Aposto

Cumartesi, 3 Aralık 2022
Cumartesi, Aralık 3, 2022
Premium'a Yüksel
De-Fi
Kripto Para
Yatırım
Gelecek Postası

📈 Bitcoin'in 13. yılı

Blokzincir, finans alanında nasıl kullanılıyor? Bitcoin ETF'leri, Bitcoin'i ana akım bir yatırım aracı haline getirecek mi? Bitcoin, yeni altın mı?

İllüstrasyon: Ariel Davis / Wired

5 Kasım Cuma sabahından herkese merhaba.

31 Ekim 2021, Satoshi Nakamoto ismini kullanan bir kişi ya da grup tarafından "Bitcoin: Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi" (Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System) isimli whitepaper'ın yayınlanmasının 13'üncü yıldönümüydü. Aramızdan kaç kişi, Bitcoin’in amacını, çalışma şeklini ve prensiplerini anlatan bu 8 sayfalık dokümanı okudu bilmiyorum; ancak ben bugüne kadar Bitcoin'le ilgili sayısız yazı yazmama rağmen hiç açıp okumamıştım. 

İlk olarak, geçtiğimiz haftalarda Pareto Spot'ta "İş hayatında eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık" üzerine bir podcast bölümü çektiğimiz Çağla Gül Şenkardeş'in bir mailiyle Bitcoin'in 13'üncü yılı olduğunu fark ettim. 31 Ekim'de Twitter CEO'su Jack Dorsey'in "Teşekkürler Satoshi" notuyla Satoshi Nakamoto'nun whitepaper'a eşlik eden “Güvenilir bir üçüncü taraf olmadan tamamen eşler arası elektronik yeni bir nakit sistemi üzerinde çalışıyorum,” sözlerini Twitter'da paylaşması iyice merakımı artırdı. Bitcoin ile ilgili en temel kaynağı okumadan bu bülteni hazırlamak ayıp olurdu. Dokümanı açtım. Yazanlar, bildiklerimden çok farklı değildi ama bilgilerimi tazelemek hiç de fena olmadı. Bugüne kadar, 30'dan fazla dile çevrilen ve akademik makalelerde 17 bin 201 kez alıntılanan whitepaper'ı sizlerle de paylaşıyorum.

Bültende neler var?

⛓ Blokzincir: Dijitalleşmenin son halkası

📈 Bitcoin'in son 1 yılı

🏅 Altın elden gidiyor mu?

Her zamanki gibi yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyorum.

Keyifli okumalar,

Nurefşan

De-Fi

Blokzincir: Dijitalleşmenin son halkası

Tekniğe çok bulaşmadan, en yalın haliyle kripto para ve merkeziyetsiz finansın tarihsel gelişimi...

Turan Sert - Paribu Danışma Kurulu Üyesi ve BlockchainIST Center Danışmanı

Gelin bu yazıda, blokzincir ve merkeziyetsiz finansın ne olduğunun yanında nasıl ortaya çıktığına daha geniş bir perspektifte dijitalleşmenin tarihi üzerinden bakalım. Aslına bakarsanız blokzincir teknolojisi, son yirmi-otuz yıldır yaşamakta olduğumuz fiziksel dünyadan dijital dünyaya geçiş sürecinin son evrelerinden biri. İlk olarak bu sürece kullanıcı tarafından bir göz atalım.

1960'larda ilk bilgisayar kullanımı ile başlayan dijitalleşme hareketi, 90'larda internetin hayatımıza girmesi ile ciddi bir hız kazandı. Dijital dünyanın fiziki dünyaya göre hız, rahatlık, esneklik, kolaylık gibi onlarca avantajı vardı. Kullanıcıya sağlanan bu avantajların etkisiyle iletişim alanında e-posta ile başlayıp sonrasında medyaya sıçrayan ve dokunduğu her alanı temelden sarsan bir harekete dönüştü dijitalleşme hareketi.

Tabii ki, ekonomik aktiviteler de dijitalleşmeden etkilendi ancak bir parça farklı olarak. Zira, iletişim dünyasında kişiler birbirleri ile direkt olarak iletişime geçebilirken ekonomik ya da finansal olarak benzer bir ilişkiye geçebilmek başlangıçta imkansızdı.

