İYİ YAŞAM

Emin adımlarla 60 yıllık yolculuk: Kopenhag nasıl dünyanın en yaşanılası kenti oldu?

Kopenhag geçen hafta yayımlanan “en yaşanılası kentler” sıralamasında istikrar, sağlık hizmetleri, kültür ve çevre, eğitim ve altyapı gibi tüm kriterlerde mükemmel performans göstererek son üç yılın 1 numarası Viyana’yı solladı ve 173 ülke arasında birinci oldu. Peki son yıllarda gastronomiden bisiklet yollarına, ekonomik durumdan yeşil alanlara birçok alanda “rüya kent” olarak anılan şehir bugünlere nasıl geldi?

DENİZ AYTEKİN
SOLİ · 29 HAZİRAN 2025
6 DK OKUMA

Kopenhag, geçen hafta yayımlanan EIU's Global Liveability Index 2025 sonuçlarına göre “dünyanın en yaşanılası kentleri” sıralamasında istikrar, sağlık hizmetleri, kültür ve çevre, eğitim ve altyapı gibi tüm kriterlerde mükemmel performans göstererek son üç yılın 1 numarası Viyana’yı solladı ve 173 ülke arasında birinci oldu. 

Peki son yıllarda gastronomiden bisiklet yollarına, ekonomik durumdan yeşil alanlara birçok alanda “rüya kent” olarak anılan şehir bugünlere nasıl geldi?

Bugün dünyanın en yaşanılası kenti olan Kopenhag'da 1960'larda otomobiller şehri istila etmişti.

Sene 1960. Pek çok Batı kenti gibi Kopenhag da kent planlamasında otomobilleri önceliklendirmeye başlamış; kamusal alanların yerini birkaç şeritli otoyollar almıştı. Kok kömürünün karası, sanayi dumanı ve kalabalık sokakların yarattığı baskıyla birleşince varlıklı kesim, kent merkezinden kaçıp yeşil banliyölere yönelmeye başlamıştı. Kentten kırsala yoğun göç, otomobile bağımlılığı daha da artırırken kent merkezine yapılan yatırımların azalmasına ve altyapının bozulmasına da zemin hazırlamıştı. 

O yıllarda Danimarka Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nden yüksek mimar olarak mezun olan ve bugün “Kopenhaglaştırma” terimini dünyaya tanıtan saygın şehir plancısı Jan Gehl henüz banliyölerde çalışan bir mimardı.

“Kopenhaglaştırma” terimini dünyaya tanıtan şehir plancısı Jan Gehl.

1962’de Kopenhag’ın kent planlama müdürü Alfred Wassard, 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da açılan yeni yaya caddelerinden ilham alarak bugün Kopenhag’ın en turistik bölgesi ve Avrupa’nın trafiğe kapalı en uzun yaya caddelerinden biri olan Strøget’i trafiğe kapatma kararı aldı. 

Karar yoğun tepki ile karşılandı. Kentliler “Biz İtalyan değiliz, arabasız yaşayamayız, sosyalleşmeye de ihtiyacımız yok” derken esnaf, işlerin olumsuz etkileneceği endişesiyle kararı eleştirdi. Öyle ki açılış gününde bu karar nedeniyle ölüm tehditleri alan Alfred Wassard’ı korumak için caddeyi polis ve korumalar doldurmuştu. Aynı dönem psikolog eşi Ingrid’le insan temelli bir mimari ve şehir planlama anlayışı geliştirme üzerine sohbetler eden Gehl, trafiğe kapanan Strøget’i laboratuvarı olarak kullanmaya karar verdi ve bir yıl boyunca caddede zaman geçirerek insanların davranışlarındaki değişiklikleri tek tek not etmeye başladı.

Yayalaştırma projesi hızla başarı gösteriyor; caddeye alışveriş için gelen kentlilerin sayısı, açılan kafeler ve barlar artıyordu. Gehl’in gözlem ve bulgularını aktardığı makaleler, üniversite ve belediyenin “insan odaklı” bir kent inşa etmek üzere beraber çalışmasının önünü açtı. O günden bugüne kent planlaması için yerel yönetimle birlikte çalışan Gehl, Kopenhag’ın dört bir yanını ağ gibi saran bisiklet ve yaya yollarının, geniş yeşil ve kamusal alanların öncüsü ve New York'tan Oslo’ya onlarca metropolü dönüştüren kent planlama danışmanı olarak tanınıyor.

