Spektrum

Gerilimli bekleyiş

MHP ve DEM Parti kulislerinde uzun süredir ortak bir konu başlığı konuşuluyor: Henüz çıkartılmayan yasalar… İki ayrı kutupta yer alan partilerin kulislerinde bu ortak başlığın konuşulmasının nedeni ise Mart ayının yine kulislerdeki yorumlara göre “boş” geçirilmesi. Peki bu gecikmenin olası nedenleri neler olabilir?

Yazı: Gökçer Tahincioğlu

MHP ve DEM Parti kulislerinde uzun süredir ortak bir konu başlığı konuşuluyor: Henüz çıkartılmayan yasalar… İki ayrı kutupta yer alan partilerin kulislerinde bu ortak başlığın konuşulmasının nedeni ise Mart ayının yine kulislerdeki yorumlara göre “boş” geçirilmesi.

18 Şubat 2026’da TBMM’de kurulan komisyonun ortak raporunun açıklanmasının ardından genel beklenti, en az iki konuda hemen harekete geçilmesiydi. Zira komisyon raporunda yer alan somut önerilerden en az ikisi için hazırlıkların yapıldığı, taslakların zaten neredeyse hazır olduğu söyleniyordu.

  • Bunlardan biri, cezaevlerindeki hasta ve yaşlı hükümlüler başta olmak üzere hükümlülerin serbest bırakılması ya da cezalarının kademeli olarak indirilmesiydi. Diğeri ve çok önemsenen diğer başlık ise silah bırakan örgüt üyelerinin dönüşlerine kapı aralanmasıydı.

TBMM’ye bu konularda taslak metinlerin hızla gelebileceği kulislerde konuşuluyordu. Ancak böyle olmadı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, düzenlemelerin de konsensusla çıkması gerektiğini belirterek, izlenecek yöntemi belirlemek için parti gruplarıyla görüşmeler yapılacağını söyledi.

Kurtulmuş’un açıklamaları

Kurtulmuş, geçen ay yaptığı açıklamada da sürecin önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Siyonizm çok açık bir şekilde son kozlarını oynamaya başladı. Büyük İsrail projesinde esas yutulması gereken ana gücü Türkiye'dir. Bunu görüyorsak, biliyorsak iç kalemizi tahkim edeceğiz. Herkes diyor ya bu süreç nereden çıktı diye.

Bölgede yaşadığımız hiçbir şeyin tesadüf olmadığını biliyoruz. Özellikle Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte başlayan süreçte fiilen bölgenin etnik ve mezhebi anlamda bölünmesi süreci uygulamaya konuldu. Birçok ülkede bu uygulamanın sonuçları çok kötü bir şekilde ortaya çıktı. Şimdi bizim bunu geri çevirmemiz lazım.

Burada Türkiye’ye dönük baktığınız zaman bizim en ağır bedel ödediğimiz mesele, terör meselesidir. Bunun için ne yapmak gerekiyorsa hızlı bir şekilde yapmak lazım. Kaldı ki emperyalizmin bakışının dışında, zaman zaman emperyalizmi koltuğunun altına almış, zaman zaman emperyalizmin koltuğunun altına girmiş olan siyonizmde çok açık bir şekilde son kozlarını oynamaya başladı. Bunu görmeden bu bölgede siyaset yapmak saflıktır. Artık son vuruşunu yapmayı epey bir süredir gündeme getirdi. Lübnan’daki iç savaş buydu, Suriye’deki iç savaş buydu.”

Kurtulmuş, “umut hakkı” konusunda da şunları söyledi:

“Hukuk sistemimizde ‘umut hakkı’ diye bir şey yok. Raporda da ‘umut hakkı’ ile ilgili bir başlık söz konusu değil. İnfazla ilgili birtakım düzenlemeler yapılabilir. Kişisel kanaatlerim var, neler yapılabileceğine ilişkin görüşlerimi söylemek istemiyorum. Çünkü aslolan parti gruplarının devreye girmesi ve müşterek bir çabayı ortaya koymalarıdır.”

Kurtulmuş, "Umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu hiç?" sorusunu ise şöyle cevapladı:

"Bu iş 2009'a, 2013'e ya da önceki çalışmalara benzemez. Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun, başarısız olduğumuz zaman 4 Ağustos 2025'tekinden (Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğu tarih) daha daha vahim bir duruma dönüşebilir şartlar."

Kurtulmuş, bu açıklamalardan kısa süre sonra parti gruplarını ziyaret etti ve ardından DEM Parti’nin İmralı heyeti üyelerini kabul etti.

Bahçeli’den 'oyalanmaya gerek yok' mesajı

Ancak şu ana kadar yasal düzenlemeler konusunda harekete geçilmedi. Sürecin öncüsü konumundaki MHP lideri Devlet Bahçeli de son grup toplantısında, “Terörsüz Türkiye doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihî dönemde bir dönüm noktasıdır. Bugün gelinen noktada yasal düzenlemelerin TBMM'ye yasa tasarısı olarak taşınacak onuruna erişmesi memnuniyet vericidir. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal, hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Oyalanmaya gerek yoktur. Barış, teslimiyet değildir. Barış, taviz değildir" ifadelerini kullandı.

YAZININ DEVAMI


Gökçer TahincioğluNuman KurtulmuşSiyonizm
Spektrum

Hürmüz'de düğümlenen savaş

Tahran tek bir cephede kesin zafer kazanmadan da savaşı kendi lehine çevirebileceğini son bir ayda gösterirken, Trump’ın önündeki her seçenek ABD’ye daha ağır bir stratejik, ekonomik ve siyasi maliyet çıkarıyor. Hürmüz’de çözülemeyen düğüm, ABD’nin muazzam ama giderek çağa ayak uyduramayan askerî gücünün artık otomatik bir siyasi sonuca dönüşmediğine işaret ediyor.

