Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Konuya bir top öneri ekonomisi, bir top deneyim ekonomisi, üzerine sosyal medya soslu bir anektodla başlayacağım. Geçen günlerde arkadaşımın evindeki bir sohbet kadehteki şaraptan Sifnos'a uzandı. Henüz hiçbirimiz gitmemiş olsak da adanın restoranlarını, manzaralarını ve rezervasyon bekleme sürelerini ezbere biliyorduk. Ardından Sri Lanka'dan Toskana'ya uzanan rotalar geldi. Farklı zamanlarda, farklı ülkelerde, neredeyse aynı seyahatleri yaptığımızı fark ettik. Şaşırmadık. Kaşlar hafifçe kalktı; şaşkınlıktan değil, iç sorgulamadan...
Sonra konu dolan kadehlerle şarap uzmanlık eğitimi olan WSET 3'e ve bu eğitimi hangi şehirlerde alabileceğimize geldi. Bu kez konuştuğumuz şey restoranlar değil; bağlar, üreticiler ve öğrenme. Sohbetin tonu değişti. Kişiselleşti. Bir arkadaşımın İtalyan mutfağını öğrenmek üzere farklı şehirlere seyahat ettiğini öğrendim. Öğrenmek derken damaktan mutfağa, sadece restorandan restorana değil. Pasta Grannies'ten ve Bologna'daki makarna dersinden konuştuk. Tam o sırada ağzımdan şu cümle çıktı:
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.