MÜZİK

Ekran çağının operası: Rosalía'nın 'Lux' albümü pop'a görkemini nasıl geri kazandırdı?

Viral olmak için hızlı nakarat ve trendlere uygun şarkıların tasarlandığı sosyal medya çağında Katalan yıldız Rosalía’nın 18 şarkıdan oluşan yeni albümü "Lux" formülleri reddediyor. Her detayıyla yoğun bir sanatsal derinliğe sahip albüm, dinleyiciyi yavaşlamaya davet ediyor ve en önemlisi de Rosalía, bu şarkılarla günümüz ekran çağının operasını besteliyor.

EDA SOLMAZ
DUENDE · 10 KASIM 2025
4 DK OKUMA

2025 yılında pop yıldızı olmanın "iki ölçek ses, bir ölçek güzellik" formülü rafa kalkmış gibi görünüyor. Bunlara sahip olmayanlar da yapay zeka ile hepsini elde edebiliyor, dinleyicilerini ise dijital bot çiftliklerinden bulabiliyorlar. Peki bu ortamda gerçek neydi, analog bir şekilde üretilen sanat neye benzerdi, hatırlayanımız kaldı mı? 

Katalan sanatçı Rosalía ve ekibi, 7 Kasım’da Columbia Records’tan çıkan Lux albümünü dinleyecek gazetecileri uyarırken biraz da bunları hatırlattı. Şöyle diyordu: 

"Lütfen albümü karanlıkta ve şarkı sözlerini bir ekrandan takip ederek dinleyin."

Ardından verdiği röportajlarda da bu uyarıyı dinleyicileri için birkaç kere dile getirdi. Viral olmak için hızlı nakarat ve trendlere uygun şarkıların tasarlandığı sosyal medya çağında Rosalía, formülleri reddediyor. Sanatçı, her detayıyla yoğun bir sanatsal derinliğe sahip Lux ile dinleyiciyi yavaşlamaya davet ediyor ve en önemlisi de bu şarkılarla günümüz ekran çağının operasını besteliyor.

Materyalist dünyayı geride bırakma vakti

Rosalía, 2017’de ilk albümü Los Ángeles’ı dünyanın en önemli müzik okulu Catalonia College of Music’te okurken çıkarmıştı. Disiplinlerarası bir müzik eğitimi alan ancak esasen kökleri flamenkodan uzaklaşmadan şarkılar tasarlayan sanatçının keşfedilmesi ise Columbia Records ile imzaladığı sözleşme ile başladı. 

Plak şirketi bu yeni keşfe, bir ana akım yıldıza yaptığı yatırıma yakın bir bütçe ayırdı. Rosalía, sanatsal kimliğinin temelini mezuniyet tezi olarak ortaya çıkan 2018 tarihli El Mal Querer ile attı. 2022’deki Motomami albümü ise onu küresel yıldız mertebesine taşıyan bir dönüm noktası oldu. Cumbia ve reggaeton gibi Latin Amerika ezgilerine sahip glitch hip-hop türündeki çalışma; para, şöhret ve tüketime odaklanıyordu. 

Konserlerde de sahnede yalnızca Rosalía ve birkaç dansçı yer aldı. Müzik, önceden hazırlanmış prodüksiyonlar üzerinden verildi ve Rosalía da canlı vokal olarak şarkılarını söyledi. Katalan yıldız, albümün dünya turnesi sona erdiğinde oldukça materyalist ve viral Motomami’yi geride bırakma kararı aldı ve Tanrı’ya yöneleceği Lux için üç yıllık üretim serüvenine çıktı.

Karanlık da hayatın bir parçası

Lux, dijital platformlarda 15, fizikî baskısında ise 18 parçadan oluşuyor. Rosalía ve konukları, 13 farklı dilde şarkılar söylüyor. Tam da yıllar önce sanatçının bir röportajında dediğine uygun biçimde:

"Diller, seçebileceğiniz enstrümanlar ve müzikal renkler gibidir. Günümüzde diller, türler gibi müzikal engeller oluşturmamalı."

