
Aslı Ildır
Sinema yazarı, film eleştirmeni ve akademisyen. Altyazı Sinema Dergisi'nin yardımcı editörlerinden biri olan Ildır, film çalışmaları ve yeni medya alanlarında akademik çalışmalar yürütmektedir.
22 YAZI · TÜM YAZARLAR →
Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü
The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

The Odyssey: Dönecek ev yok
Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Oyuncak Hikayesi 5: Oyunun içinde kalmak
Pixar’ın en popüler animasyon serilerinden Oyuncak Hikayesi’nin beşinci filmi, bir kez daha serinin en sevilen “oyuncaklarını” biraraya getiriyor. Film, teknolojiyi çocuklar için bir tehdit olarak gören bir anlatı kuruyor. Ancak önceki filmlerde olduğu gibi, burada da hikaye büyümenin, değişmenin ve dönüşmenin kaçınılmaz olduğu fikriyle ilerliyor.

'Miroirs No. 3': Kaybın kırık aynası
'Görünmez Kaza': Geride kalanların hikayesi
Cafer Panahi son filmi "Görünmez Kaza"da hem kendi hapishane deneyimlerini hem de oradaki arkadaşlarının başından geçenleri sıradışı bir hikayeyle ekrana taşıyor. Film, bir tesadüf eseri işkencecilerine rastlayan bir grup eski mahkumun ahlaki çıkmazına odaklanıyor.

Üç kısa aile ziyareti: Jim Jarmusch'tan 'Father Mother Sister Brother'

'If I Had Legs I'd Kick You': İdeal anne imgesinden uzakta bir annelik hikayesi
Mary Bronstein imzalı "If I Had Legs I'd Kick You", başroldeki Rose Byrne'in performansıyla çok konuşulan, sıra dışı bir "anne-kız" filmi. Linda isimli bir psikoterapisti takip eden film, bazen gerilimi bazense kara mizahı doruğa çıkaran biçimsel tercihleriyle öne çıkıyor. Bronstein, artık fazlasıyla klasikleşen "yakın plan estetiğini" uca çekiyor ve bu dünyaya neredeyse Linda kadar "hapsediyor" bizi.
The Secret Agent: Ölülerin iradesi
Cannes’dan En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle dönen "The Secret Agent", askerî diktatörlükle yönetilen 1977’ler Brezilya'sında geçen bir politik gerilim. Kleber Mendonça Filho imzalı yapım, tıpkı yönetmenin bilimkurgu-western’i "Bacurau" (2019) gibi türlerarası bir dünya kuruyor. Yer yer büyülü gerçekçi yerlere savrulan, çoğunlukla ise kendimizi karmakarışık bir ajan hikayesinin ortasında bulduğumuz film, seyircinin zihninde politik bir “anı” yaratmanın peşinde.

28 Years Later - The Bone Temple: Gerçek olmayan şeyler görmek
Bir tür öfke virüsünün insanlığı zombilere çevirdiği post-apokaliptik bir evrende geçen "28 Years Later: The Bone Temple", virüsün ilk ortaya çıkışından 28 yıl sonrasını konu alıyor. Nia DaCosta imzalı film, bu anlamda serinin ilk iki filmi "28 Days Later" ve "28 Weeks Later"dan daha farklı bir konumda. Artık felaket sırası ve sonrasında yaşanan olağanüstü hâli değil, felaket sonrası yeni bir olağanı izliyoruz.

No Other Choice: Kefarete izin vermeyen suçlar
Son olarak "Ayrılma Kararı" (Decision to Leave, 2022) filmiyle izlediğimiz usta yönetmen Park Chan-Wook, bir kez daha karar temalı bir filmle karşımızda: "Başka Yolu Yok" (No Other Choice). Yönetmenin Amerikalı yazar Donald Westlake’in (daha önce Costa-Gavras tarafından beyazperdeye uyarlanan) "The Ax" isimli romanından uyarladığı film, işsiz kalan üst-orta sınıf bir adamın öyküsüne odaklanan bir kara komedi.

Vince Gilligan'dan 'Pluribus': Başka bir arzunuz?

One Battle After Another: Direnişin şimdiki hâli
Materialists: Aşkın matematiği
“Past Lives” sonrasında bir kez daha romantik komedi ve dram türlerini eğip bükerek, ortaya kendine has bir “aşk filmi” çıkaran Celine Song, “Materialists” ile soruyor: Lucy, âşık olduğu yoksul eski sevgilisini mi, yoksa varlıklı fakat âşık olmadığı yeni sevgilisini mi seçecek?

A Real Pain: Acıyla ne yapılır?
Gerçek acı nedir, kimdir acı çekenler, acı nasıl çekilmelidir, acı çekilmeli midir, acıyla ne yapılır, çekmediğiniz, ama size miras kalan acılarla ne yapılır? "A Real Pain", bu sorulara küçük, çok küçük cevaplar fısıldayan, olabildiğince alçak sesle konuşan bir film. Başkalarının acılarına bakmaya dair her kafadan bir sesin çıktığı, her daim parmak sallayan ve suçluluk hissinin kendinden menkul gücüne inanmış bir bugünden, beklenmedik derecede sakin ve zarif bir hikaye çıkarıyor Eisenberg.

Kutsal İncirin Tohumu: Direnişe kök vermek
Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri: Kısa bir mola
Sinemada zamanı yavaşlatma eyleminin illa ki “sıkıcı” olmak zorunda olmadığını, olabilecek en şiirsel yollardan biriyle anlatan "Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri", zamanın ivmelenerek hızlandığı günümüze kısa bir mola sanki.

Witches: Yakamadığınız cadıların torunları
Witches, yönetmenin kendi deneyimlerinden yola çıkarak doğum sonrası depresyon ve psikozu, sinema tarihinden bir kolaj eşliğinde işliyor.

Anora: New York’ta bir Külkedisi
Bu sene Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye’yle dönen "Anora", 23 yaşındaki bir seks işçisine odaklanan hikayesiyle tersinden bir Külkedisi masalı.

Megalopolis: 40 yıllık bir kabus
The Zone of Interest: Ekmek kırıntıları ve elmaslar
Jonathan Glazer'ın Holokost filmi "The Zone of Interest", temsil edilemeyecek bir felaketi temsil etmeye hiç kalkışmadan kamerayı bu sefer kurbanlara değil faillere çeviriyor. Film, izlediğimiz ailenin "normalliğine" bakarak kendi konumumuza dair şüpheye düşmemizi istiyor.
Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.
Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.