Dijital dünyanın sıkıntıları

Peki, kişilerin birebir ekonomik faaliyette bulunmaları neden zordu? Onca avantajına rağmen dijital dünyanın fiziksel dünyaya göre üç temel sıkıntısı vardı.

İlk olarak, bir ve sıfırlardan oluşan sanal dünyada güvenlik, büyük bir handikaptı. Fiziki engel olmadan erişim, aynı zamanda sizin de dünyanın her yerindeki kötü niyetli aktörlerin hedefi haline gelmenize neden oluyordu. Bu da özellikle ekonomik varlıkları dijital dünyaya taşıma konusunda büyük riskler getiriyordu.

İkincisi, dijital dünyada her tür ürün çok rahat bir şekilde kopyalanabiliyordu. Bu durum, özellikle dijital dünya içinde değer tutmayı zorlaştırıyordu. Zira çağlar boyu herhangi bir varlığın değerli olabilmesi için kısıtlı bir miktarda olması temel şartlardan bir tanesi olagelmişti.

Üçüncüsü ise fiziki dünyanın aksine dijital dünyadaki eylemlerin sonradan geri alınabiliyor ya da değiştirilebiliyor olmasıydı (bakınız Ctrl-Z tuşu). Bu aslına bakarsanız yapılan hataları düzeltmek açısından oldukça avantajlı bir özellik. Fakat bir yandan da karşı tarafın işlemi geri alması riskini getiriyor, bu da ekonomik faaliyetlerin nihayetlendirilebilmesine engel oluyordu.

Finansal kurumların rolü ve getirdiği sorunlar

Yukarıda saydığımız üç sıkıntı nedeniyle kişilerin, dijital dünyada birbirleriyle güven ve huzur içinde ekonomik ilişkiye girmeleri mümkün olmadı. Ara çözüm olarak banka ve finansal kurumlar, aradaki bu ilişkiyi tesis eder hale geldi. Bankalar, dijital dünyada paramızın değerini koruyan ve rahatça başkasına transfer yapabilmemize olanak veren güvenli limanlar oldu. Dijitalleşmenin etkisiyle ticari ve ekonomik faaliyetler patlarken bankalar da hacimlerini ve kârlarını ciddi bir şekilde artırdı.

Aslında buraya kadar her şey çok güzel; ancak maalesef dijital dünyadaki bu aracılar, bir noktada kişiler için ayak bağı olmaya başladı. Zira her insanın bu aracılara erişimi yoktu. Bunun yanında, bu aracılar birbirleri ile o kadar da uyumlu çalışmıyorlardı. Yani bir işlem yapmak istediğinizde saatler, günler alabiliyordu. Ayrıca, coğrafi kısıtlamalar nedeni ile her yerdeki insanlar ile iletişime geçmeniz mümkün olmuyordu ve bu faaliyetler oldukça masraflıydı.

Blokzincir masaya ne getiriyor?

İşte blokzincir, özünde yukarıda bahsettiğimiz üç sıkıntıyı aşmayı sağlayacak bir teknoloji olarak kişilerin aracı kurumlar olmadan birbirleri ile ekonomik ilişkide bulunmalarına olanak sağladı. Şifreleme teknolojileri zaten kişilerin dijital dünyada güvenli bir şekilde dolaşmalarına olanak sağlamıştı. Blokzincir teknoloji ise kişilerin bir aracı olmadan dijital varlık tutup ona ulaşabilmesine ve başkasına transfer edebilmesine zemin yarattı.

Blokzincir bu sorunları nasıl aştı? Birkaç temel özelilk ile. Bunlardan en önemlisi şeffaflık. Tekrar edelim, blokzincir dediğimiz aslında herkes tarafından görülüp incelenebilen bir yazılım. Yazılım olarak kopyalanabiliyor; ancak defter olarak tutulan işlemler kopyalanmıyor ya da geriye doğru değiştirilemiyor.

Değiştirilemediğine nasıl emin oluyoruz? Sistemin devamını dünyanın her yerinde on binlerce makine sağlıyor. Bu makineler, sistemi değişmez halde tuttukları sürece ödüllendiriliyor. Yani içinde kendi kendine doğru ve tutarlı bir şekilde devam etmesini sağlayacak bir mekanizma oluşturulmuş ve bu makine on yıldır tıkır tıkır işliyor.

