Konserlerde telefon yasağı: Sanatçının en doğal hakkı mı, yetki aşımı mı?
Phoebe Bridgers, gelecek turnesindeki tüm konserlerinde telefon yasağı uygulayacağını açıkladı. Birçok sanatçı artık telefon ekranlarıyla dolu bir kalabalığa karşı şarkı söylemek istemiyor. Peki, konserlerde telefon yasak olmalı mı?

ABD’nin alternatif müzik sahnesinin yıldız müzisyenlerinden Phoebe Bridgers geçen hafta yeni albümü öncesi Madison Square Garden’da büyük bir konser verdi. Biletleri sadece bir dolara satılan performansın en dikkat çekici özelliği cep telefonuyla kayıt almanın tamamen yasak olmasıydı. 20 bin kişiye mekana girmeden hemen önce Yondr adlı kılıflar dağıtıldı ve telefonları kilitlendi.
Bridgers, bu kararının önümüzdeki turnesi boyunca da devam edeceğini açıkladı. "The Lost Tour" turnesinde dinleyiciler telefonları ile hiçbir şekilde kayıt alamayacak. Hatta kayıt almayı sağlayan akıllı saatleri de kullanamayacaklar. Telefon ekranlarının arkasından sahneye baktığımız 2026’da bu karar oldukça radikal mi yoksa olması gereken bu mu?

Şebnem Ferah’ın altı yıl sonra sahneye döndüğü performansının ertesinde telefonları ile video kaydı almaya odaklanan dinleyiciler sosyal medyada eleştirilmişti. Konser alanını dolduran binlerce kişinin şarkıları hep bir ağızdan söylemesi beklenirken çektikleri videolara sesleri girmesin diye sessiz kalan seyirci dikkat çekmişti.
Patti Smith konserindeyken sahne kenarındaki bir kişinin tüm performansı kayda alması dikkatimi çekmişti. Başka bir konserde ise izleyicilerin şarkılara eşlik ederken sahneyi değil kendilerini kaydettiklerini fark etmiştim. Bunun sebebi TikTok’a akım videosu çekme alışkanlığı ve gerçek hayatı da bir içerik olarak görmek.
Telefonlardan başınızı kaldırma zamanı geldi
Bob Dylan, yıllardır turnelerinde telefon kilitleme özelliğine sahip Yondr kılıfları kullanıyor ve 2024’te İngiltere ile Avrupa turnesi boyunca telefon kullanımını tamamen yasakladı.
Jack White da uzun zamandır telefonsuz konserleri savunuyor. White’ın 2022’deki telefonsuz turnesi için yaptığı açıklamada şu ifadeler yer alıyordu:
"Bir süreliğine cihazlarınızdan başınızı kaldırıp müziği ve ona olan ortak sevgimizi şahsen deneyimlemek hoşunuza gidecek."
Madonna da konserlerin kayda alınmasını sevmeyenlerden. Sanatçı, 2019-2020 yıllarındaki "Madame X" turnesinde Yondr kılıflarını kullandı. Madonna telefonlara bu kadar bağımlı olmanın birlikte dans etmenin ve anı yaşamanın yarattığı derin kabile deneyimini lekelediğini söylüyor:
"Şu lanet olası telefonlarınızı bırakın ve bağlantı kurun."
Tool da canlı performanslarının çoğunda telefon kullanımını yasaklıyor. Hayranlarının sadece son şarkıyı kaydetmelerine izin veriyorlar. Björk, bazı konserlerinde performansın bir parçası olmanın tadını çıkarmaya ve konseri kaydetmekle uğraşılmamasına dair uyarılar asıyor. Placebo konser öncesi video yayımlayarak performansın kayda alınmamasını söylüyor. Brian Molko, kendisini çeken seyircileri sahneden her defasında azarlıyor.

Fred again.. de "USB002" turnesinde telefonların kameralarını kapatan bir sticker dağıtıyor. Hayranların anı yaşamasını istediğini söyleyen DJ, hayranların konserin fotoğraf ve videolarına ulaşması için Dropbox ile işbirliği yaptı. Dinleyiciler kendilerine gelen linkle konsere dair içerikleri indirip paylaşabiliyor. Fred again.. bu sayede telefonsuz performans konsepti üzerine inşa ettiği turnesinde izleyicilere gösteri sonrasında yaratıcı sürece dahil olma imkanı sunuyor.
Bu sticker politikası Berlin’deki gece kulüplerinin de tercihi. Herhangi bir kulübe gittiğinizde telefonunuzun kamerasına çekim yapmamanız için bir sticker yapıştırırlar. Bu sayede telefonlarınızı kullanırsınız ama asla çekim yapamazsınız. Bu etiket yaklaşımı, yalnızca dans pisti deneyimini korumakla kalmayıp orada eğlenenler için güvenli bir alan yaratma arzusuna da dayanıyor. Zaten fotoğraf çektiğiniz anda kulüpten uyarı bile yapılmadan atılırsınız. Bu tutum, Berlin’in gece hayatının daha da ünlenmesine sebep oldu.
Harry Styles da Berlin’deki kulüplere yaptığı ziyaretlerden bahsederken, telefonsuz bir ortamda kendini bırakmanın verdiği coşkuyu hatırladığını söylüyor.

