Nabza göre tatil: Kişiselleştirilmiş seyahat uygulamalarının yükselişi
Milyonlarca kişinin tatile nereye gideceğine ve gittiği yerde neler yapacağına Instagram ve TikTok videolarından “ilham alarak” karar vermesi en gözlerden uzak destinasyonların bile ziyaretçi patlaması yaşamasına neden oluyor. Bu durum hem girişimcileri hem de seyahat sektörü profesyonellerini ziyaretçilerin kendilerini özel hissedebilecekleri çözümler üretmeye itiyor. Algoritma ve sponsorlu içeriklerden arınmış, niş ve hiper kişiselleştirilmiş tatiller yükselişte.

Geçen hafta, Bodrum’un en niş mekanlarından birinde günbatımında oluşan, metrelerce uzayan fotoğraf çektirme kuyruğu epey konuşuldu. En lüks mekanlardan köy pazarlarına, yalnızca tekneyle ulaşılabilen bakir koylardan binlerce metrelik dağ zirvelerine kadar “mutlaka görülmesi gereken” neredeyse her yer mikro birer içerik setine dönüşmüş durumda.
Her gün sosyal medyada yayımlanan milyonlarca “deneyim” videosuna yapay zeka destekli ve sponsorlu içerikler de eklenince birbirinin kopyasının kopyası tavsiye ve listeler arasında saatler geçirmekten kaçınmak güç. “Bu dönemde en büyük lüks keyiftir” mantığıyla yola çıkan yeni uygulama ve hizmetler ise tüm bu karmaşadan uzak, kişiye özel olarak tasarlanmış tavsiye ve deneyimler vadediyor.
Future Market Insights Inc’in verilerine göre kişiye özel seyahat pazarı hızla gelişiyor ve 2022-2032 döneminde yıllık %17,8 büyüme kaydetmesi öngörülüyor. Küresel ölçekte, kişiselleştirilmiş seyahat pazarının 2032’ye kadar 620,71 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Audley Travel’ın en çok harcama yapan ve en sık rezervasyon yapan müşterilerine sunmak üzere başlattığı Audley Private Concierge'ın üst segment gezginlerle yaptığı son araştırmasına göre katılımcıların %48’i, lüks bir tatilde “özel deneyimler” yaşamayı ilk üç önceliğinden biri olarak görüyor.
Lüks concierge şirketi Ellidore’un seyahat direktörü Ed Farrelly, lüks seyahat endüstrisinin uzun zamandır duygusal zeka ve kişiye özel seyahat planları üzerine kurulu olduğunu; bu nüansın “en iyiler” listelerinde, sosyal platformlarda ya da yapay zeka destekli planlamalarda ortadan kalktığını ve özellikle de zaman darlığı çeken üst segment gezginlerin kişiselleştirilmiş seyahatler için daha fazla para ödemeye istekli olduğunu söylüyor.
“Günümüzün en değerli tavsiyelerini, yalnızca insan uzmanlığı ve deneyimiyle mümkün olan bağlam, onay ve seçkiler sunan güvenilir kurum ve topluluklar tasarlıyor.”
Bu dönüşüme paralel olarak “güvene dayalı” ve “kişiye özel” tavsiyelerde bulunan kaynaklar da artıyor. Yeni nesil seyahat uygulaması Places, başta girişimci Daniel Gendelman’ın yalnızca davetiyeyle girilen flört uygulaması Raya’nın bir parçası olarak seyahat yorumları ve restoran rezervasyonları için test edilen bir özellikti. Üyelerin yoğun ilgisi sonucu, kullanıcıların dünya çapında restoranları, otelleri ve mağazaları “buradaydım” veya “gitmek istiyorum” kategorilerine kaydedebilecekleri, kişisel yorumlar yazabilecekleri, koleksiyonlar oluşturabilecekleri bir platform olarak pazarlandı. Yılda 40 dolara herkesin üye olabildiği uygulamada kullanıcılar hem gerçek hayattaki arkadaşlarını hem de moda, sanat, sinema ve seyahat sektörlerinden seçilmiş 75 kişilik küratör grubunu takip edebiliyor.