Yazı: Behlül Özkan

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ardından neredeyse 40 gün geçti. Gelinen noktada taraflar ve etkilenenler için savaş tek bir noktada düğümlendi: İran Hürmüz Boğazı'nı ne zaman açacak?

Tahran’ın Hürmüz’ü Nisan ortasına kadar kapalı tutması hâlinde tüm dünya ekonomisinin, finansal piyasalardan tedarik zincilerine çökmeye başlayacağını önceki yazılarda vurgulamıştık. Gelinen noktada, durumun vehametini anlamak için Trump’ın 5 Nisan’da paylaştığı sosyal medya mesajını hatırlamak yeterli olacaktır.

Savaşın başlarında zafer naraları atan Trump, bugün sinkaflı mesajlar paylaşacak kadar sıkışmış, gerçekleştiremediği tehditler savuracak kadar çaresiz. Savaşı başlatırken küresel düzene karşı tehlike, İsrail için varoluşsal tehdit olarak tanımlanan İran rejiminin mutlaka yıkılmasına yönelik hedefin yerinde artık yeller esiyor. Finansal piyasalar son bir ayda çok daha sert ve radikalleşmiş Tahran’daki iktidarın müzakerelere oturma ihtimalini bile olumlu bir gelişme olarak kodluyor.

Kuşkusuz dış politikada kumar oynamayı seven Trump için, Hürmüz’ün kapalı kalmaya devam ettiği her gün, dünden daha kötü. Boğaz açılmadıkça Tahran’ın eli biraz daha güçleniyor. Rafineriler kısıtlı petrolü alabilmek için birbirleriyle kıyasıya yarışıyor. Jet yakıtı ve dizel tedarikinde yaşanan sorunlar, yakında tüm ulaşımın felce uğrayabileceğine işaret ediyor. Dahası savaşın ilk haftalarında İran’ın füzelerinin kısa bir sürede biteceğine yönelik öngörülerin de gerçeklikten uzak olduğu ortaya çıktı.

  • 27 Mart'ta Reuters, Amerikan kaynaklarına dayanarak İran’ın füze stokunun ancak üçte birinin imha edilebildiğini duyurdu. Öyle ki ABD, İran füzelerinden koruyabilmek için uçak gemilerini Basra Körfezi'nden 750-1000 kilometre uzağa çekmek zorunda kaldı.

Stratejik boğazların güçlü donanmalar sayesinde kontrol altına alınabileceğini ve Amerikan hegemonyasının da bu deniz hâkimiyeti üzerine kurulduğunu savunan Mahan Doktrini, İran’ın Hürmüz’ü drone ve füzelerle kapalı tutması karşısında ciddi biçimde sarsılıyor. Mahan, bu doktrini 19. yüzyılın sonlarında, sanayileşen ve dünya ticaretine açılan ABD’nin büyük güç olabilmesi için deniz yollarını ve stratejik boğazları kontrol eden üstün bir donanmaya sahip olması gerektiğini savunarak formüle etmişti. Ancak bugün Hürmüz’de ortaya çıkan tablo, bu klasik deniz hâkimiyeti varsayımının füze ve drone çağında artık eskisi kadar geçerli olmadığını gösteriyor.

Artık İran’a ücret ödeyen veya Çin’in kontrolünde olan gemiler Hürmüz’den geçebiliyor. Dolayısıyla sadece Amerikan piyasaları değil, uluslararası düzenin aktörleri de ABD’nin zayıfladığının farkında. Savaş başladığında %3,9 civarında seyreden 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizleri bugün %4,4’e dayandı. Yükselen sadece Washington’ın borçlanma maliyeti değil; şirket kredilerinden borsa çarpanlarına kadar bütün piyasa, ucuz para döneminin kapandığını ve enflasyon baskısının yeniden güç kazandığının farkında.

YAZININ DEVAMI


petrolTahranBehlül Özkan
Spektrum

ABD-İran arasında iki haftalık ateşkes

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. Pakistan’ın arabuluculuğunda varılan anlaşma, Trump'ın ilan ettiği 48 saatlik sürenin dolmasına 1,5 saat kala imzalandı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Trump'ın ardından İran'a yönelik saldırıların durdurulması hâlinde "iki hafta boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin mümkün olacağını" söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile yaptığı görüşmelerin ardından, ilan ettiği 48 saatlik sürenin dolmasına 1,5 saat kala İran'a yönelik askerî operasyon planlarını iki hafta süreyle askıya almayı kabul ettiğini açıkladı:

"Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistanlı Asım Münir ile yapılan görüşmelere dayanarak ve onların bu gece İran’a gönderilmesi planlanan yıkıcı gücü durdurmamı talep etmeleri üzerine, ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nın tam, derhal ve güvenli şekilde açılmasını kabul etmesi şartıyla, İran’a yönelik bombardıman ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum.

Bu, iki taraflı bir ateşkes olacaktır! Bunun nedeni, tüm askerî hedeflere zaten ulaşmış ve hatta aşmış olmamız, İran ile uzun vadeli barış ile Ortadoğu’da barışa yönelik kesin bir anlaşma konusunda oldukça ilerlemiş olmamızdır.

