MÜZİK

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.

EDA SOLMAZ
DUENDE · 12 EKİM 2026
4 DK OKUMA
READ IN ENGLISH →

Yaklaşık 16 yıldır canlı dinleyemediğim şarkılarla yeniden buluşmak üzere 10 Ekim Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ın kapısından içeri giriyorum. Sahnenin önündeki artık 40’lı yaşlarına gelmiş kalabalık, konser başlamadan arkadaşlarıyla anılarını tazeliyor. Çilekeş’i ilk ve son kez nerede izlediklerini, bu gece hangi şarkıları duymak istediklerini konuşuyorlar. Kiminin yüzünde uzun zaman sonra bir konsere katılmanın tedirginliği, kimindeyse heyecan var. Birazdan yıllardır hafızalarında ve kulaklıklarında yaşattıkları şarkılar, Çilekeş’in orijinal kadrosuyla yeniden sahnede hayat bulacak.

Çilekeş, Y.O.K., Katil Dans sonrası 2010’da Histeri Çalışmaları'nı çıkardığında 2000’lerde altın çağını yaşayan rock müzik de yavaştan kabuk değiştirmeye başlamıştı. Üçüncü albümleri adeta grubun ruh hâlinin bilinç akışını yansıtıyordu. Çoğu şarkının nakaratı yoktu, sözler felsefi açıdan çok daha derindi ve müzik emprovize şekilde ortaya çıkmış gibiydi. Zaten 2015’te popüler olmaya başlayan alternatif müzik dalgasındaki çoğu şarkı da bu albümdeki parçaları andırıyordu. Geleceği görmüşlerdi...

Histeri Çalışmaları'nın o ağır ruh hâli grubun değişim arzusunun da bir işaretiydi. Çilekeş, üçüncü albümü yayımladıktan kısa bir süre sonra, 23 Ekim 2011’de Van İçin Rock’ta son performansını KüçükÇiftlik Park sahnesinde sergiledi ve oldukça uzun sürecek sessizlik başladı. Bunu da hiçbir zaman resmî olarak dile getirmediler. Grup bir basın açıklaması yayımlamadı ya da “Çilekeş dağıldı” demedi. Böylece dağılmış da sayılmıyorlardı değil mi? Arkalarına bakmadan kendi projelerine doğru ilerlediler.

Grubun davulcusu Cumhur Avcil, 2011’de Lovesick adında bir albüm çıkardı. Daha sonra sahnelerden çekildi ve psikolog olarak hayatına devam etti. Görkem Karabudak ve Ali Güçlü Şimşek, Bubituzak grubunu kurarak 2013’te ilk albümleri Uzay Yolları Taşlı'yı yayımladı. Bu kez vokalde Ali Güçlü Şimşek’i işitiyorduk. Sonra Şimşek, Lalalar grubunun vokali oldu. Karabudak, sahnede birçok müzisyenle çaldı, prodüktör olarak işin mutfağına çekildi ve 2021’de ilk solo single’ı “Akılsız Başın Sürgünü”yü yayımladı. Karabudak’ın uzun süre sahnede vokal olarak yer almayı tercih etmemesi şaşırtıcıydı ama sanatçıların da bazen bir arayışın içinde olduğunu unutmamak lazımdı. Üyeler kendi projelerinde yeni kimlikler kurarken Çilekeş’in hayaleti bu çalışmaların etrafında dolaşmıyordu.

Birbirleri ile kişisel bağlarını koparmayan bu müzisyenlerin, Çilekeş’in müziğinden uzaklaşmasının altında yatan sebebi de asla dile getirmiyorlardı. Fakat dinleyici o müzikleri sanki dün çıkmış gibi sahiplenmeye devam ediyordu. İnternette “Çilekeş dinlemiş efsane nesil” gibi başlıklar açılıyor, o dönemin nostaljisini yapan milenyallerin müzikle kurduğu ilişkisinin simgesi hâline geliyorlardı. 

