Turist sayısında düşüş ivmesi
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Mayıs ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turist sayısı yıllık bazda %3,58 azalışla 4 milyon 856 bin 862 kişi seviyesine indi.
- Ayrıntılar: Mayıs ayında Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Rusya 701 bin 123 kişiyle birinci, Almanya 686 bin 194 kişiyle ikinci, İngiltere ise 493 bin 376 kişiyle üçüncü sırada yer aldı.
- Bir adım geriden: Nisan ayında da yabancı turist sayısında yıllık bazda %9,44 düşüş kaydedilmişti.
Dekora dönüşen şehirler

Türkiye, dünyanın en büyük turizm ülkelerinden biri olmayı başardı. Peki bu başarının temelini oluşturan kültürel mirası, doğal değerleri ve yaşam biçimlerini korumakta da aynı başarıyı gösterebilecek mi? Belki de doğru soru, her yıl kaç milyon turist ağırladığımız değil, o turistler gittikten sonra geriye ne bıraktıklarıdır.
Yazı: Şerif Yenen
Türkiye son yıllarda turizmde önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Uluslararası sıralamalarda dünyanın en çok ziyaret edilen ülkeleri arasında yer alıyor; kimi yıllar beşinci, kimi yıllar altıncı sıraya kadar yükseliyor. Bu başarı çoğunlukla gelen turist sayılarıyla ölçülüyor. Gerçekten de milyonlarca insanın Türkiye’yi ziyaret etmesi, ekonomiye katkı sağlaması ve istihdam yaratması küçümsenecek bir şey değil.
- Ancak burada pek sormadığımız bir soru var: Turizmde başarıyı tam olarak neyle ölçüyoruz? Turizmde başarı, yalnızca gelen ziyaretçi sayısını artırmak mıdır; yoksa ziyaretçileri buraya çeken doğal ve kültürel değerleri koruyarak, turizmi ülke geneline, farklı temalara ve tüm mevsimlere dengeli biçimde yayabilmek midir?
Dünyada son yıllarda bu soru giderek daha fazla tartışılıyor. Hatta bu tartışmanın merkezinde artık yeni bir kavram var: Aşırı turizm (overtourism).
Aşırı turizm nedir?
Aşırı turizm, en basit tanımıyla, bir yerin fiziksel, çevresel ve sosyal taşıma kapasitesinin aşılması anlamına geliyor. Yani mesele yalnızca kalabalık değil. Bir destinasyona gelen ziyaretçi sayısı, o yerin gündelik yaşamını, çevresini ve kültürel dokusunu dönüştürmeye başladığında aşırı turizmden söz ediyoruz.
Bu dönüşüm çoğu zaman yavaş bir şekilde meydana geliyor. Önce birkaç ev kısa dönem kiralamaya açılıyor. Ardından mahalledeki günlük ihtiyaçlara yönelik dükkanlar yerlerini ziyaretçilere yönelik işletmelere bırakıyor. Kiralar yükseliyor. Yerel halk merkezin dışına taşınmaya başlıyor. Sonunda turistlerin görmek için geldiği özgün yaşam biçimi yok oluyor, yerine daha yapay turistik bir doku geliyor.
- Bir mahallede fırının yerini lokumcu, esnaf lokantasının yerini turist menülü restoran, berber dükkanının yerini hediyelik eşya mağazası alıyorsa mesele yalnızca ticaret değildir. Bir kentin sosyal dokusu dönüşüyor demektir.
İngiltere'de 'Alice Harikalar Diyarında' buharlı treni