Bu “küratörler” arasında moda tasarımcısı Margherita Missoni, şef ve model Laszlo Badet, tasarımcı Rachel Antonoff, Oscar de la Renta’nın kreatif direktörü Laura Kim ve New York merkezli yemek yazarı Gabe Ulla gibi isimler yer alıyor. Places’ı “seyahatin Spotify’ı” yapmak üzere yola çıkan Gendelman, esas kitlesi Y kuşağı olan ancak Z kuşağından kullanıcıların da giderek arttığı Places’ın ortaya çıkış fikrini şöyle özetliyor:
“Bir seyahatin en önemli kısmı, yani gittiğiniz yerde edindiğiniz deneyimler, genellikle promosyonlardan ve popüler içeriklerin öne çıktığı yapay ortamdan etkileniyor. 'En iyiler' listelerine dair büyük bir şüphe oluşmuş durumda. İnsanlar viral mekanların peşinden koşmaktan yoruldu ve gerçekten güvenebilecekleri tavsiyeler istiyor.
Kitle içerikleriyle yönlendirilen bir dünyada kişisel zevkler lüks hâline geldi. Pek çok sorunu çözmemizi sağlayan sayısız teknoloji aracı var ancak konu gerçekten iyi bir tavsiye almak olduğunda, görüşüne değer verdiğimiz birinin yarattığı güven duygusunun, her zaman kitle kaynaklı ya da algoritmik içeriklerden daha iyi olacağına inanıyoruz.”
Bu gözlem, tüketicilerin tavsiye ve deneyimlerle sahici bir bağ kurma ihtiyacını gözler önüne seriyor. Geniş kitlelere hitap eden influencer’lar yerini, küçük topluluklara hitap eden alanında uzman kişilere bırakacağa benziyor. Profesyoneller bu yeni dönemi “uzmanların altın çağı” olarak adlandırıyor.
2021’de çıkan bir başka platform, yalnızca davetiyeyle girilen seyahat uygulaması AmiGo. Abonelik ücreti yıllık 129 dolar olan AmiGo’nun kullanıcıları, 150’den fazla küratörün hazırladığı mağaza, restoran, bar ve deneyim seçkilerine erişebiliyor. Küratörler arasında yazar ve blogger Leandra Medine Cohen, kreatif direktör Alex Eagle ve fotoğrafçı Sam Youkilis gibi isimler var.
73 ülkeden üyesi bulunan AmiGo, Max Mara, Loewe, J Crew ve Christopher John Rogers gibi markalarla özel ortaklık ve içerikler de yapıyor. Bunlar arasında küratör seçkileriyle belirlenmiş mekanlarda katalog çekimleri, temalı seyahat rehberleri, küratörlü gezi programları ve VIP mağaza açılışları gibi etkinlikler yer alıyor. Uygulamanın yaratıcısı Alexia Tamer, markaların bu “zevk çağı”nda güçlü bir kimlik inşa ederek müşteri ilişkilerini yeniden şekillendirmesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre modaya en yakın lüks sektörlerden biri seyahat:
“Zevk, en büyük lüks hâline geldi... Bu, moda markaları için de geçerli. Bir markaya gösterilen ilgi artık yalnızca kıyafetle ilgili değil; markanın neyi temsil ettiği, kimlerin giydiği ve giyenlerin kendini nasıl tanımladığı ile de ilgili. Markalara, kendilerini özdeşleştirebilecekleri ve sevdikleri destinasyonları, otelleri, restoranları paylaşabilecekleri yeni bir mecra sunuyoruz. Her güçlü markanın güçlü bir marka evreni vardır.”
Analistler ve seyahat uzmanları insanların hem topluluğun bir parçası hem de “insider” olma arzusunu dijital ortamda tatmin eden Places ve AmiGo’nun iş modellerini en iyi “çevrimiçi üye kulüpleri” olarak tanımlıyor; güvenilir tavsiyeler için ödeme yapmanın, özellikle yapay zeka ile üretilmiş seyahat içeriklerinin tavan yaptığı bu dönemde, lüks pazarın en üst segmentinde gerçek lüks göstergesi hâline geldiğine dikkat çekiyor.