İran’dan 10 maddelik bir öneri aldık ve bunun müzakere edilebilir bir temel olduğuna inanıyoruz. Geçmişteki anlaşmazlık konularının neredeyse tamamı Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında uzlaşmaya varılmıştır, ancak iki haftalık süre anlaşmanın tamamlanması ve sonuçlandırılması için gerekli olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak ve aynı zamanda Ortadoğu ülkelerini temsilen, bu uzun vadeli sorunun çözüme bu kadar yaklaşmış olması benim için bir onurdur. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Trump'ın ardından İran'a yönelik saldırıların durdurulması hâlinde ülkesinin ateşkesi kabul edeceğini açıkladı ve "iki haftalık bir süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin mümkün olacağını" söyledi.

  • Arakçi, bu süreçte Hürmüz'den güvenli geçişlerin İran ordusuyla koordine şekilde sağlanacağını açıkladı.
"İran İslam Cumhuriyeti adına, bölgedeki savaşı sona erdirmek için yorulmak bilmeden çaba gösteren sevgili kardeşlerim, Pakistan Başbakanı Sayın Şerif ve Mareşal Münir’e şükran ve takdirlerimi sunarım. Başbakan Şerif’in tweet'inde dile getirdiği kardeşçe talebe yanıt olarak ve ABD'nin 15 maddelik önerisine dayalı müzakereler talebini ve ABD Başkanı'nın İran'ın 10 maddelik önerisinin genel çerçevesini müzakerelerin temeli olarak kabul ettiğini duyurmasını dikkate alarak, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi adına şunu beyan ederim:

İran'a yönelik saldırılar durdurulursa Güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını sonlandıracaktır. İki haftalık bir süre boyunca, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş sağlanacaktır."

Çin'in etkisi ve Lübnan'ın durumu

ABD basınının adı açıklanmayan İranlı yetkililere dayandırdığı bir haberde, İran'ın dinî lideri Mücteba Hamaney’in ABD ile varılan 2 haftalık ateşkesi onayladığı bildirildi.

Haberde, ateşkesin kabul edilmesinde Pakistan'ın yoğun diplomatik çabaları, kritik altyapıya verilen hasarın yol açtığı ekonomik yıkım ile Çin'in son anlarda devreye girerek İran'dan esneklik göstermesini ve gerilimi düşürmesini istemesinin etkili olduğu ifade edildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise tarafların derhal ateşkes konusunda uzlaştığını bildirdiği sosyal medya paylaşımında ateşkesin yalnızca belirli bölgelerde değil, Lübnan dahil "her yerde" geçerli olacağını söyledi.

  • Taraflara teşekkürlerini ileten Şerif "Tüm anlaşmazlıkların nihai olarak çözülmesi için müzakereleri sürdürmek üzere heyetlerini 10 Nisan Cuma günü İslamabad'a davet ediyorum" dedi.
  • Öte yandan: İsrail basınına göre İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD'nin İran'a yönelik saldırıları iki hafta süreyle askıya alma kararını desteklediğini belirten açıklamasının ardından ateşkesin Lübnan'daki Hizbullah güçlerine karşı yürütülen çatışmaları kapsamadığını belirtti.


YAZININ DEVAMI


İranDonaldHürmüz Boğazı
Spektrum

Ateşkese rağmen ateş altında

İran-ABD ateşkesinin Lübnan’ı kapsamadığını söyleyen İsrail, Beyrut’a yönelik saldırılarına devam ediyor. Çarşamba günü İsrail, Lübnan’a 10 dakika içinde eşzamanlı 100’den fazla hava saldırısı düzenledi. Lübnan hükümeti, saldırıların savaşın başından bu yana yaşanan en şiddetli saldırılar olduğunu açıkladı. Aposto’ya konuşan Beyrutlular, savaşın hayatlarını nasıl değiştirdiğini anlattı.

Yazı: Melisa Gülbaş

Çarşamba gününün ilk saatlerinde İran ile ABD arasında ateşkes ilan edildiğinde akla gelen ilk sorulardan biri, Lübnan'ın ateşkes kapsamına alınıp alınmayacağı olmuştu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in tarafların derhal ateşkes konusunda uzlaştığını bildirdiği sosyal medya paylaşımında ateşkesin yalnızca belirli bölgelerde değil, Lübnan dahil "her yerde" geçerli olacağını söylemesinin soru işaretlerini giderdiği düşünüldü.

Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Şerif ile çelişen açıklaması kısa sürede gerilimi yeniden yükseltti. Zira Netanyahu, ABD'nin İran'a yönelik saldırıları iki hafta süreyle askıya alma kararını desteklediğini belirtirken bir yandan da ateşkesin Lübnan'daki Hizbullah güçlerine karşı yürütülen çatışmaları kapsamadığını söyledi.

Açıklamanın ardından İsrail, Lübnan'a karşı savaşın başlangıcından bu yana düzenlenmiş en şiddetli hava saldırılarından birini başlattı. 10 dakikalık bir süre içinde 100'den fazla hedefin vurulduğu açıklandı.

  • Önceden uyarı yapılmadan başlatılan saldırılarda başkent Beyrut'un güney mahalleleri, Lübnan'ın güneyi ve doğudaki Beka Vadisi'ndeki yerleşim bölgeleri, okullar, hastaneler ve bir cenaze töreni vuruldu.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde düzenlenen saldırılarda en az 254 kişinin öldürüldüğünü, 1.165 kişinin de yaralandığı açıkladı.

Ayrıca: Bağımsız izleme kuruluşu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) rakamlarına göre, 28 Şubat'tan bu yana İsrail güçleri Lübnan'a 1.840'tan fazla saldırı düzenledi. İsrail'in Lübnan genelinde yürüttüğü hava ve kara harekatında 130'u çocuk, 100'ü kadın olmak üzere 1.500'den fazla kişi öldürüldü ve 4.639'dan fazla kişi yaralandı.