İngiltere'de 'Alice Harikalar Diyarında' buharlı treni: İngiltere'nin Kent bölgesindeki tarihî Spa Valley Railway, 29-31 Ağustos ile 5-6 Eylül'de Lewis Carroll'ın Alice Harikalar Diyarında eserinden esinlenen Alice's Wonderland Express adlı interaktif buharlı tren seferine ev sahipliği yapacak. Etkinlik, Tunbridge Wells West İstasyonu'ndan hareket eden tarihî buharlı trenlerde düzenlenecek.
- Ayrıntılar: Yolculuk boyunca katılımcılar Alice, Beyaz Tavşan, Çılgın Şapkacı ve Kupa Kraliçesi gibi karakterlerle karşılaşacak; bulmacalar çözecek, görevleri tamamlayacak ve çocuklara yönelik etkinlik kitapçıklarıyla hikayenin parçası olacak. Biletlere bir dilim kek ve içecek de dahil olacak. Bilet sahipleri aynı gün Spa Valley Railway'in diğer tarihî tren seferlerinden de yararlanabilecek.
Avrupa Aperol Spritz endeksi

Eurochange'in her yıl yayımladığı Avrupa Aperol Spritz endeksi açıklandı; Napoli ortalama 2 avroyla en ucuza Aperol içilebilen Avrupa kenti oldu.
- Ayrıca: Listede ilk onda sırasıyla Palermo (4 avro), Varna (4,75 avro), Burgaz (4,92 avro), Marmaris (333 lira), Saranda (630 lek), Dhërmi (700 lek), Gran Canaria (7,26 avro), Zadar (7,27 avro) ve Floransa (7,33 avro) yer aldı.
Mums That Rave hareketi

Çoğu gece kulübünde eğlencenin geç saatlerde başlamasından ve üzerlerindeki “erkek bakışlarından” rahatsız olan kadınların oluşturduğu komüniteler Avrupa kentlerinde hızla büyüyor. “Rave anneleri” özel partilerde buluşup birkaç saat eski günlerdeki gibi özgürce dans ettikten sonra yetişkin hayatlarına devam ediyor. Oluşumun Londra’daki öncüsü DJ Nikki Beatnik sorularımızı yanıtladı.
Yazı: Deniz Aytekin

Fotoğraf: Benjamin Thomas
DJ Nikki Beatnik 30 yıla yakın DJ’lik ve yapımcılık kariyerinde 70’den fazla ülkede sahne almış ve 2014’te doğum yapmadan bir hafta öncesine kadar da kabindeymiş. Doğumdan sonra, oyuncu olan eşinin çalışmak için evden uzak olmasının da etkisiyle yalnız hissetmeye başlamış.
İlkini 2019 yılında düzenlediği Mums That Rave topluluğu fikri de böyle ortaya çıkmış:
“Hâlâ şık giyinip dışarı çıkmak ve dans etmek isteyen benim gibi annelerin nerede olduklarını merak ediyordum. Her zaman şöyle derim: 'Eğer bulamıyorsan, kendin yap!' Mums That Rave’i kurma sürecinde, kadınlar ve anneler için bu partileri düzenlediğim zamanlarda işimde ne kadar daha mutlu ve güvende hissettiğimi fark ettim; bu güven duygusunun ne kadar elzem olduğunun da ayırdına vardım. Sadece, anneler için neredeyse hiçbir destek ya da altyapı bulunmayan müzik sektöründe bulunan bir kadın olarak kendim için değil, aynı zamanda her kesimden ve her sektörden anneler için de…
Annelik hayatı insanın inanılmaz derecede yalnız hissetmesine neden olabiliyor. Müzik ve birlikte dans etmek ise herkesi birleştiriyor ve insanın kendisini iyi hissetmesini sağlıyor. Bu benim için de bir öğrenme süreci oldu. Kimliklerini kaybetmiş ya da artık dışarı çıkmayan annelerden, Mums That Rave’in hayatlarını bir şekilde değiştirdiğini söyleyen mesajlar almak çok güzel bir duygu. Böylece bu hareket partilemekten çok daha derin bir anlam kazandı ve tüm anneler için rave aracılığıyla anneliğe dair klişeleri yıkmanın bir metaforu hâline geldi."
Anne rave'leri Avrupa kentlerinde yayılıyor
Mums That Rave’den sonra Avrupa kentlerinde annelere (daha doğrusu kadınlara) özel, erkeklerin içeri alınmadığı rave’ler arttı. Almanya'nın Wuppertal kenti çıkışlı Mama Geht Tanzen (Anne Dansa Gidiyor) partilerinin ilkini iki arkadaş olan Anna Schumacher ve Andrea Rücker, kendileri gibi erken yattıkları için gidecek kulüp bulamamanın hayal kırıklığını yaşayan anne arkadaşları için tek seferlik bir etkinlik olarak planlamıştı. Ancak hiç beklemedikleri bir şey oldu ve konsept adeta patladı.