Sanatçı, albümün duyurusunu Almanca, İngilizce ve İspanyolca sözlere sahip "Berghain" ile yaptı. Uzun zaman sonra sadece şarkının değil, bir klibin de her yerde paylaşıldığına ve bu kadar çok konuşulduğuna şahit oluyorum. Parçanın adı, Berlin’deki ünlü tekno kulüpten gelmiyor. Rosalía, The Guardian’a verdiği röportajda kelimenin teknik çevirisini yaparak “dağlık koruluk” anlamından yola çıktığını belirtiyor ve ekliyor:

"Hepimizin içinde kaybolabileceğimiz bir düşünce ormanı var. Kötülüğü yücelttiğimi söylemiyorum ama karanlık da hayatın bir parçası. Bu bana çok sevdiğim bir alıntıyı hatırlatıyor: ‘Omzuna elini koyarak şeytanın yanında yürüyen bir sanatçı, kötülüğü anlamamızı derinleştirebilir.’ Buna çok katılıyorum. Bazen zıtları yan yana koyduğunuzda, ikisini de daha iyi anlayabilirsiniz. Lux Latincede ışık demek. Işığın daha parlak olabilmesi için bazı pasajların daha karanlık olması gerekiyordu."

Şarkıda sanatçıya idolü Björk eşlik ediyor. Şarkı ve klipteki her detay ise bir sinema filmine, bir kült ikonun repliğine göndermeye sahip. Mesela Yves Tumor’un “I’ll f*ck you till you love me” cümlesi Mike Tyson’ın bir basın toplantısından alıntı.

İlahi bir duygunun arayışında

Londra Filarmoni Orkestrası, Björk, Yves Tumor, Patti Smith, Yahritza y Su Esencia, Carminho, Estrella Morente, Silvia Pérez Cruz, dünyanın en önemli korolarından biri olan Escolania de Montserrat i Cor Cambra Palau de la Música Catalana gibi çok farklı müzik evrenlerinden sanatçıları biraraya getiren ve dört bölümden oluşan albümün şarkı sözleri de sembollerle ve gizli anlamlarla yüklü. 

  • Rosalía, bu yapay dünyada klasik müzik, koro sesleri ve opera öğelerini kendine özgü flamenko stili ve elektronik müzikle harmanlayarak tüm dünyanın hayranlıkla dinlediği bir albüme imza atıyor.

Albümü baştan sona dikkat kesilerek dinlemelisiniz çünkü bildik pop müzik albümleri gibi akılda kalıcı nakaratı olan tek bir şarkı bile yok. Albüm bittiğinde kafanızın içinde yaylılar, flamenko alkışları, sanatçının kusursuz sesi kalıyor. Hatta hem tat hem de görsel olarak lezzetli bir ziyafet masasından kalkmış gibi hissediyorsunuz. Sözlerini anlamadığım şarkılar bile birer el olup beni sarsıyor ya da sabah güneşinin o ayıltıcı ve mutlu hissini müzikle bana ulaştırıyor.

Rosalía ayrıca “Tanrı’ya nasıl daha yakın olabilirim?” sorusunun cevabını da arıyor. Pop müzikte başta Madonna olmak üzere birçok sanatçı dinî sembollerden ilham almıştır. Uzun zamandır bu imgeler bir albümün bu kadar merkezinde karşımıza çıkmıyordu. 

Rosalía, kadın azizelerin dişil enerjisinden yararlanıyor. Sanatçı, tasavvufun öncülerinden Rabiatü’l-Adeviyye ve Fransız filozof Simone Weil gibi kadınların eserlerini bir yıl boyunca okuduğundan bahsediyor. "Berghain"da 12. yüzyılda yaşamış Alman başrahibe Hildegard von Bingen’den esinlendiğini anlatıyor.

"La Perla" ise ayrıldığı nişanlısı Rauw Alejandro’ya göndermelerle dolu. Sanatçı eski aşkına “duygusal bir terörist” diyor. Burada da başka bir aziz olan Azize Rosalia’ya (la santuzza Rosalia) atıfta bulunuyor. O da planlanan düğününden bir gün önce evliliğini iptal edip inzivaya çekilmeyi seçmişti. 

Pop mu yoksa klasik müzik mi?

