SİNEMA VE TV

Dünyayı kamerada taşımak: Werner Herzog

Venedik Film Festivali, yıllar sonra Werner Herzog’a Yaşam Boyu Başarı Ödülü verdi. Peki bu bir ödül mü, yoksa sinemanın kendi vicdanıyla yüzleşmesi mi? Çünkü Herzog, yalnızca bir yönetmen değil, sinemanın işçisiydi. Onun taşıdığı kameranın yükü, yalnızca bataryası ya da lensi değildi. Yüklendiği anlamdı. İnattı. Direnişti. Acıydı. Geriye bakıldığında, Herzog’un tüm kariyeri boyunca yaptığı şey, sinemanın unuttuğu şeyleri hatırlatmaktı.

ÖMER ŞENTÜRK
DUENDE · 5 EYLÜL 2025
5 DK OKUMA
PREMIUM

Üniversite hayatım boyunca her yaz dönemi fotoğrafçı bir arkadaşımla bisiklet sürer, kahve içer ve sanat üzerine sohbet ederdik (tam olarak bu sırayla). Sanatın ne olduğunu soyut bir düzlemde tartışırdık. Arkadaşım sinemayı asla sanat saymaz, benim sinemaya duyduğum sevgi ve saygıya hep karşı çıkardı: "Yahu 1.000 kişinin çalıştığı sanat mı olurmuş? Sanat tek ismin eseridir." Bu itiraza cevap vermek başlarda kolay değildi, ama bir gün ben de onun karşısına çıktım: "Werner Herzog!"

Werner Herzog, hiçbir zaman geleneksel anlamda bir sinemacı olmadı. Hatta ondan "yönetmen" diye bahsetmek, onun yalnızca filmleri değil, sinemanın ne olabileceğine dair tüm kavrayışını da eksik anlatmak olur. O sadece kameranın arkasında duran biri değildi. Kameranın önünde, altında, omzunda, dağların üzerinden taşırken, ormana sürüklerken kamera hep oradaydı; Herzog'un bir uzvu gibiydi. Bir sahneyi düzenleyen değil, o sahnenin bütün yükünü omuzlayan kişi olma rolünü üstlenmişti. Onun sinemasında beden ve görüntü mecazla değil, terle, sancıyla, sabırla birbirine karışıyordu.

Yazının devamı Aposto Premium'da.

Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.

PREMIUM'A GEÇ

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.