aposto-logo
TR
TREN
Haftanın Konusu
Bizi Takip Edin

Değer zincirinde verimlilik

Verimli, döngüsel iş modelleri
unsplash.com

unsplash.com

Lineer düşünce yapısı ile tasarlanmış iş modelleri günümüzde birçok problemin ana nedeni olarak görülebilir. Sınırsız kaynaklarımız varmış gibi kullanılan ham maddeler, işlevinin yalnızca çok az bir miktarını yerine getirebilen ürünler, toprağa gömüldüğünde "yokmuş" gibi davranabildiğimiz atıklar.

Lineer ekonominin yarattığı tüm bu sorunlara karşı, döngüsel iş modelleri en temelde verimliliği artırarak değer zinciri içerisindeki tüm problemlere karşılık gelecek farklı çözüm önerileri sunuyor. Bu haftaki yazımızda, döngüsel iş modellerinin değer zincirine getirdiği farklı verimlilik fırsatlarını tartışmaya açıyoruz.

Küçük bir hatırlatma: Yalnızca 8 Mart'ta değil, her gün, her an, her yerde ve her koşulda kadınların ve kız çocuklarının haklarını savunmaya devam edelim...

İletişim: [email protected]

Haftanın Konusu

Değer zincirinde verimlilik

Verimli, döngüsel iş modelleri

Değer zincirinde verimlilik

Döngüsel ekonomi mevcut yaşam, iş yapış ve en temelde düşünce şeklimizi değiştirmemizi gerektiren, insan eliyle tasarlanmış toplumsal ve ekonomik sistemlerin bu yeni düşünce yapısı ile baştan kurgulandığı bir gelecek tasarlanmasını amaçlıyor. Bu geleceğin tasarımı ve inşası, çok paydaşlı, uzun soluklu ve fazlasıyla sabır gerektiren bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.

Farklı gündemlerle içinde bulunduğumuz sürdürülebilirlik veya döngüsel ekonomi – veya sadece sosyal refah odaklı farklı bir dönüşüm de olabilir – gibi toplumsal yapıları oluşturan tüm paydaşların aktif şekilde dahil olması gereken dönüşüm süreçlerini ne yazık ki düzenli ve disiplinli bir şekilde yürütemiyoruz. Paris Anlaşması ile birçok ülkenin belirlemiş olduğu “sürdürülebilirlik hedeflerine” ulaşma yolunda nasıl sınıfta kaldığını ya da farklı yerel veya küresel gündemler dolayısıyla bu süreçlerin sekteye uğradığını her gün deneyimlemeye devam ediyoruz. Biz bazıları suni olarak adlandırılabilecek olan yerel ve küresel sorunlarla uğraşırken iklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, kaynaklara erişim sorunu, açlık, eşitsizlik gibi küresel sorunlar her geçen gün etkisini daha da artırarak bugünü ve geleceği etkilemeye devam ediyor.

Yerel veya küresel gündemin sakinleşmesini, gerçekten ortak bir akıl ile sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi veya sosyal refah artırmaya yönelik diğer tüm toplumsal dönüşüm süreçlerinin verimli bir şekilde yürütülmesini beklemek ne yazık ki fazlasıyla saf bir düşünce olacaktır. Bu nedenle döngüsel ekonomiye geçiş için diğer tüm dönüşüm süreçlerinde olduğu gibi sürece öncülük edecek farklı aksiyonların yürütülmesi gerekiyor. Bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde öncü bir rol oynayarak dönüşüm sürecinin diğer paydaşlar tarafından da benimsenmesini ve çevresel, sosyal ve ekonomik fırsatların herkes tarafından anlaşılmasını sağlayacak olan döngüsel iş modellerinin nasıl hayata geçirilebileceğini tartışmaya açıyoruz.

Verimsiz değer zinciri: lineer iş modelleri

Döngüsel ekonomi iş modellerinin çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan sunduğu verimliliğe geçmeden önce içinde bulunduğumuz, gündelik ve profesyonel hayatlarımızı şekillendiren lineer iş modellerinin mevcut yapısına bakmak, döngüsel iş modellerinin getireceği faydaların çok daha rahat anlaşılmasına olanak tanıyacaktır.

