David Lynch kırmızısı: Ucubeler, devler ya da gülümseyen çuval
Ne yaptığını çok iyi bilen bir sanatçının bazen de ne yaptığını hiç bilmemesi ve buna izin vermesi hiç de kolay bir şey değildir. Açıklamaktan ziyade göstermeyi, kural koymaktan ziyade hissetmeyi yeğleyen David Lynch'in başkalarının "soyut" diyeceği ama onun bir hakikat olarak yaşadığı, var ettiği sanatı, sığ bir anlam arayışının ötesinde sihirli bir etki bıraktı arkasında.

David Lynch’i bu hafta kaybettik. Renklere tutkun bir ressam ve rüyalarını sinema aracılığıyla eğip büken bir yönetmen olmasının ötesinde, bir büyücüyü ve belki de çağdaş bir filozofu yitirdik.
Bir çocuk, merakını ve ilgisini nasıl ciddiye alıp şımarıkça keşfediyorsa o da son ana kadar bunu yaptı. Baskılamadan, yutturmaya çalışmadan, ille de anlaşılma çabası olmadan yumuşak ama kararlı bir enerjiyle kırmızıyı bulaştırdı yeryüzüne. Ne yaptığını çok iyi bilen bir sanatçının bazen de ne yaptığını hiç bilmemesi ve buna izin vermesi hiç de kolay bir şey değildir. Chris Rodley onun hakkında şöyle der:
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.