Yılın sinema özeti: 2025'in öne çıkan filmleri, gündemden düşmeyenleri
Sektör tekelleşme, sinema salonları izleyici kaybı tehdidi altında. Paul Thomas Anderson Oscar’a, James Cameron yeni bir gişe rekoruna koşuyor. Gişe rakamlarından festivallerde ödül kazanan filmlere, Türkiye ve dünya sinemasının 2025’ini değerlendirdik.

Safdie Kardeşler’in ayrı filmlere imza attığı, ödül sezonunda 90’larda yetişmiş sinefillerin favorilerinden Paul Thomas Anderson’ın taç giyme törenine doğru yol aldığımız 2025, sinemanın geleceğine dair yarattığı endişelere rağmen üretim açısından zengin bir yıldı.
David Lynch, Gene Hackman, Robert Redford, Diane Keaton ve bugün aldığımız şok bir haberle Rob Reiner aramızdan ayrılırken Superman geri döndü, Avatar ve Wicked serileri devam filmleriyle heyecan yarattı.
2025’te dünya sineması
2025 festival sezonu, bu yılki İstanbul Film Festivali’ne konuk olan Norveçli yönetmen Dag Johan Haugerud’un üçlemesinin son filmi Dreams’in (Sex Love) Altın Ayı’ya uzandığı Berlin Film Festivali ile açıldı.
Oscar törenine geçen yılın öne çıkan filmlerinden Anora damga vurdu; hem bağımsız sinema için hem de yönetmen, senarist, yapımcı ve kurgucu Sean Baker için büyük zafer elde etti.
Cannes’da Altın Palmiye’yi geçen ay ülkesi İran’da bir kez daha hakkında tutuklama kararı çıkarılan muhalif yönetmen Jafar Panahi’nin It Was Just an Accident'ı kazandı. Venedik Film Festivali ise “Özgür Filistin” sloganları ile gösterimi büyük yankı uyandıran The Voice of Hind Rajab’ın değil Jim Jarmusch’un son filmi Father Mother Sister Brother’ın Altın Aslan ile ödüllendirilmesi sonucu tartışmalara konu oldu. Toronto’da izleyici ödülü, ülkemizde izlemek için iki ay daha sabretmemiz gerekecek Chloé Zhao imzalı Hamnet’e verildi.
2025 sinemasında en sık karşılaştığımız temaları, oyuncuları ve yılın çok konuşulan filmlerini önümüzdeki haftalarda gelenekselleşmiş serimiz A’dan Z’ye 2025 sineması yazısında derinlemesine inceleyeceğiz.

Ne Zha 2 (2025, Yu Yang)
'Avatar' animasyon rüzgarını durdurmaya geliyor
Yılın bitmesine üç haftalık gişe verisi kala, dünya gişesinde lider, yıl ortasından beri değişmemiş durumda: Çin menşeli animasyon devam filmi Ne Zha 2, 2 milyar doları zorlayan gişe geliriyle zirvede. Onu yılın 1 milyar dolar gişe gelirini aşan iki filmi, Disney animasyonu Zootopia 2 (1,14 milyar dolar) ve Disney canlı aksiyon yeniden çevrimi Lilo & Stitch (1,04 milyar dolar) izliyor.
Görünen o ki, “ABD gişesinde yaz savaşları” başlıklı yazıda yanıt aradığımız “2025’in kazananı kim olacak?” sorusunun yanıtı da o zamandan beri değişmemiş: ABD gişesinde yaz sonu itibarıyla gösterime giren dev bütçeli filmlere rağmen A Minecraft Movie, 425 milyon dolara yakın gişe geliriyle zirvedeki yerini koruyor; onu Lilo & Stitch (424 milyon dolar) ve Superman (354 milyon dolar) izliyor.
Öte yandan ilk iki filmin tüm zamanlar gişe sıralamalarındaki rekorları göz önünde bulundurulduğunda, Cuma günü gösterime girecek Avatar: Fire and Ash’in bu yıl içinde olmasa da kısa süre içinde 2025 yapımları arasındaki tüm dengeleri değiştirecektir.

