GÜNCEL SANAT

Görültü: Sinemayı ortak düşünme alanına dönüştürmek

"Sinemayı ortak düşünce ve üretim için bir zemin olarak gören bağımsız bir kültür inisiyatifi" olan Görültü'yü, kurucuları Nil Kural, Deniz Tortum, Murat Güneş ve Okay Karadayılar ile konuştuk.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 22 HAZİRAN 2026
4 DK OKUMA

2025’in Ekim ayında, Duende’de her hafta “Sinemalarda, Evde, Şehirde” alt başlıklarıyla hazırladığım "İzleme Listesi" için şehirdeki film gösterimlerini araştırırken Pera Müzesi’nin internet sitesinde, Görültü’nün düzenlediği “Nostaljik Olmayan Gelecek” başlıklı özel bir programa denk geldim. 

  • Açıklama metninde “Geçmişe ve geleceğe nostaljinin dışından nasıl bakabiliriz? Yeni bir kültürel fütürizmi denkleme nasıl ekleriz? Habis nostaljiyi nasıl defedebiliriz?” gibi sorular soruluyor; programda Kleber Mendonça Filho’nun çok sevdiğim Pictures of Ghosts belgeseli, üç kısa film ve bu soruların konuşulacağı bir panel yer alıyordu. 

Sinema yazarı Nil Kural, yönetmen, senarist ve yeni medya sanatçısı Deniz Tortum, çevirmen ve editör Murat Güneş ve grafik tasarımcı Okay Karadayılar’ın kurduğu Görültü’nün ne olduğunu da, kimlerden oluştuğunu da bu ilk karşılaşmada bilmiyordum, bilmiyorduk. 

Fakat sinema salonlarının sayıca giderek azaldığı, ayakta kalan salonların giderek boşaldığı bu çağda izleyiciyi farklı şekillerde sinemaya çekmeye çabalayan her girişim çok değerliydi. Sevindirici bir şekilde; Othon Sinema, Otör ve Belki Sinema gibi oluşumlar Görültü ile aynı dönemde belirmeye, gösterimler yapmaya başladı. Sinemanın yeniden keşfedilmeye açık alanlarına yelken açmak, niş sinema zevklerine sahip izleyicinin ana akıma alternatif ihtimallerle ilgisini çekmek mümkündü.

Deniz Tortum, Murat Güneş, Nil Kural ve Okay Karadayılar | Fotoğraf: Baran Efe Öztürk

Görültü, en önemlisi Sinematek/Sinema Evi’nde birkaç aya yayılan gösterim ve panellerden oluşan “Peter Watkins: Kestirme Yol Yok” başlıklı kapsamlı Peter Watkins retrospektifi ve bu programın ardından gelen aynı başlıklı basılı yayın olmak üzere, yıl boyunca faaliyetlerini sürdürdü. Her bir etkinlikle, İstanbul’un kültür ve sanat yaşamı için geçici olmadıkları biraz daha netleşti.

Sıradaki işlerinin ne olacağını merakla beklediğim Görültü ekibinden, ne yaptıklarını ve neden yaptıklarını dinlemek istedim. Aradan geçen aylara ve katıldığım etkinliklere rağmen, Görültü’nün tam olarak ne olduğunu hâlâ tek bir cümleyle tarif edebildiğimden emin değildim. Nil, Deniz, Murat ve Okay ile buluştuğumda ilk sorum da bunu netleştirmek üzerine oldu zaten: Oluşum, topluluk, kolektif, inisiyatif, film kulübü? 

Nedir bu Görültü? 

Kendilerini en çok "bağımsız kültür inisiyatifi" olarak tanımladıklarını, "kolektif" kelimesini zaman zaman kullansalar da onun beraber üretim yapan, birlikte film çeken bir yapıyı çağrıştırdığını düşündüklerini söylüyorlar. Onların çıkış noktası ise biraz daha farklı. "Başlangıçta bizi biraraya getiren şeylerden biri, mevcut sinema ekosisteminde hissettiğimiz bazı eksikliklerdi" diyorlar. Festivallerin kısa zaman dilimlerine sıkışan yapısının kalıcı bir topluluk oluşturmakta zorlandığını düşünmüş, ayrıca belgesel, video-art ve kısa film gibi alanların çoğu zaman uzun metraj sinemanın gölgesinde kaldığını hissetmişler. Sinema etrafında daha esnek, yılın tamamına yayılan ve farklı disiplinlerle ilişki kurabilen bir yapımının mümkün olup olmadığını sorgulamak onları heyecanlandırmış.

