MODA VE TASARIM

'Mother Mary': Arkadaş ayrılığının hayaleti

"A Ghost Story" ve "The Green Knight" filmleriyle tanınan David Lowery’nin yeni filmi "Mother Mary", birbirine yabancılaşmış dünyaca ünlü bir pop yıldızı ve yola birlikte çıktığı moda tasarımcısı arkadaşının yüzleşmesini konu alıyor.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 17 NİSAN 2026
3 DK OKUMA

Film: Mother Mary
Yönetmen: David Lowery
Yapım yılı: 2026
Süre: 112 dakika

A24 markasına zaafı olan bağımsız sinema sevdalılarının A Ghost Story ve The Green Knight ile tanıdığı, ana akıma yakın olanların yolununsa Pete’s Dragon ve The Old Man & the Gun ile kesişmiş olabileceği David Lowery, bu iki cenah arasında sırayı sektirmeden gidip gelmeye devam ediyor. En son Disney+ için çektiği Peter Pan & Wendy (2023) ile karşımıza çıkan yönetmen, şimdi Mother Mary ile karanlık, derin, ürkütücü ve tekinsiz bir dünyaya hizmet ediyor. 

Durağanlıktan ve sessizlikten korkmayan, zaman ve hafızaya dair düşünmeyi seven, fanilik ve geçicilikle yakından ilişkili David Lowery sineması, yönetmenin kurguculuk geçmişinin ve tüm filmlerini kendisi kurguluyor olmasının etkisiyle her daim akış ve tempoyu ustaca kullanıyor. A Ghost Story’de Rooney Mara’ya dakikalar boyunca turta yedirten sahnede zamanı adeta durdurarak yası, The Green Knight’ta Barry Keoghan’lı soygun sahnesi ile zamanı hızlandırarak ölüm korkusunu somutlaştıran zaman büyücülüğü onun sinemasının en akılda kalıcı özelliklerinden.

Lowery’nin yeni afişinde “This is not a ghost story.” yazıyor. Merak ediyorum: Bu cümle, birebir çevirisiyle izleyeceğimiz filmin bir hayalet hikayesi olmadığını mı söylemeye çalışıyor yoksa “Çektik ama, bi’ A Ghost Story değil” imasıyla benim gibi A Ghost Story hayranlarının beklentisini mi düşürmeye çalışıyor...

Mother Mary | Kaynak: IMDb

Mother Mary, dünyaca ünlü pop yıldızı Mother Mary (Anne Hathaway) ile moda tasarımcısı Sam Anselm’in (Michaela Coel) yıllar sonra yeniden biraraya gelmelerini ve yüzleşmelerini konu alıyor. Mother Mary’nin imajını yaratan, yıllarca tüm sahne kostümlerini tasarlamış ve tabiri caizse bir yıldız doğurmuş Sam, aynı zamanda onun en yakın arkadaşı ve sırdaşı olmuş, fakat ansızın yüzüstü bırakılmış. Yıllarca büyüyen yabancılaşmanın ve dinmeyen acıların ardından bir gece kapısı çalan Sam, karşısında Mother Mary’i buluyor: Sahnede binlerce hayranının önünde gizemli bir nöbet geçirip inzivaya çekildikten sonraki geri dönüşünün ilk konserinin birkaç gün öncesinde, eski dostu ve ortağı ondan yeni bir elbise tasarlamasını istiyor.

Filmle ilgili detaylar ortaya çıktığından bu yana, merkezindeki pop yıldızı, stili, karizması, sahnedeki büyüklüğü ve hayranlarıyla ilişkisi nedeniyle iki yıldızla karşılaştırılıyor: Lady Gaga ve Taylor Swift. Hatta David Lowery, Taylor Swift’in Reputation Stadium Tour konser filminin var olan en iyi konser filmlerinden biri ve Mother Mary’nin en büyük ilham kaynaklarından olduğunu söylüyor.

Böylesi büyük bir pop yıldızı figürünün bağımsız sinema ve korku sinemasında ilk kez kullanılışı değil. Son birkaç yılda Vox Lux (2018, Brady Corbet), Trap (2024, M. Night Shyamalan) ve Smile 2 (2024, Parker Finn) filmlerinde benzer etki ve ölçekteki pop yıldızlarının hem hikayenin merkezine yerleştirildiğine hem de sahne şovları ile şarkılarının filmlerin önemli bir bölümünü oluşturduğuna tanık olduk. 

Mother Mary’nin onlardan farkı ise yıldızın bir araç ya da hedef olarak kullanılmıyor olması. Mother Mary’nin tekinsiz atmosferinin ve korku türüne göz kırpan yanlarının kaynağı Mother Mary ve Sam arasındaki ilham ve bağlılık, dostluk ve bağımlılık ilişkisi. Şarkılar ve şarkı sözleri “Bakın, bu çok ünlü bir pop yıldızı. Biz de ona özgün şarkılar yazdık” amacının ötesinde hikaye anlatımına ve gerilime katkıda bulunuyor. Filmin henüz ilk sahnesinde “This is your burial” (Bu senin defnin.) şarkısını dinliyor, “Kulaklarınızı kapayın, bu şarkı lanetli” uyarısıyla karşı karşıya kalıyoruz.