Hürmüz Boğazı'ndaki geçişler yeniden durduruldu

İran ise Lübnan'a yönelik saldırılar nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki tanker geçişlerini yeniden durdurdu. Tanker geçişlerine izin verilmesi, İran ile ABD arasındaki ateşkesin en önemli şartlarından biriydi.

  • Ayrıca Devrim Muhafızları da "Lübnan'a saldırılar derhal durdurulmazsa, pişmanlık uyandıracak bir karşılık vereceğiz" açıklamasında bulundu.

Öte yandan: İngiltere'yle birlikte Fransa, İtalya, Almanya, Kanada, Danimarka, Hollanda, İspanya, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi liderleri ortak bir bildiri yayımlayarak İran'da "hızlı ve kalıcı bir barış" sağlanması ve "Lübnan dahil tüm tarafların" iki haftalık ateşkesi uygulaması çağrısında bulundu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "Lübnan'ın tüm dostlarına ellerindeki tüm araçlarla İsrail'in ülkesindeki saldırılarını durdurmaya çalışmaları" çağrısında bulundu.

Lübnan, dünyanın en ciddi yerinden edilme krizlerinden birini yaşıyor

Lübnan’da her beş kişiden biri, yani ülkenin 5,9 milyonluk nüfusunun %20’si, geçen ay İsrail’in saldırıları nedeniyle yerinden edildi. Lübnan'daki kriz, böylece son yılların en büyük 10 yerinden edilme krizi arasında sayılmaya başlandı.


YAZININ DEVAMI


BeyrutİranLübnan
Spektrum

Körfez yanarken

Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım olanaklarını ülkesine çekmeyi amaçlıyor; savaşta Batılı devletlerin yanındaki safını da açıkça belli ediyor. Öte yandan Suriye’deki rejim sorunu ciddi bir ideolojik, siyasi ve jeopolitik mesele olarak kısa sürede gündemden düşecek gibi görünmüyor.

Yazı: Faik Bulut

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının neden olduğu kızılca kıyametin ortasında “Suriye ne halde? Rojavalı Kürtler ne yapıyor?” sorularının geri planda kaldığı görülüyor. Biz de bu hengâme içinde Suriye merkezine odaklanarak siyasi, ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri mercek altına almak istedik.

Güler Yıldız imzasıyla 1 Şubat 2026’da Nûmedya gazetesinde yayımlanan “Suriye’ye Ekonomik Fetih Uyarısı: Yeni Suriye’nizi Nasıl Alırdınız?” başlıklı değerlendirmenin özetini vermekle başlıyoruz:

“Suriye bugün, klasik sömürgecilikten farklı ama sonuçları benzer bir sürece girmiş durumda. ‘Yatırımla yeniden inşa’ modeli; fosil enerji projeleri, liman genişletmeleri ve kontrolsüz betonlaşmayla savaşın ardından yeni bir ekolojik yıkım dalgasını beraberinde getiriyor. Ülkenin kaderi Şam değil; Riyad, Ankara, Paris ve Washington’daki şirketlerce yazılıyor.

2025 yılı itibarıyla ABD ve AB’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kademeli olarak kaldırması, sürecin kırılma noktası oldu. Bankacılık, enerji, ulaştırma ve altyapı alanlarında yıllardır kapalı olan kapılar, bu kez çokuluslu şirketler için ardına kadar açıldı.

  • 4 milyar dolar-Katar’ın UCC Holding ile Yeni Havalimanı projesi.
  • 2 milyar dolar-BAE’nin altyapı/metro projeleri.
  • Suudi Arabistan’ın imzaladığı enerji, altyapı ve iletişim alanlarında, toplam tutarı yaklaşık 6-6,5 milyar dolar olan 44’ten fazla anlaşma.
  • Türkiye ve ABD ortaklığında yürütülen 7 milyar dolarlık enerji projesinin merkezinde yer alan Katar’ın doğalgaz santralleri ve güneş enerjisi çiftlikleriyle Suriye’nin enerji sistemi yeniden tasarlaması.
  • BAE merkezli DP World’ün, Tartus Limanında 800 milyon dolarlık işletme ve modernizasyon anlaşmasıyla Akdeniz ticaretinin kilit noktalarından birini kontrol altına alması.
  • En büyük ithalat kalemi zeytin ve zeytinyağı ile bağlı ürünler olmaya devam eden Türkiye’nin 2025 yılında Suriye ile ihracatının 3 milyar dolara yaklaşması.
  • Kalyon, Cengiz ve TAV’ın yer aldığı konsorsiyumun, Şam Uluslararası Havalimanı’nın yenilenmesi için 4 milyar dolarlık anlaşmaya imza atması.

Ancak on yıldır süregelen savaşın doğaya verdiği zararın giderilmesi içinse herhangi bir proje sunulmuş değil. Kara alanında olduğu gibi deniz ekosistemi de yıkıcı bir tehditle karşı karşıya.

Ayrıca bu kararlar, insan hakları, siyasi uzlaşı ya da toplumsal barış şartlarına da bağlanmadı. Aksine, iktidara meşruiyet karşılığında yatırım esas alındı; yeni Suriye yönetimi uluslararası tanınırlık kazanırken sermaye sınırsız bir hareket alanı elde etti.”

Nevşin Mengü’nün Şam izlenimleri

Gazeteci Nevşin Mengü’nün 1 ve 5 Nisan 2026 tarihleri arasında yazılı (Nefes gazetesi) ve görsel yayınlarda aktardığı Suriye’nin başkenti Şam’daki izlenimleri de yukarıdaki tespitleri doğrular nitelikte:

“Suriye Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Hind Kabawat’ın (Geçici hükümetteki tek kadın ve Hıristiyan inançlı bakan) önce Münih Güvenlik Zirvesi'nden, sonra da Cenevre’deki başka bir toplantıdan dönmesini bekledim. Ben Şam’dayken Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara da Almanya’daydı. Suriye yönetimi kendisini dünyaya anlatmaya, dostlar edinmeye ve en önemlisi (mali-ekonomik) kaynak bulmaya çalışıyor.

