SİNEMA VE TV

'Sean Combs: The Reckoning' belgeselinde anlatılmayanlar, anlatılıp konuşulmayanlar

Yapımcılığını 50 Cent'in (Curtis James Jackson) yönetmenliğini ise Alex Stapleton'ın üstlendiği "Sean Combs: The Reckoning" (Yüzleşme) belgeseli 2 Aralık'ta Netflix'te yayımlandı. Dört bölümlük belgesel, beş farklı suçtan yargılandığı davada iki iddiadan suçlu bulunan rapçi ve müzik yapımcısı "Diddy"nin yükselişine, şiddet ve suçla örülü geçmişine ve etrafında kurduğu karanlık krallığa çok da derinlere ulaşamayan bir ışık tutuyor.

DENİZ AYTEKİN
DUENDE · 17 ARALIK 2025
5 DK OKUMA

Yapımcılığını 50 Cent'in (Curtis James Jackson) yönetmenliğini ise Alex Stapleton'ın üstlendiği Sean Combs: The Reckoning (Yüzleşme) belgeseli 2 Aralık'ta Netflix'te yayımlandı. Dört bölümlük belgesel, beş farklı suçtan yargılandığı davada iki iddiadan suçlu bulunan rapçi ve müzik yapımcısı "Diddy"nin yükselişine, şiddet ve suç dolu geçmişine ve etrafında kurduğu karanlık krallığa çok da derinlere ulaşamayan bir ışık tutuyor.

  • Belgeselde bazıları ilk kez kamera karşısına geçen mağdurların ve bir zamanlar Diddy'nin yörüngesinde yaşayan "eski dostlarının" beyanlarına ilk kez gün yüzüne çıkan görüntüler ve arşiv kayıtları eşlik ediyor. 

The Reckoning, herkesin merak ettiği freak-off partilerinde yaşananlar, çocuk yaştaki mağdurlar ve Combs’un diğer ünlülerle bağlantıları gibi meselelere değinmese de elde ettikleriyle yetinmeye asla yanaşmayan ve etrafındakilere yaşamı zehir eden “patronun” hazmedilmesi zor bir portresini çiziyor.

Belgeselin yayımlanmasının ardından çoğu medya kuruluşunun bunca ağır suçun odağında olan bir kişinin eylemlerindense açığa çıkan görüntülerin yasal olarak elde edilip edilmediğini ve 50 Cent'in "başarısını" ısrarla başlıklara taşıması ise çoğu büyük medya kuruluşunun/patronunun ezelden beri sürdürdüğü odak şaşır(t)ma geleneğini takip ediyor. 50 Cent de alıştığımız "troll" açıklama ve paylaşımlarına, kendi reklamını yapmaya devam ederek en azından şimdilik bu geleneği bozmayacak gibi görünüyor.

  • Devam etmeden önce yapımın (ve dolayısıyla bu yazının) tetikleyici aile içi şiddet ve taciz anlatıları içerdiğini, bu konularda hassasiyeti olan kişilerin olumsuz etkilenebileceğini belirtelim.

Belgeselde görülen ya da doğru olduğu iddia edilen, bazı önemli başlık, itham ve olaylar aşağıda...

Combs’un daha önce yayımlanmayan görüntüleri

Her biri yaklaşık bir saatlik dört bölümden oluşan belgesel, Sean Combs'un 10 Eylül 2024'te New York'taki Park Hyatt Otel'deki odasında avukatı Marc Agnifilo ile telefonda konuşurken çekilmiş görüntüleriyle açılıyor:

“...[Stratejimizin] işe yaradığını sanmıyorum. Seni dinledim. Dediğin gibi harika bir müvekkil oldum. Uçağa atladım, New York’a geldim ama sanki sadece kaderime razı olup ortalıkta öylesine koşturuyormuşum gibi. 

…Olası jüri üyelerinin ne düşündüğünü anlamak için yanlış yere bakıyorsunuz. Bu ülkeden ya da dışarıdan bizimle çalışacak birini bulmamız gerek. En ama en pis medya ve propaganda işlerinde çalışmış biri olabilir mesela."

Kafayı her anını kayıt almaya, kendini ve terörize ettiği insanlara yaşattıklarını döndüre döndüre izlemeye (ve muhtemelen etrafındakilere izlettirmeye), ne kadar "yüce" bir varlık olduğunu en başta kendine ispat etmeye takmış birinin ömür boyu hapisle yargılandığı dava sürecini (ceza almayacağını düşündüğünden) bir videografiker tutarak belgelemesi şaşırtmadı. Zaten bu kısımda izlediklerimizde de Combs’un milisaniyelik çaresiz bakışı dışında ilgi çekici bir şey yok.

Belgeselde yer alan ve ilk kez gün yüzüne çıkan görüntülerde ayrıca aynı dönemde Sean Combs’un Harlem’de hayranlarıyla el sıkışıp fotoğraf çektirmesinin ardından arabasına bindiğinde ellerini dezenfekte ettiği ve "duş alması gerektiğini" söylediği de görülüyor.