Fotoğraf: Mama Geht Tanzen
O zamandan beri Mama Geht Tanzen Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Fransa ve İsveç'te annelerin akşam 20:00 ile 23:00 arasında parti yaptığı onlarca şehre yayıldı. Öyle ki Schumacher ve Rücker parti organize edecek zaman bulabilmek adına işlerinden ayrıldılar. Hatta merch çorap ve şapkalarını sattıkları özel bir internet siteleri bile var.
İspanya'dan yeni e-scooter kuralları
İspanya Bakanlar Kurulu, Trafik Genel Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle elektrikli scooterlar için ülke genelinde geçerli ortak kurallar kabul etti; Ekim'de yürürlüğe girecek düzenleme uyarınca elektrikli scooter kullanmak için asgari yaş sınırı 15 olacak ve kask kullanımı ülkenin tamamında zorunlu hâle gelecek.
- Ayrıca: Kaldırımlarda sürüş yasağı, sürüş sırasında kulaklık veya cep telefonu kullanma yasağı, tek kişilik kullanım zorunluluğu, azami 25 km/s hız sınırı ile alkol ve uyuşturucu testine tabi olma yükümlülüğü yürürlükte kalmaya devam edecek.
AB'den uçaklarda ücretsiz kabin bagajı kararı
Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu 13 yıl süren görüşmelerin ardından yolcuların 7 kilograma kadar el bagajlarını ve koltuk altına sığan kişisel eşyasını ek ücret ödemeden kabine alabilmesini öngören düzenleme üzerinde anlaşmaya vardı.
- Ayrıntılar: Yeni karar havayollarına bagaj ücretlerini bilet satın alma sürecinin başında açıkça göstermeyi ve tazminat taleplerine 30 gün içinde yanıt vermeyi zorunlu kılıyor ve aile üyelerinin ekstra ücret ödemeden yan yana oturabilmesini, gecikmelerde her üç saatte bir öğünün ücretsiz verilmesini zorunlu kılıyor.
Yunan adalarında su krizi

Yunan adalarında su krizi: Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığı, içme suyu sıkıntısı nedeniyle Alonissos ve Tinos adalarını acil durum kapsamına aldı. Karar doğrultusunda belediyeler uzun ihale süreçlerini beklemeden mobil tuzdan arındırma (desalinasyon) üniteleri kiralayabilecek ve su yönetimi projelerini hızlandıracak.
- Bilgi notu: Su krizi son bir yılda Korfu, Karpathos, Leros, Patmos, Astypalea, Simi ve Egina gibi birçok adaya da yayıldı. Atina'ya su sağlayan büyük barajlardaki seviyelerin tarihî ölçüde düşmesi de krizi derinleştirdi. Bir turistin günlük su tüketiminin, havuzlar, sık çarşaf değişimi, otel peyzajı ve restoran kullanımı gibi nedenlerle yerel bir sakinin dört katına kadar çıkabildiği belirtiliyor.
Patara'nın sus sistemi 20 asır sonra devrede

Antalya’daki Patara Antik Kenti’nde restorasyonu tamamlanan Roma Dönemi Kent Kapısı’nın su sistemi yeniden işler hâle getirildi ve yaklaşık 2.000 yıl sonra su perdesi yeniden akmaya başladı.
- Ayrıntılar: Araştırmacılara göre yapı, Roma Dönemi’nin su mühendisliği, mimarlık ve estetik anlayışını biraraya getiren önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Antik dönemde yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Bodamya kaynağından getirilen su, kanallar, künkler ve kurşun borularla yapının üst bölümüne taşınıyor; buradan özel taş yüzey üzerinden akarak bir su perdesi oluşturuyordu.
Seine Nehri yüzmeye açılıyor

