SİNEMA VE TV

Obsession: 'Belki istediğini bildiğin şey senin için hiç de iyi değildir'

YouTube kökenli Curry Barker’ın imzasını taşıyan, yılın şimdilik en iyi korku filmi "Obsession", gizemli bir dilek çubuğunu kırarak platonik aşkının dünya üzerinde en çok sevdiği şey olmayı dileyen genç bir adamın hayatının nasıl kabusa dönüştüğünü ele alıyor.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 15 MAYIS 2026
3 DK OKUMA

Film: Obsession
Yönetmen: Curry Barker
Yapım yılı: 2025
Süre: 108 dakika

Korku sinemasında, yaklaşık on yılda bir gelen ve sonraki on yıla yön verecek yeni bir jenerasyonunun üretime başladığı o heyecan verici dönemlerden birine girdik. İçinde bulunduğumuz bu dönem bana en son Robert Eggers (The VVitch, 2015), Jordan Peele (Get Out, 2017) ve Ari Aster’in (Hereditary, 2018) birbiri ardına ortaya çıktığı, A24 yapımlarının öncülüğünde "yükseltilmiş korku" türünün yüceltilmeye başladığı 2010’ların ikinci yarısını hatırlatıyor. 

Bu kez sahnede sinema sanatı ve hikaye anlatıcılığı kadar Z kuşağının dertlerini ve azalan dikkat sürelerini göz önünde bulunduran, sinemanın asla yaptıkları filmden ibaret olmadığını ve pazarlamanın ya da alternatif mecraların gücünü kabul etmiş yeni nesil yönetmenler var. Korku filmi pazarlamasında kağıtları yeniden dağıtan Osgood Perkins (Longlehs, The Monkey, Keeper) ile her biri YouTube kökenli yönetmenler Philippou Kardeşler (Talk to Me, Bring Her Back), Curry Barker (Obsession) ve Kane Parsons (Backrooms) bu kuşağın öne çıkan temsilcileri oldu, oluyor.

Obsession | Kaynak: UIP Türkiye

26 yaşındaki Curry Barker’ın üç yıl önce YouTube’daki "that’s a bad idea" kanalına yüklediği kısa filmi The Chair, 9 milyondan fazla kişi tarafından izlendi. 2024’te aynı kanala yüklediği buluntu görüntü türündeki orta metrajlı filmi Milk & Serial ise endüstrinin ilgisini çekmesini sağladı. Barker’ın ilk uzun metrajlı filmi Obsession, geçen sonbaharda Toronto Film Festivali’nin Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde yaptığı dünya prömiyerinin ardından günümüz korku sinemasının üç büyük bağımsız yapım ve dağıtım şirketinden Blumhouse Productions’ın dikkatini çekti ve şimdi tüm dünyada izleyiciyle buluşuyor.

Obsession, gizemli bir dilek çubuğunu kırarak platonik aşkının dünya üzerinde en çok sevdiği şey olmayı dileyen genç bir adamın hayatının nasıl kabusa dönüştüğünü ele alıyor. Utangaç, çekingen ve aptal-aşık Bear, çocukluk arkadaşı, yakın dostu ve bir süredir birlikte çalıştığı Nikki’ye olan aşkını itiraf etmek için sancılar çekerken, mistik objeler satan bir dükkanda karşısına çıkan "One Wish Willow"dan medet umuyor. Batıl inançları olan birine benzemiyor Bear. Oysa eğlencesine kırdığı çubuktan, gerçek olmayacağına emin bir biçimde dilediği dilek, işe yaradığının sinyallerini anında vermeye başlıyor. Nikki ona ilgi göstermeye, onu arzulamaya, onun yanından ayrılmamaya, onsuz yapamamaya ve onu kıskanmaya başlıyor.

Obsession | Kaynak: UIP Türkiye

Bear’ın tüm bu olanların hayatın gerçek akışı olduğunu safça düşündüğü anlardaki şaşkınlığını izlemek eğlenceli ama eğlence kısa sürüyor. Nikki’nin tutarsız söylemleri, psikolojik gelgitleri, aşk böcekliğinden rahatsız ediciliğe kaymaya başlayan hareketleri, hatta tüyler ürpertici tuhaflıkları ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu anlamasını sağlıyor. Bear’ın olası çözüm yollarını öğrenmesi uzun sürmüyor —kendini ya da Nikki’yi öldürmek dışında çözüm yolları da var. Fakat o an, birçok korku filmindeki birçok karakterle aynı çıkmazın içine giriyor: Başkalarını bir terslik olduğuna inandırmak. 