"Nostaljik Olmayan Gelecek"

Türkiye’nin ekonomik ve politik koşulları da bu arayışta belirleyici olmuş. Büyük bütçelerle çalışan kurumsal yapılardan ziyade, gerektiğinde hızlı hareket edebilen, küçük ama sürdürülebilir adımlar atabilen bir modelin daha anlamlı olabileceğini düşünmüşler. Dünyadaki benzer örneklere baktıkça da bu fikrin mümkün olduğunu görmüşler ve Görültü yavaş yavaş şekillenmeye başlamış.

Sinemanın sınırlarını genişletmek

Görültü’nün çıkış noktalarından biri, sinemayı yalnızca film gösterimlerinden ibaret görmemek. Sinemayı başka disiplinlerle ilişki kurabilen, farklı alanlardan insanları bir araya getirebilen bir düşünme ve tartışma zemini olarak görüyorlar. Bu nedenle programlarında yalnızca filmler değil, onların etrafında kurulabilecek ilişkiler de önemli. Filmleri birbirleriyle konuşturmayı, beklenmedik bağlar kurmayı seviyorlar. Bazen eski ve yeni yapıtları yan yana getiriyor, bazen de farklı sanat disiplinleriyle ortak alanlar açmaya çalışıyorlar.

Türkiye’de az görünür olan formlara alan açmak da önemsedikleri bir mesele: Belgesel, deneysel sinema, video-art ya da kısa film gibi alanların daha fazla görünürlük kazanmasını istiyorlar. Sinemanın bugünkü dolaşım modelinin çoğu zaman yalnızca yeni çıkan filmlere odaklandığını düşünüyorlar. Oysa yüz yılı aşkın bir tarihe sahip olan sinemanın geçmişi, bugün hâlâ güncel sorular sormamıza yardımcı olabilir. Onlar için “eski film” diye bir kategori çok anlamlı değil. Bir yapıt bugünle ilişki kurabildiği ölçüde günceldir; doğru bağlam içinde yeniden gösterilen bir film, üretildiği dönemin çok ötesine geçebilir ve bugüne dair yeni şeyler söyleyebilir.

'Gitmek isteyeceğimiz şeyi üretmeye çalışıyoruz'

“Böyle bir şey olsa biz de gitmek isterdik” fikri, Görültü'nün neden bu kadar organik geliştiğini de açıklıyor. İlk yılı bir tür deneme ve öğrenme süreci olarak görmüş, önceden tanımlanmış katı kurallarla ya da büyük hedeflerle yola çıkmamış, ne olduklarını yaptıkların işlerin belirlemesine izin vermişler. 

Bugüne kadar birçok şeyi gönüllü emekle yürütmüşler: Yazılan yazılar, üretilen tasarımlar, çevrilen altyazılar, hazırlanan programlar… Bir yandan da onlara mekanlarını açan, destek veren kişi ve kurumlarla birlikte hareket etmişler. Bu dayanışma ağı Görültü’nün oluşmasında önemli bir role sahip ve uzun vadede amaçları dört kişinin yürüttüğü bir projeden ziyade, insanların katıldığı, büyüttüğü ve dönüştürdüğü bir kültürel alana evrilmek.

Nil Kural, Sinematek/Sinema Evi'nde "Punishment Park" filmini sunuyor. 

Dürüst iletişim ve punk estetik

Görültü’nün Okay’ın elinden çıkan görsel dili de aslında bu yaklaşımın bir uzantısı. Başlangıçtan itibaren çok temiz, kurumsal ya da kusursuz görünen bir kimlik oluşturmak istememişler. Daha el yapımı, daha pürüzlü, daha canlı bir estetik arayışındalarmış. Kendi içinde biraz punk bir tarafı olan, tamamlanmış olmaktan çok süreç hâlinde duran bir dil ilgilerini çekmiş.