Peki, gelecekte bir sorun olmayacağının garantisi var mı? Gayet tabii yok. Burada da insan faktörü devreye giriyor. Blokzincirlerin yaşatılmasını makineler sağlıyorsa da gelişmesini insanlar ya da bir diğer deyişle o blokzincirin topluluğu sağlıyor. Bu topluluğun elinde, blokzincirin yarattığı paralar olduğu için temel amaçları bulundukları blokzinciri büyütmek. Bunun da yolu, blokzincirin güven teşkil etmesi ve insanlar tarafından kullanılmasından geçiyor.

Merkeziyetsiz finans

Merkeziyetsiz finans ise işte yukarıda anlattığımız aracıları olan ihtiyacı ortadan kaldıran blokzincir hareketinin içinde bir evre. Bitcoin, bu hareketin atasıdır desek yanlış olmaz. Zira üzerinde değer saklanabilen ve herhangi bir otoritenin etkisi altında olmadan isteyen herkesin bir başkasına istediği zaman istediği kadar para gönderebilmesini sağlayan para Bitcoin oldu. Tabii ki, finansal ihtiyaçlar sadece para transferi ile bitmiyor. Bunun mevduatı, kredisi, sigortası, token alım-satımı, türev piyasaları var. Merkeziyetsiz finans, kişilerin herhangi bir aracı kullanmadan bu işlemleri birbirleri ile doğrudan yapabilmelerine olanak sağlıyor.

İşte size, tekniğe çok da bulaşmadan, en yalın haliyle kriptopara ve merkeziyetsiz finansın tarihsel gelişimi...


Dijitalleşme, blokzincir ve merkeziyetsiz finansla ilgili daha fazla bilgi için: turansert.medium.com

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.
Kripto Para

Bitcoin’in son 1 yılı

2021'de Bitcoin'in fiyatını neler etkiledi? Bitcoin ETF'lerinin piyasaya sürülmesi neleri değiştirecek? Bitcoin'de bir sonraki durak ne?

19 Ekim 2021’de kripto para tutkunlarını heyecanlandıran bir gelişme yaşandı: Bitcoin vadeli kontratları içeren ilk borsa yatırım fonu (ETF), New York Borsası’nda işlem görmeye başladı. Yatırımcıların yoğun ilgisi, beklenen bir tepkiydi. Varlık yöneticisi ProShares’in Bitcoin Strateji ETF’si, ilk işlem gününde bugüne kadar en çok talep gören ikinci ETF oldu. Başka şirketlerin ETF’lerinin listelenmesi de gecikmedi. Valkyrie’nin Bitcoin Strateji ETF’si, ProShares’den 3 gün sonra Nasdaq’ta işlem görmeye başladı. Gelişmelerin ardından Bitcoin, yükselişe geçerek 67 bin doları aştı.

  • ETF nedir? Borsa yatırım fonları (ETF), temel olarak bir endekse, emtiaya veya tahvile endeksli olan ve yatırımcılara bu yatırım ürünlerine ulaşma imkânı sunan fonlardır. Bitcoin ETF’leri, Bitcoin’e endeksli olup yatırımcıların direkt Bitcoin almak zorunda kalmadan Bitcoin yatırımı yapmalarını sağlıyor.

Yeni bir ralli mi?

CoinShares tarafından yayımlanan haftalık raporlara göre, kripto para ürünleri ve fonları, 22 Ekim’de sona eren haftada 1,5 milyar dolarlık rekor giriş yaşadı. Bitcoin, 1,45 milyar dolarlık hacimle yatırımların büyük bir kısmını oluştururken Bitcoin’e son bir yılda yapılan yatırımların tutarı 6,1 milyar doları geçti. 31 Ekim’de sona eren haftada ise 269 milyon doları Bitcoin olmak üzere kripto yatırım ürünlerine toplam 288 milyon dolarlık giriş sağlandı.

