MÜZİK

Yapay zeka yükseliyor ama: Müzik zevkini algoritmaların elinden kurtarmak isteyenler ne yapıyor?

Günümüzde müzikseverler, algoritmalarla ne kadar yakın ilişkide olsalar da bir yandan da ondan nefret ediyorlar. Seveceğimiz parçaları önümüze getirecek derken neyi sevdiğimizi unutturan algoritmaların üzerine bir de yapay zekanın eklenmesi, yeni dünyada müzikle organik bir bağ kurmayı, her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Peki kutunun dışına çıkanlar neler yapıyor?

EDA SOLMAZ
DUENDE · 27 EKİM 2025
3 DK OKUMA

Geçen hafta Nikbinler adlı bir şarkıcının "Eylülzede" şarkısı sosyal medyada viral oldu. Parça önce X platformunda konuşulmaya başladı hemen ardından da birçok kısa videonun fon müziği oldu. Bu tanıdık yolu takip eden diğer viral şarkılardan farkı ise Eylülzede'nin gerçek bir insan değil yapay zeka tarafından üretilmiş olması. Aynı geçen hafta Spotify’ın “Viral 50 Türkiye” listesinde yer alan 10 şarkının 8’i gibi...

"Eylülzede"nin yaratıcılarından yapay zeka sanatçısı Volkan Samet Altuntaş daha önce yaptığım röportajda şöyle diyordu:

"Bu bir yeni sanat biçimi midir? Buna karar vermek için henüz erken ancak arkasında bir insan olduğu için tüm bunların sanat sayılmaması için bir sebep yok. Bu süreçte pek çok müzisyenden üzgün ve öfkeli yorumlar da aldım. Bu bir araç, tıpkı dünyadaki pek çok araç gibi her şey evriliyor, önemli olan nasıl kullanacağımızı keşfedebilmek, bir şeylere karşı çıkmak veya korkmak bize bir fayda sağlamayacaktır."

Plaklar sanatçıya bağlılığın simgesi

Seveceğimiz parçaları önümüze getirecek derken neyi sevdiğimizi unutturan algoritmaların üzerine bir de yapay zekanın eklenmesi, yeni dünyada müzikle organik bir bağ kurmayı, her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

  • Öte yandan “Dinlediğimiz müzik yapay mı yoksa gerçek mi?” sorusundan sıkılan ve çoğunlukla popüler sanatçıları ön plana çıkaran bu sığ havuzdan uzaklaşıp derinlere inmek isteyenler de var. Bir albümü şarkı atlamadan dinlemek, sadece müzik dinleme platformlarına bağımlı kalmadan müzisyenlerin eserleriyle bağ kurmak isteyenler de... Peki kutunun dışına çıkmak için ne yapıyorlar?

İstatistiklere bakıldığında ABD’de plak satışları, 2024 yılında yaklaşık 43,6 milyon adet olarak bildirilmiş. Küresel olarak ise plak pazarının 2023 yılında 1,5 milyar dolar civarında olduğu ve 2030’a kadar önemli bir büyüme göstereceği öngörülüyor. Plak piyasasının yeniden canlanması, neredeyse 20 yıldır devam ediyor. 

Taylor Swift’in The Tortured Poets Department adlı albümü plak formatında 2,2 milyon kopya sattı. Evinde pikabı olmayan biri bile bu plaklara sahip olmak istiyor çünkü plaklar hayranların sanatçıya bağlılığının kanıtı hâline geliyor.

Diyarbakır’da kaset vahası

Sosyal medyada gördüğümüz "performatif erkek" yarışmalarının videolarında plaklarını havaya kaldıran ya da CD çalarıyla müzik dinleyen gençlerle karşılaşıyoruz. TikTok’ta bit pazarlarından iPod satın alan ve nasıl mp3 yüklenebileceğini gösteren birçok kişinin videolarına denk geliyorum. Kablolu kulaklıklar bile geri döndü.

The Cure’un solisti Robert Smith de prensip olarak müzik dinleme platformlarını kullanmadığını açıklayanlardan... Smith, “Bunun yerine iPod’ları tercih ediyorum” demişti. Smith, farklı ruh hâlleri için farklı iPod’lar kullandığını ve her birine etiketler yapıştırdığını söylemişti.

Sanatçılar plak baskılarının yanında koleksiyon değerindeki kasetlerini de piyasaya sürüyor. Anadolu’da hâlâ kaset satan dükkanlar var. Buna en önemli örnek olarak Diyarbakır’daki Stüdyo Ses’i gösterebilirim. Buranın inanılmaz bir müzik arşivi var. 

Telefonda konuştuğum dükkanın sahibi Muhittin Akbey, arşivine 2011’den beri yeni sanatçı ekleyemediğini çünkü satışını yaptığı müzik türlerindeki sanatçıların artık kaset çıkarmadığını söylüyor. 40 bin kasetin yer aldığı bu dükkanda 60’lardan bugüne türkü, arabesk, pop türünden birçok sanatçının albümünü bulabiliyorsunuz.

