MÜZİK

Second: 'Sadece punk rock yaparak hayatını idame etmen imkansız'

Second, 2000’lerin başından beri punk rock’ın en önemli gruplarından, hatta bu türün Türkiye müzik sahnesindeki öncülerinden. Bir süre ara verdikten sonra Özgün Semerci, Ali Can Şalt ve Parham A.G’den oluşan yeni kadrosu ile sahnelere dönen grup, ilk albümün hazırlığında. Yakın geçmişte ise yeni şarkıları “Bana Hiç Gerek Yok”u yayımladılar. Grubun kurucu üyesi Özgün Semerci ve Alican Şalt ile Zoom’da buluşuyorum. Punk rock şarkılarının melankolik sözlerini ve Türkiye’de bağımsız müzisyen olmanın zorluklarını konuşuyoruz.

EDA SOLMAZ
DUENDE · 1 HAZİRAN 2026
4 DK OKUMA

Second, 2000’lerin başından beri punk rock’ın en önemli gruplarından hatta bu türün Türkiye müzik sahnesindeki öncülerinden. Bir süre ara verdikten sonra Özgün Semerci, Ali Can Şalt ve Parham A.G’den oluşan yeni kadrosu ile sahnelere dönen grup, ilk albümün hazırlığında. Yakın geçmişte ise yeni şarkıları “Bana Hiç Gerek Yok”u yayımladılar. Grubun kurucu üyesi Özgün Semerci ve Alican Şalt ile Zoom’da buluşuyorum. Punk rock şarkılarının melankolik sözlerini ve Türkiye’de bağımsız müzisyen olmanın zorluklarını konuşuyoruz.

Yeni single’ınız “Bana Hiç Gerek Yok”u dinlerken YouTube’daki bir yorum dikkatimi çekti: “40 yaş üstü adamlar çocuk şarkısı tınısıyla önemli sözler söylüyor.” Bu yoruma katılıyor musunuz? Ben de müziğinizin tersine sözlerinizin daha melankolik bir tarafı olduğunu düşünüyorum...

Özgün Semerci: Ben de gördüm o yorumu ve üzerine düşündüm. Müziğimizi çok güzel tarif ettiğini hissediyorum. Yaşadığımız dünya düzeninde sözlerin melankolik olmaması çok da beklenemez. Bir şeylerin dışavurumunu yaşıyoruz. Sözlerimize bunu aktarıyoruz. Gün geçtikçe çok daha melankolik tarafta kalmış gibiyiz. Eğlenceli söz ve parti şarkıları kavramları da 2000’lerden bugüne çok değişti. 

Ali Can Şalt: Eğlendirici sözlerin günümüzde içi boşaltıldı. Artık içlerinde espri ya da insanı gülümsetecek bir dokunuş yok. Özellikle şarkıların sözlerini melankolik olsun diye yazmıyoruz. Mesela Green Day de eğlenceli müziği olan şarkılar yapıyor ama sözleri oldukça mutsuz.

Özgün: “Müzik eğlenceli ama sözler neden mutsuz?” sorusunu da dinleyici çok soruyor. Bunun bizim müziğimizin bir şansı olduğunu düşünüyorum. Böyle bir balansa sahip olmak. Bu tarz müzik yapmak çok da kolay değil. Konserlerde şarkıların ruhu şekilleniyor. Eğlendiriyor mu veya nasıl bir bağ kuruyor, bunlara dikkat ediyoruz.

Punk grupları daha slogan sözlerin peşinde mi?

Özgün: O sloganvari punk şarkıları bazen punk gruplarını ve söz yazarlarını kolaycılığa itebiliyor. Dinleyicinin duymak istediğini söyleyip onların zaten diline pelesenk olmuş kalıpları hafif argo eşliğinde sununca daha samimi gibi gelebilir. Fakat biz o tarafta değiliz. 

Ali Can: "Relatable" olsun diye yazılmış şarkıların sahtekarca ve hatta samimiyetsiz sözlere sahip olduğunu düşünüyoruz. 