Lineer ekonomi modeli, en temelde “üret-tüket-at” adımlarını kapsıyor ve bu adımlar nedeniyle toplumsal ve ekonomik yapıları oluşturan mevcut iş modellerinin değer zincirinin tamamında verimsiz uygulamaların ortaya çıkmasına neden oluyor. Günümüzde lineer ekonomi ile tasarlanmış lineer iş modellerinin değer zinciri boyunca sahip olduğu adımlar şu şekilde:

  • Ürün tasarımı,
  • Kaynaklara erişim,
  • Üretim,
  • Lojistik,
  • Pazarlama ve satış,
  • Ürün ve hizmetlerin kullanımı,
  • Atık yönetimi.

Bugün bir iş fikrini hayata geçirmek için genel olarak kabul gören bu yedi adımlık süreç farklı nedenlerden dolayı verimsiz bir sürecin yürütülmesine neden oluyor. Yalnızca ekonomik kârlılık odaklı lineer bakış açısı nedeniyle adına “değer zinciri” dediğimiz bu süreç içindeki değer kaybı, tahmin edilenden çok daha fazla.

➡️ Sürdürülebilir olmayan kaynak ve materyal kullanımı bu verimsizlikler içinde ilk sırayı alıyor. Yenilenebilir olmayan, tekrar kullanılamayan veya negatif çevresel etkileri çok fazla olan malzeme ve enerji kaynağı kullanımı bugün iklim değişikliği veya kaynaklara erişim gibi birçok küresel krizin de temel nedenleri arasında yer alıyor.

➡️ Yetersiz kapasite kullanımı, lineer değer zinciri içindeki bir diğer verimsizlik nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Yetersiz kapasite kullanımı özellikle üretim süreçlerinde karşımıza çıkıyor olsa da ürün ve hizmetlerin kullanım aşamalarında da fazlasıyla yetersiz kapasite kullanımı ile karşılaşmak mümkün. Üretim sürecine ham madde olarak giren malzeme ve materyallerin verimsiz kullanımı nedeniyle elde edilebilecek olan değerin azaldığını veya ürün ve hizmetlerin yanlış veya yetersiz kapasite ile kullanılması yine belirli bir değere sahip olarak bir ürün ve hizmet hâline getirilmiş olan birçok kaynağın verimsiz kullanımına doğrudan neden oluyor. Bu noktada yalnızca “moda & trend” olduğu için yenilenen ürünler, tamir, bakım ve onarım imkânı tanınmadığı için artık kullanılamayan ürünler yetersiz kapasite kullanımı olarak değerlendirilebilir.

➡️ Kullanım sonrası değerin göz ardı edilmesi bir diğer lineer değer zinciri verimsizliğidir. Ürün veya hizmetlerin kullanımı sonrası direkt olarak yine lineer ekonomi düşünce yapısıyla eksik kurgulanmış olan atık yönetim süreçlerine dahil edilmesi, hatta çoğu zaman atık yönetim süreçlerine bile dahil edilmeden hem işlevini hem değerini kaybetmesine neden olan bu verimsizlik aslında kaynak kullanımı açısından en dikkat çeken verimsizlik adımı denebilir.

➡️ Lineer iş modellerinin neden olduğu verimsizliklerin sonuncusu ise göz ardı edilen tüketici ihtiyaçları olarak karşımıza çıkıyor. Yalnızca ürün satışı ve kârlılık odaklı kurgulanan satış ve pazarlama süreçleri sayesinde tüketicilerin gerçek ihtiyaçlarına karşılık verecek olan ürün ve hizmetlerin tasarlanması imkânsız hâle geliyor. Ürünlere çok kullanılmayan yenilikçi fonksiyonlar eklemek yerine, tüketicilerin bu ürünlerin kullanımı sırasında değerini ve işlevini en üst seviyeye taşıyacak iyileştirmelerin eklenmesi, tüketicilerin ürün kullanımı ve sonrasında hangi aşamaları takip ettiklerinin analiz edilmesi lineer iş modellerinin belki de en önemli verimsizliği olarak değerlendirilebilir. Daha çok ürün satışı yerine mevcut ürünün bakım, onarım ve tamir gibi kullanım sırasında veya kullanım sonrası yeniden değerlendirilebilecek süreçlerin kurgulanmaması lineer ekonomi ile kurgulanmış olan değer zincirinin son aşamalarını tamamen verimsiz hâle getiriyor.