Şüphesiz ki; ProShares ve Valkyrie’nin ETF’leri, kurumsal yatırımcıları Bitcoin’e çekmede büyük bir etkendi; ancak Bitcoin’deki yükselişi tek bir etkene bağlamamak gerekiyor. Reuters’a açıklamada bulunan fintech şirketi Paxful’un CEO’su Ray Youssef, “Bu son ralli, kurumsal yatırımcılar için ilk Bitcoin ETF’sinin onaylanmasına atfedilse de gelişmekte olan pazarlardaki önemli gelişmeleri de göz ardı etmemek gerekir,” diyor. Bitcoin’in inişli çıkışlı son bir yılına baktığımızda; Youssef’e hak vermemek elde değil. O yüzden, Bitcoin ETF’lerinin sektördeki etkilerine değinmeden önce son bir yılda Bitcoin’in fiyatlarını etkileyen gelişmelere göz atmakta fayda var.

2021’de neler oldu?

  • Ocak 2021: Bitcoin, yeni yılın ilk günlerinde tarihinde ilk kez 30 bin doları aştı.
  • Şubat 2021: Elektrikli araç üreticisi Tesla, 1,5 milyar dolarlık Bitcoin yatırımı yaptığını ve kripto para birimini bir ödeme şekli olarak kabul edeceğini açıkladı. Bitcoin, 44 bin doları aştı.
  • Nisan 2021: ABD merkezli kripto para borsası Coinbase’in Nasdaq’ta gerçekleşen halka arzı öncesi Bitcoin, 65 bin dolara yaklaştı.
  • Mayıs 2021: Çin'de düzenleyici kurumlar, finans ve ödeme hizmeti veren kuruluşların kripto para işlemi yapmalarını yasakladı. Bitcoin, 35 bin dolara kadar geriledi.
  • Temmuz 2021: Çin’de düzenleyici kurumların kripto para madenciliği ve işlemlerine yönelik kısıtlamalarını artırmasıyla Bitcoin, uzun bir zaman sonra ilk kez 30 bin doların altına düştü.
  • Temmuz 2021: Amazon’un kripto para birimleri ve blokzinciri alanında uzman alımı için iş ilanı çıkması üzerine Bitcoin, yükselişe geçerek 40 bin dolara yaklaştı.
  • Eylül 2021: El Salvador, Bitcoin’i yasal para birimi olarak kullanmaya başlayan ilk ülke oldu. Tedavüle girmesinin ardından Bitcoin’in fiyatı 52 bin dolara kadar yükseldi; ancak daha sonra teknik sıkıntılar nedeniyle gelen satışlarla 43 bin dolara kadar düştü.
  • Eylül 2021: Çin merkez bankası (PBOC), kripto para birimlerini içeren tüm finansal işlemleri ve kripto para üretimini (mining) yasa dışı ilan etti. Bitcoin’in fiyatı, 41 bin dolar seviyesine geriledi.
  • Ekim 2021: Bank of America (BofA) dijital varlık araştırmalarına başladığını duyurdu. Dijital varlıkların 2 trilyon dolarlık bir pazar olduğunu belirten banka, kripto piyasası için “görmezden gelinemeyecek kadar büyük” ifadelerini kullandı. Bitcoin, bu gelişme üzerine 50 bin doların üzerini gördü.
  • Son olarak; ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) Bitcoin ETF’lerini onaylaması Bitcoin’i Nisan 2021’den bu yana ilk defa 60 bin doların üzerine çıkardı. Bu yazının yazıldığı saatlerde 62 bin 438 dolardan işlem görüyor.

Peki, ETF'ler neden yeni bir heyecan dalgası yarattı?

Aslında kripto sektörü, Facebook’a açtıkları dava ile tanınan ikiz kardeşler Cameron ve Tyler Winklevoss tarafından ilk başvurunun yapıldığı 2013’ten bu yana Bitcoin ETF’lerinin kabul görmesi için çabalıyordu. Özellikle 2017 yılından bu yana varlık yöneticileri, spot Bitcoin EFT’lerini listelemek için SEC’e sık sık başvuruda bulundu; ancak SEC, bugüne kadar Bitcoin’in oynaklığını ve dolandırıcılık ihtimallerini öne sürerek onaylamaya yanaşmadı. 2021’de Gary Gensler’ın SEC başkanlığına atanması ise işleri değiştirdi ve onayın kapısını araladı.