Mother Mary | Kaynak: IMDb

Filmin ilk yarısı bir yüzleşme hikayesi. Bu yüzleşmenin nasıl okunacağı ise size kalmış. Temelleri dostluk ve iş ortaklığının iç içe geçtiği bir karşılıklı faydalanma üzerine inşa edilmiş bir ilişkinin kapitalizmin ve eğlence endüstrisinin kurallarıyla yıkılışı olarak yorumlayanlar olacaktır. İki kadın arasındaki  yüzleşmenin birçok şey kadar cinsel gerilimden de beslenmesinden dolayı filmdeki birçok metaforun "devlerin ayrılığına" ve iki partnerin ayrılığa rağmen birbirine olan bağlarına işaret ettiğini düşünenler de... 

Tek bir doğrunun olmadığı bu durumda, sanırım biraz da yakın geçmişimdeki travmatik bir arkadaş ayrılığının yaralarını halen saramamış olmamın etkisiyle bense bu yönde bir okuma yapmayı tercih edeceğim. Son zamanlarda yetişkinlikteki arkadaş ayrılıklarının aşk ayrılıklarından çok daha yıkıcı ve travmatik olduğuna, en yakınımızdaki insanlardan birini hâlâ hayattayken kaybetmenin farklı bir yas süreci demek olduğuna dair birçok şey okudum. Mother Mary ve Sam’in yüzleşmesi de herhangi bir arkadaş ayrılığının yıllar süren travmasının ve koparılamayan bağlarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Her ikisi de kendi alanında yetenekli, yüksek egolu iki karakter birbirleri olmadan da hayatlarına aynı başarıyla devam edebileceklerine dair kendilerini insandırsalar da, bağlılıkları ve bağımlılıkları onları rahat bırakmıyor ve yeniden biraraya getiriyor. 

Mother Mary | Kaynak: IMDb

Sam’in tasarımları olmadan kariyerine devam edebileceğini kanıtlamak için çırpınan Mother Mary ile onun müziğini dinlememek için olağanüstü bir çaba gösteren Sam’in yeniden buluşması, Autumn Sonata-vari bir yüzleşmeyi doğuruyor. David Lowery’nin imzası niteliğindeki o zaman büyücülüğü de bu yüzleşme bölümünde, Anne Hathaway’in müziksiz koreografisinde devreye giriyor. Tüyler ürpertici ve olağanüstü efor gerektiren o sessiz dans sahnesi, izleyici için The Exorcist’i aratmayan bir gerilim yaratırken, iki kadın arasındaki güç ve ego savaşının da iyi bir yansıması oluyor. (Filmin genelinde daha iyi performansı olan taraf Coel olsa da, Hathaway bu sahnede devleşiyor.)

Yüzleşmenin tarafları olan iki karakterden söz etmişken, biri pop yıldızı diğeri moda tasarımcısı olan bu iki güçlü karakterin filmin sanatsal işçiliğine olan yansımalarına dair de birer parantez açmak gerekiyor: Büyük çoğunluğu bizzat Anne Hathaway tarafından seslendirilen özgün şarkılarda Charli XCX, Jack Antonoff ve (filmin oyuncuları arasında da yer alan) FKA Twigs imzası var. Filmografisinde Cristóbal Balenciaga mini-dizisi ve Oscar’a aday gösterildiği Mulan filmi gibi dikkat çekici işler olan kostüm tasarımcısı Bina Daigeler’in tasarımları ise kışkırtıcı ve filmdeki kurmaca yıldızın personasını yansıtan işler.

Mother Mary | Kaynak: IMDb

Filmin ikinci yarısına gelecek olursak... Şayet “Bu bir hayalet hikayesi değil” demek istiyorsa, David Lowery yalan söylüyor. Gerçek anlamda bir hayalet hikayesine dönüşen Mother Mary, A Ghost Story’nin aksine ölülerin değil yaşayanların ve yaşananların hayaletleriyle ilgileniyor. Söz konusu hayalet, iki kadın arasındaki kopamayan bağı, karşılıklı muhtaçlığı ve ayarı bozulduğunda ikisinden birine zarar veren dengeyi simgeliyor. A Ghost Story’de olabilecek en klişe hayalet görüntüsünü seçip hayaletini beyaz bir çarşafla betimleyen Lowery, bu kez kırmızı kumaştan, uçan, dans eden, ritüellerle yönlendirilebilen, insanın içine girip yaralarından dışarı çıkan, daha dramatik, daha gösterişli ve daha şovmen bir hayalet yaratıyor.

Hepsi bir kopuşun ve bir yeniden birleşmenin metaforu. Hayalet görevini yapıyor, biten bir arkadaşlığın taraflarını yüz yüze getirene kadar onlara rahat vermiyor. Tek beklenen içten bir özür aslında. Ama kapıyı kimin açacağına, ilk adımı kimin atacağına dair inatlaşma ikisi için de bedenlerinde yaralar açan bir lanete dönüşüyor. 

Nerede izleyebilirsin? 45. İstanbul Film Festivali kapsamında da gösterilecek Mother Mary, bugün gösterime girdi.

Benzer işler:

  • Black Swan (2010, Darren Aronofsky)
  • Vox Lux (2018, Brady Corbet)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.