Esneyen kurallar, çifte standartlar: Eurovision hiç siyasetten uzak oldu mu?
Bulgaristan, Dara’nın seslendirdiği “Bangaranga” ile Eurovision Şarkı Yarışması’nın 70. yılının birincisi oldu. Ancak bu yıl kimin kazandığı, hangi şarkının daha iyi olduğu gibi konular, daha büyük bir politik tartışmanın gölgesinde pek az ilgi çekti: İsrail'in hâlâ yarışmada olması ve bunu boykot ederek yarışmadan çekilen ülkeler... Peki Eurovision hiç gerçek anlamda politikadan uzak bir yarışma olmuş muydu?

Bulgaristan, Dara’nın seslendirdiği “Bangaranga” ile Eurovision Şarkı Yarışması’nın 70. yılının birincisi oldu. Ancak bu yıl kimin kazandığı, hangi şarkının daha iyi olduğu gibi konular, daha büyük bir politik tartışmanın gölgesinde pek az ilgi çekti: İsrail'in hâlâ yarışmada olması ve bunu boykot ederek yarışmadan çekilen ülkeler...
- Peki 2026, siyasetin Eurovision'un kalbine yerleştiği ilk yıl mıydı? Başka bir ifadeyle, Eurovision hiç gerçek anlamda politikadan uzak bir yarışma oldu mu?
Hikayeyi başa saralım. İlk Eurovision yarışması, 1956 yılında Avrupa ülkelerinin savaş ve siyasetten uzak birleştirici bir güç arayışına girmesinin ardından düzenlendi. Bu birleştirici unsur ise müzikten başkası değildi. O dönemki basın açıklamalarında Eurovision’un "Avrupa ülkeleri için ortak bir barış projesi" olarak kurgulandığı dile getiriliyordu.
Eurovision’u düzenleyen kuruluş olan European Broadcast Union (EBU) en başından itibaren "yarışmanın politikadan uzak olması gerektiğinin" altını çizmişti. Bu yüzden politik sözlü şarkılar yasaklandı; jürinin de oy verirken politikayı dikkate almaması gerekiyordu.

Bulgaristan temsilcisi ve bu yılın birincisi Dara
Öte yandan tüm bu kurallara ve yöneticilerinin sözlerine rağmen Eurovision en başından beri politikadan azade kalamadı. Bu tartışmalı yarışmanın 70 yıllık tarihi boyunca politik sebeplerden dolayı birçok ülke ya hak ettiği puanları alamadı ya da Eurovision’dan ayrıldı. Birkaç örnek vermek gerekirse:
- Avusturya, 1969’da Madrid’de yapılan yarışmayı boykot etti. Gerekçe olarak İspanya’yı yöneten diktatör Francisco Franco gösterildi.
- 2009’da Moskova’da düzenlenen Eurovision’a Gürcistan adına katılan Stephane & 3G grubunun şarkısındaki “We don’t wanna put in” sözleri Putin’e açık gönderme olarak kabul edildi. Gürcistan’a şarkıyı değiştirirlerse katılabilecekleri söylendi ancak onlar çekilmeyi tercih etti.
- Rusya, 2017’de Ukrayna’da düzenlenen Eurovision’a Yulia Samoylova’yı göndermek istedi. Ancak Ukrayna bunu reddetti. Sebep ise Samoylova’nın 2015’te Kırım’da konser vermiş olmasıydı. Kırım, Ukrayna’ya bağlı özerk bir bölgeyken, 2014’te Rusya tarafından ilhak edilmişti. Ukrayna, bu konser nedeniyle Samoylova’nın ülkeye girişine izin vermedi. Böylece sanatçı, finalde sahne alamadı.
- Macaristan, 2019’dan beri Eurovision’a katılmıyor. Resmî bir açıklama olmasa da Macaristan'ın eski başbakanı Viktor Orbán’ın yarışmanın LGBT+ etkisinden rahatsız olması nedeniyle bu kararı aldığı öne sürüldü.
- Belarus 2021’de diskalifiye edildi. Eurovision, şarkılarının politik kuralları ihlal ettiğini söyledi. Yeni bir şarkı göndermelerine izin verildi ama o da politik bulundu. Üçüncü bir şans verilmedi ve Belarus yarışmaya katılamadı.
