Coyote vs. Acme: Bir çizgi film karakteri dev bir şirkete kafa tutabilir mi?
Yıllarca Road Runner’ın peşinde koşarken başına gelmedik felaket kalmayan Wile E. Coyote, bu kez kendisini sürekli yarı yolda bırakan ürünlerin üreticisi Acme’nin peşine düşüyor. Coyote vs. Acme, çocukluk çizgi filmlerinin kovalamaca neşesini korurken, Coyote’nin azmini kazanca dönüştüren şirketin sorumluluğunu görünür kılıyor ve ona sonunda uğradığı zararların hesabını sorma hakkı tanıyor.

Film: Coyote vs. Acme
Yönetmen: Dave Green
Yapım yılı: 2026
Süre: 101 dakika
Çocukluğumda izlediğim çizgi filmlerin çoğunda birileri birilerini kovalıyordu. Tom Jerry’nin, Sylvester Tweety’nin, Elmer Fudd Bugs Bunny’nin, Coyote ise Road Runner’ın peşinde koşarken kendini paralıyordu.
- Dikkatlice kurulmuş tuzaklar, her detayı düşünülerek yapılmış planlar boşa gidiyor, dahası kovalamaca her seferinde kovalayanın başına gelen bir felaketle sonuçlanıyordu. Yaralar çabucak sarılıyor, kovalayan bir sonraki macerada her şeyi sil baştan yaşamaya hevesli, yeniden denemeye hazır oluyordu.
Ekranın karşısına geçip sonucu aşağı yukarı belli bu mücadeleleri tekrar tekrar izlemekten hiçbir zaman sıkılmadım. Fakat kaçanın zekasına ve çevikliğine duyduğum hayranlık, zamanla yerini bir türlü yüzü gülmeyen kovalayana duyduğum bir acıma duygusuna bırakıyordu sanki. Evet, itiraf ediyorum: Bir kez olsun onların şansı dönsün istiyordum. Çünkü Jerry’nin sinsi gülüşleri, Tweety’nin sevimli suretinin ardında gizlediği psikopatça düşünceleri, Bugs Bunny’nin ukalalıkları ve Road Runner’ın 'bip-bip!'leri her seferinde daha sinir bozucu hâle gelmeye başlamıştı.
Tüm bu bitmek bilmeyen kovalamacalar silsilesinin en talihsiz kahramanı ise benim için Wile E. Coyote idi. Road Runner’ı yakalamak için gösterdiği olağanüstü çaba, kurduğu düzeneklerdeki titiz işçilik ve her başarısızlığın ardından yeni bir planla geri dönme azmi, ona gülmek kadar onun için üzülmeme de neden oluyordu. Başına düşen kayaların, yüzünde patlayan dinamitlerin ve uçurumdan aşağı düşüşlerinin ardından yeniden ayağa kalkacağını bilmek, yaşadıklarını komik bulmayı kolaylaştırıyordu elbette. Yine de insan arada bir onun da kazandığını görmek istiyordu be...

Coyote vs. Acme, tam da bu isteğe karşılık veren bir fikirden yola çıkıyor: Wile E. Coyote, Road Runner’ı bir kenara bırakıp, bu kez kendisini sürekli yarı yolda bırakan ürünlerin üreticisi Acme’nin peşine düşüyor ve bu dev şirketi mahkemeye veriyor. Yıllarca başarısızlıklarına güldüğümüz karakter, sonunda uğradığı zararın hesabını sorma fırsatı buluyor.
Fikrin kaynağı, şaşırtıcı bir biçimde The New Yorker’da yayımlanmış bir makale, daha doğrusu bir mizah yazısı. Ian Frazier’ın 1990 tarihli Coyote v. Acme metni, Coyote’nin avukatının mahkemeye sunduğu açılış konuşması biçiminde yazılmış. Çizgi filmlerden bildiğimiz felaketleri hukukun ciddi diliyle yeniden anlatan metin, tüm o arızalı ürünleri, yaralanmaları ve aşağılanmaları bir tazminat talebinin gerekçelerine dönüştürüyor. Dave Green’in yönettiği, senaryosunu Samy Burch’ün yazdığı film ise bu fikri alıp bir dostluk hikayesi ve büyük bir şirkete karşı verilen hukuk mücadelesiyle genişletiyor.
İşin ironik tarafı, şirket çıkarları karşısında hakkını arayan Coyote’nin filminin de seyirciye ulaşmak için mücadele etmek zorunda kalmış olması! Warner Bros. Discovery, Kasım 2023’te tamamlanmış filmi rafa kaldırmıştı. Dönemin haberlerine göre kararın arkasında, yaklaşık 30 milyon dolarlık bir vergi avantajı elde etme hedefi vardı. İnsanların yıllarca emek verdiği bir filmin hiç gösterilmemesi, şirket açısından daha cazip bir mali seçenek olarak görülmüştü. Gelen tepkilerin ardından yapım ekibinin başka bir dağıtımcı aramasına izin verildi. Uzayan belirsizlik süreci, Mart 2025’te Ketchup Entertainment’ın filmin dünya çapındaki haklarını satın almasıyla sona erdi.