Faciayla sonuçlanan basket maçı

Aralık 1991’de Sean Combs, Harlem’de City College of New York’ta rapçi Heavy D ile birlikte ünlülerin katıldığı bir basketbol maçı düzenleyecekti. Belgeselde anlatılana göre kapılar açılır açılmaz dev bir kalabalık girişe doğru akın etti (rapçilerin deyimiyle içeri daldı) ve insanların öne doğru yığılmasıyla birlikte büyük bir kargaşa yaşandı. Güvenlik eksikliği nedeniyle gece kısa sürede trajediye dönüştü ve dokuz kişinin ölümüyle sonuçlandı. Diddy, bu olayın üzerine defalarca basın mensuplarının karşısına çıkarak açıklamalarda bulundu.

EPMD kurucularından rapçi ve prodüktör Erick Sermon, “Bu şimdiye kadarki en büyük haberdi. Onu bir anda bu kadar ünlü yapan şey, o maç ve o ölümlerdi. Puff Daddy’nin başlangıcı budur” diyor.

Sean Combs da belgeselde “Aslında ünlü olmaya bir trajedi sayesinde başladım” derken görülüyor.

Doğu Yakası-Batı Yakası 'gerilimi'

The Reckoning'te popüler müzik tarihinin en ünlü ve karanlık olaylarından biri olan Doğu Yakası-Batı Yakası çatışmasına dair yeni yorumlar da sunuluyor. Hem bu kısımda hem de belgeselin tamamında en çarpıcı bilgileri veren isimlerden biri Sean Combs’un çocukluk arkadaşı, Bad Boy’u beraber kurduğu Kirk Burrowes.

Diddy’nin ne kadar karanlık, hırslı ve tehlikeli olduğunu defalarca vurgulayan Burrowes (2006’da Combs’a karşı sözleşme ihlali davası açmış, 2025’te ise cinsel istismar, zorlamaya dayalı kontrol ve şiddet iddialarıyla şikayette bulunmuş biri olarak) Combs’un 1997’de The Notorious B.I.G’in öldürülmesinden de dolaylı olarak sorumlu olduğunu öne sürüyor. 

Burrowes’a göre, öldürüldüğü gün Los Angeles’ta bulunan Biggie’nin aslında o gün Avrupa’ya uçması planlanmıştı. Burrowes, Tupac’ın ölümünün Doğu-Batı Yakası gerilimini tırmandırmasından sonra Batı Yakası’nda bulunmaktan rahatsız olan Biggie’ye rağmen, Combs’un gösteriş yapmak ve eğlenmek için onu kalmaya zorladığını ve böylelikle ölüme sürüklediğini iddia ediyor.

Belgeselde Biggie’nin 9 Mart 1997'de Los Angeles'ta bir partinin ardından vurulduğu (öldürüldüğü) anlara dair daha önce yayımlanmamış görüntüler de yer alıyor. Görüntülerde Biggie'nin mavi bir kamyonette uzaklaşırken hızla kurşun yağmuruna tutulduğu ve ardından Cedars-Sinai Tıp Merkezi'ne nakledilmesi sırasında yaşanan kaos görülüyor.

Doğu-Batı Yakası çatışmasına dair ilgi çekici bir diğer kısım, 1996’da öldürülen Tupac’ın cinayet davasında yargılanmayı bekleyen Duane “Keefe D” Davis’in 2008 yılında kolluk kuvvetleriyle yaptığı proffer görüşmesine ait ses kaydı. Davis’in proffer kaydında, Combs’un Tupac’ın öldürülmesini 1 milyon dolar karşılığında ayarladığına dair iddiayı çok ayrıntılı biçimde anlattığı duyuluyor. Belgeselde ayrıca Davis’in günümüzde bu görüşmeyi baskı altında yaptığını söylediği de belirtiliyor.

Aubrey O’Day’in iddiaları 

Belgeselin üçüncü bölümünde Sean Combs’un plak şirketi Bad Boy çatısı altında kurulan kadın grubu Danity Kane’in eski üyelerinden Aubrey O’Day’in patronu Combs’la olan ilişkisine dair ayrıntıları paylaştığı kısım, belgeselin en rahatsız edici bölümlerinden. O'Day 2005 yapımı reality dizisi Making The Band 3 kapsamında gruba girdikten sonra Combs’un tacizine maruz kalmaya başladığını iddia ediyor.

Belgeselde anlatıldığı üzere, O'Day, 2004 yılında seçmelere katıldığında siyaset bilimi ve tiyatro öğrencisiydi. Diddy, grubun “güzel üyesi” olarak seçildiğini söylemesinin ardından O’Day’e müstehcen e-postalar ve cinsel organının fotoğraflarını göndermeye başlamıştı. 2008 yılında gönderdiği bir e-postada, "Sadece seninle yatmak istemiyorum, seni dönüştürmek de istiyorum" yazıyordu. Combs, mastürbasyon yaptığını ve onu düşündüğünü belirttikten sonra, e-postasını "Tanrı seni korusun. Diddy. Tanrı en büyüktür" diye bitiriyor.