İş insanı mimar Mervan Şahrur, güzel bir benzetme yaptı: ‘Şu anda Suriye, Kristof Kolomb’un Yeni Kıta’ya ayak bastığı yerde. Sıfırdan yeniden kurulacak ve hep beraber biz kuracağız!’ Şahrur, ‘Yeni Suriye vizyonunu çizerken ‘Türkiye’deki gibi olsun, referansını çok duyuyorum; Hürmüz Boğazı kapandığı için Suudi Arabistan, Körfez, Suriye, Türkiye hattının ana lojistik hattı olacağını öngörüyoruz, o nedenle bir ayağı Körfez’de bir ayağı da Türkiye’de olan bir lojistik firması üzerine çalışıyoruz’ diyor.”

Demek ki sermayenin gözüyle Suriye böyle görünüyor; önemli olan yatırımların güvenliği ve sermayenin rahatça kazanmasıdır. Mengü’nün söyleştiği kadın ressam da bir yanıyla sanatçı, diğer yanıyla ürününü pazarlamayı esas alan bir anlayışa sahip olduğundan Esad dönemindeki haraç alma ve mala el koyma düzenine kıyasla Şara rejiminin "daha hoşgörülü ve liberal" olduğunu söylüyor. Unuttukları bir şey var: Şimdiki zamanlar bir geçiş dönemi. Rejim, iktidarını tahkim ettikten sonra tabiatı icabı daha yasakçı ve baskıcı olabilir.

Şu andaki politikaların liberal olmasının ana nedeni, biraz da Batılı ülkelerin Suriye’ye yönelik yardımları “azınlıkların haklarını verme ve herkese eşit muamele etme” şartına bağlamasıdır.


YAZININ DEVAMI


zeytinyağıSuriyeİran
Spektrum

Çoğul solun babası Lionel Jospin'in ardından

Jospin’in siyasetten çekilmesi zamanla onu solun simgelerinden birine dönüştürdü. Sağda ve solda, hatta genel kamuoyunda, adı her şeyden önce ağır bir yenilginin, hele de aşırı sağ karşısında alınan böylesine bir yenilginin ardından siyasetten çekilmeyi bilen olgun ve tutarlı bir siyasetçi tarzıyla hatırlandı.

Yazı: Merve Özdemirkıran Embel

Modern siyasette nadir görülen bir davranış olan siyaseti bırakma eyleminin Avrupa’daki sembol isimlerinden Lionel Jospin, geçen hafta, 23 Mart Pazartesi günü, 88 yaşında hayatını kaybetti.

Tarihe geçecek 2002 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti’nin adayı olarak yarışa giren Jospin, yaklaşık bir puanlık farkla ikinciliği Front National’in lideri aşırı sağcı Jean-Marie Le Pen’e kaptırarak ikinci tura kalamadı. Bu başarısızlığın tüm sorumluluğunu üstlenerek siyasetten çekildi.

  • 2002’de siyasetten çekilmiş ve son yirmi yılda siyasetin aktif bir aktörü olmamış olsa da Fransa soluna bıraktığı miras göz önüne alındığında vefatıyla bile Fransa siyasetinde güncel tartışma konularını canlandıran bir siyasi figür olarak anımsanacak.

2024 yılında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un meclisi feshetmesi üzerine ülkenin erken seçime gitmesiyle solun elde ettiği sonuçlar ve Mart 2026’daki belediye seçimleri sırasında solun içindeki tartışmalar, Lionel Jospin’in solu biraraya getirme çabalarını ve solun içindeki ayrışmaların tıpkı 2002 seçimleri sırasında olduğu gibi anayasal demokrasiyi tehdit edecek sonuçların ortaya çıkmasına kadar türlü sorunları tetikleyebileceği gerçeğini gündemde tutmaya devam ediyor.

Eski başbakanın ölümü tam da bu önemli meselelerin üzerine tekrar ışık tuttu. Başka bir ifadeyle, hayata veda ederken bile Jospin Fransa, solun çarpıcı parçalanmışlığına ve birarada hareket edilmesinin mutlak gerekliliğine son kez dikkat çekmiş oldu. Nitekim, bugün solun en dikkat çekici liderlerinden olan Jean-Luc Mélenchon, Les Invalides’de düzenlenen anma töreninin davetli listesinde başlangıçta yer almadı. Tepkiler üzerine Élysée tarafından son dakikada davet edilse de Mélenchon davetin çok geç ulaştığını belirterek törene katılmadı. Ardından yayımladığı metinde Boyun Eğmeyen Fransa’nın lideri, Jospin’e hitaben “Sevgili Lionel, davet edilmediğimi öğrenince üzüldüm; senin böyle bir dışlayıcı sertliği onaylayacağını sanmıyorum” ifadelerini kullandı.

Ölümüyle Fransa solunun içindeki köklü tartışmaları kristalize eden Jospin, aslında solu biraraya getirerek iktidar yolunu açan, 1997 seçimleriyle kazanılan zafer neticesinde solun seçmenlerine söz verdiği pek çok reformu hayata geçirmesini sağlayan bütünleştirici bir liderdi. Tam da bu nedenle gençlik yıllarında Troçkist olan zamanla sosyal demokrat bir çizgiye doğru evrilen tecrübeli siyasetçi, bugün solun tüm liderleri için temel bir dayanak oldu.

