SİNEMA VE TV

'Hamnet' ve yasa dair: Gerisi sessizlik...

Chloé Zhao’nun Maggie O’Farrell’in aynı adlı romanından uyarlanan, 8 dalda Oscar adaylığı bulunan filmi “Hamnet”, yasa dair anlatılmış en iyi hikayelerden biri olarak “sinemadan çıkmış insanlar” yaratıyor.

EMRE EMİNOĞLU
DUENDE · 9 ŞUBAT 2026
3 DK OKUMA

Film: Hamnet
Yönetmen: Chloé Zhao
Yapım yılı: 2025
Süre: 125 dakika

Birkaç gündür sosyal medyada, filmin final sahnesinin çekimleri tamamlandığında Hamnet oyuncuları ve figürasyonunun hep birlikte dans ettiği bir videoya denk geliyorum. Bu videonun bende “Bu filmin çekimleri sırasında hiçbir insana zarar verilmemiştir” uyarısı gibi bir etkisi oluyor. Lumière Kardeşler’in treninin üstlerine geldiğini zanneden 19. yüzyıl izleyicisinden bir farkım yokmuş da, bir güvenceye ihtiyacım varmış gibi sanki: “Bak,” diyorum kendime, “Oyunmuş hepsi. Mutlular. Gerçekten perişan olmadılar. O çocuk da yaşıyor, orada.”

Öyle bir film ki Hamnet, belki de ilk kez bir film hakkında konuşurken gözlerim dolup sesim titriyor, belki de ilk kez bir film hakkında yazarken ağlama molası vermek zorunda kalıyorum. Sinema olabildiğince öznel bir sanat dalı, biliyorum; dolayısıyla her film gibi, benim için yılın en iyisi olan bu filmi de beğenmeyenlerin olabileceğini, izleyicisini maruz bıraktığı duygusal manipülasyonu hanesine devasa bir eksi olarak yazacakların var olabileceğini kabul ediyorum. Ama birkaç sahnesi var ki, kalbinde ve ruhunda insanlık kırıntıları olan herkesin, hatta taşın bile duygulanmaması imkansız.

Hamnet | Kaynak: UIP Türkiye

Nomadland ile adını tüm dünyaya duyuran Oscar ödüllü Chloé Zhao’nun yeni filmi Hamnet, Maggie O’Farrell’in aynı adlı romanına dayanıyor. William Shakespeare ve eşi Agnes’in tanışma, aşık olma ve çoluk çocuğa karışma hikayesini dingin ve büyülü bir dille anlatan ilk bölümünün ardından film karanlık, buruk ve derin bir yas hikayesine dönüşüyor. 

Jessie Buckley’nin canlandırdığı Agnes, annesini küçük yaşta kaybetmiş ve erkek kardeşi ve üvey annesi ile büyürken doğa ile mistik ilişkisi nedeniyle sık sık “orman cadısının kızı” olarak ötekileştirilmiş bir karakter. Filmin açılış sahnelerinde gördüğümüz şahini gibi, temkinle yaklaşılması gereken, güçlü ve yırtıcı, ancak kendisi istediğinde ve izin verdiğinde sevebileceğiniz bir kadın. 

Filmin konusunu bilmesek, tıpkı romanda olduğu gibi filmin büyük çoğunluğunda da soyadının tüm dünya tarafından bilinen bir soyadı olduğunu anlamadığımız, Paul Mescal’in canlandırdığı William ise bir hikaye anlatıcısı. Bugün “Batılı” hikaye anlatıcılığını besleyen birçok oyun ve metnin yazarı Shakespeare’in külliyatını besleyen mitoloji ve tarihin en bilindik hikayelerinden birini, Orfe ve Evridiki’nin hikayesini anlatarak kendine âşık ediyor Agnes’i. 

Hamnet | Kaynak: UIP Türkiye

İki âşık, zıt kutupların birbirini çektiğini kanıtlayan bir aşk ve evlilik yaşıyorlar. Biri doğanın mucizelerini diğeri hikaye anlatıcılığını kullanarak büyülüyor çocuklarını. Ölümü kandırabileceğini düşünecek kadar büyücü, gerektiğinde kahraman kesilecek kadar cesur çocuklar yetiştiriyorlar birlikte. William’ın yaratıcılığını ve hikaye anlatıcılığını kitlelere yaymak için Londra’ya gitmesi, Agnes’in doğadan kopamadığı ve çocuklarının hayatta kalmasının buna bağlı olduğunu düşündüğü için kırsalda kalması gerekiyor. Uzaklaştıklarını hissediyoruz, William’a sinirleniyoruz. Sevgisinden mahrum bırakan bir baba, ilgisiz bir eş ya da ailesini terk etmiş bir baba figürüne dönüşmekte olduğunu fark ettikçe öfkemiz artıyor. On yaşındaki bir çocuğun ölümünden, hastalığı, kaderi ya da Azrail’in ta kendisini değil, onu sorumlu tutacak kadar bileniyoruz. 