Seine Nehri yüzmeye açılıyor: Paris'te 4 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında Seine Nehri üzerindeki üç resmî yüzme alanı (4. bölgedeki Bras Marie, 12. bölgedeki Quai de Bercy ve 15. bölgedeki Bras de Grenelle) her gün 11.00-21.00 saatleri arasında ücretsiz olarak hizmet verecek.
- Ayrıntılar: Belirlenen alanlarda cankurtaranlar görev yapacak ve su kalitesi her gün yüzücüler gelmeden önce test edilerek güvenli yüzme koşulları sağlanacak. Kentteki Canal Saint-Martin de yüzmeye açık noktalar arasında yer alacak.
Parthenon’un batı cephesi 220 yıl sonra tamamlandı

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Atina Akropolisi’ndeki Parthenon’un batı cephesinde yer alan alınlık bölümünün (pediment) sekiz yıllık çalışmaların ardından restore edildiğini ve cephenin dış iskelesinin tamamen kaldırıldığını açıkladı.
- Ayrıntılar: MÖ 5. yüzyılda inşa edilen ve tarihi boyunca savaşlar, doğal afetler ve geçmişteki bazı hatalı restorasyon girişimleri nedeniyle önemli ölçüde zarar gören yapının restorasyon çalışmalarında Pentelikon Dağı’ndan çıkarılan yeni mermerler ile antik taş parçaları birleştirilerek iki büyük blok yerine yerleştirildi.
Grateful Dead tarihi New York'ta

Grateful Dead’in 1965-1995 yılları arasındaki tarihini ve etrafında oluşan kültürel topluluğu belgeleyen, çoğu daha önce kamuoyuyla paylaşılmamış 30’dan fazla fotoğrafı biraraya getiren An American Beauty: Grateful Dead 1965-1995 başlıklı sergi, 23 Haziran-7 Ağustos'ta David Kordansky Gallery’nin New York mekanında ziyaretçilerle buluşuyor.
- Ayrıntılar: Ron Rakow, Rosie McGee, Greg Gaar, Elizabeth Sunflower ve Jay Blakesberg gibi fotoğrafçıların eserleri; grubun konserlerini, sahne arkası anlarını ve “Deadhead” olarak bilinen hayran topluluğunu belgeliyor.
Gize Piramitleri'nde bir ilk

Gize Piramitleri'nde bir ilk: EXIT Festival ile Mısır merkezli P+US işbirliğiyle düzenlenen Starlight Festival, 8-11 Ekim 2026 tarihlerinde Gize Piramitleri'nde çok sahneli ve dört günlük bir elektronik müzik festivali olarak ilk kez düzenlenecek. 9-10 Ekim'de ana festival, 8 Ekim'de açılış, 11 Ekim'de ise kapanış partisi yapılacak.
- Ayrıntılar: Festivalde Adriatique, Charlotte de Witte, Michael Bibi, Enrico Sangiuliano, Pete Tong, Vintage Culture ve WhoMadeWho'nun da aralarında bulunduğu 50'den fazla sanatçı üçten fazla sahnede performans sergileyecek. Festivale her gün 15 binden fazla kişinin katılması bekleniyor.
Emirates'ten Dubai'de ücretsiz konaklama