Kopenhag'ın "Küçük Paris"i olarak anılan Værnedamsvej.

1971 yılında gözlemlerine dayanarak yazdığı Life Between Buildings kitabı 20’den fazla dile çevrilen Gehl, sürdürülebilir kent planlamasının temelinde insan davranışını gözlemlemenin ve adım adım hareket etmenin yattığını söylüyor:

“Bir kentteki otoparkları yavaş yavaş kaldırır ve kamusal alanlara dönüştürürseniz insanlar da bu değişime ayak uydurur ve arabasız gelmeye başlar. Aksine, büyük değişimleri bir anda yapmaya çalışırsanız hem halkın tepkisini çekersiniz hem de belediyelere ani ve büyük mali yükler bindirirsiniz.

Bir kentte iyi zaman geçirmek için binalar arasında rahatça nefes alabilmek ve dolaşabilmek gerekir. İyi bir kent planlamacı olmak iyi bir parti vermeye benzer. Kamusal alanlara ne kadar çok insan gelir ve ne kadar uzun vakit geçirirse o kadar iyi bir iş çıkardınız demektir.”

Kopenhag, son 60 yılda bebek adımlarıyla ilerleyerek dünyanın gastronomi, bisiklet, yeşil alan ve mutlu yaşam başkentine dönüştü. Peki kentin öne çıkan gelenek ve uygulamaları neler?

Günlük yaşam alışkanlıkları ve mutluluk felsefesi

Birkaç yıl önce bir anda popüler olup tüm dünyaya yayılan hygge kavramını Danimarkalılar "mutluluk felsefesi" olarak tanımlıyor. Bu bakış açısı günlük koşuşturmadan uzaklaşıp tek başınıza ya da değer verdiğiniz insanlarla rahatlamayı ve hayatın daha basit zevklerinin tadını çıkarmak için zaman ayırmayı ifade ediyor.

Kopenhaglılar, mahalle aralarında kurulan sofralarda beraber yemek yemeyi ve ardından evlerine bisikletle dönmeyi seviyor. Öyle ki bu alışkanlık, sosyal merkezlerde ya da restoranlarda düzenli olarak kurulan uzun masalara da yayılmış durumda. Bu masalarda birbirini hiç tanımayan insanlar sofrayı beraber kuruyor, beraber topluyor; yemeğin ardından sosyal aktiviteler yapıyorlar.

Vejetaryen olmasalar dahi az et tüketmek, alışverişlerde ikinci el tercih etmek ve tüm atıkları geri dönüştürmek, kentlilerin gündelik yaşamının bir parçası. Çöplerini cam, kağıt, karton, tuğla, plastik, metal, gıda atığı, tehlikeli ve elektronik atık, tekstil ve genel çöp olmak üzere 10 farklı kutuya atmayı, bir başka kente trenle seyahat etmeyi ya da kıyafet alışverişi için bit pazarına uğramayı kentliler gündelik yaşamın temel unsurları olarak görüyor. Evlerin kapılarını kilitlememeyi de…

Şehir merkezi ve çeperi kamusal alanlar, parklar ve yeşil alanlarla çevrili. Bu alanlara yerleştirilen patikalar, kent mobilyaları, şemsiye ve paravan gibi öğeler ve iyi ışıklandırma kentlileri bu alanlarda zaman geçirmeye teşvik ediyor.

Østergro Rooftop Garden Østerbro.

Dünyanın en havalı fine dining tabakları Kopenhag'ın seçkin restoranlarında servis ediliyor belki ama Michelinli restoranlar da bu yaşam felsefesinden nasibini almış. Kentin Kadeau ve Noma gibi önde gelen restoranları, yemeklerde kullandıkları malzemeleri kendileri yetiştiriyor, atıksız tabaklar hazırlıyor. Devlet okullarında çocuklara ilkokuldan itibaren sürdürülebilir gıda üretimi ve yemek pişirme dersleri veriliyor.

Yürüyüş ve bisiklet yolları

Kentin ulaşım altyapısı vatandaşların sürdürülebilir ulaşım seçeneklerini tercih etmesi için baştan sona titizlikle hazırlanmış. İşe ya da okula gidenlerin %45’i bisikleti tercih ediyor. Hedef bu yılın sonunda %50’ye ulaşmak. Tüm şehir içi ulaşımın ise %27’si bisikletle yapılıyor; buna karşılık araba ile yapılan yolculuklar %29 seviyesinde. 

