GÜNCEL SANAT

Gelecekten günlük notları

11 Ekim 2046

BURCU DİMİLİ
DUENDE · 6 TEMMUZ 2021
1 DK OKUMA

Bu pazartesi biraz yoğun başladı (her zamanki gibi). Aylardır heyecanla beklediğim Frieze Art Fair, nihayet bugün Londra’da açıldı. Kişisel avatarlarımızla bulunduğumuz yerden katıldığımız fuar, büyüleyiciydi. Uzun uzun eserleri inceleyip basın turunda güzel karşılaşmalar yaşadım. En güzeli de birkaç sanatçı ve küratörle yaşanan etkileşimdi. Hiç bekletmeden yayımlamayı planladığım bu sohbet, hızlı deşifre programında yazıya döküldü bile! Yarın ilk iş paylaşacağım.

Tüm bu koşturma ve yoğunluk bazen beni yıllar öncesine götürüp o zamanları düşünmeye sevk ediyor. Yaklaşık 25 yıl kadar önce Covid 19’un da etkisiyle ışık hızıyla bir (sözde) dijitalleşme dönemine girmiştik. Heyecanlandıran bu amatör adımlar, aslında bugünlerin sinyallerini veren ilk uygulamalardı. Fakat insan ister istemez 25 yıl öncesiyle bugünü kıyaslıyor. O dönem yoğun bir şekilde düzenlenen çevrim içi sergi turları, şimdi fark ediyoruz ki neredeyse sadece eser görsellerine göz atmaktan ibaretmiş. 

Gelişen teknoloji: AR, VR, XR gibi teknolojilerden yararlanıldığına şahit olsak da yıllar içindeki gelişmeler, günümüzde dijital deneyimi fizikselin de ötesine geçirdi ve tatmin edici bir boyuta taşıdı. LIDAR, Infrared, IOT gibi yardımcı teknolojiler de bu gerçekçi deneyimlerde önemli birer etmen durumunda. Artık görseli ve bilgiyi bütüncül bir perspektifle aynı anda alabiliyor, dijital deneyimleri fiziksele kıyasla eksiksiz hissedebiliyor, bir sanat eserini tüm somutluğuyla algılayabiliyor, en güzel yanı da zaman ve enerjiden tasarruf ederek dünyanın diğer ucundaki bir kişiyle etkinlik ortamında bire bir sohbet edebiliyoruz. Yurt dışı fuarlarına gitmek için ayrılan zaman, bütçe ve harcanan enerji hesaba katılınca büyük bir çoğunluk dijital deneyime yönleniyor. 

NFT: 2021'de yeni yeni karşılaştığımız NFT dünyası, yine bugün fiziksel eserden farklı bir biçim olarak görülmüyor bile. Sanatçı ve koleksiyoner haklarını koruyan sertifikalandırma sistemi, artık her eser için söz konusu. En son NFT sertifikalandırması olmayan bir eserle ne zaman karşılaştım hatırlamıyorum. NFT, medyum olarak da varlığını kanıtladı; yıllar içinde ilk zamanlarında yaşadığı kavram karmaşasını üzerinden attı. Örneğin benim fiziksel koleksiyonum uzun zamandır sabit dururken NFT koleksiyonum durdurulamaz bir biçimde genişlemeye devam ediyor. O zamanlar “balon” olarak değerlendirilen her şey, şu an hayatımızın vazgeçilmezlerinden oldu. 25 yıl öncesinde “kripto cüzdanınla market ödemeni yapabileceksin” deseler dalga geçerdim. 

O günlerde önümüzü göremez durumdaydık. Pandeminin de etkisiyle sadece günü ve yarını düşünebiliyorduk. Keşke bugünlere odaklanıp daha ileri görüşlü olabilseymişiz. Fakat bu hep böyle değil midir zaten? Bundan 25 yıl sonra beklemediğimiz nelerle karşılaşacağız acaba? 

Neyse, ben şimdi şu yazıya geri dönüp bir yandan da fuardan aldığım NFT işleri paylaşayım. Yarın da Netflix’in İspanya’da gerçekleşen bir dizisinin setine davetliyim, yorucu bir gün olacak. Laf aramızda, bu dijital turların en güzel yanlarından biri “ne giyeceğim” kabusundan kurtulmak oldu sanırım. Avatarımın kıyafetleri çoktan hazır. ☺ 

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.