
Aslı Ildır
Sinema yazarı, film eleştirmeni ve akademisyen. Altyazı Sinema Dergisi'nin yardımcı editörlerinden biri olan Ildır, film çalışmaları ve yeni medya alanlarında akademik çalışmalar yürütmektedir.
21 YAZI · TÜM YAZARLAR →
Clayface: Kendini yontan bir süper kötü
DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
The Odyssey: Dönecek ev yok
Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Oyuncak Hikayesi 5: Oyunun içinde kalmak
Pixar’ın en popüler animasyon serilerinden Oyuncak Hikayesi’nin beşinci filmi, bir kez daha serinin en sevilen “oyuncaklarını” biraraya getiriyor. Film, teknolojiyi çocuklar için bir tehdit olarak gören bir anlatı kuruyor. Ancak önceki filmlerde olduğu gibi, burada da hikaye büyümenin, değişmenin ve dönüşmenin kaçınılmaz olduğu fikriyle ilerliyor.

'Miroirs No. 3': Kaybın kırık aynası
Christian Petzold'un yeni filmi "Miroirs No. 3", yas ve travma üzerine sade fakat vurucu bir hikaye anlatıyor. İsmini Maurice Ravel'in aynı adlı eserinden alan yapım, sessiz ve sakin anlardan oluşan kısa bir öykü gibi. Filmin ismi sadece Ravel'in eserinden değil, aynı zamanda hikayesinin temelini oluşturan "ayna" imgesinden geliyor.

'Görünmez Kaza': Geride kalanların hikayesi
Üç kısa aile ziyareti: Jim Jarmusch'tan 'Father Mother Sister Brother'
Jim Jarmusch, "Night on Earth" ve "Mystery Train" gibi antoloji işlerine geri döndüğü yeni filmi "Father Mother Sister Brother"da seyirciye üç farklı aile hikayesi aktarıyor. Başka bir filmde olsa bağırışarak, bir şeyleri parçalayarak, histerik patlamalarla işlenecek olan sayısız “aile meselesi” Jarmusch’un kamerasında sakin-sessiz çıkıyor karşımıza.

'If I Had Legs I'd Kick You': İdeal anne imgesinden uzakta bir annelik hikayesi

The Secret Agent: Ölülerin iradesi
Cannes’dan En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle dönen "The Secret Agent", askerî diktatörlükle yönetilen 1977’ler Brezilya'sında geçen bir politik gerilim. Kleber Mendonça Filho imzalı yapım, tıpkı yönetmenin bilimkurgu-western’i "Bacurau" (2019) gibi türlerarası bir dünya kuruyor. Yer yer büyülü gerçekçi yerlere savrulan, çoğunlukla ise kendimizi karmakarışık bir ajan hikayesinin ortasında bulduğumuz film, seyircinin zihninde politik bir “anı” yaratmanın peşinde.
28 Years Later - The Bone Temple: Gerçek olmayan şeyler görmek
Bir tür öfke virüsünün insanlığı zombilere çevirdiği post-apokaliptik bir evrende geçen "28 Years Later: The Bone Temple", virüsün ilk ortaya çıkışından 28 yıl sonrasını konu alıyor. Nia DaCosta imzalı film, bu anlamda serinin ilk iki filmi "28 Days Later" ve "28 Weeks Later"dan daha farklı bir konumda. Artık felaket sırası ve sonrasında yaşanan olağanüstü hâli değil, felaket sonrası yeni bir olağanı izliyoruz.

No Other Choice: Kefarete izin vermeyen suçlar
Son olarak "Ayrılma Kararı" (Decision to Leave, 2022) filmiyle izlediğimiz usta yönetmen Park Chan-Wook, bir kez daha karar temalı bir filmle karşımızda: "Başka Yolu Yok" (No Other Choice). Yönetmenin Amerikalı yazar Donald Westlake’in (daha önce Costa-Gavras tarafından beyazperdeye uyarlanan) "The Ax" isimli romanından uyarladığı film, işsiz kalan üst-orta sınıf bir adamın öyküsüne odaklanan bir kara komedi.

Vince Gilligan'dan 'Pluribus': Başka bir arzunuz?
"Breaking Bad"in yaratıcısı Vince Gilligan’ın yeni dizisi "Pluribus", Apple TV’nin son dönemdeki en iddialı işlerinden biri. Ana karakteri Carol’ın bile “Ben bu filmi daha önce izledim” dediği, klasik bir dünyanın/insanlığın sonu hikayesiyle açılan dizi, bir türlü beklenen çatışmanın (ve “düşmanın”) gelmemesiyle tuhaf fakat ürkütmeyen bir yere evriliyor.

One Battle After Another: Direnişin şimdiki hâli

Materialists: Aşkın matematiği
A Real Pain: Acıyla ne yapılır?
Gerçek acı nedir, kimdir acı çekenler, acı nasıl çekilmelidir, acı çekilmeli midir, acıyla ne yapılır, çekmediğiniz, ama size miras kalan acılarla ne yapılır? "A Real Pain", bu sorulara küçük, çok küçük cevaplar fısıldayan, olabildiğince alçak sesle konuşan bir film. Başkalarının acılarına bakmaya dair her kafadan bir sesin çıktığı, her daim parmak sallayan ve suçluluk hissinin kendinden menkul gücüne inanmış bir bugünden, beklenmedik derecede sakin ve zarif bir hikaye çıkarıyor Eisenberg.

Kutsal İncirin Tohumu: Direnişe kök vermek
Sürgündeki yönetmen Muhammed Rasoulof’un Cannes’dan ödülle dönen filmi “The Seed of the Sacred Fig”, İran toplumunun mikrokozmosu olarak görülebilecek bir aileyi konu ediniyor.

Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri: Kısa bir mola
Witches: Yakamadığınız cadıların torunları
Witches, yönetmenin kendi deneyimlerinden yola çıkarak doğum sonrası depresyon ve psikozu, sinema tarihinden bir kolaj eşliğinde işliyor.

Anora: New York’ta bir Külkedisi
Bu sene Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye’yle dönen "Anora", 23 yaşındaki bir seks işçisine odaklanan hikayesiyle tersinden bir Külkedisi masalı.

Megalopolis: 40 yıllık bir kabus
“Francis Ford Coppola’nın 40 yıllık rüyası” Megalopolis, tüm epik ihtişamına rağmen büyük bir hayal kırıklığı olarak nitelendirilebilir.

The Zone of Interest: Ekmek kırıntıları ve elmaslar
Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.
Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.