Bitkiselin ötesi
Nilky, şef Maksut Aşkar ile Todos Los Dias’ta düzenlediği davetle bitkisel sütlerin gastronomideki yeni rolünü görünür kıldı. Raflardan mutfağa uzanan bu buluşma bitkisel ürünlerin artık “alternatif” değil, yaratıcı mutfağın tercih edilen malzemelerinden biri olduğunu gösteriyor.
Bitkisel ürünler uzun süre gastronomi dünyasında daha çok “alternatif” başlığı altında konuşuldu. Laktoz intoleransı olanlar, vegan beslenenler ya da belirli diyetleri takip eden tüketiciler için ayrılmış bir alan gibiydi. Ancak son birkaç yılda bu çizgi belirgin biçimde değişmeye başladı. Bugün bitki bazlı sütler yalnızca market raflarında daha görünür değil; kahve zincirlerinden restoran mutfaklarına, günlük tüketim alışkanlıklarından yaratıcı tabaklara kadar çok daha geniş bir alana yayılıyor. Küresel ölçekte bakıldığında da bu dönüşümün ekonomik karşılığı oldukça büyük.
Grand View Research verilerine göre küresel bitkisel süt pazarının 2030’a kadar 32 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Özellikle yulaf bazlı ürünler, kategorinin en hızlı büyüyen alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Özellikle şehirli tüketicinin değişen beslenme tercihleri, içerik hassasiyeti ve yeni tat arayışları, bitkisel ürün kategorisini niş bir alandan çıkarıp daha görünür bir yere taşıyor. Euromonitor’un Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerinde de pazardaki büyümenin arkasında sağlık odaklı tüketim alışkanlıkları, sürdürülebilirlik farkındalığı ve ürün çeşitliliğinin artması olduğu belirtiliyor. Perakende zincirlerinde daha fazla görünürlük kazanılması ve yeni oyuncuların pazara girmesiyle birlikte kategorinin erişilebilirliği de artıyor.

Nilky x Maksut Aşkar, Todos Los Dias masasında.
Nilky x Maksut Aşkar buluşması
Bu dönüşümün gastronomi tarafındaki karşılıklarından biri için geçtiğimiz günlerde yolumuz Maksut Aşkar’ın mutfağına düştü. Bitkisel içecek markası Nilky’nin düzenlediği davette, Aşkar’ın Nilky ürünleriyle hazırladığı özel bir menü servis edildi. Mekan seçimi de bu yaklaşımı destekliyordu: Amerikan mutfağının rahatlığıyla Fransız bistro çizgisini bir araya getiren Todos Los Dias’in sıcak ve gündelik atmosferi, davetin genel hissini belirliyordu. Katıldığımız yemeğin merkezindeki asıl fikir, Nilky ürünlerinin yaratıcı mutfakta nasıl yeni kullanım alanları açabileceğini görünür kılmaktı.
Kimdir? Maksut Aşkar, Türkiye gastronomi sahnesinin son yıllardaki en etkili şeflerinden biri olarak öne çıkıyor. Yerel malzemeleri çağdaş tekniklerle yorumlayan yaklaşımıyla tanınan Aşkar, İstanbul’daki farklı restoran projeleri ve yaratıcı mutfak yaklaşımıyla uzun süredir şehrin yeme içme dünyasında belirleyici isimlerden biri.
Masaya gelen tabaklarda Nilky ürünleri doğrudan görünür olmaktan çok Aşkar’ın tariflerinde diğer malzemelerle bütünleşik bir şekilde yer alıyordu. Nilky Probiyo ile hazırlanan gochujang bucatini ve kök sebze salatası; tatlıda poşe ayvaya eşlikçi Nilky Probiyo custard ve Nilky’nin bitkisel sütleriyle hazırlanan kahve çeşitleri ile matcha latte menünün öne çıkanları arasındaydı.