Bear’ın başkalarını inandırma ve bu durumdan kurtulma isteği, bencilliğinin ve aşkının gölgesinde kalıyor, bu da çözümün önündeki en büyük engele dönüşüyor. Bear’ın ne istediğini ve neyi önceliklendirdiğini kendisinin de anlayamayışı, filmin kafa karışıklığı yaratan, tek zayıf noktasına dönüşüyor. Ne dilediğine dikkat edemeyen ve bencilce bir dilekte bulunarak hem kendi hayatını hem de Nikki’nin hayatını kabusa çeviren bu adamdan, yaşadığı aşkın gerçek olmadığını, sevdiği kadın tarafından arzulanışının bir büyüden ibaret olduğunu ya da hata yaptığını kabul etmesini ve çözüme odaklanmasını bekleyemeyiz, değil mi?

Obsession | Kaynak: UIP Türkiye

Obsession, body horror ve psikolojik gerilime yaslanıyor. Şok edici şiddet odaklı sahneleri kadar aşka ve ilişkilere dair yarattığı düşünsel gerilim de çok güçlü. Eğer vahşet sahnelerinden olumsuz etkilenenlerdenseniz, filmin ABD’de gösterime girerken 18 yaş sınırı almamak için bir şiddet sahnesini "3 darbe kadar kısaltmak" zorunda kaldığını bilin. Fakat sadece bu sahnelerde değil, duygusal ve düşünsel gerilimin yoğun olduğu sahnelerde de salonda sinirden ve korkudan gülenlerin sayısının çok fazla olduğunu ve benim de tüm vücudumun film sona erdiğinde hâlâ titrediğini söylemek isterim.

Hissettiğim korku ve yaşadığım dehşetin kaynağını düşündüğümde, tabii ki bunun bana özel olmadığını fark ediyorum. Sinema tarihi boyunca toplumsal eğilimlerden, kolektif korku ve travmalardan, politik gündemden, ekonomik koşullardan beslenen korku sineması yine boş durmuyor sanki... İkinci Dünya Savaşı sonrasında nükleer felaketler ve mutasyona uğramış canavarları, Soğuk Savaş sırasında uzaylıları, 11 Eylül sonrası paranoyayı kullanan, salgın dönemlerinde body horror’ı, terörün yükselişte olduğu dönemlerde işkence ve ev işgallerini yoğun bir şekilde işleyen ya da sınıfsal ve ırksal kutuplaşmaların yarattığı kolektif travmaları es geçmeyen korku sinemasının bugünkü gündeminde ilişkilenme ve bağlanma korkuları var.

Obsession | Kaynak: UIP Türkiye

Toplu taşımada ya da klozette otururken vakit geçirmek için oynadığımız birer oyundan farksız dating uygulamalarının sunduğu sınırsız seçenek nedeniyle uzun süreli bir ilişki ve tek bir insana bağlanmak zorlaşmanın ötesinde belki de en büyük ortak korkularımızdan biri hâline geldi. Yanı başımızdaki savaşlar canlı yayında ekranlarımıza yansırken; işsiz kalmaktan susuz kalmaya, sokakta öldürülmekten nükleer savaşa kadar engin bir korku menüsü önümüzde sıralanmışken korku sinemasının bağlanma korkusuna yoğunlaşmış olması tuhaf ama anlaşılır. Zamansal ya da fiziksel olarak yakın gözükmeyen diğer ihtimallerin aksine çok daha tanıdık, çok daha bilindik ve çok daha yanı başımızda, akıllı telefonlarımızın içinde bizi bekleyen bir korku bu.

Fiziksel olarak arzuladığımız, duygusal olarak teslim olmuş gibi hissettiğimiz birinin "dünya üzerinde en çok sevdiği şey" olmayı içtenlikle istiyor muyuz yoksa bu sadece elde etmenin hazzını yakalayana kadar istediğimizi düşündüğümüz bir şey mi? Ezhel’in dediği gibi:

"Belki istediğini bildiğin şey senin için hiç de iyi değildir."

Biriyle gerçek anlamda birlikte olmaya, exclusive olmaya, uzun süreli bir birlikteliğe adım atmaya, aynı eve çıkmaya, ailelerimizi tanıştırmaya, evlenmeye hazır mıyız; herhangi bir gün hazır olabilecek miyiz? Together, Ready or Not, Something Very Bad Is Going to Happen ya da Obsession gibi film ve dizilerin yükselişinin varlığı tam olarak bu soruların yarattığı korku ve ürpertiden kaynaklanıyor.

Obsession | Kaynak: UIP Türkiye

Korku sinemasının yeni jenerasyon yönetmenlerinden Curry Barker’ın ciddi ilişki ve uzun süreli birliktelik korkusundan beslenen Obsession’ının hemen ardından, iki hafta sonra bambaşka yerlerden beslenen, Kane Parsons’ın Backrooms’unu izleyeceğiz. Obsession, şimdilik yılın en iyi korku filmi ama içinde bulunduğumuz dönem korku sineması adına o kadar heyecan verici ki, iki hafta sonra ne olur, öngörmek mümkün değil.

Nerede izleyebilirsin? Obsession bugün gösterime girdi.

Benzer işler:

  • Talk to Me (2022, Danny ve Michael Philippou)
  • The Monkey (2025, Osgood Perkins)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.