Caught Stealing (2025, Darren Aronofsky)
Dünya ve ABD box office listelerinin aksine, Türkiye’de yaz aylarından bu yana çok şey değişti: Yılın ilk haftalarından beri Türkiye box office listesinin zirvesindeki yerini koruyan animasyon Rafadan Tayfa: Kapadokya’yı tahtından indiren Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’li Intouchables uyarlaması Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana, gösterime girdikten sonra bir ay içinde zirveye yükseldi.
- Aralık ayının ilk haftasında 2 milyon seyirciye ulaşmış olan film halen gösterimde; onu 1,7 milyon seyirci ile Rafadan Tayfa: Kapadokya ile 1 milyon seyircinin biraz üzerindeki A Minecraft Movie izliyor.

Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025, Mert Baykal)
Yıllık toplam seyirci sayıları ise ne yazık ki geçen yıla göre %16 düşmüş. 2022’de 33,27 milyon, 2024’te 30,35 milyon toplam seyirci rakamına ulaşılmışken, bu yıl 25 milyon seyircinin üzerine henüz çıkılmış durumda. Buna rağmen, vizyon filmlerinin ötesine geçen geniş bir bakış da şart: Sinema salonlarının özel gösterimler, özel seçkiler, yeniden gösterime sokulan nostaljik gişe filmleri, restore kopyalardan gösterilen klasikler ve ekip katılımlı gösterimlerle ilgi çeken yerli bağımsızlar ile izleyiciyi sinemaya çekmeye yönelik çabaları umut verici ve sosyal medyada gözlemlediğim ya da bizzat katıldığım gösterimlerin doluluğu gösteriyor ki işe yarıyor.
2026, Görültü, Othon Sinema ve Otör gibi bağımsız oluşumların daha sık etkinliklerle karşılaşımıza çıkacağı, benzer oluşumların ortaya çıkacağı; sinema salonlarının sadece klasikleri değil 2000’ler ve 2010’lardan birçok filmi yeniden gösterime sokacağı bir yıl olacak kuşkusuz.
Orta bütçenin dönüşü
2010’ların ortasından beri platformların yükselişi, bağımsız sinemanın düşük bütçelerle de başarılı olabilmesi ve stüdyo satın alımları nedeniyle hem nitelik hem de nicelik olarak gerileyen orta bütçeli prodüksiyonlar, bu yıl bir geri dönüşe geçmiş gözüküyor. 2025 ünlü yönetmenlerin ana akım orta bütçeli yapımlarla izleyicinin ilgisini çekmeyi başardığı bir yıl olarak önem taşıyor: Darren Aronofsky’nin Caught Stealing, Derek Cianfrance’ın Roofman, Mike Flanagan’ın The Life of Chuck ve Steven Soderbergh’in Black Bag filmleri bu ivmeyi sağlayan yapımlardan oldu.

Görsel: Ben Denzer, Variety
Sonun başlangıcı: Platform savaşları
Sinema ve televizyon gündemi yaklaşık iki hafta önce Netflix’in daha önce Paramount’un teklifini de değerlendirmiş olan Warner Bros.’u satın aldığı haberiyle sarsıldı. Satış henüz tüm onay sürecinden geçmiş ve kesinleşmiş değil. Fakat HBO Max’i de elinde bulunduran Warner Bros. grubunun Netflix’in olması hâlinde Casablanca’dan Goodfellas’a birçok film, Harry Potter’dan Dune’a birçok seri, Game of Thrones’dan Friends’e birçok dizi ve hatta DC Comics sinema evreni Netflix’in eline geçecek.
Netflix, satış haberinin hemen ardından abonelerine “şimdilik hiçbir şeyin değişmeyeceğinin” güvencesini veren bir e-posta göndermiş olsa da sektör endişeli: Televizyon cephesinde, daha cesur ve kaliteli olduğu bilinen HBO Max dizilerinin Netflix’leşmesi ya da tekdüzeleşmesinden korkuluyor. Sinema cephesinde ise pandemi sonrasında Barbenheimer istisnası dışında yeniden toparlanmakta ve izleyici çekmekte zorlanan sinema salonlarının, filmlerin uzun süre gösterimde kalmasından yana olmadığı bilinen Netflix yönetiminin müdahaleleriyle geri dönüşü olmayan bir çöküşe sürükleneceğinden...
Özel olarak bu satış konusundaki karar ve sonuç her ne olursa olsun, 2026 ve sonrasında televizyon ve sinemanın geleceğini, sektördeki tekelleşmeleri ve sinema salonlarının sürdürülebilirliğini çok daha ciddi şekilde tartışacağımız kesin.

