
Ömer Şentürk
Editör ve çevirmen. İstanbul'da doğdu, lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesi Felsefe bölümünde birincilikle tamamladı. Jacques Derrida'nın konukseverlik seminerlerinde Platon etkisini araştırmak için bir yıl Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi'nde eğitim aldı. Farklı yayınevlerinde çevirmenlik ve çeviri editörlüğü yapmasının yanı sıra Eurosport Türkiye'de yol bisikleti, tenis ve snooker anlatıyor.
11 YAZI · TÜM YAZARLAR →
Baş karakterini unutan film: Unabomber
Ted Kaczynski’nin hayatı, sinemanın tekrar tekrar dönmek isteyeceği kadar çok soru barındırıyor. Netflix’te yayımlanan "Unabomber", aynı hikayeye bu kez gençlik yıllarındaki psikolojik deneyler üzerinden yaklaşıyor. Öte yandan filmde Kaczynski’nin üslubu, neyi neden yazdığının önüne geçiyor. Metz’in filmi, kendisine konu ettiği karakterin izlerini takip ederken onunla karşılaşmamak için elinden geleni yapıyor.

Kurucu şiddetin öğle vakti: Kan Meridyeni
Giyotin üzerine düşünceler: Ölüm ve cezası, Camus'nün külliyatında nerede duruyor?
Albert Camus’nün en ünlü metni "Yabancı"nın François Ozon tarafından çekilen beyazperde uyarlamasında bir sahne var: Meursault’nun annesi, babasının Meursault küçükken bir idamı seyretmeye gidişini anlatıyor. Albert Camus’nün "Giyotin Üzerine Düşünceler" metni tam da bu anıyla açılıyor. Ölüm cezası, Camus’nün külliyatının geri kalanında da ikincil bir mesele olmanın çok ötesine geçiyor.

Édouard Louis’den 'Monique Kaçıyor': Bir hayatı terk etmek için ne gerekir?
Édouard Louis’nin önümüzdeki ay Can Yayınları'ndan çıkacak "Monique Kaçıyor" romanı tek bir yerden okunabilecek bir kitap değil. İçinde bir kaçış hikayesi var ama o hikayeyi mümkün kılan koşullar da var. İçinde bir umut var ama o umudun ne kadar kırılgan olduğu da sürekli hissediliyor. Louis, hikayeyi bitirmek yerine onu açık bırakmayı tercih ediyor. Okuru rahatlatmak yerine biraz huzursuz bırakıyor. Bu huzursuzluk da metnin asıl gücü.

Camus ile Ozon arasında: Postkolonyalizmin 'Yabancı’sı olur mu?
Sinemada uyarlamaları seven François Ozon’un son filmi, 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en çok ses getiren metinlerinden biri olan Albert Camus imzalı "Yabancı"nın aynı adlı uyarlaması. Ancak Ozon, Camus’nün varoluşçuluğunu bir kenara bırakıyor ve radikal bir kararla postkolonyalizmi filmin merkezine yerleştiriyor.

Ertesi zamanın içinde yaşamak: Béla Tarr'ın vedası
Kıyametin içinde sanat: Nobel Edebiyat Ödülü'nün yeni sahibi László Krasznahorkai
2025 Nobel Edebiyat Ödülü, Macar yazar László Krasznahorkai’ye verildi. Bu tercihin gerekçesi de tek cümlelik bir manifesto gibiydi: “Apokaliptik terörün ortasında bile sanatın gücünü yeniden doğrulayan sarsıcı ve vizyoner külliyatı.” Bu cümledeki her sözcük, László Krasznahorkai’nin dünyasına ait: Vizyoner, yıkımın tam ortasında, ama hâlâ sanata, hâlâ dile inanan bir yazar.

Anne de Marcken'in 'Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor'u üzerine

Dünyayı kamerada taşımak: Werner Herzog
Venedik Film Festivali, yıllar sonra Werner Herzog’a Yaşam Boyu Başarı Ödülü verdi. Peki bu bir ödül mü, yoksa sinemanın kendi vicdanıyla yüzleşmesi mi? Çünkü Herzog, yalnızca bir yönetmen değil, sinemanın işçisiydi. Onun taşıdığı kameranın yükü, yalnızca bataryası ya da lensi değildi. Yüklendiği anlamdı. İnattı. Direnişti. Acıydı. Geriye bakıldığında, Herzog’un tüm kariyeri boyunca yaptığı şey, sinemanın unuttuğu şeyleri hatırlatmaktı.
Kayıp bir yönetmenin peşinde: Diao Yinan
Çinli yönetmen Diao Yinan, çağdaş Çin sinemasında tür filmine biçimsel ve düşünsel ağırlık kazandıran en özgün isimlerden biri. Onun sineması, yavaşlığa, düşünceye, boşluklara ve sezgiye dayalıdır. Büyük anlatıların, net çözümlerin ve kolay karakter çözümlemelerinin dışında durur. Diao, karanlığın içinde yalnızca gölgeyi değil, o gölgenin taşıdığı anlamı da arar.

Yüzleşmeye çağıran bir fotoğraf sanatçısı: Sebastião Salgado
23 Mayıs'ta hayatını kaybeden fotoğraf sanatçısı Sebastião Salgado'nun eserleri, yalnızca geçmişin izini sürmez; izleyiciyi şimdiyle yüzleştirir, geleceği yeniden kurmaya çağırır. Ve bu çağrı, bir iz olarak kalmaz; zihne, belleğe ve vicdana yerleşir.
Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.
Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.