Emirates'ten Dubai'de ücretsiz konaklama: Emirates, 22 Haziran-12 Temmuz arasında kampanyaya uygun gidiş-dönüş bileti alan yolculara Dubai'deki beş yıldızlı JW Marriott Marquis'te ücretsiz konaklama sunacağını duyurdu. Kampanyadan, 25 Haziran-30 Eylül arasında Dubai'ye seyahat eden veya Dubai'de 24 saatten uzun aktarma yapan yolcular yararlanabiliyor.
- Ayrıntılar: Business Class ve First Class yolcuları iki gece, Premium Economy ve Economy Class yolcuları ise bir gece ücretsiz konaklama hakkı kazanacak. Yolcular ayrıca My Emirates Pass ile restoranlar, mağazalar, spa merkezleri ve turistik noktalarda 600'den fazla indirimden yararlanabilecek.
- Ayrıca: Emirates, seçili pazarlarda sunduğu Dubai Experience platformuyla 24 ve 48 saatlik kişiselleştirilmiş aktarma programları hazırlama imkanı da sağlıyor. 2 Temmuz-30 Ağustos'ta düzenlenecek Dubai Summer Surprises 2026 kapsamında konserler, kültürel etkinlikler ve alışveriş kampanyaları da düzenlenecek.
Tokyo-Osaka arasındaki ilk gece treni
Tokyo-Osaka arasındaki ilk gece treni: Central Japan Railway Company (JR Central), Tokaido Lumière Express adlı gece hızlı trenini 8 Ağustos'ta deneme amaçlı hizmete sokacağını açıkladı. Tren, saat 22.00'de Tokyo İstasyonu'ndan hareket edecek ve ertesi sabah 06.59'da Shin-Osaka'ya ulaşacak. Tren, Tokyo, Shinagawa, Shin-Yokohama ve Kyoto da duracak.
- Ayrıntılar: Japonya'daki gece bakım çalışmaları ve gürültü kuralları nedeniyle tren gece yarısından sabah 06.00'ya kadar Gifu-Hashima İstasyonu'nda bekleyecek. Böylece yolcuların geceyi trende geçirerek konaklama masrafından tasarruf etmesi ve gündüz saatlerini daha verimli kullanması hedefleniyor.
- Bilgi notu: Standart rezervasyonlu koltuk biletleri gündüz seferleriyle aynı fiyat olan 15.000 yen olarak belirlendi. Daha geniş koltuk ve diz mesafesi sunan Green Car seçeneği ile yalnızca kadın yolculara ayrılmış bir vagon da bulunacak. Tokaido Shinkansen hattında ilk kez denenecek gece seferinin kalıcı olup olmayacağına, 8 Ağustos'taki uygulamaya gösterilecek ilginin ardından karar verilecek. Biletler 3 Temmuz'da JR Tokai Tours uygulaması üzerinden satışa çıkacak.
Monaco'da açık hava heykel müzesi

Monaco'da açık hava heykel müzesi: Müzayede evi Artcurial'ın Société des Bains de Mer işbirliğiyle düzenlediği Monaco Sculptures, yedinci kez Monaco'nun bahçelerini ve tarihî otellerini açık hava heykel parkına dönüştürüyor. Etkinlik boyunca sergilenen 20. ve 21. yüzyıla ait anıtsal eserler, 7 Temmuz'da Hôtel Hermitage Monte-Carlo'da düzenlenecek müzayedede satışa sunulacak. Sergi ise Eylül 2026'ya kadar ziyaret edilebilecek.
- Ayrıntılar: Bu yılki seçkide Fransız heykeltıraş César ile İtalyan sanatçı Arnaldo Pomodoro öne çıkıyor. César'ın yaklaşık 3,5 metre yüksekliğindeki bronz Pouce (Başparmak) heykeli ile Pomodoro'nun Cubo I adlı eseri serginin dikkat çeken çalışmaları arasında yer alıyor. Sergide Lynn Chadwick, Niki de Saint Phalle, Manolo Valdés, Jean-Michel Folon ve Louis Cane gibi sanatçıların büyük ölçekli heykelleri de bulunuyor.
Barbare Bağları’nda doğa ve sanat buluşması