ProShares ve Valkyrie’nin fonlarının onaylanması, yaklaşık 7 trilyon dolarlık ETF endüstrisinin yıllar süren çabalarının zaferle sonuçlanması anlamına geliyor. Ayrıca, ETF’lerin kurumsal yatırımcıların kripto piyasasına yönelik ilgisini artırması ve kripto paraların ana akım bir yatırım aracı haline gelmesi açısından da önemli bir rol oynayacağı düşünülüyor.

iTrust Capital’den Anthony Bertolini, "ABD'de ilk bitcoin bağlantılı ETF'nin piyasaya sürülmesi, daha geniş kripto pazarını destekleyecek ve tamamen yeni bir yatırımcı sınıfının Bitcoin'in meşru bir varlık olarak faydalarını deneyimlemesine yardımcı olacak," diyor.

Bir sonraki durak ne? 

Gelişmeler ışığında, Bitcoin’in fiyatına dair yıl sonu tahminleri de güncelleniyor. Analistler, ekim ayında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştıktan sonra Ethereum ve Bitcoin'in yıl sonundan önce 2 katına çıkacağına dair yorumlar yapıyor. Bitcoin ile bağlantılı ETF’lerin sayısının artmasının da Bitcoin’in fiyatındaki yükselişi tetiklemesi bekleniyor.

CNBC’ye açıklamalarda bulunan CoinList CEO’su Grahan Jenkin, “CoinList’teki çoğu kişi, sene sonunda 100 bin doları göreceğimiz üzerine bahse giriyor,” diyor. FxPro’nun uzman analistlerinden Alex Kuptsikevch ise “Şu anda Bitcoin’e yönelik yeni bir saldırıdan önce boğa piyasası ile karşı karşıyayız. Bu da Bitcoin’in yıl sonunda tüm zamanların en yüksek seviyesine gelmesi ihtimalini güçlendiriyor,” diyor ve ekliyor “Bu ay, 90 bin doların üzerine çıkabiliriz.”

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.
Yatırım

Altın elden gidiyor mu?

Bitcoin ve altın arasındaki benzerlikler, hem akademi hem de finans sektörünün aklına tek bir soru getiriyor: Bitcoin, altının yerini alır mı?

Türk lirasında kayıpların derinleştiği bu günlerde, alım gücümüzü koruyabilmek için güvenli liman arayışı içerisindeyiz. Bugüne kadar bu tarz dönemlerde aklımıza ilk gelen standart varlıklar dolar ve altın olmuştu. Şimdi ise kulağa daha havalı gelen bir yatırım aracı mevcut: Bitcoin. Öyle ya da böyle hepimiz duyduk Bitcoin’i, hatta bazılarımız alıp sattı, bugünlerde ise Bitcoin’in altının tahtını salladığı konuşuluyor. Hem akademik hem de finans sektörü tarafından altın ve kripto para ilişkisine yoğun bir ilgi var. Biz de bu yazıda kısaca Bitcoin’in altına alternatif bir yatırım olma ihtimalini tartışıyoruz.

Bitcoin

Bitcoin, 31 Ekim 2008’de Satoshi Nakamoto ismini kullanan bir kişi ya da grup tarafından “Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System” adıyla yayınlanan 9 sayfalık yazıda detaylı bir şekilde anlatıldı. Bitcoin’in tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışırsak en kolay tanımlama yolu “yazılım” olur. Her ne kadar sürekli olarak parlak para resimleri görsek de Bitcoin özünde tamamen dijital olan protokol ve işlemlerden oluşan bir yazılım. Bitcoin sermaye aracı haline geldiğinde ve bir para biriminin miktarını simgelemeye başladığında kripto para olarak nitelendirilmeye başlandı. Sonuç olarak bizim konuşacağımız Bitcoin, en basit tanımıyla herhangi bir merkez bankasına bağlı olmamasıyla bilinen bir kripto para birimi.