Sentimental Value (2025, Joachim Trier)
Yılın öne çıkan filmleri:
- 28 Years Later (yön. Danny Boyle)
- A Poet (yön. Simón Mesa Soto)
- Avatar: Fire and Ash (yön. James Cameron)
- Bugonia (yön. Yorgos Lanthimos)
- F1: The Movie (yön. Joseph Kosinski)
- Frankenstein (yön. Guillermo del Toro)
- If I Had Legs I’d Kick You (yön. Mary Bronstein)
- It Was Just an Accident (yön. Jafar Panahi)
- Jay Kelly (yön. Noah Baumbach)
- Kokuhō (yön. Sang-il Lee)
- Lurker (yön. Alex Russell)
- No Other Choice (yön. Park Chan-wook)
- One Battle After Another (yön. Paul Thomas Anderson)
- The Secret Agent (yön. Kleber Mendonça Filho)
- Sentimental Value (yön. Joachim Trier)
- Sinners (yön. Ryan Coogler)
- Sirât (yön. Oliver Laxe)
- Sorry, Baby (yön. Eva Victor)
- Sound of Falling (yön. Mascha Schilinski)
- Superman (yön. James Gunn)
- Train Dreams (yön. Clint Bentley)
- The Ugly Stepsister (yön. Emilie Blichfeldt)
- The Voice of Hind Rajab (yön. Kaouther Ben Hania)
- Weapons (yön. Zach Cregger)

Train Dreams (2025, Clint Bentley)
2025’te Türkiye sineması
2025, Türkiye sinemasında kadın sinemacıların yılıydı. Pelin Esmer, Emine Emel Balcı ve Ceylan Özgün Özçelik’in yeni filmleri ile Emine Yıldırım’ın ilk uzun metrajlı filmi, festivallerden ödüllerle dönerken izleyicinin de gönlünü kazandı. Şehirli hikayelerin, kadın hikayelerinin ve sanatçı hikayelerinin arttığı, belgesel ve kurmacanın iç içe geçtiği yapımların bize yeni kapılar açtığı bir yıl oldu Türkiye sinemasında.

O Da Bir Şey Mi (2025, Pelin Esmer)
Ulusal festivallerde dikkat çekici bir gelişme, İstanbul Film Festivali’nin ulusal ve uluslararası yarışmalarını Altın Lale Yarışması adı altında birleştirmesiydi. İlk karma yarışmayı Macaristan yapımı Lesson Learned kazandı. En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülleri ise yerli yapımlara gitti: Gürcan Keltek Yeni Şafak Solarken ile En İyi Yönetmen, Pelin Esmer O Da Bir Şey Mi ile En İyi Senarist seçildi.
Ayvalık Film Festivali’nin Yeni Bir... ödülü, Yeni Bir Yönetmen başlığıyla Ölü Mevsim’in yönetmeni Doğuş Algün’e layık görüldü. Adana Altın Koza Film Festivali’ni Pelin Esmer’in O Da Bir Şey Mi, Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni Seyfettin Tokmak’ın Tavşan İmparatorluğu filmleri silip süpürdü.