  • Bu yaklaşım sadece tasarımda değil, iletişimde de kendini gösteriyor. Bugün birçok kültür etkinliğinin tanıtım dili birbirine benziyor; sponsorların, logoların ve pazarlama metinlerinin arasında etkinliğin kendisi görünmez hâle gelebiliyor. Bunun tersini yapmaya çalışıyorlar. İnsanların ihtiyaç duyduğu bilgiye hızlı ve doğrudan ulaşabilmesini önemsiyorlar. 

Metinlerde de benzer bir yaklaşım var; filmleri yalnızca festival geçmişleri ya da aldıkları ödüller üzerinden anlatmak istemiyorlar. Filmin kendisinin neden önemli olduğunu, bugünle nasıl ilişki kurduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bunu bir tür dürüst iletişim olarak görüyorlar.

Peter Watkins neden bugün hâlâ önemli?

Görültü'nün ortaya çıkışından önce bile kurucuların bir kısmı kendi aralarında bir Peter Watkins retrospektifi yapma fikrini konuşuyormuş. Bu yüzden, Görültü bir yılı geride bırakırken şimdiye kadarki en kapsamlı çalışmalarının bir Peter Watkins retrospektifi ve ardından gelen yayın olması tabii ki tesadüf değil.

Görültü'nün  Türkçe ve İngilizce versiyonları ile yayımladığı ilk basılı yayını: "Peter Watkins: Kestirme Yol Yok"

Watkins’e duydukları ilginin temel nedeni, onun filmlerinin yalnızca kendi dönemlerini değil bugünü de açıklayabilmesi. Politik sinemanın sınırlarını zorlayan, medya ile iktidar arasındaki ilişkiyi sorgulayan ve seyirciyi pasif bir konumda bırakmayı reddeden bir yönetmen. Özellikle Punishment Park ya da La Commune (Paris, 1871) gibi filmler bugün yeniden izlendiğinde farklı anlamlar kazanabiliyor ve Watkins’in onlarca yıl önce sorduğu birçok soru hâlâ güncelliğini koruyor. 

Retrospektifin ardından hazırlanan kitap da bir yönetmene adanmış sıradan bir yayın değil. Farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden yazarların katkılarıyla ortaya çıkan kitap, Watkins üzerinden günümüz dünyasını düşünmeye çalışan bir çalışmaya dönüşmüş. İçinde medya teorisinden kolektif üretime, güncel politikalardan tarihsel hafızaya kadar uzanan tartışmalar yer alıyor. Peter Watkins'i hiç izlememiş bir okur bile bu metinler aracılığıyla günümüz dünyasına dair sorularla karşılaşabiliyor; belki ardından Watkins'in filmlerine yöneliyor, belki de bambaşka tartışmalara kapı aralıyor.

Sinematek/Sinema Evi'nde "Punishment Park" gösterimi

Sırada ne var?

Önümüzdeki dönemde Görültü’nün heyecanlandığı fikirlerden biri sinemayı alışıldık mekanların dışına taşımak. İstanbul’da birçok mekan farklı nedenlerle işlevsiz kalabiliyor ya da kültürel üretime açılamıyor. Onlar da geçici gösterim modelleriyle normalde sinema salonu olmayan yerleri kısa süreliğine sinema alanlarına dönüştürmenin yollarını araştırmaya başlamışlar. "Bir perde ve bir gösterim etrafında yeni karşılaşmalar yaratmak mümkün mü?" sorusuyla ilgileniyorlar. 

Bir diğer odakları ise üretim tarafı. Görültü’yü başından beri yalnızca film gösteren bir yapı olarak düşünmediklerinden, özellikle Türkiye’de belgesel üretimi etrafında ortak çalışma ve dayanışma modelleri geliştirebilecek bir alan yaratma fikri üzerinde çalışıyorlar. 

Sonuçta onlar için sinema yalnızca izlenen bir şey değil. Biraraya gelmenin, düşünmenin, tartışmanın ve birlikte üretmenin yollarından biri. Görültü de bu yolları aramak için var.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.