Her şey dahil tatillerin yükselişi: 90’lara dönüş mü, yepyeni bir tatil anlayışı mı?
Z kuşağı başta olmak üzere gezginlerin tatil tercihleri ve turizm profesyonellerinin sunduğu alışılmadık paketler nedeniyle "her şey dahil tatiller" yeniden yükselişe geçti. Peki yakın zamana kadar kaotik ve suni bulduğumuz bu trend, yeni favorimiz olabilir mi?

Her şey dahil tatil deyince gözünüzün önüne açık büfeden tıka basa doldurulmuş ve yarısı bırakılmış tabaklarla dolu masalar, içinde alkol olduğu şüpheli fosforlu kokteyller, havuz başı animatörleri, kalabalıkların oradan oraya sürüklendiği tatil köyleri ve kaos geliyordur muhtemelen. Oysa, son bir iki yılın tatil trendleri bu tablonun değiştiğini gösteriyor. Z kuşağı başta olmak üzere gezginlerin tatil tercihleri ve nezih otellerin sunduğu alışılmadık paketler nedeniyle "her şey dahil tatiller" yeniden yükselişe geçti. Peki bu değişimin arkasında ne yatıyor?
Bu terimi hayatımıza sokan kişi, ilk “ev sahipliği” deneyimini 1945 yılında Nazi toplama kamplarından kurtulan Belçikalıları rehabilite etmek için bir köy inşa eden Olimpik su topu oyuncusu ve yüzücü Gérard Blitz. Blitz, 1950 yılında kâr amacı gütmeyen Club Méditerranée (bugün bildiğimiz adıyla Club Med) derneğini kurarak ilk tatilci grubunu, İspanya’nın güneyindeki Balear Adaları’ndan Mallorca’nın kuzey kıyısında, Alcudia’da açtığı tesise götürmüştü.
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.