Altın

Altını günlük hayatta yatırımlarımızda sıklıkla kullansak da tam anlamıyla ne olduğunu bazen unutuyoruz. Altın aslında salt tanımıyla elektrik iletkenliği yüksek, kolayca kimyasal tepkimeye girmeyen bir kimyasal element. Peki, altını bu derece önemli kılan ve yıllardır bir yatırım aracı haline getiren nedir? Altın, Antik Mısır ve İnka uygarlıklarında hem sembolik hem de değer anlamında özel bir yer etmiştir. Altını, ilk kez Lidyalılar para olarak kullanırken sonrasında farklı uygarlıklar da para ve bir değer saklama aracı olarak kullanmaya başladı. Daha yakın geçmişe bakıldığında; İkinci Dünya Savaşı döneminde Bretton Woods’da (1944) toplanan Birleşmiş Milletler, “Uluslararası Para Anlaşması” ile bir ons (28,35 gram) altının değerini 35 dolar olarak belirledi. Bu sistem, 1971 yılında terk edildi ve o günden bu yana altının fiyatı serbest olarak hem fiziksel hem de finansal (vadeli işlemler) talep sonrası belirlendi. Günümüzde altındaki fiyat hareketleri, genellikle büyük fonların işlemleriyle belirleniyor.

Bitcoin yeni dijital altın mı oluyor?

“Bitcoin, yeni altın mı?” sorusu uzun zamandır hem finans sektörü çalışanları hem de akademisyenler tarafından cevaplanmaya çalışılıyor. Bitcoin’in yeni dijital altın olma potansiyeli, iki enstrümanın bazı ortak özelliklere sahip olmasından kaynaklanıyor: Sınırlı arza sahip olması ve değer saklama işlevi görmesi. Bitcoin’in altına alternatif olma ihtimalini konuşmak için altının portföylerde hangi amaçlarla kullanıldığını hatırlatmak ve Bitcoin’in bu amaçlara hizmet etme potansiyelini tartışmak gerekiyor.

1. Enflasyona karşı korunma

Altın, enflasyona karşı bir diğer saklama aracı olarak kullanılıyor. Genellikle enflasyonun yükseldiği, özellikle reel getirilerin düştüğü dönemlerde yatırım fonları da dahil olmak üzere bireysel ve kurumsal yatırımcılar altını portföylerine ekliyor.

Bitcoin ise henüz bunu test edebileceğimiz kadar yeterli bir geçmişe sahip değil. Diğer yandan ABD’de enflasyon endişelerinin yükseldiği bu günlerde, Bitcoin’in yeni rekorlar kırdığına, altının ise yukarı yönde zorlandığına şahit oluyoruz.

2. Kriz dönemlerinden korunma

Mart 2020’de de olduğu gibi küresel finans sistemlerinin stres altında olduğu dönemlerde altın, en önemli güvenli limanlardan biri olarak görülüyor. Pandemi başlangıcında altının rekor kırarak 2000 doların üzerinde işlem gördüğünü hatırlıyoruz, bu tarz bir krizle ilk kez karşı karşıya kalan Bitcoin, yaklaşık %40 değer kaybederek ilk testi geçemedi.

3. Volatilite ve spekülasyondan korunma

Altının büyük fon hareketlerine bağlı olarak zaman zaman spekülatif hareket edebileceğini biliyoruz; ancak bu fiyat hareketleri genelde %1-%2’lerle sınırlı kalıyor. Diğer yandan Bitcoin’in 27 bin dolardan 60 bin dolara sadece 4 ayda yükseldiğini göz önünde bulundurursak, şu an için altına benzer şekilde düşük fiyat oynaklığına sahip olduğunu söylememiz çok zor. Ayrıca Bitcoin’de alışageldik %10’a varan günlük fiyat hareketleri, güvenli liman arayan altın yatırımcıları için oldukça yüksek.

4. Sınırlı arza sahip olma

Her iki yatırım aracı da sınırlı arza sahip. Altın her ne kadar geri dönüştürülse ve yeni altın madenleri keşfedilse de büyük madenlerin keşfi büyük ölçüde tamamlandı. Bitcoin’in de teorik olarak sadece 21 milyon adet ile sınırlı olması, bu başlıkta altın ile rekabet edebilmesini sağlıyor. 2021 Ekim ayı itibariyle 18 milyon 858 bin Bitcoin üretilmiş bulunuyor. Üretimin daha öteye gidemeyeceği varsayıldığından, Bitcoin’e olan talebin artması durumunda Bitcoin fiyatının yükselmeye devam ettiğine tanıklık edebiliriz. Buna karşılık farklı kripto para birimlerinin mevcudiyeti, Bitcoin’in sınırlı arz özelliğinin dolaylı olarak sorgulanmasına da neden oluyor.

