru sanırım:

"İnsanlar gerçek benle tanışsalar beni yine de severler miydi?"

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.