Nilky Probiyo ile hazırlanan gochujang bucatini.
Nilky, ürünlerini yalnızca belirli beslenme tercihlerine hitap eden alternatifler olarak değil; şeflerin farklı tekniklerle çalışabileceği yaratıcı malzemeler olarak konumlandırıyor. Bitkisel ürünler nezdinde gastronomi tarafında son dönemde dikkat çeken dönüşüm de biraz burada yatıyor. Bitkisel ürünlerin artık “ikame ürün” değil, tariflerde kendi başına yeni bir tat ve doku alanı açan ana malzemeler olarak değerlendiriliyor.
Nedir? Nilky, bitki bazlı süt ve probiyotik ürünler geliştiren Türkiye merkezli bir gıda markası. Yulaf, badem ve hindistan cevizi bazlı ürünlerinin yanı sıra kahve, matcha ve probiyotik alternatifler üzerine de çalışan Nilky, bitkisel ürünleri yalnızca özel beslenme tercihlerine yönelik bir kategori olarak değil, gündelik tüketim alışkanlıklarının doğal bir parçası olarak konumlandırıyor.
Nilky’nin yaklaşımı da tam olarak bu dönüşüm üzerinden şekilleniyor. Marka kendisini yalnızca bitkisel süt üreten bir yapı olarak değil, günün farklı anlarına eşlik eden bir tüketim dili kurmaya çalışan bir marka olarak konumluyor.

Emre Başar Sözen ile: Bitkisel ürün pazarının dönüşümü
Nilky’nin ürün yaklaşımı da burada şekilleniyor. Marka yalnızca tek bir tüketim alanına odaklanmak yerine, bitkisel ürünleri kahveden gündelik atıştırmalıklara, probiyotik ürünlerden matcha tüketimine kadar günün farklı anlarına yaymaya çalışıyor. Yulaf, badem ve hindistan cevizi bazlı ürünlerin yanında probiyotik alternatifler, matcha ve kahve bazlı ürünlere yönelmeleri de bu yüzden. Marka son dönemde Türkiye’nin ilk bitkisel bazlı hazır kahvesi Wake ve matcha kapsülleri gibi ürünlerle de kategoriyi genişletmeye çalışıyor.
Nilky kurucu ortağı ve CEO’su Emre Başar Sözen’e göre bugün Türkiye’de bitkisel süt ve türevleri pazarı artık yalnızca belirli bir tüketici grubuna hitap eden küçük bir alan değil. Ona göre son birkaç yılda yaşanan dönüşümün en önemli göstergeleri, ürünlerin gündelik hayat içinde daha görünür hale gelmesi:
“Ürün çeşitliliğinin artması, perakende zincirlerinde daha fazla raf alanı ayrılması ve kahve zincirlerinden restoranlara kadar bitkisel alternatiflerin günlük tüketimde daha yaygın hale gelmesi bunu destekliyor.”
Sözen’e göre bu değişimin en görünür olduğu alanlardan biri ise kahve kültürü. Bir dönem yalnızca belirli tüketicilerin talep ettiği yulaf ya da badem sütü seçenekleri bugün birçok kafe için standart hale geldi. Özellikle Avrupa ve ABD’deki üçüncü dalga kahve kültürü, bitkisel sütlerin gündelikleşmesinde önemli rol oynadı. Ürünler artık özellikle tercih edilen bir lezzet profiline dönüştü.

Türkiye’nin ilk bitkisel bazlı hazır kahvesi Wake.
Bugün Londra, Berlin ya da Kopenhag’daki pek çok kafede yulaf sütü ekstra seçenek olmaktan çıkıp menünün ana kalemlerinden biri haline geldi. Çeşitli platformlarda yer alan tüketici yorumlarına bakıldığında da kullanıcıların bitkisel sütleri artık etik bir tercih kadar tat ve kullanım deneyimi üzerinden değerlendirdiği görülüyor. Özellikle kahveyle uyum, köpürme performansı ve damakta bıraktığı tat en çok konuşulan başlıklar arasında. Bu alanın artık marketlerden restoran mutfaklarına kadar çok daha geniş bir dolaşıma sahip olması gerçeği de Nilky’nin yaklaşımını destekleyen önemli göstergelerden biri.
Tüketiciler artık yalnızca “bitkisel” olmasına değil; ürünlerin içerik yapısına, besin değerine ve kullanım deneyimine de daha yakından bakıyor. Bu nedenle bugün markalar için yalnızca “bitkisel” olmak yeterli görülmüyor. Lezzet, içerik kalitesi ve ürünün gündelik kullanımdaki karşılığı çok daha belirleyici hale geliyor. Nilky’nin ürün geliştirme yaklaşımında da bu denge özellikle vurgulanıyor. Emre Bey’e göre burada belirleyici olan yalnızca içerik değil, ürünün gündelik hayat içinde nasıl bir yer kurduğu:
“Bizim için en önemlisi kalite, içerik, lezzet ve erişilebilirliği aynı anda sunabilmek. Çünkü tüketiciler artık yalnızca iyi içeriklere sahip ürünler değil, aynı zamanda günlük hayatlarına keyifle ve kolaylıkla dahil edebilecekleri alternatifler arıyor.”
Nilky’nin bugün farklı tüketim anlarına yayılan ürün çeşitliliği de biraz bu yaklaşım üzerinden şekilleniyor. Nilky, kendisini yalnızca belirli beslenme tercihlerine hitap eden bir kategori içinde konumlandırmak yerine, gündelik tüketim alışkanlıklarının doğal akışına dahil olmaya çalışan bir yapı olarak tarif ediyor. Bu nedenle ürünlerini yalnızca market rafında değil; kahve barlarında, restoran mutfaklarında ve gündelik tariflerin içinde görünür kılıyor.