Kırılma anı Limp Bizkit konseri oldu

Ağustos 2025’te Limp Bizkit’in İstanbul konserinin açılışını Görkem Karabudak yapıyor. Karabudak’ın bir sürprizi var ve “Y.O.K.” çalmaya başlıyor. Şarkıyı ilk notasından tanıyan kalabalık bağırarak eşlik ediyor. Karabudak o günün kaydını yayımlayarak, “Yıllarca bu şarkıyı birlikte çaldığım tüm Çilekeş grubu üyelerine de tek tek desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” diyor. Binlerce kişi lise yıllarına döndüğünü, fakat onların neden geri dönmediklerini, bu şarkının hayatlarındaki etkisini anlatmaya başlıyor. 

Bu açılan kapıya Çilekeş üyeleri de kayıtsız kalamamış olacak ki bu yılın başında orijinal kadro ile geri döneceklerini, 10 Ekim akşamı KüçükÇiftlik Park’ta Y.O.K. albümünün 21. yılını kutlayacaklarını duyuruyor. 17 bin kişilik konser alanının biletleri satışa çıktığı an tükeniyor. 

Kendinden bir önceki jenerasyondan farklı olarak rock müziği yalnızca yabancı gruplardan değil, Türkçe yazılan şarkılarla da seven milenyum kuşağı için Çilekeş’in ilk albümünün son derece kritik bir yere sahip olduğu kanıtlanmış oluyor. 

'Artık korkmak için yanlış zamanlardayız'

Ve konser günü gelip çatıyor. 2000’lerde grubu ilk kez keşfedenlerle o dönemi kaçıran ama bu şarkılarla büyüyen gençler, “Kendimden Geriye”nin girişini duydukları an çığlıklar atmaya başlıyor. Sahnenin önündeki şeffaf perde açıldığı an ise aradan geçen 16 yıl saniyeler içinde buharlaşıyor. Orijinal kadrodaki Görkem Karabudak, Ali Güçlü Şimşek, Cumhur Avcil’e Ozan Kısaparmak da eşlik ediyor.

Bu basit bir nostalji akşamı değil; ergenlik yıllarımızla yüzleştiğimiz, bir zamanlar yalnızca bize ait sandığımız duyguların aslında ne kadar kolektif bir paylaşımın eseri olduğunu gördüğümüz ortak bir buluşma.

Her şarkı, üzerinden 20 yıl geçtikten sonra dahi dinleyicisinin hayatında yer bulamaz. Çilekeş şarkılarıysa aradan geçen yıllara rağmen yalnızca hatırlanmıyor, yeni dinleyiciler tarafından da sahipleniliyor. Bunun kanıtı ise bütün şarkılara hayranların hep bir ağızdan eşlik etmesi. Grubun enerjisi ise sanki bu aralık hiç yaşanmamış gibi... Bunda aktif olarak müzisyenliğe devam etmelerinin etkisi büyük. Grubun sahneye en uzak kalmış ismi Cumhur Avcil ise makine hızında çalıyor davulunu. Geçen zaman onun yeteneğinden de hiçbir şey almamış. 

“Akrep”, “Ardıma Hiç Bakmadan”, “Katildans”, “Sorma”dan sonra “Gözaltı” şarkısında Fuat Ergin sahnede beliriyor. Çığlıklar çok daha yükseliyor. 2005’te rockçıların rapçilerle düet yapmasının eleştirildiği müzikal anlamda muhafazakar dönemin geride kaldığının da bir göstergesidir bu. Fuat’ın orada olması çok önemli. O da şarkıda artık aramızda olmayan Peyk’in vokali İrfan Alış’ın adını anıyor. 

Grubun dönemin politik ruhunu yansıtan şarkısı "Kürar"da, sahneye Filistin bayrağı yansıyor. Aradan geçen onca yıla rağmen bu sözlerin güncelliğini koruması da insanın içini burkuyor. 