- İsrail, 2024’te şarkısının adını değiştirdi. “October Rain” adlı şarkının sözlerinde Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırılara üstü kapalı göndermeler olduğu ve bu nedenle EBU’nun siyasi içerik kurallarını ihlal ettiği iddia edildi. Şarkı bu gerekçeyle incelemeye alındı ve mevcut sözleriyle yarışmaya katılamayacağı bildirildi. İsrail, sözleri revize ederek şarkının adını "Hurricane" olarak değiştirdi.
- Hollandalı şarkıcı Joost Klein, 2024'teki yarışmanın final gününde kuliste bir kameramana yönelik tehditkar hareketlerde bulunduğu iddiası üzerine yarışmadan diskalifiye edildi. İsveç savcılığı, delil yetersizliği gerekçesiyle Klein hakkındaki soruşturmayı düşürdü. Ancak bazı çevreler, kararın perde arkasında Klein’ın İsrail’in yarışmaya katılmasına yönelik eleştirilerinin olduğunu öne sürdü.
Esneyen kurallar, çifte standartlar
Bugüne kadar Eurovision’dan men edilen tek ülke Rusya oldu. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasının ardından Avrupa Yayın Birliği (EBU), ülkenin yarışmaya katılımını askıya aldı. Oysa Eurovision kurallarında, savaş hâlindeki, hatta saldırgan konumdaki bir ülkenin yarışmadan men edilmesine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyor. EBU, resmiyette, kararını yarışmaya katılan kamu yayıncılarının editoryal olarak devletten bağımsız olması şartının Rusya tarafından karşılanmamasıyla gerekçelendirdi.
- Bilgi notu: Teknik olarak Eurovision’a ülkeler değil, o ülkelerin yayın kuruluşları katılıyor. EBU, bu kuruluşların devletten bağımsız olmasını şart koşuyor. Rusya'nın durumunda yayın kuruluşunun devlet kontrolünde olması men edilme gerekçesi olarak gösterildi.
Bu, aynı zamanda İsrail’in katılımına izin verilmesinin de gerekçesi. İsrail’in yayın kuruluşu bağımsız kabul edildiğinden EBU, katılım değerlendirmesinde devleti değil yayıncı kuruluşu esas alıyor.
Öte yandan: Eski Eurovision Direktörü Martin Österdahl’ın “Kendimizi politik olmayan bir organizasyon olarak tanımlasak da temel demokratik değerleri savunuruz. Müzik aracılığıyla dayanışma ve destek gösteririz” sözleri Rusya’yı aslında savaştan dolayı men ettiklerinin kanıtı olarak gösteriliyor.
Düşen izleyici sayıları ve yeni kurallar
İzleyiciler ve sanatçılar İsrail’i protesto ettikçe EBU da yarışmayı daha adil ve daha az politik hâle getirmek için yeni kurallar getirdi. 2024’te getirilen bu yeni kurallara göre seyircilerin verebileceği oy sayısı sınırlandırıldı.
Yayıncı kanalların ve sanatçıların siyasi kampanyalara katılamaması istendi. Sanatçıların sadece kendi ülkelerinin bayrağını taşımasına izin verilmeye başlandı. Ayrıca “daha aile dostu gösteri” kuralı da getirildi. Bu, daha az karanlık sözler ve daha az seksi kostümler anlamına geliyordu.
Tüm bunlar, Avrupa’da ifade özgürlüğüne verilen önemin artık sadece lafta kaldığının kanıtı gibiydi.
İsrail'in Eurovision propagandası
New York Times’ın geçen hafta Mara Hvistendahl ve Alex Marshall imzasıyla yayımladığı “İsrail Eurovision sahnesini nasıl bir yumuşak güç araçına dönüştürdü?" başlıklı araştırması ise Netanyahu hükümetinin yıllardır Eurovision'un halk oylamalarını etkilemek için milyonlarca dolar harcadığını açığa çıkardı.

Geçen yıl Netanyahu'nun Instagram hesabında paylaşılan bir gönderide İsrail temsilcisine 20 kez oy verilmesi isteniyordu.