Türkiye’den çıkan bir oyuncu olarak Nilky
Nilky’nin gastronomiyle kurduğu ilişki de burada önem kazanıyor. Çünkü bugün restoran mutfakları yalnızca trendlerin değil, değişen tüketim alışkanlıklarının da en görünür alanlarından biri haline gelmiş durumda. Nilky Kurucu Ortağı ve CMO’su Caner Peltekçi’ye göre Maksut Aşkar’la buluşmalarındaki gibi çeşitli şef işbirlikleri ürünlerin farklı kullanım alanlarını keşfetmeye yardımcı olan yaratıcı süreçler sağlıyor:
“Gastronomi dünyası, tüketici alışkanlıklarının dönüşümünü en yakından gözlemleyebildiğimiz alanlardan biri. Aynı zamanda ürünlerimizin usta ellerin yaratıcılığıyla farklı yorumlara dönüşmesini görmek de bizim için çok kıymetli. Şeflerin mutfaktaki yaklaşımı, ürünlerimizin farklı kullanım alanlarını keşfetmemize ve yeni fikirler geliştirmemize katkı sağlıyor.”
Peltekçi’nin özellikle vurguladığı noktalardan biri de Nilky’nin kendisini yalnızca bir bitkisel ürün markası olarak değil, Türkiye’den çıkan ve kategorinin gelişiminde rol almak isteyen bir oyuncu olarak görmesi. Yerel üretimin sağladığı hız ve tüketiciye yakınlık hissinin, ürün geliştirme süreçlerinde önemli bir avantaj yarattığını düşünüyorlar. Türkiye’de bitkisel ürün kategorisinin hâlâ gelişim aşamasında olması ise marka açısından aynı zamanda yaratıcı bir alan anlamına geliyor.
Özellikle bugün yaratıcı mutfaklarda bitkisel ürünlerin kullanım biçimi de hızla değişiyor. Birkaç yıl öncesine kadar menülerde çoğunlukla “vegan opsiyon” olarak görülen bu ürünler, artık fermantasyon, sos yapısı, tatlı dengesi ya da umami katmanları kurmak için başlı başına işlevsel malzemeler olarak kullanılıyor.
Todos Los Dias’ta Nilky ile hazırlanan menüde de bunu görmek mümkündü. Nilky ürünleri herhangi bir beslenme biçimi ya da yaşam tarzından ziyade, modern gastronominin malzemelerinden biri olarak ele alınıyordu.
Akran zorbalığına karşı önlemler
Akran zorbalığına karşı önlemler: TBMM raporu sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yapay zeka denetimi, BTK ise 81 ilde saha çalışması başlatacağını duyurdu.
- Ayrıntılar: Bakanlık, dijital platformları denetlemek için''yapay zeka destekli içerik sistemi'' geliştireceklerini açıkladı. BTK ise sosyal medya algoritmalarının olumsuz etkilerine karşı Türkiye genelinde öğrencilerden veri toplayacak kapsamlı bir saha araştırması yürütecek.
Veri merkezlerinin enerji tüketimi
Uluslararası Veri Merkezi Birliği’ne (IDCA) göre ABD ve Birleşik Krallık’ta yapay zeka ve internet altyapısını besleyen veri merkezlerinin elektrik tüketimi, toplam tüketimin yaklaşık %6’sına ulaştı.
- Ayrıntılar: Veri merkezlerinin elektrik kullanımının 2030’a kadar dört katına çıkması beklenen Birleşik Krallık’ta, 2025’in ilk yarısında şebeke bağlantı başvurularında %460 artış görüldü. ABD’de ise veri merkezi tüketiminin yaklaşık %13’ü kullanılmayan “zombi hizmetler”den kaynaklanıyor ve bunun 3 GW’tan fazla enerji israfına yol açtığı belirtiliyor.
Bebek mamalarında toplatma kararı
Danone’ye bağlı Nutricia, Bebelac 1 serisine ait altı üretim partisinin bebeklerde kusma ve ishal gibi sağlık sorunlarına yol açabilen cereulide toksini riski nedeniyle Türkiye’de geri çağrıldığını açıkladı.
- Ayrıntılar: Geri çağırma süreci ilk olarak Ocak ayında şirket inisiyatifiyle başlatıldı, Mayıs'ta Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) kılavuzları doğrultusunda kapsam genişletildi. Şirket, ebeveynlerin ürünlerin parti numaralarını kontrol etmesini ve iade işlemlerini başlatmasını istedi.
'Hantavirüs testleri negatif'
Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakaları nedeniyle tahliyelerin yapıldığı MV Hondius yolcu gemisinden alınan son üç Türk vatandaşının ambulans uçakla Türkiye’ye getirildiği ve izolasyon sürecine alındığını, yapılan laboratuvar testlerinde üç kişide de hantavirüs sonucunun negatif çıktığını bildirdi.
- Ayrıca: Bakanlık, söz konusu kişilerin önerilen karantina süresi boyunca gözlem altında tutulacağını ve şu ana kadar hiçbirinde klinik belirtiye rastlanmadığını açıkladı.
Sumud Filosu Marmaris’ten yola çıktı
Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in deniz ablukasını kırmak amacıyla 54 gemiyle Marmaris’ten hareket etti; filoda 70 ülkeden yaklaşık 500 kişi yer alıyor.
- Ayrıntılar: 2025 ve 2026’da düzenlenen önceki girişimlerde İsrail donanmasının müdahalelerde bulunduğu ve katılımcı aktivistlerini gözaltına aldığı filoda Türkiye’den Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın da bulunduğu açıklandı.
Mutlaka göz atın
- Ateşin etrafında, bir masada | apéro Cumartesi
- Tony biyografisi, sakatat menüsü | apéro gazete
Karadeniz'de sıcaklık 4 dereceye kadar artacak
İTÜ’den Prof. Dr. Barış Önol ve uluslararası bir araştırma ekibinin Karadeniz havzasına yönelik iklim projeksiyonlarını incelediği araştırma 2040 sonrası Karadeniz bölgesinde sıcaklıkların mevsime göre 1,5 ila 4 derece arasında artacağını; sıcak hava dalgalarının yılda 5-10 günden 50-55 güne çıkabileceğini ortaya koydu.
- Ayrıca: Araştırma, Marmara ve Batı Karadeniz’de yaz yağışlarında %50’nin üzerinde düşüş, kış yağışlarında ise artış olacağını ve bunun hem kuraklık hem de sel riskini artıracağını ortaya koyuyor. İstanbul’da ise aşırı yağışların 210 milimetreden 437 milimetreye kadar yükselmesi öngörülüyor.
Lynne Segal ile bakım emeği üzerine