  • Başka bir ifadeyle, günümüz Fransa solunun önde gelen liderleri bir bakıma Lionel Jospin’in mirasçılarıdır. Boyun Eğmeyen Fransa hareketinin lideri ve Jospin hükümetinin eski bakanı Jean-Luc Mélenchon, Sosyalist Parti'nin halihazırdaki genel sekreteri Olivier Faure ve Sosyalist Partinin eski lideri ve eski cumhurbaşkanı François Hollande bunlar arasında sayılabilir.

Jospin, 1997 yılındaki milletvekili seçimlerinde çevrecileri, komünistleri ve Sosyalist Parti’nin tüm akımlarını biraraya getiren bir sol ittifakın mimarı oldu. “Çoğul sol” (la gauche plurielle) olarak adlandırılan bu ittifak parlamento seçimlerini kazandı. Solun bu başarısı sonucunda cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Jospin’i başbakanlığa atadı ve Fransa sisteminin nev-i şahsına münhasır özelliklerinden biri olan cohabitation durumu ortaya çıktı.


YAZININ DEVAMI


siyasetçiaşırı sağLionel Jospin
Spektrum

Aposto, elinizde tutup, sayfalarını çevirebileceğiniz bir dünyaya taşındı. Aposto Gazete'nin Kış 202

Aposto, elinizde tutup, sayfalarını çevirebileceğiniz bir dünyaya taşındı. Aposto Gazete'nin Kış 2026 sayısı, geçen yılın en önemli olayları, 2026'ya dair beklentiler, en çok okunan yazıları ile yayında.

Quando

Sosyal medyaya kimlikle giriş dönemi geliyor

Türkiye’de yakın zamanda sosyal medya kullanımına ilişkin iki yeni düzenleme gündemde. 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına kısıtlama getiren yasa taslağı, TBMM Komisyonu’ndan geçerken Adalet Bakanı Akın Gürlek de sosyal medyaya kimlikle giriş uygulamasını başlatacak bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Uzmanlar, her iki düzenlemenin de çeşitli riskler ve belirsizlikleri beraberinde getireceğini vurguladı.

Son haftalarda Türkiye’de sosyal medya kullanımına ilişkin iki düzenleme taslağı gündemde. 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına kısıtlama getiren yasa taslağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Komisyonu’ndan geçerken Adalet Bakanı Akın Gürlek de sosyal medyaya kimlikle giriş uygulamasını başlatacak bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını duyurdu.

YAZININ DEVAMI


sosyal medyaTürkiyeAkın Gürlek
Quando

X uygulama içi görsel düzenleme aracını Grok ile güncelledi

X, platformuna Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’ın sohbet robotu Grok’tan güç alan iki yeni özellik ekledi.

  • Ayrıntılar: X’in uygulama içi görsel düzenleme aracı, Grok desteği eklenerek güncellendi. Kullanıcılar artık, düzenleyicide metin komutlarıyla Grok’tan fotoğrafları düzenlemesini, yüzleri bulanıklaştırmasını veya görsellere yazı eklemesini isteyebilecek. Grok ayrıca, tercih edilmesi durumunda dil bariyerini ortadan kaldırmak için akışa düşen yabancı dildeki tüm gönderileri otomatik olarak kullanıcının diline çevirecek.
  • Neden önemli? X, daha önce platformda Grok ile görüntü düzenlemenin çok daha kolay bir yolunu sunuyordu. Kullanıcılar, gönderi altında Grok’u etiketleyerek fotoğraflar üzerinde düzenleme yapmasını isteyebiliyordu. Fakat Grok, X’te fotoğrafları paylaşılan gerçek kadın ve çocukların bikinili ve yarı çıplak görsellerini oluşturmaya başlamasının ardından geniş çapta tepki topladı. Bunun üzerine X, söz konusu özelliği erişime kapattı.
yapay zekafotoğrafElon Musk
Quando

Instagram’ın genç hesaplarına +13 derecelendirmesi geliyor

Instagram, 13-18 yaş arasındaki kullanıcılara sunduğu ve hesaba otomatik olarak belirli kısıtlamalar getiren Genç Hesapları’nın +13 film derecelendirme kriterleriyle uyumlu hâle getirileceğini açıkladı.

  • Ayrıntılar: Yeni standart, gençlerin Instagram’da +13 yaş grubuna uygun bir filmin içeriğine eşdeğer içerikler görmesini sağlayacak. 18 yaş altındaki kullanıcıları otomatik olarak bu standarda geçirecek olan platformda gençler, ebeveyn izni olmadan bu ayardan çıkamayacak. +13 standardı, hesaplar, yorumlar, arama sekmesi, keşfet akışı, içerik akışı, direkt mesajlar ve yapay zeka etkileşimleri de dahil, tüm platform genelinde geçerli olacak.
  • Ek olarak: Meta, daha kısıtlayıcı bir deneyimi tercih eden ebeveynler için “Kısıtlı İçerik” adlı bir modu da kullanıma sunacak. Ebeveynlere, gençlerin Instagram’da neler göreceği konusunda daha fazla kontrol sağlayan mod, yorum görme, yorum yapma ve yorum alma özelliklerini de devre dışı bırakacak.
yapay zekaInstagram
Quando

Elon Musk, Altman’ın kovulmasını istedi

Elon Musk, kurucuları arasında bulunduğu OpenAI’a kuruluş amacından saptığı, insanlığa yarar sağlayacak yapay zeka teknolojileri geliştirme hedefinin peşinden gitmediği ve kâr amacı gütmeyen bir araştırma laboratuvarı olma konusunda kendisini yanlış bilgilendirdiği gerekçesiyle 2024'te açtığı davada mahkemeye haklı bulunması durumunda dikkate alınabilecek çözüm önerilerini sundu.