Albümde ilk beş şarkının yer aldığı ve klasik müziğin çok daha ön planda olduğu ilk bölüm favorim. Sanatçı İtalyanca bir arya olan "Mio Cristo Piange Diamanti"nin üzerinde bir yıl boyunca çalıştığından bahsediyor ve bu şarkıda içindeki opera divasını artık özgür bırakıyor.

Lux, bir tartışma da açıyor: “Bu hâlâ pop mu yoksa klasik müzik mi?” Albüm bütünsel bir deneyim sunsa bile günün sonunda gerçek müzisyenlerle üretilen bir pop albümü. Londra Filarmoni Orkestrası şarkıların merkezinde ama fado müziğinin efsanesi Carminho ile Portekizce "Memória"da, Flamenko yıldızları Estrella Morente ve Silvia Pérez Cruz ile "La Rumba Del Perdón"da işbirliği yapıyor.

  • Klasik enstrüman ve vokallerle inşa edilmiş şarkıları dinlerken bir anda rave bir ses işitebiliyoruz. Mesela "La Rumba Del Perdón" alkışları, topuk sesleri ile tam anlamıyla bir flamenko şarkısı gibi ilerlerken sanatçı, gospel koro ve klasik kemanlarla parçanın formunu tamamen bozuyor.

Albümün kapanışını ise "Magnolias" ile yapıyor. Sanatçı, manolya çiçekleriyle süslenmiş kendi tabutunu hayal ediyor. Albümü sonlandıran cenaze törenine orkestra ve koro da dahil oluyor. Sanatçının son iki şarkı olarak sakin parçaları seçmesinin nedeni ise kavramsal olarak ışık yani lux halesini kapatması... Bir tamamlanma hissini yaşıyor. 

“Pop’un yeni bir tanrıçası var”

Rosalía, Lux ile Katalan müziğinin çeşitliliğini, karizmasını ve ateşli duygularını farklı bir pop formatıyla dinleyicisine sunuyor. Albüm adeta el emeğiyle yapılan müziğin bir kutlaması. Müziğin marangozu oluyor, analog olarak üretilen saf sesin ve saf güzelliğin ne olduğunu bize hatırlatıyor. 

Rosalía, klasik müzik eğitiminin ona kattıklarını da ortaya koyuyor. Günümüz müziğinin aşırı yapaylığına tepki olarak bizi dokunulabilir, gerçek, insana özgü bir müzik dünyasına sürüklüyor. Albüm bitince tekrar baştan dinlemek istiyorsunuz. İyi bir romanın cümlelerinin altını çizmek, müzedeki bir tabloyu saatlerce izlemek gibi bir his bu. Yapay zeka hayranlarının satmaya çalıştığı ortalama, ruhsuz sanatın karşısında bir duruş aynı zamanda. 

Lux ile Rosalía pop’a görkemini geri getiriyor. Öyle ki Die Zeit, “Pop’un yeni bir tanrıçası var” diye yazıyor. Sanatçı da buna uygun olarak saçını hale şeklinde boyayıp beyazlar içinde karşımıza çıkıyor.

Rosalía geçenlerde albüm dinleme partisini Barcelona’daki Katalan Ulusal Sanat Müzesi’nde yaptı. Sanatçı, 18 şarkının tamamı çalınırken salonun ortasında, beyazlar içinde tek başına durdu. Ne şarkı söyledi ne de dinleyicilere hitap etti ve son parça bittiğinde, tek kelime etmeden alkışlar eşliğinde oradan ayrıldı. Çünkü bu şarkıların ekstra bir söze ihtiyacı yok! Bir diğer merak konusu ise turne sırasında sahneye kocaman bir senfoni orkestrası ile çıkıp çıkmayacağı.

Son dönemde canlı enstrümanlar yerine hazır altyapılarla müzik üretmeye çalışan Türkçe sözlü müzik yapan popçular için Rosalía’nın müziği önemli bir yol haritası olmalı. Rosalía dünya pop müzik sahnesinin geleceği ve gerçek sanat üretiminin de kanıtı. 

Bir puan sistemimiz olsaydı eğer bu albüm kesinlikle beş yıldızı alırdı.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.