Diyarbakır'daki Stüdyo Ses'te 40 bin kaset bulunuyor.

Stüdyo Ses’in müşterileri Diyarbakır’da okuyan üniversite öğrencileri. Akbey şöyle anlatıyor: 

"Burası onlar için hediyelik eşya dükkanı gibi. Birbirlerine hediye olarak kaset alıyorlar. Müşterilerim sadece gençler. O dönemi yaşayamadıkları için adeta o zamanki müziği bu sayede keşfediyorlar. En pahalı kaset 300 liradır bende. Parası olmayan öğrenciye de hediye ediyorum.”

Plak dükkanlarında keşif

Plak dükkanları da müzik keşfi için kusursuz alanlar. Hiçbir plağı satın almasanız bile saatlerce vakit geçirip o sırada çalan müziği dinleyebilir, yeni öneriler alabilirsiniz. 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Selen, pikabı olmadığını ama çok fazla plağa sahibi olduğunu söylüyor:

"Bit pazarlarını geziyorum ve yeni müzikler keşfediyorum. Pikap almaya şu an maddi durumum el vermiyor ama ikinci el plaklara sahip olmak hoşuma gidiyor ve ileride bunları kendi pikabımdan dinlemenin hayalini kuruyorum. Plak dükkanlarını gezerken birçok yeni müzik keşfettim. Record Store Day ya da belediyelerin Plak Günleri’ni takip edip bu etkinliklerde plak şirketlerinin kataloglarına ve yeni sanatçılara çok denk geldim."

Aslında Nick Hornby’nin 1995’te yayımlanan High Fidelity kitabındaki o plak dükkanlarındaki ortam 2025 yılında da hiç değişmeden orada duruyor. Ben de yurt dışı seyahatlerim sırasında—artık çok pahalı olduğundan eskisi kadar çok plak alamasam da—mutlaka plak dükkanlarına uğrarım. O şehirde hangi sesler ön planda ya da Türkiye’den hangi plakları getirmişler mutlaka bakarım.

Radyolarda yeni şarkılar

Bu anlattıklarım çok niş ve küçük bir kitleye hitap ediyor gibi görünebilir ama teknolojiden tamamen kopmadan da küçük değişiklikler yapmak mümkün. Örneğin “Bunu beğendiyseniz bunu da beğenebilirsiniz” cümlesinden uzak durarak algoritmaların dayatmalarından kurtulmak bir adım.

  • Arkadaşlarınızla herkesin yeni bir şarkı eklediği paylaşımlı müzik listeleri de oluşturabilirsiniz. 

Ayrıca plak şirketlerinin kataloglarını incelemek de yeni müzik keşfetmenin yollarından biri. Diyelim ki Partisan Records etiketiyle yayımlanan bir albümü beğendiniz, o plak şirketinin müzik dinleme platformundaki listelerinde gezinebilirsiniz.

Bandcamp’te yeni müzik avına da çıkabilirsiniz. Şahsen Idles’ın solisti Joe Talbot’un müzik dinleme platformlarındaki listelerinden birçok yeni müzik keşfetmiştim. 

Radyo da keşif için hâlâ en güçlü kalelerden. İkonik NTS Radio, The Lot Radio, Kiosk, Radio alHara’nın listeleri iyi müziği bulma yolculuğunda önemli yerler. Lokal olarak Açık Radyo, Radyo Eksen, yeni açılan Radyo Modart da müzik ufkunuzu genişletecektir.

'Slow food' hareketi müziğe de gelir mi?

Günümüzde dinleyici, algoritma ile yakın ilişkide ama bir o kadar da ondan nefret ediyor. Analog bir şekilde keşif özgürlüğüne sahip çıkmak ise 1980’lerde İtalya’da fast-food’a karşı başlayan slow food hareketine benzetiliyor. 

Bilgi notu: İtalyan aktivist ve gastronomi yazarı Carlo Petrini, 1986’da Roma’daki İspanyol Merdivenleri’nin yakınında bir McDonald’s açılacağı haberine tepki olarak bu hareketi başlatmıştı. Bu olay, İtalyan mutfak kültürünün ve yerel gıda geleneklerinin “endüstrileşme” tehdidi altında olmasını sembolize ediyordu. Hareket, yiyeceğin üretiminden tüketimine kadar geçen sürecin etik, ekolojik ve kültürel bir biçimde ele alınması gerektiğini savunuyordu. 

Belki de dinleyiciler olarak müzik kültürüne de böyle bir anlam yükleme vaktimiz geldi. Dijital müzik dinleme platformları kusursuz algoritmalara sahip belki ama bizi akılda kalıcı olmayan müzikleri tembelce dinlemeye yönlendiriyor. 

Bu satırları yazarken yeniliğe kapalı orta yaşlı bir müzik yazarı gibi gözükmek istemem ama müzik dinleme platformlarında da Instagram’da olduğu gibi “Bu şarkı yapay zeka ile üretilmiştir” ibaresi gerekmez mi? Sanırım makine sesleri ile duygulanıp yapay sebze ve meyve yediğimiz o distopik gelecek çok yakın.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.