“Siyah” öncesinde, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan katliamlar kronolojik sırayla sahneye yansıtılıyor. Listenin sonunda, konserin düzenlendiği 10 Ekim’in aynı zamanda Ankara Garı katliamının 11. yıldönümü olduğu kırmızıyla vurgulanıyor. Görkem Karabudak, şunları söylüyor:

“Müziğin iyileştirici ve birleştirici gücünü, bize hatırlattınız. İsyanımız kronik hâle gelmesin ama bunun için artık çok geç. Artık korkmak için yanlış zamandayız.” 

Gecenin sürprizlerinden biri de Çilekeş’in Pentagram’ın 40. yılı için hazırlanan saygı albümüne kaydedilen “1000 in the Eastland” yorumu oluyor. Sırada ise “Y.O.K.” var. Ardından perde kapanıyor, herkes konser bitti sanıyorken yeniden sahneye çıkıyorlar ve tamamen ters köşe bir şekilde The Prodigy cover’ı “Breathe”i çalmaya başlıyorlar. “Hit Dalaşı” ve yeniden “Kendimden Geriye” ile konseri sona erdiriyorlar. Seslendirdikleri 17 şarkı ise kolektif bir iyileşme ve duygusal deşarjın parçası oluyor.

'Yeniden buluşana kadar eksikliğinin farkında bile değildim Çilekeş’in'

10 Ekim’de arkalarında yer alan görsel tasarımlar, ışık ile yarattıkları atmosferik etki ve hatırlattıkları ile seyirciye abartısız ama titizlikle hazırlanmış bir sahne sundular. Görkem Karabudak’ın vokalleri belki eskisi kadar sert değildi, enstrümanlar da artık yalnızca dünyaya başkaldırının aracı değildi. Fakat sahnedeki müzisyenlik, 40’lı yaşların getirdiği ustalığı taşırken bize de hâlâ iyi müzisyenler olduklarını hatırlattı. Anlayacağınız, eski günleri taklit eden orta yaşlı adamlar olarak orada değillerdi. Aksine aradan geçen 16 yılın getirdiği sorumluluklar ve yaşanmışlıkların müzikte nasıl olgun bir güce dönüştüğünün kanıtıydılar.

Çilekeş’in yeniden biraraya gelmesi, yalnızca dinleyicilerinin değil, grubun da geçmişte bıraktıklarını sandıkları bir parçayla karşılaşmasıydı. Ankara’daki Limon Bar’da başlayan maceranın günün birinde kendilerinden çıkıp dinleyicilerine ait bir hikayeye dönüşeceğini tahmin ederler miydi? Ali Güçlü Şimşek de Instagram’daki bir gönderisine şu notu yazmıştı:

“Baştan bir günah çıkartayım, yeniden buluşana kadar eksikliğinin farkında bile değildim Çilekeş’in. Meğer içeride atıl kalmış, salya sümük dondurulup zaman kapsülüne tıkılı bir çocuk varmış.” 

Grup, ilk albüm çıktığında verdikleri bir röportajda şöyle diyordu:

“Çilekeş’in ilk albümünün başarılı olup olmadığını sağlıklı bir şekilde ancak 10 sene sonra değerlendirebiliriz. Bir 10 sene sonra dönüp geriye baktığımızda bu albüm hâlâ dinleniyorsa, insanlar tarafından hatırlanıyorsa işte ancak o zaman ‘evet biz bu işi başardık’ diyebiliriz.” 

Zamansız şarkı dediğimiz de tam olarak bu... 21 yıl önceki bu şarkılar şimdiki jenerasyonun da tüm o varoluşsal sancıları ve ilk aşk kırgınlıklarına merhem oluyor. Hisler değişmedi, o şarkıları dinleyenler de büyüdü. Konserden eve dönerken aklımda ise şu soru dönüyor; “Sahnede izlediğim şey aslında o şarkıları ilk kez dinlediğim yaştaki kendim miydi?” Belki de şarkılar gibi o beni de özlemiştim… Teşekkürler Çilekeş, bize içi boş bir nostalji yaşatmadığın için.

  • Çilekeş, 14 Ekim’de ODTÜ MD Vişnelik Çim Amfi ve 18 Ekim’de İzmir Arena’da.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.