Acme ile filmin kaderini belirleyen şirket kararları arasındaki benzerliği görmezden gelmek mümkün değil. Bir tarafta sattığı ürünlerin yol açtığı zararla yüzleşmesi istenen bir şirket, diğer tarafta ortaya çıkardığı eseri seyirciden saklamayı hesaplı bulan bir stüdyo var. Filmin şirket eleştirisi yüzünden rafa kaldırıldığını söyleyemesek de bu eleştirinin filmin başına gelenlerle daha da anlamlı hâle geldiğini söylemek mümkün. Coyote’nin sesini duyurma çabasına tanık olurken, bu hikayeyi neredeyse hiç izleyemeyecek olduğumuzu hatırlamak bile yeterli.
Coyote’nin Acme ile ilişkisinin en çarpıcı yanı, yaşadığı onca felaketin ardından yine aynı şirketin başka bir ürününe bel bağlamak zorunda kalması. Çünkü Acme, çizgi film dünyasındaki tüm bu ürünler için pazardaki tekel konumuyla başka bir seçeneğe yer bırakmıyor. Bir sonraki sipariş, bir sonraki düzenek, bir sonraki deneme... Coyote için her kutu açılımı, bu kez başaracağına dair yeni bir umut anlamına geliyor. Acme açısından bakıldığında ise ortada kaybetme endişesi duymadığı, sürekli alışveriş yapan bir müşteri var.
Kahramanımızın bir türlü başaramaması, ona başarı vadeden ürünler satılmasına engel olmuyor; ürünlerin tekrar tekrar boşa çıkması da şirketi rekabet yüzünden müşteri kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakmıyor. Yıllarca beceriksizliğine güldüğümüz Coyote’nin yaşadıklarına bu açıdan bakınca, bütün suçu ona yüklemek zorlaşıyor. Film, onun azmini ve umudunu kazanca dönüştüren şirketin, bu başarısızlıklardaki sorumluluğunu görünür kılıyor.

Filmin hoşuma giden yanı, Coyote’nin hakkını aramasına alan açarken kovalamacanın kendisinden aldığı zevki de unutmaması. Onun için mesele biraz da plan yapmak, denemek, yeniden ayağa kalkmak; ona tekrar tekrar yaşama sevinci aşılayan bu uğraşı sürdürmek. Aklıma romantik ilişkilerin o meşhur klişesi "kaçan kovalanır" dinamiği geliyor biraz da: Bazen bizi peşinden sürükleyen, kavuşma ihtimali kadar aradaki bir türlü kapanmayan o mesafe olmuyor mu?
- Yine de kovalamacayı sevmekle, bu tutkuyu kazanca dönüştüren bir şirketin verdiği zarara razı olmak aynı şey değil. Coyote vs. Acme, kahramanının inadına duyduğu sevgiyi korurken ona yıllardır gülüp geçtiğimiz acılarının hesabını sorma hakkı da tanıyor.
Coyote vs. Acme’nin tüm bunları anlatırken çocukluğumun çizgi filmlerindeki eğlenceyi korumasını ayrıca sevdim. Looney Tunes evrenine içeriden göz kırpan espriler, tanıdık karakterlerin beklenmedik cameo’ları, evrene göndermeli görsel ve işitsel şakalar, filmi yapanların da bu çizgi filmlerle büyümüş olabileceğini düşündürdü bana. Karakterleri tanımanın verdiği hazza, onların hâlâ beni güldürebildiğini görmenin mutluluğu eşlik etti.
Guardians of the Galaxy ve Superman’de kahramanlarına duyduğu sevgiyi bana da geçiren James Gunn’ın, bu filmin yapımcıları ve hikayesini geliştiren isimler arasında bulunması da benim için ayrıca anlamlı.

Nostaljinin hiç beklemediğim bir yerden geldiği de oldu: Türkçe dublajdan. Filmleri özgün dilinde izlemeyi önemseyen ve Türkçe dublajın dağıtımcı tarafından tek seçenek olarak sunulmasına itiraz eden biri olsam da bu film beni yumuşak bir yanımdan yakaladı. Acme ürünlerinin, tabelaların, uyarıların ve Coyote’nin serzenişlerini döktüğü levhaların üzerindeki İngilizce yazıların Türkçe bir dış sesle okunması beni doğrudan çocukluğuma götürdü.
Coyote ile Road Runner’ın hiç konuşmadan sürdürdükleri maceraları da böyle izlediğimi hatırladım. Diyaloğun geri çekildiği bu dünyada müzik ve ses efektleri anlatının yükünü taşırdı. Hatta Looney Tunes evreninin geneli düşünüldüğünde, klasik müziğe duyduğum ilginin gelişmesinde bu çizgi filmlerin payının büyüklüğü yadsınamaz. (Bugs Bunny’nin Rabbit of Seville ve What's Opera, Doc? gibi maceraları başta olmak üzere kim bilir kaçımız opera ve baleyle, Rossini ve Wagner’le çizgi filmler sayesinde tanıştık.)
Coyote vs. Acme de farklı değil: Steven Price’ın film için yaptığı müzikler arasında, Çaykovski’nin 1812 Uvertürü’nü "bip bip!"lerle seslendiren koral bir düzenlemesi var örneğin. Çocukken bestecisinin adını bilmeden dinlediğim müziklerle yıllar sonra böyle yeniden karşılaşmak, filmin bana verdiği en güzel hediyelerden biri.

Nerede izleyebilirsin? Coyote vs. Acme, Türkçe dublajlı olarak bugün gösterimde.
Benzer işler:
- Who Framed Roger Rabbit (1988, Robert Zemeckis)
- Enchanted (2007, Kevin Lima)