Sosyalist feminist, akademisyen ve aktivist Lynne Segal ile Türkçeye çevrilen son kitabı "Yaslan Bana: Radikal Bakım Politikası" üzerine konuştuk.
Söyleşi: Seda Yılmaz
Neoliberal politikaların hayatlarımızı bütünüyle istila etmesi, refah devletini aşındırması ve her şeyi piyasalaştırması, içinde bulunduğumuz çağı bitip tükenmez krizler çağına çevirdi. Sosyalist feminist, akademisyen ve aktivist Lynne Segal’a göre bu krizlerin merkezinde bakım meselesi var. Bu kavramı bakım emeğinin yanı sıra ihtimam, umursama, gözetme gibi anlamları içerecek şekilde genişletiyor Segal. Ve hepimizin birbirimize ne denli bağlı olduğunu hatırlatarak bize bir yol haritası sunuyor.
Yaslan Bana: Radikal Bakım Politikası’nda dayanışmayla, yoldaşlıkla, mücadeleyle ve kolektif eylemlilikle yaşama şevkle sarılan Segal’in başta annelik deneyimi, yetmişlerin feminist hareketinde verdiği mücadele ve yaşlılıkta karşılaştığı zorluklar olmak üzere kişisel tarihinden pek çok evre yer alıyor. Bununla birlikte sosyal adaletsizlik, iklim krizi, eşitsizlik, bakım ve sağlık hizmetleri krizi gibi konularla ilgili güncel kaygılarımızı da kurcalıyor.
Dayanışma ağları örmek, umuda tutunmak ve neşeli militanlığı yaymak için Segal’den öğrenecek çok şeyimiz var.
Altmışlı yıllarda büyüdünüz ve ikinci dalga feminizmle birlikte politikleştiniz. O dönemde geleceğin daha iyi olacağı konusunda umut doluydu insanlar. Bugün oldukça güçlü bir feminist direniş ve dayanışma hattı var. Fakat tüm dünyada derin bir umutsuzluk ve sıkışmışlık hâkim. Bu zor zamanlarda umudunuzu nasıl diri tutuyorsunuz?
Altmışlarda büyümek cinsel devrimle, yetmişlerin feminist hareketiyle ve yıllarca süren mücadelelerle iç içe olmak demekti. Epey şanslı bir kuşağın parçası olduğum doğru gerçekten. Bana kalırsa bilhassa en çok dert edindiğimiz meseleler açısından şartlar hiç bugünkü kadar çetin olmamıştı. Mesela İsrail’in Filistin’e uyguladığı şiddetin ve artan militarizmin bu denli baskın hâle gelmesi benim dert ettiğim meselelerin başında geliyor. Uğruna mücadele ettiğimiz her şey neredeyse tersine dönmüş gibi.
'New Orleans hemen taşınmalı'