Soğuk, yağmurlu ve rüzgarlı iklimiyle tanınan bir metropol için bu önemli bir başarı. Kopenhag’da 745.000 bisiklet var ve bu bisikletler her gün 2,6 milyon kilometre yol katediyor. Şehirde toplam 397 kilometre bisiklet yolu bulunuyor. Neredeyse her mahallede çocukların evden okula kadar kendi kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidebilecekleri güvenli rotalar oluşturulmuş. Güven duygusu rotalarla sınırlı değil; kent 8-9 yaşında kendi kendine toplu taşımayla seyahat eden çocuklarla dolu.

Ayrıca özel köprü ve bisiklet otoyolları sayesinde bir yere ulaşmanın en hızlı ve ucuz yolu genellikle bisikletle gitmek. Ancak bisikletle ulaşım son yıllarda bir doygunluk, dolayısıyla tıkanma yaşıyor. Bisikletçilerin sayısı artsa da, toplam yolculuklar içindeki payı sabit kalıyor, çünkü nüfus da artıyor. 

Trafik ışıklarındaki birikme, metro istasyonlarının çevresindeki bisiklet park alanlarında yer kalmaması ve bisikletlerle dolup taşan trenler bizim alışık olmadığımız türden bir trafik kilitlenmesine sebep oluyor. Bu sorunu çözmek için kente dört hatlı metro ve tamamen elektrikle çalışan bir otobüs ağı kuruluyor.

Yeşil kent planlaması ve mimari

Kopenhag’da enerji, önemli ölçüde sürdürülebilir kaynaklardan elde ediliyor. Ülke genelinde, var olanlara ek olarak yeni rüzgar türbinleri kuruluyor, uygun alanlara güneş paneli tarlaları yerleştiriliyor, şehrin ısıtması ve soğutması için İsveç, Norveç ve Almanya’dan ithal edilen odun yongaları, yüksek bacalı biyokütle enerji santrallerinde yakılıyor. 

  • Avrupa Birliği tarafından yenilenebilir olarak kabul edilse de bu, yeşil kaynak gıda üretimi ve karbon yutaklarının korunması gibi başka alanlara ters düştüğü gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu nedenle başkent yönetimi, biyokütleden çıkmayı ve ısı pompalarını yaygınlaştırmayı planlıyor.

Binaların enerji tüketimini azaltmaya yönelik projelere her gün yenisi ekleniyor: Öğrenci odalarına dönüştürülmüş konteynerler ve kompakt ahşap evler öne çıkan örnekler arasında. Bu evlerin bir kısmını yerel yönetim düşük gelirli vatandaşlara ücretsiz ya da çok düşük ücretlerle kiralıyor.

Kopenhag, Avrupa’nın en yeşil başkentlerinden biri olmasına rağmen yeşillendirme çalışmaları hız kesmiyor. Son beş yılda kente 70.000 ağaç dikilmiş; her bir sakine düşen erişilebilir yeşil alan 41 metrekare. Paris’te bu rakam sadece 3,2 metrekare. Birçok Avrupa kentinin aksine Kopenhag kanallarındaki su temiz, yüzmeye elverişli. Kentliler kano, kürek gibi su sporlarına teşvik ediliyor. Turistleri de kenti temiz tutma çabalarına dahil etmek için geri dönüşüm yapan ve çevre dostu davranışlarda bulunan ziyaretçilere ücretsiz kano kiralama, müze girişi gibi imkanlar sağlanıyor.

Şehrin kuzeyindeki Sankt-Kjelds mahallesinde uygulanan bir yeşillendirme projesi kapsamında meydanlar, kavşaklar ve özel avlular, ağaçlar ve yüksek otlarla dolup taşan mini bir ormana dönüştürülmüş. Bu alan hem karbon yutağı işlevi görüyor hem de fazla yağmur suyunu tutarak kenti iklim krizinin etkilerine karşı koruyor. Kopenhag’da öncelik, 2011’de 134 milyon avroluk zarara yol açan büyük sel baskınları gibi şiddetli yağmurlar sırasında suyu emmek ve akışını yavaşlatmak.

Amager Bakke yakma tesisi.

