Entelektüel tarihimizin yazıldığı mekanlar: Viyana'dan Paris'e müdavimleriyle ünlü 6 cafe
Bazı cafe ve pub masaları, orada yaşadıklarımızla kişisel tarihimize kazınır. Bazıları ise kolektif hafızaya müdavimleriyle işlenir; o masalarda oturmuş yazarların, sanatçıların, düşünürlerin hatıralarını bugüne taşır. Fikirleri ve eserleriyle tarihe yön veren entelektüellerin sık sık uğradığı, kapıları hâlâ açık mekanları geziyoruz.

Dost sohbetleri, ilk buluşmalar, kutlamalar, ayrılıklar, bir başına geçirilen düşünceli saatler... Cafe ve pub masaları, türlü yaşanmışlıklara şahitlik eder ve bazıları "o anın yaşandığı" yer olarak kazınır zihnimize. Bazıları ise kolektif hafızaya müdavimleriyle işlenir; o masalarda oturmuş yazarların, sanatçıların, düşünürlerin hatıralarını bugüne taşır. Fikirleri ve eserleriyle tarihe yön veren entelektüellerin sık sık uğradığı, kapıları hâlâ açık mekanları geziyoruz.

Caffè Florian, Venedik
Piazza San Marco, 57, 30124
1720’de Venedik'teki San Marco Meydanı'nda açılan Caffè Florian, hâlâ İtalya’nın en ünlü kafelerinden biri. Ancak açıldığında adı A la Venezia Trionfante olan mekanın müdavimleri, burayı kurucusu ve sahibi Floriano Francesconi'nin adıyla andığından, sonradan isim değiştirdi.
Avrupa’nın en eski kahvehaneleri arasında anılan Florian’da, tarihi boyunca birçok entelektüel zaman geçirdi. Goethe, Balzac, Musset, Dickens, Proust, Lord Byron, George Sand ve daha birçok yazar... Kafedeki "Sala degli Uomini Illustri"de (Ünlü Adamlar Salonu) Carlo Goldoni, Titian, Marco Polo ve Andrea Palladio gibi Venedik'in ünlü simalarının portreleri sergileniyor.
- 20. yüzyılın başında, kafelerde canlı eğlence geleneğinin başlamasıyla birlikte 1908'den 1911'e kadar, Henri de Régnier ve diğer yazarların kurduğu Fransız dandy grubu Club des Longues Moustaches da burada sahne almıştı.
Florian’ın menüsünde gurme kahve, çikolata, çay ve bisküvi seçenekleri öne çıkıyor. Şarap ve İtalyan likörleri de iddialı. Hediyelik eşya mağazasında ise menüden sevilen lezzetlerin yanında özel tasarım çanta ve aksesuarlar satılıyor.

Café Central, Viyana
Herrengasse 14, 1010
1876'da açılan Café Central, kısa zamanda Viyana entelektüel çevresinin sık sık biraraya geldiği bir buluşma yerine dönüştü. Peter Altenberg, Alfred Adler, Egon Friedell, Arthur Schnitzler, Stefan Zweig, Sigmund Freud ve Leon Troçki, Central'in düzenli müşterileri arasındaydı. O dönemde kafede 22 farklı dilde 250'den fazla gazete bulunuyordu.
Café Central uzun yıllar boyunca müdavimi olan çok sayıda satranç oyuncusu nedeniyle Die Schachhochschule (Satranç Okulu) olarak da anıldı. 1920’ler ve 30’larda mantıksal pozitivizmden yana olan Moritz Schlick'in önderliğindeki Viyana Çevresi (Wiener Kreis) burayı evi gibi kullanırdı. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda kapılarını kapatan kafe, 1975 yılında yeniden açıldı.
Günümüzde Café Central’ın üç öğünü de kapsayan zengin yemek menüsüne, Avusturya'nın spesiyal pastaları, organik ve adil üretim kremalı kahveler, bira ve şaraplar eşlik ediyor. Favoriler tabii ki tafelspitz, Wiener schnitzel, goulash ve tatlı olarak elmalı kaiserschmarren. Kafede her gün 21.30’a kadar canlı piyano dinletisi yapılıyor.

George Inn, Londra
75 Borough High Street
George Inn’i İngiltere’nin en iyi hanlarından biri olarak tanımlayan Charles Dickens, yaşadığı dönemde kahvehane olan bu mekandan Küçük Dorrit ve Müşterek Dostumuz romanlarında bahseder.
- 17. yüzyıldan kalma handaki pub’ın adı ilk başta George and Dragon’du. Han, 1677’deki büyük yangından sonra yeniden inşa edildi.
Southwark’taki mekan, sabah 11.00’den geceyarısına kadar açık; yemek servisi 22.00’de kapanıyor. Güneşli günelerde bira bahçesi müdavimlerle dolup taşarken iç mekan canlı müziğin yanı sıra sports bar olarak da hizmet veriyor. Yemek menüsünde klasik pub lezzetlerinin yanı sıra burgerler, çocuklara özel menü, hafif seçenekler ve pazar klasiği sunday roast bulunuyor.