5. Kullanışlılık

Kullanışlılıktan kastettiğimiz şey, altın ya da Bitcoin ile şu an dışarı çıktığımızda ne alabileceğimiz. Maalesef her iki yatırım aracı da mevcut koşullarda bu özelliğe sahip değil; kahve, yemek, sinema bileti ya da hizmet satın almamıza aracılık edemiyor. Diğer yandan Bitcoin şu an için sadece El Salvador’da olsa da günlük alışverişlerde kullanılma potansiyeline sahip ve bazı şirketler kendi sistemleri dahilinde Bitcoin ile ödeme imkânı sunuyor. Ödeme sistemleri devi Paypal, Bitcoin’in de aralarında bulunduğu 4 farklı kripto para ile alışveriş yapılmasına olanak sağlıyor. Paypal, bu işlemi Bitcoin’i dolar ya da euro gibi itibari paralara çevirerek gerçekleştiriyor. Online elektronik devi Newegg ise Paypal’ın da ötesinde, Bitcoin’in herhangi bir para birimine dönüşümü gerekmeksizin ödeme imkânı sunuyor. Tesla’nın kısa süreliğine Bitcoin’i ödeme sistemi olarak kabul edeceğine yönelik açıklamasının, kripto para piyasasında nasıl heyecan yarattığını da hepimiz hatırlıyoruz. Şu an regülasyon boşlukları nedeniyle yaygınlaşması pek mümkün gözükmeyen bu uygulamaların ileride günlük hayatımızda yer etmeye başlaması, Bitcoin’in fiyat oynaklığını azaltarak piyasa değerine katkıda bulunabilir.

Özetlersek; kullanım amaçları itibariyle Bitcoin’in altının yerini alabilmesi kısa vadede oldukça güç gözüküyor, uzun vadede ise Bitcoin altının ötesinde bir yatırım ve ödeme aracı olma potansiyeline sahip. El Salvador ve Tesla örneklerinin yanında, ABD’de ilk Bitcoin vadelilerine dayalı borsa yatırım fonunun işlem görmeye başlaması atılan adımlar arasında en büyüğü. Bu adım, yatırımcıların hisse alır gibi Bitcoin fiyatı ile bağlantılı bir ürüne yatırım yapmalarına olanak sağlıyor. İki hafta önce işlem görmeye başlayan borsa yatırım fonu henüz altın yatırımcısını kendine çekememiş gözüküyor, ancak fonların sayısının artmasıyla birlikte Bitcoin ve altın arasındaki ilişki daha ilgili çekici bir hal alabilir.

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.
Gelecek Postası

Pareto'da gelecek cuma, ilk makalemizde Türkiye'de kripto para sektörünün son durumunu değerlendirecek, ikinci makalemizde ise Çin'in kripto para sektörüne yönelik düzenlemelerini tartışacağız. Ayrıca, bir vaka çalışması olarak da Ripple davasını ele alacağız.

Pareto Spot'un dördüncü bölümü yayında! Paribu Danışma Kurulu Üyesi ve BlockchainIST Center Danışmanı Turan Sert ile bankalar gibi geleneksel aracı kurumları aradan çıkaran ve coğrafi sınırları ortadan kaldıran merkeziyetsiz finans üzerine konuştuk. "Merkeziyetsiz finans, finans ve iş dünyasının geleceğini nasıl şekillendirecek?" sorusunu yanıtlamaya çalıştık.

Twitter ve LinkedIn hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

İyi hafta sonları,

Nurefşan

Bülteni beğendiniz mi?

Arşive Ekle

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto Yayınını Takip Et

Her pazartesi 10.00'da ve her cuma 12.00'de iş dünyasının en önemli içgörüleri, sektör analizleri, gelecek öngörüleri e-posta kutunda.

0%

;