  • O'Day, Diddy'nin teklifini reddettikten altı ay sonra gruptan kovulduğunu söylüyor. Programda ise Combs, O'Day'in “aşırı cinsel” yeni imajından rahatsız olduğunu iddia ediyor ve onu gruptaki "en kötü dansçılardan biri" olarak nitelendiriyor.

İlerleyen bölümlerde O'Day, 2005 yılında bir stüdyoda Diddy ve başka bir adam tarafından cinsel tacize uğradığını gören bir görgü tanığının yeminli ifadesini okuyor. Diddy ise cinsel saldırı suçlamalarının tümünü reddediyor. Müzisyen istismara uğrayıp uğramadığını asla öğrenemeyebileceğini söylüyor.

"Bu, tecavüze uğradığım anlamına mı geliyor? Bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum."

(Sean Combs Aubrey O’Day’e taciz ya da saldırıda bulunduğuna dair tüm suçlamaları reddetti.)

Joi Dickerson-Neal'ın anlattıkları

Belgeselde Sean Combs'u cinsel saldırı ile itham eden bir başka isim Joi Dickerson-Neal. 1991 yılında katıldığı bir partide Combs’la tanıştığını Finesse & Synquis’in “Straight from the Soul” adlı müzik videosunda oynamayı kabul ettikten kısa bir süre sonra Diddy tarafından saldırıya uğradığını belirtiyor. 

Combs’un kendisine cinsel saldırıda bulunup bulunmadığı sorulduğunda Dickerson-Neal, “Evet, biri beni arayıp 'Seni videoya almış' dedi. Ben de ‘Ne?’ dedim. Sonra durumu açıkladı'” diye yanıt veriyor. Dickerson-Neal, Combs'un bu videoyu düzenlediği partilere katılanlara izlettiğini iddia ediyor ve annesinin durumu öğrendikten Combs’un annesine yazdığı mektuptan bir parça okuyor: 

"Kızımın yaşadığı kabusu görmesem bir insanın bir başkasının onurunu bu şekilde zedeleyebileceğine inanmazdım."

Kirk Burrowes, Combs’un kadınların gizlice kaydettiği videolarını partilerde izletme alışkanlığını, 1980’lerin New York’unda ün salmış uyuşturucu satıcısı Alpo Martinez’den aldığı yönünde bir teori ortaya atıyor.

Belgeselde Kasım 2023’te Dickerson-Neal’ın New York Eyaleti Adult Survivors Act kapsamında Combs’a dava açtığı, Combs tarafından ilaç vererek cinsel saldırıya uğradığını ileri sürdüğü ve bu davanın Combs’a karşı açılan 100’den fazla davadan biri olduğu belirtiliyor.

'Kid Cudi'yi öldürecekti' iddiası

2004 yılında Diddy'nin asistanı olarak çalışmaya başlayan ve şirketlerinde yönetici pozisyonuna yükselen Capricorn Clark, (Combs'un son davasının merkezindeki eski sevgilisi) Cassie'nin Ohio doğumlu rapçi Kid Cudi ile romantik bir ilişki yaşadığını öğrendikten sonra Diddy'nin Kid Cudi'yi öldürmeyi planladığını iddia ediyor.

Son davada kendisi de ifade veren Clark; Cudi, Cassie ve Clark'ın yaklaşık bir hafta önce birlikte yürüyüşe çıktıklarını duyduktan sonra öfkeden çıldırmış bir şekilde kapısına gelen Diddy'i şöyle anlatıyor:

"...Yürüyüşten yaklaşık bir hafta sonra, sabah 06.30 civarında kapımın çaldığını duydum. Gelen Puff'tı. Pantolonu yırtılmıştı, delirmiş gibiydi, ağzının kenarında köpükler vardı. Silahı vardı ve çok sinirliydi. 'Evet, s*ktir et hepsini. Git giyin. Onu öldüreceğiz'" dedi."

Clark gitmeye razı olmayınca ve Combs'un onu kaçırdığını ve beraber silahlı bir şekilde Cudi'nin evine gittiklerini ancak neyse ki Cudi, Cassie ile başka bir yerde olduğu için bulamadıklarını iddia ediyor ve Diddy'nin Cassie'yi bir sonraki görüşünde "feci şekilde dövdüğünü" söylüyor.

  • Combs, Rico Yasası ihlali, seks ticareti ve Mann Yasası ihlali sebebiyle Federal Mahkeme'de yargılandı. Fuhuş amacıyla insan taşımaktan Mann Yasası kapsamında iki ceza alırken diğer suçlardan beraat etti. 50 ay hapis cezası aldı. Combs'a 100'ü aşkın cinsel saldırı veya istismar davası açıldı, 77'si sürüyor.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.