Verimsizliği ortadan kaldıran, değeri üst seviyeye taşıyan döngüsel iş modelleri

Bir önceki bölümde yer verdiğimiz verimsizlik alanları, lineer ekonominin iki ucu açık, başı ve sonu birbirinden tamamen bağımsız olan tasarımı nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu verimsizliğin ve değer kaybının giderilmesi için ise döngüsel iş modelleri faaliyet gösterilen sektör, iş kolu, iş fikri veya diğer etkenlerden bağımsız olarak içinde bulunulan sistemin baştan tasarlanmasını amaçlıyor. Bu da aslında giriş bölümünde bahsettiğimiz gibi küresel veya yerel gündem ne olursa olsun döngüsel iş modellerinin daha yoğun olarak hayatımıza girmesi ile sistemsel dönüşümün öncü gücü olarak ele alınmasını sağlıyor.

Döngüsel iş modellerinin getirisi olan verimlilik çalışmalarına bakmadan önce döngüsel ekonomi ile tasarlanmış değer zinciri adımlarını belirtmekte fayda var. Döngüsel ekonomi düşünce yapısı ile tasarlanmış değer zincirinin sahip olduğu adımlar şu şekilde:

  • Ürün tasarımı,
  • Kaynaklara erişim,
  • Üretim,
  • Lojistik,
  • Pazarlama ve satış,
  • Ürün ve hizmetlerin kullanımı,
  • Yaşam döngüsünün uzatılması,
  • Tersine lojistik.

Lineer değer zinciri ile döngüsel değer zinciri arasındaki farklar verimsizliğin ve değer kaybının önüne geçilmesine olanak tanırken altı çizili son iki adım en önemli farklılık olarak karşımıza çıkıyor.

 Peki döngüsel değer zincirindeki adımlar verimsizliğin ve değer kaybının önüne geçmek için ne gibi fırsatlar sunuyor?

🔵 Döngüsel kaynak kullanımı, döngüsel ekonominin verimlilik sağlayacağı en önemli değer zinciri adımıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edilmesi, ham madde olarak yeniden ekonomiye kazandırılmış, tekrar tekrar kullanılabilen malzeme ve materyallerin tercih edilmesi ve çok üzerinde durulmasa da aslında en önemlisi olan ürünlerin tamir, bakım ve onarım süreçlerine kolayca entegre edilebilecek, tüketicinin bu süreçler hakkında detaylı bilgilendirildiği tasarım süreçlerinin yürütülmesi döngüsel kaynakların, değer zinciri içindeki önemini artırıyor.

Döngüsel kaynaklar, daha uzun süre kullanıma olanak tanıdığı ve modüler ürün tasarımı ile tekrar tekrar benzer veya farklı amaçlarla kullanılabilir oldukları noktada döngüsel iş modellerinin sunduğu verimliliğe ulaşılmasına imkân sağlarlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu ise yalnızca döngüsel kaynakların kullanılması ile döngüselliğe katkı sağlanmamasıdır. Döngüsel kaynaklar kullanılsa bile ürün tasarımında lineer düşünce yapısının aksine bu kaynakların tekrar ekonomiye nasıl kazandırılacağının hesaplanması, tüketicilerin farklı kullanım senaryolarının araştırılması ve tüm olasılıklar dahilinde detaylı yaşam döngüsü analizi ile döngüsel kaynakların olabilecek en uzun süre döngü içinde kalmasının sağlanması gerekiyor.

