EDEBİYAT

Zeynep Uzunbay: Kendinize 'Nasılsın Hayatım?' diye sordunuz mu hiç?

Zeynep Uzunbay yeni romanı "Nasılsın Hayatım"da, şehirle köy arasında sıkışmış, hep ayrımcılığa uğramış ama yine de hayata ve hayallerine tutunmaya çalışan Meşe'nin öyküsünü anlatıyor. Meşe bu meşakkatli uğraşı "Hayatın boş laf dolu ağır yükünü yıkmak" diye tabir ederken, ara ara "Nasılsın hayatım?" sorusunu sormanın önemine dikkat çekiyor.

SONER CAN
DUENDE · 6 ŞUBAT 2026
4 DK OKUMA
PREMIUM

Hayat ve ölüm üzerine düşünmek, bazen bile isteye bazen de denize düştüğümüzde olduğu gibi umarsızca yaptığımız bir şey. Varoluşun şaşkınlığını yaşarken—ki yıllar geçtikçe büyür bu şaşkınlık—bir yandan korkarak ölesiye bir merakla dikkat kesilmek edebiyatın beslendiği en güçlü damarlarındandır. Bu bağlamda edebiyat, hayatla ölüm arasındaki gerginliği anlama ve kayda alma çabası olarak da kabul edilebilir.

Hayatın salvoları karşısında giderek direncimiz düşse ve her defasında üzerimize çöken kasvet ve elemden bunalsak da anlama çabası; umutsuzluk, panik ve kabullenme çarkında döner durur içimizde. Başka türlü hayata tutunmanın imkanı var mı ki zaten?

Yazının devamı Aposto Premium'da.

Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.

PREMIUM'A GEÇ

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.