Yeni bir araştırma, deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu nedeniyle New Orleans’ın birkaç on yıl içinde sularla çevrileceğini belirterek, nüfusun kademeli olarak taşınmasına hemen başlanması gerektiğine dikkat çekti.
- Ayrıntılar: 360 bin nüfuslu şehir, kasırgaların şiddetlenmesi, kara çökmesi ve petrol-doğalgaz faaliyetlerinin etkileriyle “dünyanın en kırılgan kıyı bölgelerinden biri” olarak tanımlandı. Çalışmaya göre güney Louisiana’da deniz seviyesi 3-7 metre yükselebilir, kıyı şeridi yaklaşık 100 kilometre içeri çekilebilir ve mevcut sulak alanların dörtte üçü kaybolabilir.
- Ayrıca: Uzmanlar, setler ve su pompalarına yapılan milyarlarca dolarlık yatırımların uzun vadede yeterli olmayacağını, planlı göçün kaçınılmaz hâle geldiğini vurguladı.
Pussy Riot, Venedik Bienali’ni bastı

Pussy Riot, Venedik Bienali kapsamında Rusya Pavyonu’nu işgal ederek Ukrayna bayrakları, pembe duman ve sloganlarla Rusya’nın etkinliğe dönüşünü protesto etti.
- Ayrıntılar: Yaklaşık 15 kişilik grup kendilerine destek veren göstericilerle Giardini della Biennale'de (bienal parkı) toplanarak “Disobey!” ve “Russia kills, Biennale exhibits” gibi sloganlar attı; Rusya’nın katılımının “propaganda” olduğu vurgulandı. Pussy Riot kurucusu Nadya Tolokonnikova, pavyonun kapatılmasını ve “baskı altındaki halkların sanatına” açılmasını talep etti.
Fransa’dan öğrencilere 1 avroya yemek uygulaması
Fransa’da üniversite yemekhanelerinde sunulan üç çeşit yemekten oluşan menünün fiyatı, gelir durumuna bakılmaksızın tüm öğrenciler için 3,30 avrodan 1 avroya düşürüldü.
- Ayrıntılar: Daha önce yalnızca düşük gelirli veya burs alan öğrencilerin yararlanabildiği uygulama, artan yaşam maliyetleri karşısında öğrencilerin maddi yükünü hafifletme amacıyla genişletildi. Bir öğrenci birliğinin Ocak ayındaki araştırmasına göre öğrencilerin %48’i maddi nedenlerle öğün atlıyor, %23’ü ise bunu ayda birkaç kez yaşıyor.
Esra Işık'a tahliye kararı
Muğla'nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı yapılan eylemler sebebiyle 31 Mart'tan bu yana tutuklu bulunan Esra Işık hakkında yurt dışına çıkma yasağı barındıran adli kontrol tedbiriyle tahliye kararı verildi.
Brezilya ormanlarından sevindirici haber