🔵 Döngüsel ekonominin temel prensiplerini oluşturan R-stratejileri ile kaynak kullanım kapasitesinin artırılması, döngüsel iş modellerinin değer zinciri içindeki verimliliği artırması açısından öne çıkan bir diğer nokta. Üretim süreci sırasında ortaya çıkan yan ürünlerin (by-product) atık olarak değil, ham madde olarak görülmesi sayesinde öncelikle atık oluşumunun ve dolayısıyla kirliliğin önlenmesi mümkün olabilir. Bu yan ürünlerin tek bir paydaş tarafından kullanılması zorunlu olmamakla birlikte, endüstriyel simbiyoz (simbiosis) imkânlarının yaratılması sayesinde hem üretim kapasitelerinin artması hem de maliyetlerin düşmesi ile verimliliğin ekonomik büyümeye de olanak tanıması mümkün olabilir.

🔵 Ürün sahipliğinin tüketiciden üreticiye geçmesi, döngüsel iş modellerinin hayata geçirilmesi sürecinde belki de en zor ama doğru şekilde kurgulandığı taktirde hem tüketici hem de üretici açısından en çok verimlilik sağlayacak getirisidir. Tüketicinin yalnızca birkaç defa kullanmak için satın aldığı, işlevini kullanım ömrü boyunca normalde olması gerekenden çok daha az bir süre boyunca yerine getirebilen ürünler hem maliyet hem de çevresel etkileri dolayısıyla büyük bir verimsizlik nedenidir. Kullanıcılara yalnızca kullandıkları kadar ödeyecekleri bir abonelik sistemi ile hizmet satışı yapacak yeni iş modelleri kurgulamak tüketiciler için ekonomik olarak pozitif bir etki yaratırken, üretim maliyetlerinin düşmesine ve üreticilerin bir kez ürettikleri bir ürün üzerinden defalarca ekonomik getiri elde etmesini mümkün kılacaktır. Bu da aslında hepimizin herhangi bir üründe deneyimlediği (sadece hafta sonları kullanılan arabalar, taşınırken gerekiyor diye satın alınan matkaplar vb.) verimsizliğin giderilmesi için döngüsel iş modellerinin sunduğu en önemli özelliktir.

🔵 Ürün kullanım süresinin uzatılması, döngüsel ekonominin dayanıklılık ve uzun süre değeri en üst seviyede koruma prensibine direkt olarak karşılık gelen döngüsel iş modellerinin sunmuş olduğu verimlilik özelliğidir. Ürün yaşam döngüsünün olabildiğince uzun sürmesinin en önemli getirisi elbette ham madde ve enerji kaynaklarına daha az ihtiyaç duyulması olarak karşımıza çıkıyor. Ürünlerin bir önceki paragraftaki gibi yalnızca işlevini yerine getirecek, ihtiyaç duyulduğu anda kullanılabilecek bir şekilde kullanıcılara farklı döngüsel iş modelleri ile sunulduğu senaryoda, üreticilerin bakım, onarım, tamir gibi süreçleri de üstlenmesi beklenir. Bu da temelde ürün yaşam döngüsünün uzamasına olanak tanır. Ürün yaşam döngüsünü uzatmak yalnızca kaynakların değerini uzun süre en üst seviyede tutmaya değil, aynı zamanda üreticilerin farklı bakım, onarım, tamir veya yenileme gibi yeni döngüsel hizmetlerle farklı gelir kapıları yaratmasına da imkân tanıyacaktır. Ürün yaşam döngüsünün uzatılması için döngüsel iş modellerinin sunduğu çok daha farklı verimlilik süreçleri olsa da bu konuya ayrı bir yazımızda yer vereceğimizi belirterek döngüsel iş modellerinin değer zincirine getireceği son verimlilik adımına geçelim.