Hamnet | Kaynak: UIP Türkiye

Sonra filmin, Hamlet’in sahnelendiği son bölümü çıkageliyor. Herkesin farklı şekillerde yas tuttuğunu, ortak yaslarını farklı şekillerde tutanlar birbirini anladığında ve affettiğinde ortaya çıkan güçlü bağınsa tarif edilemez olduğunu gösteriyor. Öyle bir bağ ki, oğlunu yitirdiğinde şoku ve çığlıkları arasında “Ben oğlumu kaybettim” diye kendine tekrar edecek kadar gerçekçi bir anneyi ve yaşam ve ölümün, “olmak ve olmamanın” felsefi boyutu üzerine düşünen ve yasını yaşamaktan çok anlatmayı seçen yaratıcı bir babayı yeniden birbirlerine kenetliyor. 

“Orman cadısının kızı” ile hikaye anlatıcısı adamın, aynı yası farklı şekillerde tuttuklarını anladıkları an kolektif bir katarsise yol açıyor: Shakespeare’s Globe tiyatrosundaki yüzlerce insanı bir empati çemberine alıp ağlatan bu katarsis, tiyatro sahnesinden çıkıp sinema perdesini deliyor, bize ulaşıyor. Olmanın değeri, olmamanın sessizliği ve yasın sürekliliği paramparça ediyor.

"Eğer beni yüreğinde biraz olsun sevdiysen,
Mutluluktan bir süre yoksun kal,
Bu acımasız dünyada soluk al,
Ve benim öykümü anlat.

[...]

Gerisi sessizlik."

- Hamlet, William Shakespeare (çev. Sabahattin Eyüboğlu)

Hamnet | Kaynak: UIP Türkiye

Doğanın içinde veya yollarda süzülen yalnız ruhların hikayelerini anlatmakta oldukça başarılı Chloé Zhao, bu kez hikaye anlatıcılığını tekrarlardan da besliyor. Orfe ve Evrediki’nin hikayesi, karakterlerin birbirinden duyduğu sözleri filmin dönüm noktalarında yeniden sarf etmesi gibi tekrarlar, görsel değil sözlü flashback’ler yaratıyor. Tanıdık hikayelere, tanıdık repliklere sarılıp ağlamak izleyici için çok daha kolay, çok daha vurucu. 

Jessie Buckley’nin muazzam oyunculuğu, Jupe kardeşlerden Jacobi Jupe’nin bir bakışıyla ağlatabilme yetisi ve Noah Jupe’nin Hamlet’ten repliklerle devleştiği anlar, Lukasz Zal’ın kamerasıyla yakaladıkları ve Max Richter’in müzikleri... En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 8 dalda Oscar adaylığı bulunan Hamnet yılın en iyi filmlerinden biri, benim için en iyisi.

Üstelik kesinlikle sinemada izlenmesi gereken filmlerden Hamnet: Salondaki yüzlerce insanın yumak olup büyüyen burun çekme ve ağlama sesleri, sinemada birlikte film izleme deneyiminin o sihirli anlarından birini yaratıyor. 2023’teki Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin sonrasında yazdığım şu satırları hatırlıyorum:

"[...] sinemanın duyguları manipüle etmesi, iyi uygulandığında ve iyi başarıldığında sinemanın gücünü ortaya koyan yanlarından biri bana kalırsa. Ne hissedeceğime dair beni yönlendiren; beni ağlatmak, öfkelendirmek ya da rahatsız etmek için dürten filmlerin varlığından mutluyum. Sinemanın itici gücüyle harekete geçirilmeyi seviyorum. Festivallerde ya da izlediğimiz filmlerin çıkışında sıkça kullandığımız tabirlerle tokat atan, karın yumruklayan, perişan eden, gözyaşlarına boğan, nefes kesen, yürek burkan, boğaz düğümleten ya da karında kelebekler uçuşturan, mutluluktan ağlatan, nefes aldıran filmler var. Onlar; duygusal, psikolojik hatta fiziksel olarak bizi etkileyebiliyor. Yusuf Atılgan’ın o ikonik tasvirinde olduğu gibi sinemadan çıkmış insanlar yaratabiliyorlar."

Hamnet | Kaynak: UIP Türkiye

Hamnet, duygusal manipülasyonu iyi uygulayan ve iyi başaran, beni ve sinema boşaldıktan sonra koltuklarında çakılı kalıp omuz omuza ağladıkları fotoğraf sosyal medyada yayılan o yaşlı çift gibi kim bilir kaç kişiyi “sinemadan çıkmış insana” dönüştüren filmlerden biri. Gerisi sessizlik.

Nerede izleyebilirsin? Hamnet, 6 Şubat’ta gösterime girdi.

Benzer işler:

  • Manchester by the Sea (2016, Kenneth Lonergan)
  • Train Dreams (2025, Clint Bentley)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.