Sanat Sektöründeki Cinsiyet Eşitsizliğinde Erkeğin Rolü
Zincirin her bir halkası, bir diğerini etkiliyor.

Sanatta cinsiyet eşitsizliği üzerine pek çok erkek sessiz kalmayı tercih etse de günümüzde sanat sektöründen erkek küratör, galerici, fuar çalışanı ya da sanatçı olmak üzere bu konuda daha duyarlı bir tavır takınıldığını söylemek mümkün. Sektörü oluşturan çalışanların sanatta cinsiyet eşitsizliğinin en kökten değişiminin yine sistemin zincirlerinde yaşanan farkındalıkla sağlanacağını anlaması ve bu konuda vizyonlarını geliştirip bir yandan örnek olurken bir yandan da sağlam bir temel için ellerini taşın altına koymaları çok kıymetli.
Son halka: Eşit temsil problemine erkeklerin yaklaşımını incelerken belki de sanat zincirinin en son halkasından başlamak gerekiyor. Yani alıcı, koleksiyoncu, koleksiyoner ya da siz ne demeyi tercih ederseniz. Bir koleksiyonerin seçkisinde yer alan eserlerin sanatçılarının cinsiyetlerinin oranı, bu oranı değiştirmek ve kadın sanatçılara daha çok yer vermek için çaba harcaması, zincirin tüm diğer halkalarını da hızlı bir şekilde etkiliyor. Kadın sanatçıların tercih edildiğini gören galerici ya da fuar çalışanı da seçkisini buna göre oluşturuyor. Dolayısıyla küratörler düzenledikleri sergilerde kadın sanatçılara ağırlıklı olarak yer veriyor ve sistem ideal eşitliğe ulaşma yolunda bir adım daha atıyor. Her ne kadar ideolojide herkes eşitliğe önem veriyor gibi görünse de en nihayetinde sektörün alışveriş kısmını düşündüğümüzde talepler arzları etkiliyor. Dolayısıyla muhtemelen erkek olan bir koleksiyonerin seçkisine yatırımdan sıyrılamamış bir kaygıyla bakarken “ileride evlenir, doğurur ve sanattan uzaklaşır” diyerek kadın bir sanatçıdan eser almamayı tercih etmesi zincirin ilk halkalarındaki çabayı tamamen boşa çıkarıyor. Büyük müze ve kurum koleksiyonları için de aynı durum geçerli.
Anni Albers, 1937
Kaynak: artsy.net
Sanat kurum ve kuruluşları: Galeriler ve müzeler tarafında uzaktan bakıldığında her şey yolunda görünse de veriler incelendiğinde durum pek öyle değil. Kadınların sanat sektöründeki galeri, fuar ve yönetim tarafındaki rolünün daha çok artması sanattaki cinsiyet eşitsizliğinde daha önemli değişimlerin kapısını açacak gibi görünüyor. Örneğin, Miami Beach'teki Art Basel'in 16. edisyonunda gösterilen 199 galerinin sanatçı listelerini karşılaştıran bir analiz önemli bir ipucu veriyor. Kadın galericilerin kadın sanatçıları gösterme olasılığı %28 daha fazla. Miami Beach'teki Art Basel'e katılan, sahibinin erkek olduğu 126 galerinin web sitelerinde listelenen sanatçıların cinsiyet dağılımı %75 erkek sanatçı %25 kadın sanatçı; yani kadınların sayısı erkeklere oranla üçte bir. Kadınların işlettiği galeriler, ikiye bir oranla %66 erkek sanatçı ve %34 kadın sanatçı oranına sahip. Genel dağılıma bakıldığındaysa erkek sanatçılar %72, kadın sanatçılar %28 oranda. Yalnızca erkeklerin temsil edildiği galerilerin ardındaki direktörlerin erkek olduğunu görmek ise pek de sürpriz değil.
Sistemin çarkları: Küratörler, sanat danışmanları ve yazarlar da sistemin diğer önemli halkaları. Zira yaptıkları seçkilerde eşit temsile dikkat etmeleri gerek kalıcı koleksiyonların gerekse sanat izleyicisinin karşısına çıkan sergilerin daha adil standartlarda olmasını sağlıyor. Bu yüzden küratör, sanat danışmanı ve yazarlar, eşit temsil için bu konuya gereken ehemmiyeti gösterebilirler.

Cindy Sherman, Untitled (Lucy), 1975/2001
Kaynak: Metro Pictures
Sanatçı dayanışması: Erkek sanatçıların da sektörde yaşanan adaletsizliği ve sistem eşitsizliğini göz önünde bulundurması gerektiği ortada. Referansın ve sosyal medyanın öneminin had safhada olduğu günümüzde söylediklerimiz ve önerilerimiz sandığımızdan çok daha etkili olabiliyor. Bu yüzden dayanışma, belki de biraz atölye komşuluğunda başlıyor.
Aktif izleyici: Geldik sanat izleyicisine. Sektöre yön veren değil de sadece pasif bir şekilde izleyen olarak algılanabilecek sanat izleyicisi aslında hiç de öyle sanıldığı gibi etkisiz eleman değil. İzleyici sorguladıkça, görüşlerini ve yorumlarını ilettikçe sistem evriliyor. Etkisi olmayacağı düşünülen bir yorum ve beğeni çok farklı dünyaların kapılarını aralayabiliyor. Başından beri bahsettiğimiz zincir tek bir halkanın eksikliğinde zayıf düşerek kopma noktasına geliyor. Bu yüzden kendimize dönüp "Bu konuda ben yapabilirim?" diye sormak gerekiyor.