🔵 Kaynakların geri kazanımı, döngüsel iş modellerinin değer zinciri açısından lineer düşünce sistemi ile tasarlanmış iş modellerine göre en büyük fark yarattığı nokta olarak düşünülebilir. Lineer ekonominin “üret-tüket-at” işleyişinin tam aksine tüketim sonrası yeniden ekonomiye döndürülen kaynaklar farklı amaçlarla tekrar tekrar kullanılabilir. Mevcut atık yönetim stratejileri içinde kaynakların değeri göz ardı edilerek, mevcut değerinin çok daha altında bir değere sahip olacak şekilde kullanıldığı senaryolar gözlemlenebilir. Buna ek olarak ne yazık ki mevcut atık yönetim stratejileri atıkların toprağa gömülmesini de önceliklendirir ve görmediğimiz atığın var olmadığını sandığımız, bir noktada kendimizi kandırdığımız bir sistem olarak tarif edilebilir. Döngüsel ekonomi prensipleri ile kurgulanmış bir iş modeli sayesinde kaynakların tüm R-stratejilerinin sırasıyla uygulandığı bir atık = ham madde yönetimi yapılabilir, kaynaklara değeri azalacak şekilde değil aksine ya değeri korunacak ya da ileri dönüşerek değerini artıracak farklı işlevler kazandırılabilir. Yeniden tekrar tekrar kullanılmış, bakım&onarım&tamir süreçlerine doğru zamanda doğru şekilde girmiş, yenilenmiş ve hatta yeniden üretilmiş olan ürünler, artık kullanım ömrünü bitirdiğinde ekonomiye yeniden ham madde olarak girmelidir. Bu sayede sıfır kaynak (raw material) kullanım oranlarının düşmesi, kaynaklara erişim problemine neden olan verimsiz süreçlerin tamamen ortadan kaldırılmasına olanak tanır.


Toparlamak gerekirse, bu yazımızda yer verdiğimiz döngüsel iş modellerinin değer zinciri içindeki verimsizliklerin tamamına karşılık gelecek yenilikçi süreçler sunduğu ortada. Döngüsel iş modelleri günümüzde yavaş yavaş hayatımıza giriyor olsa da bugün hayal bile edemediğimiz çok daha farklı sektörlerin yenilikçi döngüsel iş modelleri ile baştan tasarlanması çok da uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşecek gibi duruyor. Özellikle küresel firmaların mevcut iş modellerini döngüsel iş modelleri ile güncellemeye başladığı, yavaş da olsa farklı pilot çalışmalarla döngüsel iş modellerinin pazar içindeki yerini sağlamlaştırmaya çalıştıklarını görüyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise, döngüsel iş modellerinin mevcut tüketici alışkanlıklarının birçoğunu değiştirecek, farklı bir bakış açısı getiriyor olması.

Her yazımızda değindiğimiz gibi, üreticilerin tek başlarına döngüsel iş modellerine geçişinin bir anlamı olmadığını da yinelemekte fayda var. Tüketicilerin yenilikçi iş modellerini benimseyecekleri bilgilendirmelerin, devletlerin bu yenilikçi iş modellerini destekleyecek politika ve düzenlemeleri yapmasının da en az firmaların iş modellerini dönüştürmesi kadar önemli olduğunu unutmamalıyız.

Hikâyeyi paylaşmak için:
Bizi Takip Edin

Bugüne kadar hangi döngüsel iş modellerini deneyimlediniz? İkinci el alışveriş, ihtiyacınız olduğunda kullandığınız ve kullandığınız kadar ödeme yaptığınız ürün ve hizmetler, tamir, bakım ve onarım süreçlerine dahil ettiğiniz farklı ürünler... Sizce bu ve benzeri döngüsel iş modelleri gerçekten verimli mi? Ya da verimlilik dışında başka bir fırsat sunuyor mu?

Görüşlerinizi paylaşın, hep birlikte tartışmaya devam edelim. Benzer içerikler için Döngüsel Ekonomi 101 Instagram ve LinkedIn hesaplarını takip etmeyi unutmayın! Destekleriniz, yorum ve önerileriniz bizim için çok değerli.

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

sürdürülebilirlik

döngüsel ekonomi

Döngüsel ekonomi

Paris Anlaşması

Döngüsel Ekonomi 101 Instagram

İLGİLİ OKUMALAR

0%

;