Tavşan İmparatorluğu (2024, Seyfettin Tokmak)
Ankara Film Festivali’nin de En İyi Film ödülü için seçimi Tavşan İmparatorluğu oldu. Geçen yılın öne çıkan yerli yapımı Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri Türkiye’nin, İran asıllı yönetmen Alireza Khatami’nin Türkiye’de çektiği Öldürdüğün Şeyler ise Kanada’nın Oscar adayı seçildi.
Yılın öne çıkan filmleri:
- Atlet (yön. Semih Gülen ve Mustafa Emin)
- Ayşe (yön. Necmi Sancak)
- Buradayım, İyiyim (yön. Emine Emel Balcı)
- En Güzel Cenaze Şarkıları (yön. Ziya Demirel)
- Erken Kış (yön. Özcan Alper)
- Ev (yön. Orhan Eskiköy)
- Gündüz Apollon Gece Athena (yön. Emine Yıldırım)
- Hiçbir Şey Normal Değil (yön. Ceylan Özgün Özçelik)
- O Da Bir Şey Mi (yön. Pelin Esmer)
- Öldürdüğün Şeyler (yön. Alireza Khatami)
- Ölü Mevsim (yön. Doğuş Algün)
- Perde (yön. Özkan Çelik)
- Sahibinden Rahmet (yön. Emre Sert ve Gözde Yetişkin)
- Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (yön. Mert Baykal)
- Tavşan İmparatorluğu (yön. Seyfettin Tokmak)

Gündüz Apollon Gece Athena (2024, Emine Yıldırım)
Türkiye’den kısalar
Festivaller dışında izleyici ile buluşma imkanı son derece kısıtlı olan kısa filmlerin, film festivallerini dolaşım süresi kimi zaman bir takvim yılını aşabiliyor. Hâl böyleyken, 2024’e damgasını vuran, çokça konuştuğumuz kısa filmlerin 2025 boyunca da ödüllendirilmeye devam etmesi tesadüf değil.
Geçen yılki kısa film roundtable buluşmasında yönetmenleriyle biraraya geldiğim üç film, Neredeyse Kesinlikle Yanlış (yön. Cansu Baydar) Dilan Hakkında Konuşmalıyız (Umut Şilan Oğurlu) ve Merhaba Anne, Benim, Lou Lou (yön. Atakan Yılmaz), sırasıyla Akbank Kısa Film Festivali, İstanbul Film Festivali ve Kaş Film Festivali’nden ödüllerle döndü. Yeni sezonun festivallerinde ise Adana’da Alis, Antalya ve İzmir’de Ölüm Bizi Ayırana Dek, Ankara’da ise Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) büyük ödüllerin sahibi oldu.

Kirpik (2025, Doğa Kılcıoğlu)
Bu yılki kısa film üretimine, hatta sadece aşağıdaki 10 filmlik seçkiye bakıldığında tür sinemasının ve yeni biçimsel arayışların yükselişte olduğunu söylemek mümkün. Bilimkurgu, komedi ve korku gibi türler aracılığıyla kent ya da taşra yaşamında karşılaştığımız absürt durumları ya da içselleştirdiğimiz korkuları anlatmayı seçen filmler bir yana, derdini animasyon teknikleri ya da kendilerine özgü renk paletleriyle anlatmayı seçen filmlerin sayısı da hiç az değildi. Dünya sinemasında yükselen yas teması da, başta yılın benim için en iyi kısası olan Kirpik olmak üzere birçok filmde öne çıkıyordu.

Kendi Saçını Kesen Berber (2025, Özümcan Akın)
Yılın öne çıkan kısa filmleri:
- Alis (yön. Beril Tan)
- Bimba (yön. Sandra Peso)
- Garan (yön. Mahsum Taşkın)
- İnziva (yön. Saim Güveloğlu)
- Kendi Saçını Kesen Berber (yön. Özümcan Akın)
- Kirpik (yön. Doğa Kılcıoğlu)
- Ölüm Bizi Ayırana Dek (yön. Deniz Koloş)
- Recce (yön. Efe Can Yıldız)
- Sinek Gibi (yön. Hazal Beril Çam)
- Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) (yön. Toprak Işık)