Gizli Eurovision belgelerine ve daha önce yayımlanmamış oylama verilerine dayandırılan haber, İsrail hükümetinin Gazze savaşı sonrasında Eurovision’u ülkenin uluslararası imajını düzeltmek için stratejik bir alan olarak değerlendirdiğini gösteriyordu. Haberde aktarılan İsrail Devlet Reklam Ajansı kayıtlarına göre halk oylamaları üzerinden Avrupa kamuoyunda “İsrail hâlâ destek görüyor” algısı oluşturmak için yalnızca Malmö yarışmasına 800 bin doların üzerinde reklam harcaması yapıldığı belirtiliyor; bu harcamaların ülkenin propaganda ofisinden geldiği ortaya çıkarılıyordu.
Bu kampanyanın sonuçları ne mi oldu? 2024’te İsrail temsilcisi Eden Golan, halk oylamasında ikinci oldu ve İsrail karşıtı gösterilerin güçlü olduğu ülkelerde bile beklenmedik oranda yüksek oy aldı. Bu durum bazı yayın kuruluşlarında şüphe yarattı. Slovenya devlet yayıncısı, ayrıntılı oylama verilerini talep etti ancak Eurovision yönetimi bu talebe yanıt vermedi. Eurovision Direktörü Martin Green ise İsrail’in kampanyasının orantısız olduğunu kabul etti ancak sonuçları değiştirdiğine inanmadığını söyledi.
'Tarihin doğru tarafında olma inancı'
Geçen cumartesi ise yarışmanın büyük final akşamı öncesi Viyana sokaklarında İsrail politikalarını protesto eden bir dizi eylem vardı. Ancak yarışmanın yapıldığı Stadthalle’nin yakınında yürüyüşe izin verilmedi. İsrail’in katılımından dolayı Viyana bu yıl 2015’teki ev sahipliğinin aksine çok daha geniş güvenlik önlemleri aldığını açıkladı. Viyana’da Filistin protestoları çoğunlukla polis müdahalesiyle karşılaştığından bu çok önemli bir yürüyüştü.
- Yarı finalde İsrail’e karşı sesini yükselten üç seyirci “yüksek sesle görüşlerini dile getirmesi” ve “rahatsız edici davranış” nedeniyle salondan çıkarıldı. Finalde seyirci gürültüsü ekrana geldi ve İsrail yeniden yuhalandı.
Bu yıl İzlanda, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Slovenya, İsrail ile aynı sahneyi paylaşmak istemedikleri için etkinliği boykot etti ve oylamalara katılmadı. Buna karşılık Almanya ve Estonya gibi ülkeler İsrail’in yarışmada kalmasını destekledi.

İzlandalı müzisyen ve eski Eurovision yarışmacısı Páll Óskar’ın da aralarında bulunduğu Filistin yanlısı göstericiler, İzlanda’nın ulusal yayın kuruluşunun 2026 yarışmasını boykot edeceğini açıkladığı gün, Reykjavik’teki ofisinin önünde.
Eurovision’un “siyasi olmadığını” ancak “siyasi etkisi olabilecek kadar büyük bir etkinlik” olduğunu belirten EBU’nun Genel Müdür Yardımcısı Jean Philip De Tender, “EBU, Avrupa Birliği veya Avrupa Komisyonu değil. Birleşmiş Milletler de değiliz, bu nedenle herhangi bir siyasi karar almamıza gerek yok” dedi.
İspanya devlet kanalı RTVE, şarkı yarışması öncesinde yayımladığı mesajla İsrail’in Gazze politikalarına tepki gösterdi:
“Eurovision bir yarışmadır ama insan hakları yarışma konusu değildir. Kayıtsızlığa yer yok. Filistin için barış ve adalet.”
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise tarihin doğru tarafında olma inancıyla yarışmayı boykot etmeye devam edeceklerini ifade etti:
“İsrail’in soykırımı ve yasa dışı savaşı karşısında sessizlik bir seçenek değildir.”
Belçika’nın yayın kuruluşu VRT de EBU içinde yarışmaya kimlerin katılabileceğine dair kararların nasıl alındığı konusunda bir hesaplaşma olmadığı sürece gelecek yıl Sofya’daki Eurovision sahnesine sanatçı göndermeyeceklerini açıkladı.
Görünen o ki İsrail’in katılımı nedeniyle 2027’de yarışmayı boykot eden ülkelerin sayısı artacak. Avrupa’yı müzik aracılığıyla barış çatısı altında birleştireceğine inanılan, kendisini “siyaset dışı” olarak tanımlayan ancak en başından beri siyasetin etkisi altında olan Eurovision’un da yavaş yavaş sonuna geliyoruz galiba.