'Bu yasaklar tamamen yetki aşımı'
Blur ve Gorillaz’ın solisti Damon Albarn ise sanatçıların cep telefonu kullanımını yasaklamasını desteklemediğini söylüyor. Albarn, konserler sırasında hayranların telefon kullanmasının canlı performansların atmosferine katkıda bulunduğunu savunanlardan. Sanatçı, BBC’ye daha önce verdiği bir röportajda şunları söylemişti:
"Eğer bir şeyleri yasaklamaya başlarsanız, bunun sonu nereye varır? Bence sadece ortaya çıkıp işinizi yapmalısınız. Eğer insanlarla doğru şekilde etkileşim kurarsanız, telefonlarıyla ilgilenmek istemezler."
Albarn, yasağın yetki aşımı olduğunu ve bilet alan hayranların hatıra olarak birkaç fotoğraf çektirerek anı ölümsüzleştirme hakkına sahip olduğunu savunuyor.
Los Angeles merkezli Yondr'ın kurucusu Graham Dugoni ise gün geçtikçe daha çok talep aldıklarını ve sanatçıların telefonsuz konser fikrini sevdiğini söylüyor. Yondr’ın kilitlenebilir manyetik kılıfları 10.000’den fazla etkinlikte 20 milyondan fazla cihazda kullanıldı.
Sanatçılar sınırlarını koruma konusunda sertler
Telefonumun hafızasında binlerce konser videosu var. Bu videolara sosyal medyada paylaştıktan sonra yeniden bakıyor muyum? Çoğunlukla hayır. Bu bana sadece deneyimin bir kısmını yeniden yaşama imkanı veriyor. Orada olduğumu hatırlamak için o videoları telefon hafızamda tutuyorum. Tüm konseri kayda almanın ise nezaketten uzak olduğunu düşünüyorum. Bunun konseri YouTube’dan izleme ile deneyimle aynı hissi yarattığını da...
Fakat dinleyicinin bir gösterinin kayda alınıp alınmaması gerektiğini sanatçının belirlemesinin de sinir bozucu olduğundan yanayım. Konser biletleri 20 yıl öncesi kadar ucuz değil. İzleyici bütçesinden keserek gittiği konsere dair elinde bir kanıt olmasını istiyor. Belki de en sevdiği şarkının kısa bir videosunu sosyal medya hikayesine eklemek de...
- Burada odak sahnedeki canlı performans mı yoksa konser sonrasında bile değil, anında video paylaşımı yapmak mı? Aslında sanatçıların sinirlendiği şey de seyircinin çalan şarkıya değil, sosyal medyada yapacağı paylaşıma odaklanması.
Kendinizi canlı bir etkinlikten soyutlayarak telefonunuzu kullanmak, gösteriyi gerçekten izlemek ve o anın tadını çıkarmak isteyen diğer izleyicilere karşı saygısızlık olabiliyor. Telefonunuzla meşgulken bir sanatçı ve eseriyle nasıl bağlantı kurabilirsiniz ki?
Phoebe Bridgers hayranları da bu yasak konusunda ikiye bölünmüş durumda. Konserlere gidemeyen hayranlar çekilen videolar aracılığıyla ücretsiz izleyemeyeceklerini öne sürüyorlar ve “Telefonsuz konserler tam bir sınıf ayrımcılığı ve bu tutumu sonuna kadar savunacağım” diyorlar. Ayrıca “Bir sanatçı telefonumu kullanıp kullanamayacağıma karar vermemeli” yorumları da yapılıyor. Hatta Coldplay’in geçen yaz ki konserine atıfta bulunarak “Eğer CEO’lar eşlerini aldatmak istiyorlarsa Phoebe Bridgers konserini tavsiye edebilirim” şeklinde espriler yapılıyor.

Paris’te gittiğim MGMT konserinde sevdiğim şarkıyı video kaydına almaya başlamıştım. Hemen arkamdaki bir seyirci telefonuma doğru su şişesi fırlatıp sahneyi benim yüzümden göremediğini bağırarak söylemişti. Yaptığımdan inanılmaz utanmıştım. Bu olay sonrası canlı etkinliklerde video kaydı yaparken çok daha dikkatli olmaya başladım. Etkinliklerdeki davranış biçimlerimiz kültürel farklılıklarımızı da ortaya koyuyor. Sosyal medyanın çok daha aktif kullanıldığı bir ülkede bu davranışımın etrafımdakiler için bir sorun oluşturmayacağına eminim. Örneğin Türkiye’de bir konsere gittiğinizde sanatçının hit şarkısı çalmaya başladığında herkes telefonlarını yukarı kaldırır. Bu gayet olağan bir davranıştır.
Madalyonun diğer yüzünde ise seyirci ile sanatçı beklentileri arasında her geçen gün büyüyen, ciddi bir gerilim var. Gerçek hayat kişisel zevklerimize göre hazırlanmış bir algoritma sunamaz. Bir etkinliğe bilet almak, her katılımcının tercihlerine mükemmel şekilde uyarlanmış bir deneyim garantisi de vermez. Hele ki bu telefon yasaklarının daha biletler satışa çıkmadan duyurulduğu turneleri düşünürsek. Bu durum, o biletin parasını ödediğiniz an, sanatçının sunduğu o “ekransız ve steril” deneyim modelini ve onun kurallarını da kabul ettiğiniz anlamına geliyor.
Sanatçılar artık sınırlarını koruma konusunda hiç olmadıkları kadar kararlı ve sertler. Telefon ekranıyla yüzleri kapanmış bir kalabalığa değil seyircilerinin yüzlerine bakarak şarkılarını söylemek istiyorlar. İlerleyen günlerde çok daha fazla cep telefonsuz konsere rastlayacağız gibi… Bu yasağın Türkiye’deki öncüsünü merakla bekliyorum.