Celine Topsakal kuruculuğunda hayata geçen Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”, T. Melis Golar küratörlüğünde Tekirdağ’da yer alan Barbare Bağları’nda açıldı. Serginin hikayesini Barbare Studio’nun kurucusu Celine Topsakal, sergi küratörü T. Melis Golar, Barbare Bağları’nın kurucusu Can Topsakal ve Barbare Bağları’nın direktörü Deniz Topsakal’dan dinledik.
Söyleşi: Burcu Dimili
Barbare Bağları gibi üretimin doğrudan doğayla temas ettiği bir yerde sanat pratiği kurmak, klasik beyaz küp galericiliğinden nasıl ayrışıyor?
Celine Topsakal: Beyaz küp galeriler, sanatçının kendisini dış dünyadan izole ederek steril bir alanda kendi sahnesini kurmasına olanak tanır ki bu "dünya kurma" pratiğinin de kendi içinde büyük bir anlamı var. Barbare Bağları ise doğal olanın insan eliyle şekillendiği, yaşayan bir arazi. Burada karşılaştığımız dinamikler ve engeller bambaşka; asmaların büyüme süreçlerinden ekosistemin sürprizlerine kadar müdahale edemediğimiz bir yaşam akışı var. Dolayısıyla bu coğrafyada dış dünyadan kopuk, monolog bir üretim yapmak imkansız. Her ölçekte kesintisiz bir diyalog ve radikal işbirliği hâlindeyiz; traktörle, toprakla, arılarla, asma yaprağıyla...
Bizi beyaz küpten ayıran en temel unsur, eserlerin sergilendiği alandan sadece birkaç metre uzakta üretiliyor olması. Büyük şehirden uzaklaşıp üretimi tamamen yerel kaynaklarla beslemek, bölgenin paydaşlarıyla çalışmak ve yerel endüstriyi doğrudan sürecin içine katmak pratiğimizi değiştiriyor. Derdimiz bir yapıtı oraya sadece yerleştirmek değil; onu doğanın içinde durmadan test etmek ve onunla birlikte şekillenmek. Üretimi tarımsal bir alana taşıdığınızda süreç kendiliğinden kolektif bir emeğe evriliyor.
Stüdyonun önünden geçen her canlı ve her hareket üretimi doğrudan etkiliyor. Bu durum bazen zorlayıcı olsa da işlerin mekana özgü doğasını besleyen en öğretici girdi. Üstelik bu serginin en büyük ve en sadık izleyicileri tarım işçileri, oradaki canlılar ve bağ ekibi. Bu yönüyle de alışılagelmiş, kısıtlayıcı sanat çevresini aşan, çok daha organik ve katılımcı bir karşılaşma alanı doğuyor.

Ezgi Kılınçaslan: Mümtaz, 2026 | Fotoğraf: Zeynep Fırat
Barbare Bağları’nı bir sanat alanına dönüştürmek aile içinde nasıl bir diyalog ve işbirliğini beraberinde getirdi?
Celine Topsakal: Barbare Bağları, babam Can Topsakal’ın kurduğu; onun vizyonu ve sabrıyla var olmuş bir alan. Zamanla ablam Deniz Topsakal ile benim kendi pratiklerimizi dahil edebildiğimiz ortak, multidisipliner bir çatıya dönüştü. Ablam otelcilik ve ağırlama (hospitality) tarafını yönetiyor, ben ise mimari ve sanatsal üretim ayağını üstleniyorum. Babam küçüklüğümüzden beri ikimizi de hep hayal kurmaya ve burayı sahiplenmeye teşvik etti. Burayı sadece ticari bir bağ olarak değil, bizimle birlikte yaşayan ve durmadan evrilen bir ev olarak görmemizi sağladı.
Biz Tekirdağlıyız; bunun getirdiği yerel bir aidiyet ve sorumluluk hissi de var. Babam bizi üretim ve diyalog açısından hiçbir zaman kısıtlamadı, aksine bu dönüşümün en büyük destekçisi oldu. Farklı uzmanlık alanlarında olmamız bize hem bir bağımsızlık hem de organik bir görev dağılımı sağlıyor. Bazen babam mahzende fıçıları doldururken stüdyoya uğruyor, biz o sırada içeride kaynak yapıyoruz, yan tarafta ise ablam tadım düzenliyor. Bu eşzamanlılık bazen kaotik görünse de aramızdaki bağı ve üretimimizi kesinlikle çok daha güçlü kılıyor ve birbirimizden durmadan yeni şeyler öğreniyoruz.
Japonya'dan Costa Rica’ya