Kopenhag’ın bir diğer enerji kaynağı ise atık bertarafı. Amager Bakke yakma tesisine her yıl 590.000 ton çöp, elektrikli kamyonlarla getirilerek 36 metre yüksekliğindeki siloya boşaltılıyor. Ardından bu atıklar, yaklaşık 1.000 derece sıcaklığa ulaşan iki dev fırında yakılıyor. Elde edilen ısı, türbin, kazan, tank ve dev borulardan oluşan devasa bir ağ ile yaklaşık 90.000 haneye elektrik ve ısı olarak ulaştırılıyor.

  • Bjarke Ingels tarafından tasarlanan bu tesisin çeperi ise sosyal aktivitelere ayrılmış. Dış kısmında kayak pisti, 85 metrelik bir tırmanma duvarı, yürüyüş yolları ve bir bar bulunuyor; burayı her gün yaklaşık 1.000 kişi ziyaret ediyor.

Yakma tesisi çok pahalı ve fazla büyük olduğu gerekçesiyle ağır eleştirilere maruz kalsa da yöneticiler “Madem yapıldı, o zaman en iyi biçimde kullanılmalı” mantığıyla hareket ediyor. Şimdilik burayı kapatıp atıkları metan gazı yaratan çöplüklerde depolamaktansa modern bir tesiste yakmak daha avantajlı bulunuyor.

Sağlık ve eğitime erişim

Yaşam Kalitesi Enstitüsü’nün Mutlu Şehirler Endeksi’ne göre Kopenhag, eğitim ve yeniliğe olan bağlılığının yanında yönetimde şeffaflık, sürdürülebilirlik ve sağlık hizmetlerine erişim açısından da dünyanın en başarılı kentleri arasında sayılıyor.

Raporda, sağlık ve refahın "Kopenhag'daki yaşamın temel taşları" olduğu belirtiliyor. Kentin tüm sakinlerine sağlık sigortası sağlanıyor ve her 1.000 kişiye 4,4 doktor düşüyor. Haftalık ortalama çalışma saatinin 37 saat olduğu kentte ortalama yaşam süresi 79,9 yıl. 

Danimarka, Küresel Barış Endeksi’nin "en barışçıl ülkeler" sıralamasında da 8. sırada. Birçok kentli evinin kapısını bile kilitlemediğini belirtiyor.

Katılımcı halk

Yazının en başına, Jan Gehl’in temellerini attığı ve yarım asırdan uzun süredir Kopenhag’ı adım adım üst sıralara taşıyan ilke ve kurallara dönersek karşımıza yine odağına insanı alan ve insanların refahına göre şekillenen, kentlilerin karar ve yürütme süreçlerine dahil edildiği bir tablo çıkıyor.

Kopenhag, COP15’e ev sahipliği yaptığı 2009 yılında, 2025’e kadar karbon nötr (yalnızca doğal karbon emicilerin emebileceği kadar karbon salan) bir kent olma hedefi koyarak bu alanda bir ilke imza atmıştı. 2012’de kabul edilen ilk iklim planı, yıllarca diğer hükümetler tarafından gerçek dışı ve abartılı bulundu. Kopenhag hedefe tam olarak ulaşamasa da 2005-2025 yılları arasında karbon emisyonlarını kademeli olarak %75 oranında azalttı ve kişi başı yıllık emisyonlar şu anda 0,8 tona düştü—Paris Anlaşması’nda belirlenen hedef 2 ton. 2027 ya da 2028’de de hedefe ulaşması bekleniyor. 

Kopenhag sakinleri arasında seçilen 36 vatandaştan oluşan bir yurttaş meclisi kentin hedeflerine ulaşması için kamu taşımacılığını ucuzlatmak hatta ücretsiz hâle getirmek, şehrin bazı bölgelerini araç trafiğine tamamen kapatmak, tüm kurumlarda ve restoranlarda vejetaryen seçenek sunmak ve daha küçük daireler inşa etmek gibi 12 öneri yayımladı.

Belediyede bahçıvan olarak görev yapan, 5 çocuk annesi ve yurttaş meclisi üyesi Catharina Næsby Malkki, kentlilerin yaşam anlayışını şöyle özetliyor:

“İlham verici olmak istiyoruz. Sürdürülebilir tüketim basit ve ‘havalı’ olmalı, çocuklara da bunu öğretmeliyiz. Çok daha zengin olsaydım hiçbir şeyi değiştirmezdim, sadece küçük bir bahçe alırdım.”

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.