Spektrum

İran'da bir ayın ardından

Savaşın birinci ayının sonunda inisiyatifi ve karar önceliğini İran’a kaptırdığı artık açık olan ABD; kara harekatı söylentileri bir yana dünyanın geri kalanını batırma pahasına Hürmüz’le birlikte Babülmendep’in de kapanması riskini göze alabilir mi?

Yazı: Utku Başar

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısıyla başlayan savaşın birinci ayını geride bıraktık. İsrail’in nihai hedefinin istikrarsız ve zayıflamış bir İran olduğu artık netleşti.

  • Üstelik bunu tüm dünyayı ekonomik krize sürüklemek, askerî olarak ateşe atmak ya da uluslararası alanda İsrail devletinin meşruluğunu sorgulatmak pahasına yaptıkları aşikar.

İsrail bunu yaparken bir yandan da Hizbullah’a karşı savunma alanı kurmak bahanesi ile İsrail’in kurucusu David Ben-Gurion’un hayalini gerçekleştirdi ve Lübnan’ın güneyini fiilen ilhak etti. Bu süreçte, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimci terörüyse hiç olmadığı bir seviyeye çıktı.

'Stratejik hedeflerin hepsi baştan itibaren açıkça saçmalıktı'

ABD ise savaşın başında stratejik hedef olarak belirttiği hiçbir sonuca şimdiye kadar ulaşamadı. Bunu ben değil, Trump’ın 2016’daki başkanlık kabinesindeki savunma bakanlarından biri olan “kuduz köpek” lakaplı, eski deniz piyadesi, emekli Orgeneral James Mattis söylüyor:

“15 bin hedef vurulmuş durumda. Sahada ciddi askerî başarılar elde edildi. Ancak bu başarılar stratejik sonuçlarla örtüşmüyor. Savaşın başında dile getirilen bazı stratejik hedefleri hatırlayalım: İran’ın koşulsuz teslim olması, rejim değişikliği, hatta bir sonraki dinî liderin kim olacağına Washington’un karar vereceği iddiası… Bunların hepsi baştan itibaren açıkça saçmalıktı. Gerçeklikle ilgisi olmayan, tamamen hayal ürünü hedeflerdi.”

Aslında Mattis’in kastettiği, iyi bir istihbarat çalışması ve yapay zeka desteğiyle oluşturulmuş bir hedef listesinin (aralarında bir kız ilkokulunun da olduğunu ve binanın birden çok kez vurulduğunu hep hatırlamak gerekir) üstün teknolojiyle vurulmasının askerî başarı sayılsa da hiçbir zaman strateji eksikliğinin yerini tutamayacağı.

Dahası Trump’ın bir giriş stratejisi olmadığı gibi, çıkış stratejisinin de olmadığı gün geçtikçe daha fazla anlaşılıyor. ABD’de şu sıralar savaşla ilgili en çok konuşulan konu bu.

ABD’nin askerî gücü neye yarar, neye yaramaz?

ABD’nin hava gücü şüphesiz tek başına bir “rejimi” deviremez. Ancak bugün ulaştığı hız, yoğunluk ve hassasiyet geçmişe kıyasla çok daha yıkıcı görünüyor. Birleşmiş Milletler’i ve pek çok müttefiki dikkate almayan bir yaklaşım ise Washington’un karar alma süreçlerini daha da hızlandırıyor.

Ne var ki bırakın savaşın başındaki stratejik hedeflere ulaşmayı; İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına karşın ABD’nin boğazın açılmasını sağlayacak askerî gücü ya da caydırıcılığı olmadığı da net olarak ortaya çıktı. Diğer taraftan Trump’ın tüm tehditlerine rağmen uluslararası alanda müttefiklerini ve politika yapıcıları da Hürmüz’ün uluslararası bir çabayla açılması konusunda etkilemesi de şimdilik mümkün görünmüyor.


YAZININ DEVAMI


kara harekatıyapay zekaİran
Spektrum

Doğum izni tartışmaları

TBMM’ye sunulan yeni kanun teklifiyle çalışan annelerin ücretli doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması planlanıyor. Teklif, özel sektörde çalışan babaların iznini de 5 günden 10 güne yükseltiyor. Öte yandan kadın örgütleri ve uzmanlar, ücretsiz kreşlerin eksikliğinin düzenlemenin etkisini sınırladığını ve kadınların istihdama katılımıyla ilgili risk oluşturduğunu belirtiyor. Peki Türkiye'de kreşler, ihtiyacı karşılamaya yakın mı?

Yazı: Melisa Gülbaş

TBMM’ye sunulan 29 maddelik “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile çalışan annelerin ücretli doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması planlanıyor. Teklif özel sektörde çalışan babaların iznini de 5 günden 10 güne yükseltiyor.

