Ertesi zamanın içinde yaşamak: Béla Tarr'ın vedası
Macar yönetmen Béla Tarr, 6 Ocak 2026’dan beri aramızda değil ama filmlerinin zamanı hâlâ bizim zamanımız. Büyük anlatıların dağıldığı, hızın gözlerimizi kör ettiği, telafilerin ucuzladığı bu çağda Tarr’ın sineması hâlâ aynı şeyi fısıldıyor: Dur. Bak. Dinle. Bir şey olmasını bekleme. Olan şeyin içinde kal. Bu teklif, umut satmıyor ama dünyayı terk etmemeyi öneriyor.

2011’de Torino Atı’nın ardından yönetmenliği bırakan Béla Tarr, 6 Ocak 2026’da hayata gözlerini yumdu. Bu tarih, yalnızca bir yönetmenin ölümünü değil, sinemanın dünyayla kurduğu en sert, tavizsiz ve sabırlı ilişkilerden birinin de son bulduğunu işaret ediyor.
Öte yandan Tarr’ın sinemasını bitmiş ya da kapanmış bir bütün olarak düşünmek de yanıltıcı olur. Başlangıçlar, doruklar ve sonuçlar üzerine kurulu bir anlatı fikrine en başından beri mesafeyle yaklaşan yönetmenin ölümünü yazmak da bir “son” cümlesi kurdurmuyor. Bu daha çok bir günün ertesi gibi: Her şey olmuş bitmiş, büyük sözler dağılmış ama hayat, o inatçı, maddi, kaba hayat, ısrarla sürüyor.
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.