Özgün: Burada önemli olan şey kendi dilini oluşturmak. Dolayısıyla ilk sorundaki, gelen yoruma dönecek olursak, bunu kendi dilimizi oluşturabildiğimizin bir kanıtı olarak görüyorum. Bu da hoşuma gidiyor. Şarkı sözü yazarken biraz korkusuz olmak gerekiyor. Fakat insanları rencide etmeden, dengeyi bularak o sözleri söylemek lazım. Ama Türkiye’de politik bir söz yazarken birazcık düşünüyorsun, korku da doğal iklimde mevcut. Korkmak ise çok doğal bir şey. Ama işte sanatçı bunun arasını bulabilmeli.

'Her şey yolunda giderse albüm geliyor'

“Bana Hiç Gerek Yok”un sözlerine baktığımızda da mevcut sistemin eleştirisini işitiyoruz... 

Ali Can: İlk bölümünde toplumsal bir durum anlatılıyor.

Özgün: Şarkıyı kaydetmek için Taner Yücel’in stüdyosundaydık ve elimizde sadece nakarat kısmı vardı. “Bana hiç gerek yok” dediğim anda bu isimle 50 binden fazla şarkı olduğunu düşündüm. Spotify’a şarkının adını yazdım ve bir tane bile bir şey çıkmadı. İkili ilişkilerde insanın boşluğa düşmesini ve “Burada galiba biraz etkisiz elemanım” demesini anlatıyoruz. Bunu metaforlarla dile getiriyoruz. 

Bir mobilyayı kuruyorsun. Ama bir yerlerde hata yapıyorsun. Bir tane vida artıyor. Ama mobilya ayakta durabiliyor. O vidanın hissettiği şey, aslında bu şarkının anlatmaya çalıştığı: Bensiz de oluyor her şey. Bir parça eksik olduğu için sistemde herhangi bir dayanıksızlık, bir sıkıntı olmuyor. Ama keşke ben de olsam içinde. İkinci kısımda ise umut var, “keşke ben de olsaydım” diyoruz. 

Sonunda bir albümünüz geliyor mu?

Özgün: Evet, her şey yolunda giderse Ekim gibi çıkarmayı düşünüyoruz. Albüm bunca yıldır başaramadığımız bir şey. Albümümüzün olmamasının çeşitli olumsuzluklarını yaşamamıza rağmen… Ama artılarını da gördük. Sonuçta canlı performanslarımızda en az 26 şarkı çalıyoruz ve hepsine aynı şekilde eşlik ediliyor. 

2000’lerde şarkılarınızı MySpace’ten kaydettiğim kötü kayıtlardan dinlerdim. O dönem ev yapımı bile olsa bir albümünüz olmadı...

Özgün: Sonunda bunu başarıyoruz. Mevcut koşullarda nasıl albüm yapılması gerekiyorsa öyle yapacağız. Yeni 18 şarkımız var. Bunları bir anda yayımlamak biraz yazık olacakmış hissettiriyor. Dinleyicinin albüm dinleme alışkanlığı eskisi gibi değil. 

Hayranlarınızın o albümü sonuna kadar dinleyeceğini düşünüyorum. Niye bu kadar karamsar bakıyorsunuz? 

Ali Can: Aslında karamsar değiliz. Albüm çıkarmaya karar vermiş olmamız bile önemli. Second özelinde işler gerçekten ağır gidiyor. Yıllardır bu böyle. Bir sürü şarkı çöpe gidiyor, bir sürü yeni şarkı geliyor. Şarkıyı dinlendirmesini de bilen bir grubuz. Albümde yer vereceğimiz şarkıların bazılarını konserlerde çalıyoruz.

'Türkiye’de pop punk’ın öncüsü sözü bize yetmiyor'

Bağımsız müzisyenlerin müzikte sürdürebilirliği daha mı zor? Sizin de müziğe ara verdiğiniz bir dönem var.

Özgün: Sürdürebilirliği sağlayan maddiyat. Çok acı ama “Biz eğer bu müziği çok seviyorsak kesinlikle parayı başka yerden kazanmalıyız” dedik. Ekonomik olarak Türkiye’de bazı şeyleri sürdürülebilir kılmak çok zor. Özellikle punk rock müzik yapıyorsan. Ali Can da ben de müzik dışında başka işler yapıyoruz.

Ali Can: Kayıt yapmak, stüdyoya gitmek, prova yapmak, yol, her şey çok pahalı. Gençler için bu daha zorlayıcı. 