Antico Caffè Greco, Roma
Via dei Condotti, 86, 00187
1760 yılında açılan Antico Caffè Greco, Roma'nın en eski kafelerinden. Bir zamanlar Casanova, Goethe, Wagner, Stendhal, Schopenhauer, Baudelaire, Shelley ve Byron gibi isimler burada takılırdı. 1849-70 yıllarındaki Fransız işgaline karşı direniş de burada planlanmıştı.
İki asırdan uzun süredir yazar, düşünür ve sanatçıların sığınak olarak bellediği mekanın sahibi 2017 yılında aylık kirayı 18.000'den 120.000 avroya çıkarmak istedi. Antico Caffè Greco'nun kapatılma kararının ardından bu yıl Kültür Bakanlığı devreye girerek kafenin hayatta kalması için arabuluculuk yoluyla bir anlaşma sağlanmasını teklif etti.
Günümüzde turist akınına uğrayan kafe, pek çok Romalının da uğrak mekanlarından.

Café de Flore, Paris
172 Boulevard St Germain
Müdavimleriyle anılan mekanların en ünlüsü herhalde Paris'in Café de Flore'udur. Şehrin en eski kahvehanelerinden biri olan Flore, 1880'lerden beri entelektüellerin yanı sıra Paris sosyetesinin de favori mekanlarından.
Saint-Germain-des-Prés'de, açık olduğu her an turist akınına uğrayan Flore'un masalarıyla özdeşleşen isimler Picasso'dan Bataille'a, Camus, Sartre ve Beauvoir'dan Hemingway'e ("Sarhoşken yaz, ayıkken editle" diyen Hemingway'in müdavimi olduğu mekanlar ayrı bir yazı konusu), Brigitte Bardot'dan Jane Fonda'ya kadar uzanıyor.
Bulunduğu köşenin hemen karşısındaki Les Deux Magots ile birlikte kentin entelektüel hafızasını sırtlanan Flore'da James Baldwin, Dağlardan Duyur Onu'nun büyük kısmını kaleme aldı. Yves Saint Laurent 1960'daki sonbahar koleksiyonunun adını buradan aldı. Beigbeder'nin 1994 yılında başlattığı Prix de Flore edebiyat ödülü ise hâlâ varlığını sürdürüyor.

White House Tavern, New York
567 Hudson Street
1880'de açılan White House Tavern, New York'taki edebiyat ve müzik dehalarının buluşma yerine dönüşmeden önce, liman işçilerinin mesai sonrasında birer bira içmek için uğradıkları sıradan bir bardı.
1950'lerde ise James Baldwin, Anaïs Nin, Norman Mailer, Frank O'Hara, Allen Ginsberg ve Jack Kerouac, Greenwich Village'daki bu mütevazı mekanın tanınan yüzleri hâline geldi. Öyle ki Kerouac, burada haddinden fazla zaman geçirdiği için tuvalet duvarına "Jack artık evine git" yazıldığı söylenir.
White House Tavern'in bir başka efsanesi ise Gallerli şair Dylan Thomas'tır. 1953'te Thomas, 18 viski shot içtikten sonra barın önündeki kaldırıma yığılıp kalmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Başka neler var?
- Café Tortoni, Buenos Aires (Jorge Luís Borges, Alfonsina Storni)
- The Elephant House, Edinburgh (J.K. Rowling, Ian Rankin)
- Café Louvre, Prag (Franz Kafka, Max Brod)
- Ritz-Carlton, Boston (Sylvia Plath, Anne Sexton)
- Café la Habana, Mexico City (Gabriel García Márquez, Roberto Bolaño, Octavio Paz)
- Romanisches Café, Berlin (Bertolt Brecht, Joseph Roth, Erich Maria Remarque)
- Donzoko, Tokyo (Maksim Gorki, Yukio Mişima)
- Literaturnoe Kafe, St. Petersburg (Dostoyevski, Lermontov)
- Closerie des Lilas, Paris (Modigliani, Picasso, Cézanne, Zola, Sartre, Verlaine)
- Café A Brasileira, Lisbon (Fernando Pessoa, Aquilino Ribeiro, Alfredo Pimenta)
- The Eagle and Child, Oxford (J.R.R. Tolkien, C.S. Lewis)