Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Sema Kaygusuz, yaklaşık 10 yıl aradan sonra yayımladığı yeni romanı Saf Canavar ile okuru bugünden çok da uzak olmayan, insanın yalnızca temel hak ve özgürlüklerinin değil, duyumsama ve hayal kurma yetisinin de denetim altına alındığı bir dünyaya götürüyor. Nisan 2026’da Metis Yayınları’ndan çıkan romanın ilk fikri, Kaygusuz’un 2019’da kaleme aldığı kısa bir distopik öyküye dayanıyor; yazar, daha sonra romana dönüşen metin üzerinde altı yıl çalıştığını anlatıyor.
Ancak Kaygusuz, Saf Canavar’ı yalnızca bir distopya olarak tanımlamaktan özellikle kaçınıyor. Çünkü ona göre romanda anlatılan rejim uzak bir geleceğin alegorisi değil, bugün içinde yaşadığımız dünyanın “abartılmış hâli”; hatta kendi sözleriyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı”. Kemikten yeniden doğan Mira ve Keyvan’ın dünyasından hareketle Sema Kaygusuz’la insan merkezciliği, hafızayı, rüyaları, teknofaşizmi ve edebiyatın bütün bunların karşısında açabileceği özgürlük alanını konuştuk.
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.