Özgün: Sadece punk rock yaparak hayatını geçindirmek gerçekten zor hatta imkansız. 2010’larda mühendis olarak çalışıp bir yandan da şarkıları kaydetmek için stüdyoya gidiyordum. Stüdyo dönüşü dolmuşta yorgunluktan uyuyakalıp evimin durağını kaçırdığım anlar yaşardım. Second için kredi bile çekmişliğimiz bile var. Kayıt süreçlerini maddi olarak karşılamak zor. 

Peki “tüm bunlara değdi” diyor musunuz?

Özgün: Sahnede aldığım etkileşim, şarkılara eşlik eden seyircilerin gözünde gördüğüm o ışıltı ile diyorum.

Ali Can: Ben de öyle hissediyorum.

Özgün: Second’ı dünyada herhangi bir punk rock festivaline koyabilirsiniz. Hatta şöyle derler “Bu İstanbullu çocuklar çok iyiymiş”. Bunda yüzde 100 eminim. Dünya standartlarında çalabilmek için çok çalıştık. Bu müziği hangi seviyede yaptığımız bizi çok ilgilendirdi. “Türkiye’de pop punk’ın öncüsü” sözü bize yetmiyor. Bunu nasıl yaptığımız da çok değerli.

Pop punk ya da pop rock, gibi belli bir türe etiketlenmeyi seviyor musunuz? 

Özgün: “Punk mı yapıyorsun?” dediklerinde düşünüyorum. Fakat artık duvarlar kalktı. Türler eskisi kadar önemli değil. Punk rock müzik dinliyoruz genellikle ve o tarz yapıyoruz. Ama bir takıntımız da yok. Kimseye punk olduğumuzu ispat etmek gibi bir derdimiz de yok. 

'Olgun insanlar olabiliriz ama hâlâ çocuksu bir yapımız var'

Second’ın şimdiki kadrosunu dört yıl önce şekillendirdiniz. İlk kez beraber şarkı kaydetmek nasıldı?

Özgün: Şu an için çok daha iyi gidiyor her şey. Birbirimize enstrüman açısından da iyi geliyoruz.

Ali Can: Second’ın kayıt işleri karışık, acılı, çok fazla üstüne düşünülen, sahnede çalmaktan daha fazla üzerine konuştuğumuz konu. Her yeni şarkıyı kaydederken çok fazla kafa yoruyoruz. Dolayısıyla yeni şarkılar üzerinde de tartıştığımız çok konu var ama canlı sahnede birbirimize uyumumuz çok iyi seviyede. 

Özgün: 2022’de beraber ilk kez sahneye çıktığımız gece kusursuzdu. Her şey çok yolunda gitti. Farklı dertlerin olduğu senaryolar yaşadık. O da bizi biraz geliştirdi; zorluklarla nasıl başa çıkabileceğimizi, ekip olarak neyin üstesinden nasıl gelebileceğimizi bize öğretti.

Bu süreçte hiçbir zaman ters düşmedik. Hepimiz birbirimizi gayet kibar bir şekilde anladık. Bu bir şans. Bir grubun huzuru her şeyden daha önemlidir. Her şeyin önüne koyduğumuz durum da huzurdur. Keşke Second’ı yönetebildiğimiz kadar kişisel hayatlarımızı da iyi yönetsek. 

40’lı yaşlardan sonra punk rock vokalleriniz ya da şarkı sözleriniz nasıl değişti?

Özgün: Second şarkıları hayatlarımızla paralel ilerledi. 40 yaşındayım, 4 yaşında kızım var. Buna uygun sözler ortaya çıkıyor. Daha önce biri “40 yaşında punk rock grubun olması nasıl?” diye bir şey sormuştu. Evet olgun insanlar olabiliriz ama hâlâ çocuksu bir yapımız var. Taner Yücel’in evinde buluşunca herkes eline bir müzik aleti alıp bir şeyler mırıldanır. Kızım Arven’in bir gün önce söylediği bir şarkıyı bile… Taner oradan bir riff çalar üstüne. İçimizden ne geliyorsa ne hissediyorsak şarkılara dökülüyor. Bu müzikte sitem etmek çok iyi bir şey değil. O durumdan kendimizi korumaya çalışıyoruz. Müziğimizle beraber pozitif kalmaya çalışıyoruz.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.