Yeni yayımlanan bir rapora göre Brezilya’nın en büyük tehdit altındaki biyomu olan Atlantik Ormanı’nda ormansızlaşma 2025 yılında bir önceki yıla göre %40 azalarak 8.658 hektara geriledi ve kayıtların tutulmaya başladığı 1985’ten bu yana en düşük seviyeye indi.
- Ayrıntılar: Brezilya nüfusunun yaklaşık %80’ine ev sahipliği yapan Atlantik Ormanı, Rio de Janeiro ve São Paulo gibi büyük kentleri de kapsıyor. Bölgede ormansızlaşma ilk kez 10 bin hektarın altına düşmüş olsa da ekoloji örgütleri çevre yasalarını zayıflatan yeni düzenlemeler ile aşırı sağın yeniden iktidara gelme ihtimali nedeniyle son yıllardaki düşüş eğiliminin tersine dönebileceği uyarısında bulunuyor.
Dünya Kupası için aşırı sıcaklık uyarısı
World Weather Attribution (WWA) grubundan 15 araştırmacının analizine göre, Kanada, Meksika ve ABD’nin ev sahipliği yapacağı 2026 FIFA Dünya Kupası sırasında çok sayıda maç, futbolcular için güvenli kabul edilen sıcaklık sınırlarının üzerinde oynanacak.
- Ayrıntılar: Araştırma, turnuvadaki yaklaşık her dört maçtan birinin, Uluslararası Profesyonel Futbolcular Federasyonu’nun (FIFPRO) riskli kabul ettiği 26 derecenin üzerindeki Islak Termometre Küre Sıcaklığı (WBGT) koşullarında oynanabileceğine; birçok karşılaşmanın gün ortası ve öğleden sonra saatlerine konulmasının da sıcaklık riskini artırdığına dikkat çekiyor.
- Ayrıca: Çalışmada, 16 Dünya Kupası stadından yalnızca üçünde klima sistemi bulunduğu ve yüksek sıcaklık riski taşıyan maçların üçte birinden fazlasının üstü açık stadyumlarda oynanacağı ifade edildi. Miami, Houston, Dallas ve Monterrey, iklim açısından en kırılgan ev sahibi kentler arasında gösterildi.
New York'ta 'Milyardersiz Balo'