  • Ayrıntılar: OpenAI CEO’su Sam Altman ve OpenAI Başkanı Greg Brockman’ın görevlerinden alınmasını talep eden Musk, Ekim ayında girdiği yeniden yapılanma süreci kapsamında kâr odaklı bir iştirak kuran OpenAI’ın yeniden kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak faaliyet göstermesini de istedi. Dava duruşmaları, 27 Nisan’da başlayacak.
  • Bir adım geriden: Musk, aynı davada daha önce OpenAI ve yatırımcısı Microsoft’tan 134 milyar dolar tazminat da talep etmişti.
yapay zekaElon MuskOpenAI
Quando

Uber ve AWS’den çip anlaşması

Paylaşımlı yolculuk platformu Uber, Amazon’un bulut bilişim birimi Amazon Web Services (AWS) ile yaptığı bulut sözleşmesini genişleteceğini duyurdu.

  • Ayrıntılar: Anlaşma kapsamında Uber, AWS’nin düşük güç tüketimine odaklanan ARM tabanlı sunucu işlemcisi Graviton’ın kullanımını artıracak. Şirket ayrıca, AWS’nin NVIDIA rakibi yapay zeka çipi Trainium3’ü de kendi sistemleriyle test etmeye başlayacak. Böylece platform, AWS’nin yapay zeka çiplerini kullanan Anthropic, OpenAI ve Apple gibi büyük teknoloji şirketleri arasına katılacak.
yapay zekaUberAmazon
Quando

Broadcom, Google ve Anthropic ile anlaşma imzaladı

ABD merkezli çip üreticisi Broadcom, Google ve Anthropic ile iki yeni anlaşma imzaladı.

  • Ayrıntılar: 2031’e kadar geçerli olan anlaşma kapsamında Broadcom, Google ile işbirliği içinde yeni nesil yapay zeka çipleri geliştirecek ve tedarik edecek. Şirket ayrıca, 2027’den itibaren Anthropic’e Google’ın yapay zeka çipleriyle 3,5 GW kapasitesinde bilgi işlem gücü sağlayacak.
yapay zekaBroadcomGoogle
Quando

Anthropic, Mythos’u duyurdu

Anthropic, siber güvenlik odaklı yeni yapay zeka modeli Mythos’un önizleme sürümünü Amazon, Apple, Broadcom, Cisco, CrowdStrike, Linux Vakfı, Microsoft ve Palo Alto Networks’ün de aralarında bulunduğu iş ortaklarının kullanımına sundu.

  • Ayrıntılar: 12 iş ortağının savunma amaçlı güvenlik çalışmaları ve kritik yazılımların güvenliğini sağlamak için Mythos’u kullandığı Project Glasswing girişiminin bir parçası olarak yayımlanan model, Anthropic’in “bugüne kadarki en güçlü modellerinden biri” olarak nitelendirildi. Hem birinci parti hem de açık kaynaklı yazılımların kodlarındaki güvenlik açıklarını taramak için kullanılan Mythos, birkaç hafta içinde binlerce güvenlik açığı tespit etti. Bu açıkların çoğunun 1-12 yıl öncesine dayandığı belirtildi. Şirket, Mythos’un oldukça güçlü kodlama ve muhakeme becerilerine sahip olduğunu vurguladı.
siber güvenlikyapay zekaAnthropic
Quando

Meta, Muse Spark’ı duyurdu

Meta, geçen yıl kurulan yapay zeka odaklı Superintelligence Labs biriminin geliştirdiği ilk büyük dil modeli Muse Spark’ı Meta AI’a entegre etti.

  • Ayrıntılar: Gelecek haftalarda tüm Meta platformlarına entegre edilecek olan Muse Spark, bilim, matematik ve sağlık alanlarındaki karmaşık soruları mantıksal olarak çözümleyebiliyor. Meta AI’a çok modlu algılama kabiliyeti kazandıran modelle birlikte asistanın arayüzü de güncelleniyor. Artık kullanıcılar, Meta AI’da sohbet robotunun hem hızlı yanıtları hem de karmaşık problemleri ele almasına olanak tanıyan modlar arasında geçiş yapabiliyor. Karmaşık problemlerin ele alındığı “Düşünme” modunda model, aynı anda birden fazla yapay zeka ajanı çalıştırıyor. Muse Spark, gelişmiş sağlık içgörüleri ve görsel kodlama yetenekleri de sunuyor.
  • Bununla birlikte: Meta, Meta AI’a yeni bir “Alışveriş” modu da ekledi.
yapay zekaMetaMuse Spark
Quando

PhiTech

Yerli biyoteknoloji girişimi PhiTech, Entertech İstanbul Teknokent ve Yapı Kredi Portföy işbirliğiyle kurulan Entertech Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'nun (GSYF) liderliğinde hayata geçirilen yatırım turunda 2,4 milyon dolar yatırım aldı.

  • Önemli ayrıntı: Yeni yatırım, PhiTech’in nadir hastalıklar için geliştirdiği çok katmanlı yapay zeka çözümlerini pazarda büyütmek ve kanser odaklı çözümlerin Ar-Ge süreçlerini tamamlamak için kullanılacak.
biyoteknolojiyapay zekaPhiTech
Quando

Firmus

Avustralya merkezli yapay zeka altyapısı sağlayıcısı Firmus, Coatue Management liderliğindeki yatırım turunda 505 milyon dolar finansman topladı.

