SİNEMA VE TV

James Cameron'ın dehası: Avatar, ateş ve külle rekora koşuyor

James Cameron'ın gişe rekortmeni serisinin ruhunu güçlü bir politik mesajla harmanlayan yeni Avatar filmi "Avatar: Fire and Ash" vizyonda. Film, zayıf senaryosunu tarihin doğru tarafında duruşu ve her zamanki gibi görsel efektlerdeki olağanüstü başarısı sayesinde affettiriyor.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 19 ARALIK 2025
3 DK OKUMA

Film: Avatar: Fire and Ash
Yönetmen: James Cameron
Yapım yılı: 2025
Süre: 197 dakika

James Cameron izleyicinin ne istediğini öylesine bilen, zanaatını öylesine ustalıkla icra eden bir sinemacı ki sinemanın icadından bu yana tüm dünyada en çok izlenen dört filmden üçü onun imzasını taşıyor: Henüz 10 yaşındayken sinemaya âşık olmamın sebebi Titanic (1997), sinema-teknoloji ilişkisini kökten değiştiren Avatar (2009) ve onun devam filmi Avatar: The Way of Water (2022). 

Cameron’ın iyi hikayelere sahip olmak ya da iyi bir senaryo yazarı olmak gibi bir derdi olmadığı ise belli. Titanic’in de, Avatar serisi filmlerinin de sahip olduğu klişeler ve mantık hataları yıllardır meme'lere meze olmayı bırakmıyor malumunuz. Örneğin Avatar’ın konusunun geçtiği her ortamda ilk filmin senaryosunun Pocahontas ile şaşırtıcı benzerliğine yönelik şakaları tekrarlamak beni çok eğlendiriyor. Varsın böyle olsun... 

James Cameron sineması, görkemli ve sinematik anları, olağanüstü görselliği, sinema tarihine geçen teknolojik buluşları ve en önemlisi kitleleri sinema salonlarına doldurmayı başaran deneyimler vadedişiyle yüceltilmeyi hak ediyor. Avatar: Fire and Ash de, yönetmenin sineması için bir istisna değil.

Avatar: Fire and Ash | Kaynak: Disney Studios

Pocahontas’ın hikayesini bilirsiniz. Amerika kıtasına gelen Avrupalı yerleşimcilerden genç bir adam, yerli bir genç kadına âşık olur. Silah arkadaşları toprağı ele geçirmek, kaynakları sömürmek ve kendi kıtalarından taşıdıkları yıkıcı zihniyeti burada yeniden kurmak isterken, ikisi arasındaki ilişki kültürel ve ideolojik bir çatlağı görünür kılar. Doğayla uyumlu bir yaşam anlayışıyla fetih ve tahakküm dürtüsü karşı karşıya gelir. Ancak bu aşk bir kurtuluş ya da asimilasyonla sonuçlanmaz; genç adam geri dönmek zorunda kalır, Pocahontas ise halkının yanında kalmayı seçer.  

Son cümle dışında, 2009 tarihli Avatar’ın konusu da neredeyse aynıdır. Denizaşırı yolculuk uzay yolculuğuna, Amerika kıtası Pandora gezegenine, Amerika yerlileri Na’vi’lere dönüşmüştür. Hikaye ise Dünyalı (ABDli) genç adamın, Jake Sully’nin hem kültürel ve ruhani hem de bedensel olarak asimilasyonuyla sonuçlanır. İkinci film Avatar: The Way of Water’da artık yeni kimliği ve bedeniyle çoluk çocuğa karışmış Jake Sully’nin geçmişi onu rahat bırakmaz. Dünyalı askerler ise Pandora gezegeninin kaynaklarının peşini... Savaş farklı Na’vi kabilelerini içine alır, su üstüne ve su altına taşınır.

Avatar: Fire and Ash | Kaynak: Disney Studios

Serinin ilk iki filmi arasındaki zaman atlamasına kıyasla, ikinci filmden kısa bir süre sonra başlayan Avatar: Fire and Ash’te değişen pek bir şey yok. Pandora’yı sömürmekten vazgeçmeyen düşman, hem birleştirici bir lider olduğu hem de kişisel meseleler sona ermek bilmediği için Jake Sully’nin peşinde. Cameron ve senarist ekibin senaryosu yine korkunç boşluklarla ve oldu bittiye getirilen çözümlerle dolu. (Örneğin Spider’ın bir insan olarak maskeye bağımlı yaşamak zorunda olması gibi, önceki filmlerde çatışmalar ve gerilimler yaratmak için atılmış birçok düğümün bu filmde bir anda, basitçe çözülüvermesi.) Fakat büyük resme bakmak, senaryonun detaylarındaki bu sorunları affettiriyor. 