Jeff Bezos ve Lauren Sánchez Bezos’un sponsorluğunda düzenlenen Met Gala öncesinde New York’ta Amazon, Whole Foods, Starbucks ve Uber gibi şirketlerin mevcut ve eski çalışanları “Ball Without Billionaires” başlıklı alternatif bir "moda" etkinliği düzenlendi.
- Ayrıntılar: “Moda sanattır” temasına karşılık SEIU ve Amazon Labor Union gibi sendikaların öncülüğünde "Emek sanattır" sloganıyla düzenlenen etkinlikte servet ve güç odaklı temsiller protesto edildi; işçi hakları ve şirket politikalarına dikkat çekildi.
2026 için 'aşırı yangın yılı' uyarısı
World Weather Attribution (WWA) verilerine göre 2026’nın ilk dört ayında dünya genelinde önceki küresel rekorun yaklaşık %20 üzerine çıkarak 150 milyon hektardan fazla alan yandı; bilim insanları, iklim krizi ve yaklaşan El Niño etkisinin yılın geri kalanında daha büyük yangın riskleri yaratabileceğini açıkladı.
- Ayrıntılar: WWA araştırmacıları, özellikle Afrika ve Asya’daki yangınların rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Imperial College London’dan Theodore Keeping, Kuzey Yarımküre’de beklenen yangın sezonunun henüz başlamadığını ancak mevcut verilerin “oldukça şiddetli bir yılın kapıda olduğunu” gösterdiğini söyledi.
Kazdağları’nda 'Doğaya Sanat'
10-17 Ağustos'ta Kazdağları’nda düzenlenecek Doğaya Sanat Programı, doğa, çevre ve kültürle ilişkili sanat pratiklerine odaklanan sanatçılarının başvurularını 8 Mayıs-7 Haziran'da kabul ediyor.
- Ayrıntılar: Doğayı bir nesne olarak değil birlikte var olunan bir alan olarak ele alan araştırma temelli üretimleri destekleyen, 11 sanatçıdan oluşacak programın 5 katılımcısı açık çağrı ve jüri değerlendirmesiyle seçilecek. Seçici kurulunda Derya Yücel, Fulya Çetin, Öner Kocabeyoğlu, Sibel Horada ve Tayfun Erdoğmuş yer alan programa katılma hakkı kazananlar 6 Temmuz’da açıklanacak.
İçecek ambalajlarında depozito sistemi başlıyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi 1 Temmuz’da ülke genelinde devreye giriyor.
- Ayrıntılar: Tüketiciler üzerinde DOA logosu bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını iade ederek depozito bedellerini mobil uygulama üzerinden banka hesabına aktarabilecek, ATM’den çekebilecek veya alışverişte kullanabilecek.
- Ayrıca: Market, kafe, restoran ve büfeler iade noktası olarak sisteme dahil olacak; büyük marketlerde depozito iade makineleri kurulması zorunlu olacak.
İnsan kalbi kalp krizi sonrası hücreleri yenileyebiliyor
Sydney Üniversitesi, Baird Enstitüsü ve Royal Prince Alfred Hastanesi'nde görev alan bilim insanları, insan kalbinin kalp krizi sonrasında kas hücrelerini yenileyebildiğini ve yeni kas hücreleri üretebildiğini tespit etti.
- Neden önemli? Kalp krizi, kalp kası hücrelerinin üçte birini yok edebildiği için şimdiye dek kalbin hasar gören bölgelerinin onarılamaz olduğu ve organlara kan pompalama yeteneğinin azaldığı düşünülüyordu. Kalbin kendini doğal yollarla onarma süreci, daha önce yalnızca farelerde gözlemlenmişti.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Akbelen protestoları sırasında 31 Mart’ta tutuklanıp 11 Mayıs’ta tahliye edilen Esra Işık, cezaevi sürecini, Danıştay kararını ve tahliye sonrası yaşadıklarını Aposto’ya anlattı. Işık, "Ben cezaevine bir suç işlediğim için değil, bir suça boyun eğmediğim için gönderildim" dedi.

YouTube kökenli Curry Barker’ın imzasını taşıyan, yılın şimdilik en iyi korku filmi "Obsession", gizemli bir dilek çubuğunu kırarak platonik aşkının dünya üzerinde en çok sevdiği şey olmayı dileyen genç bir adamın hayatının nasıl kabusa dönüştüğünü ele alıyor.

Google’ın 12 Mayıs’ta düzenlediği “The Android Show: I/O Edition” etkinliğinde duyurulan Ekran Reaksiyonları (Screen Reactions) özelliği ilk bakışta içerik üreticilerinin iş yükünü azaltan bir teknik güncelleme gibi gelebilir. Öte yandan belki de sisteme daha fazla sürtünme, yani kolaylıktan ziyade zorluk eklemek gerekiyordur. Aksi takdirde insanın eyleme yetisinin yerine tamamen reaksiyon geçebilir.

Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı'nın ilk romanı "Öyle Uzak ki Evim"de olaylar, düşsel bir adada geçiyor. Aşkın, pişmanlıkların, geçmişin sırlarının kayıplara ve yeni kayıplara eklendiği tekinsiz bir deniz esaretinde bir roman üzerine Balkanlı'yla sohbet ettik.