  • Ayrıntılar: NVIDIA’nın da katıldığı tur, şirketin değerlemesini 5,5 milyar dolara çıkardı. Yeni finansman, veri merkezi kapasitesini genişletmek, yeni tesisler geliştirmek, çip dağıtımı yapmak ve büyük ölçekli yapay zeka iş yükleri için gerekli güç ve soğutma altyapısını desteklemek için kullanılacak.
yapay zekaNVIDIA
Quando

Nomadic

Otonom araçlar, robotlar ve fiziksel yapay zeka sistemlerinin topladığı video verilerini analiz ederek eğitime hazır veri setlerine dönüştüren ABD merkezli girişim Nomadic, TQ Ventures liderliğindeki yatırım turunda 8,4 milyon dolar yatırım aldı.

  • Ayrıntılar: Kurucuları arasında Türk girişimci Mustafa Bal’ın da bulunduğu girişimin yatırım turuna Pear VC ve Google DeepMind’ın baş bilim insanı Jeff Dean de katıldı. Şirket, yeni yatırımı ekibini büyütmek, müşteri tabanını genişletmek ve ürününü geliştirmek için kullanacağını açıkladı.
yapay zekaNomadicTQ Ventures
Quando

Chrome’a dikey sekme desteği geldi

Google, aynı anda çok sayıda sekmeyle çalışan kullanıcılar için Chrome tarayıcısına sekmeleri dikey olarak düzenleme seçeneği ekledi.

  • Ayrıntılar: Yeni özellik, herhangi bir Chrome penceresine sağ tıklayınca çıkan “Sekmeleri dikey olarak göster” seçeneği üzerinden aktif hâle getirilebilecek. Bu seçeneğe tıklandığında arayüzün üst kısmında açık olan tüm sekmeler, solda açılan bir kenar çubuğunda alt alta listelenecek. Dikey olarak listelenebilecek sekme sayısında herhangi bir sınır olmayacak.
Google
Quando

Intel, Elon Musk’ın Terafab projesine katıldı

Intel, Elon Musk’ın Terafab projesine katıldığını açıkladı.

  • Ayrıntılar: Elon Musk, şirketleri Tesla, SpaceX ve xAI’ın bugüne kadarki en büyük çip üretim tesisini inşa etmek üzere başlattıkları ortak proje Terafab’i Mart ayında duyurdu. Proje kapsamında üç şirketin her yıl 1 TW yeni bilgi işlem gücü yaratacağını belirten Musk, projenin en az 20 milyar dolara mâl olacağını açıklamıştı. Bu kapsamda Tesla’nın genel merkezinin bulunduğu Austin’de bir fabrika kurulacağı ve fabrikada iki tür çip üretileceği aktarılmıştı. Intel’in, fabrika altyapısını kurma noktasında projeye katkı sağlaması bekleniyor.
IntelElon MuskTesla

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İki arada bir derede kalanlara kitap reçetesi

Her ne kadar itiraf etmesek de güvenlik ile risk almak arasındaki o seçim eninde sonunda hepimizin önüne çıkar. Genellikle konforu, güvenliği tercih ederiz; haksız da sayılmayız, temel içgüdümüz güvende olmaktır. Bu yol ayrımındaki okurumuzun derdine Jostein Gaarder, Madeline Miller ve Zülfü Livaneli'den üç kitapla çözüm arıyoruz bu hafta.

Aslı Perker

·

10 Nis 2026

bibliyoterapide-bu-hafta-iki-arada-bir-derede-kalanlara-kitap
DuendeDuende

HİKAYE

Selçuk Artut ve Nazlı Pektaş ile 'Otonomi: Akışkan Geometri' üzerine

Terakki Vakfı Sanat Galerisi, Selçuk Artut’un "Otonomi: Akışkan Geometri" adlı sergisini, 24 Nisan’a dek Nazlı Pektaş küratörlüğünde ağırlıyor. Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin kapılarını yeniden açmasının ardından ilk sergi, dijital sanatın Türkiye’ki en önemli temsilcilerinden Selçuk Artut’un çalışmalarını galeriye davet ediyor. Sergi, öğrencilerin dijital evrenle ilişkisini sanat yoluyla güçlendirmeyi amaçlıyor. Sergiyi Selçuk Artut ve Nazlı Pektaş’tan dinledik.

10 Nis 2026

selcuk-artut-ve-nazli-pektas-ile-otonomi-akiskan-geometri
DuendeDuende

HİKAYE

Dört yüz yıl arayla iki kadının hikayesi: Jodi Picoult'dan 'Adını Sen Koy'

Jodi Picoult’nun April Yayınları’ndan çıkan "Adını Sen Koy" romanı, yüzyıllardır değişmeyen "Farklı olanla ne yapıyoruz" sorusunu merkezine koyuyor. Bazısının doğuştan bir hak olarak sahip olduğu masadaki yerini, kadınların dişiyle tırnağıyla kazıyarak elde edememesini aynı soydan iki kadının dört yüz yıl arayla anlatılan hikayelerinde takip ediyoruz.

Şeyma Ye

·

10 Nis 2026

dort-yuz-yil-arayla-iki-kadinin-hikayesi-jodi-picoultdan-adini
EXANTEEXANTE

HİKAYE

TCMB bundan sonra neler yapabilir?

İçinden geçmekte olduğumuz arz şoku sırasında Türkiye ekonomisinin ana aktörlerinden biri olan TCMB'ye büyük iş düşüyor. Peki TCMB’nin bugüne kadar yaptıkları doğru muydu, başka neler yapması bekleniyor ve neler yapması doğru olur? TCMB eski Başkan Yardımcısı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Fatih Özatay ve anonim finans yazarı Beşyüzyedi, Aposto okurları için yanıtladı.

Emircan Yaman

·

09 Nis 2026

tcmb-bundan-sonra-neler-yapabilir