Avatar: Fire and Ash, son yılların en iyi çizilmiş kötü karakterlerinden birini barındırıyor: Oona Chaplin’in canlandırdığı Varang, kendini Kül Halkı olarak adlandıran bir kabilenin lideri. Kabile, geçmişte yaşadıkları yıkım ve kıyımdan sonra Tanrı’ya ve diğer halklara yüz çevirmiş, bencilleşmiş, saldırganlaşmış. Dünyalıların (ABD'lilerin) onlara silah sağlaması sonucu gücü artan Varang ve kabilesi, bu kez zulmün esas kaynağına dönüşüyor. İlk iki filmde doğa-insan çatışmasına ve sömürgeciliğe dair eko-aktivist mesajlar veren Avatar serisi, böylece bu filmle güncele ve gündeme dokunuyor. 

Avatar: Fire and Ash, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin silah sağladığı İsrail’in, halkının geçmişte yaşadığı acıların bir benzerini Filistinlilere yaşatmasını Pandoralı bir metafor olarak perdeye taşırken, daha üstü kapalı bir metaforla konuya değinmiş James Gunn’ın Superman’inin yanında saf tutuyor. 2025 ana akım sinemasının iki önemli filminin, Hollywood’un ve birçok "Batılının" görmezden geldiği savaş ve soykırıma sessiz kalmaması sevindirici.

Öte yandan Avatar özünü, yani eko-aktivist yanını da kaybetmiyor. "İyinin" yanında olan, nihayetinde kendi de kazanacak olan doğa, savaşın akıbetinde belirleyici oluyor. Film, gezegenin kurtulması, savaşların ve acıların dinmesi için tek yol doğanın (varsın afetlerle, ölümlerle olsun) kontrolü eline almasıdır belki, diyor.

Avatar: Fire and Ash | Kaynak: Disney Studios

Avatar: Fire and Ash, öncülleri gibi görselliği ve teknoloji kullanımıyla büyülüyor. Pandora gezegeninin yeni flora ve faunasında detaylar, fiziksel ve sanal prodüksiyon tasarımı ve efektlerin başarısı bir yana, performans yakalama tekniğinin geldiği son noktaya tanık oluyoruz. Özellikle Zoe Saldaña (Neytiri), Sigourney Weaver (Kiri), Britain Dalton (Lo’ak) ve Oona Chaplin (Varang) performanslarıyla sıyrılıyor. Oyuncular olmadan yapamayacağını söyleyen Cameron’ın, onların varlığını ve "oynadığını" inandırıcı kılmak için elinden geleni yaptığı ve başarılı olduğu bir gerçek. Maymunlar Cehennemi ve Avatar gibi bu alandaki çıtayı yükselten serilerin, kasting ve dublör koordinasyonu alanlarına yer açmaya sonunda karar veren Akademi’nin dikkatini performans yakalama tekniği destekli oyunculuğa da çevirmesini sağlayacağı günler yakındır belki.

Avatar: Fire and Ash | Kaynak: Disney Studios

James Cameron’ın (ne kadar sözünde durur bilinmez) serinin finali olduğunu söylediği Avatar: Fire and Ash'in, 2,9 ve 2,3 milyar dolar gişe hasılatına sahip ilk iki filmin gişe başarısına yaklaşıp yaklaşamayacağını 2026’nın ilk haftalarında öğreneceğiz. Ne olursa olsun film, zayıf senaryosunu tarihin doğru tarafında duruşu ve her zamanki gibi görsel efektlerdeki olağanüstü başarısı sayesinde affettiriyor.

Nerede izleyebilirsin? Avatar: Fire and Ash, bugün gösterime giriyor.

Benzer işler:

  • Hotel Rwanda (2004, Terry George)
  • Dune: Part Two (2024, Denis Villeneuve)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.