Japonya'dan Costa Rica’ya: Çocuklu tatil rotaları: Ailecek tatile çıkmak bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Çocuklar bazı kültürel gezilerden bunalıyor, ebeveynler çocuklara özel aktiviteler sırasında ne yapacağını bilemiyor, bazı işletmeler yalnızca yetişkin misafirleri kabul ediyor… Hazırladığımız tatil önerileri ise her yaştan aile üyelerinin keyifli zaman geçirebileceği seçenekler sunuyor.
Korean Air'ın yeni lounge'ları

Korean Air'ın yeni lounge'ları: Korean Air, Incheon Uluslararası Havalimanı Terminal 2'de 42 ay süren yenileme çalışmalarının ardından hizmete girecek yeni yolcu salonlarını tanıttı. Terminalde artık First Class, Miler Club, Prestige East, Prestige West ve iki Garden Lounge dahil yedi salon bulunuyor.
- Ayrıntılar: First Class Lounge'da özel süitler, alakart restoran hizmeti, masaj koltukları ve duş alanları yer alırken sık uçan yolculara yönelik Miler Club Lounge'da canlı pişirme istasyonları, fırın, tam donanımlı bar ve çalışma alanları bulunuyor. Terminalin en büyük salonu olan Prestige West Lounge ise aynı anda 420'den fazla yolcuya hizmet verebilecek şekilde tasarlandı.
Yasujiro Ozu'nun eski evi ziyarete açıldı

Yasujiro Ozu'nun eski evi ziyarete açıldı: Japon yönetmen Yasujiro Ozu'nun 1952-1963 yılları arasında annesiyle birlikte yaşadığı, Tokyo Story, Late Spring ve An Autumn Afternoon gibi filmlerini hazırladığı Kanagawa eyaletindeki Kita-Kamakura'da bulunan 100 yıllık evi restore edilerek Airbnb üzerinden kiralamaya açıldı.
- Ayrıntılar: Yaklaşık 900 metrekarelik arazi üzerinde yer alan tesiste, 120 metrekarelik ana ev ile 80 metrekarelik ek bina bulunuyor. Geleneksel Japon marangozluk teknikleriyle inşa edilen yapı, Kamakura bölgesindeki tapınak ve mabet restorasyonlarında uzman bir usta tarafından Ozu'nun yaşamına ve filmlerine ilham veren atmosferi koruyacak şekilde yenilendi.
- Ayrıca: Evde Ozu döneminden kalan birçok özgün unsur korunurken, tatami odaları, sürgülü kapılar, ahşap yaşam alanları ve yönetmenin kullandığı bazı vazo ile sofra eşyaları da ziyaretçilerin kullanımına sunuluyor. Evde, modern mutfak, özel şef hizmeti seçeneği ve servi ağacından yapılan açık hava banyosu gibi yeni eklemeler de bulunuyor.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Celine Topsakal kuruculuğunda hayata geçen Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”, T. Melis Golar küratörlüğünde Tekirdağ’da yer alan Barbare Bağları’nda açıldı. Serginin hikayesini Barbare Studio’nun kurucusu Celine Topsakal, sergi küratörü T. Melis Golar, Barbare Bağları’nın kurucusu Can Topsakal ve Barbare Bağları’nın direktörü Deniz Topsakal’dan dinledik.
28 Haz 2026

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Her türlü görsel tonun bir uygulama uzaklıkta olduğu bu "dijital bolluk" çağında, beklenmedik bir geri dönüş yaşanıyor: 2000'lerin başında çekmecelere kaldırdığımız el kameraları ve dijital fotoğraf makineleri yeniden sokaklara iniyor. Bu sadece bir nostalji deneyimi mi, yoksa analog makinelerin bize açtığı başka kapılar mı var? Bu cihazları çantalarının ve boyunlarının ayrılmaz bir parçası hâline getirenlere sorduk.

Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılan "Yoko Ono: İçses ve İçyapı" sergisi; Yoko Ono’nun popüler kültürün getirdiği şöhretle gölgelenmiş sanatsal üretimini açığa çıkarırken, kendimizle yüzleşmeye de bir çağrı niteliğinde. İzleyicinin aktif katılımıyla anlamını bulan, kolektif ve dönüştürücü bir deneyim sunan sergiyi 27 Aralık’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz.