Seçkin otel ve acentalar da bu dönüşüme ayak uyduruyor. 1991’den beri Méribel’de lüks kayak tatilleri sunan ve yakın zamanda Courchevel ve Val d’Isère’de de hizmet vermeye başlayan Purple Ski’nin satış ve pazarlama direktörü Zac Brown, müşterilerinin hiper kişiselleştirilmiş deneyimler talep ettiğine dikkat çekiyor.
"Amacımız pistte ve pist dışında olağanüstü hizmet sunmak. Bu nedenle misafirlerimizin taleplerini yerine getiremediğimiz çok nadirdir. En son, Méribel’de bir fotoğraf çekimi için ren geyiği ve helikopter getirttik. Daha önce şalelerimizden birinde DJ kabini kurduk, çok nadir bulunan bir Perrier-Jouët şarabı temin ettik ve ABD'den özel bir ortopedik yatak getirttik. Düzenli olarak özel beslenme isteklerini karşılıyoruz. Önceki kayak sezonunda bir müşterimiz için Chalet Harmony’e özel spor ekipmanları getirttik. Küçük ayrıntıların büyük farklar yarattığını biliyoruz; bu yüzden her defasında Purple Ski deneyiminin beklentileri aşması için elimizden geleni yapıyoruz.”
İngiltere Hampshire’daki beş yıldızlı Heckfield Place de kişisel ihtiyaçlara göre tasarlanmış wellness programları, mekana özgü otel deneyimleri ve özel gastronomi etkinlikleri sunuyor; odaya giriş kartlarının üzerine misafirin ad ve soyadının baş harfleri kabartmalı olarak basılıyor; bagajlara kişisel monogramlı deri etiketler ekleniyor. Düğün ve kutlama gibi etkinlikler için miksolojistler kişiye özel kokteyller hazırlıyor. Otelin spa’sı The Bothy by Wildsmith, bu yıl "Bespoke Paths" adını verdiği, kişisel ihtiyaçlara göre hazırlanan hiper kişiselleştirilmiş bir retreat programı başlattı. Misafirler, konaklamaya bir hafta kala ekopsikolog Amy Steadman tarafından yapılan kapsamlı bire bir zihin-beden değerlendirmesinin ardından kendi programlarını belirliyor.
Intercontinental Hotels & Resorts da "Incredible Occasions" adlı yeni bir program başlattı. Bu program, otellerin özel bölümlerini misafirlere romantik bir evlilik teklifi ya da doğum günü partisi gibi kutlamalar için rezerve etme imkanı tanıyor. Büyük balo salonları yerine samimi alanlar kullanılıyor ve masa düzeninden özel masterclass’lara kadar her şey misafirin tercihlerine göre şekillendiriliyor.
Intercontinental ayrıca NASA astronotları, elit sporcular ve Formula 1 pilotları tarafından kullanılan algoritmaya dayanan, jet-lag'in etkilerini bilimsel yöntemlerle azaltmayı hedefleyen uygulama Timeshifter ile yaptığı ortaklık kapsamında misafirin kronotipi, uyku alışkanlıkları, seyahat rotası ve tercihlerini dikkate alarak kişiselleştirilmiş bir plan oluşturuyor.
Güney Afrika’daki özel doğal yaşam rezervi Sabi Sabi de merkezine benzer şekilde hiper kişiselleştirmeyi alıyor. Misafirlerin merak, ihtiyaç ve önceliklerine dayalı safariler tasarlayan tesis, yakın zamanda görme engelli BBC sunucusu Lucy Edwards için duyulara hitap eden bir safari deneyimi tasarladı: ahşap hayvan figürleri dokunma duyusuyla keşfe olanak sağlarken, geziye özel kokular ve tatlar da deneyime eklemlendi.
Şimdilik "lüks seyahat" anlayışıyla özdeşleşen eşsiz seyahat deneyimleri muhtemelen şekil değiştirerek, bütçe dostu tatil seçeneklerine de yansıyacak. Kalabalıklardan ve kaostan bunalan gezginler saklanacak yeni yerler bulacaklar mı, oralarda da kalabalıkların arasında kalacaklar, göreceğiz.