  • Kanun teklifinin gerekçesinde, doğumdan sonraki ilk ayların çocuğun bakım ve gelişimi açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiliyor ve düzenlemenin aynı zamanda nüfus politikalarının desteklenmesi amacıyla da ele alındığı belirtiliyor.

Öte yandan: Kadın örgütleri ve uzmanlar, ücretsiz kreşlerin eksikliğinin düzenlemenin etkisini sınırladığını ve kadınların istihdama katılımıyla ilgili risk oluşturduğunu belirtiyor. Ayrıca uzatılan izinlerin tek başına yeterli olmadığı, çocuk bakımının halen büyük ölçüde kadınların fedakarlığına dayandırıldığı vurgulanıyor.

İşyerlerinin kreş açma zorunluluğu nasıl düzenleniyor?

Kadın çalışanlara yönelik işyeri yükümlülükleri, "Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" ile düzenleniyor.

  • Bu yönetmeliğe göre 100-150 arası kadın çalışanı olan işyerlerinde emzirme odası, 150'nin üzerinde kadın çalışanı olan işyerlerinde ise 0-6 yaş arası çocuklar için kreş kurulması zorunlu. Ayrıca kurulan kreş işyerine 250 metreden daha uzak bir mesafede bulunuyorsa işverenin çalışanlara ulaşım desteği de sağlaması gerekiyor.

Yükümlülük değerlendirilirken aynı işverene bağlı belediye sınırları içindeki tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplamı dikkate alınıyor. Böylece büyük şirketlerde veya birden fazla şubesi olan işverenlerde de kadın çalışanların haklarının gözetilmesi hedefleniyor. İşveren, yükümlülüğü kendi başına kreş açarak yerine getirebileceği gibi, diğer işverenlerle ortaklaşa çözüm üretebiliyor veya yetkili bir kurumdan hizmet satın alabiliyor.

Yönetmeliğe uyulmaması durumunda kadın çalışanların kıdem tazminatı ve diğer yasal hakları devreye giriyor.

Ancak uygulamada yönetmeliğin öngördüğü kreş ve emzirme odalarının ne kadarının faaliyete geçtiğine dair kapsamlı veri bulunmuyor. Ayrıca EŞİK gibi kadın örgütleri, kreş açma yükümlülüğünün "150 kadın çalışan" şartına bağlanmasının kreş hakkına fiilen engel oluşturduğunu belirtiyor.

Bakım yükümlülükleri kadınların istihdama katılımını nasıl etkiliyor?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve BM Kadın Birimi'nin 2024 verileri, kadınların işgücüne katılımının erkeklere kıyasla belirgin biçimde düşük olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı %36,8 iken erkeklerde bu oran %72.

Hanesinde 3 yaş altı çocuğu olan kadınlarda istihdama katılım oranı %26,9'a düşüyor. Aynı durumdaki erkeklerde ise bu oran %90,9. Çocuğu olmayan kadınlarda istihdam oranı ise %58,6’ya yükseliyor.


YAZININ DEVAMI


doğum izniTürkiye
Spektrum

'Yeni savaş'

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması, başta hedefleme ve karar mimarisi olmak üzere savaşma biçimlerini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Öte yandan teknoloji askerileştiğinde sivillerin daha az zarar görmesini bekleriz. Peki neden aksi oluyor ya da oluyor mu? Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’e sorduk.


Yazı: Utku Başar

Ukrayna savaşı, insansız hava sistemlerinin (İHS) cephede farklı amaçlarla kullanımında bir dönüm noktası oldu. İHS’ler eskiden hava kuvvetlerinin ya da topçu birliklerinin icra edeceği görevlerden istihbarata, arama-kurtarmadan cephede lojistik hatları kesilmiş askerlere havadan malzeme ulaştırmaya ve psikolojik harekat hedeflerine yönelik operasyonlara kadar birçok farklı alanda kullanıldı.

İHS’lerin taktik kullanım dışında stratejik bir işlevleri de olduğunu 2 Ekim’de, savaşma işine bakışı ve askerî güç dengesini nasıl asimetrik şekilde değiştirdiklerini 20 Şubat’ta Aposto'da ele almıştım. Öte yandan İsrail ve ABD’nin İran’a saldırarak başlattıkları savaş, savaşma işiyle ilgili Ukrayna’da başlayan sürece bir katman daha ekledi.

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması özellikle hedefleme ve karar mimarisini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Zira bu teknolojilerin kullanılması, savaşan devletlerin sivil halklarının ve o halkların çocukları olan askerlerin savaştan nasıl ve ne kadar etkileneceğini değiştiriyor.

'Yeni savaş'ta iki farklı anlayış

Türkiye’de hedefleme ve müşterek etki konusunu en iyi bilen uzman Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’le görüştüm. Görüşmeden bu konuda ABD ve İsrail tarafından kullanılan iki farklı yaklaşımın dönüşümü daha iyi anlamamıza yardım edebileceği sonucu çıktı. Konuyla ilgili fotoğraf şöyle görünüyor:

ABD yaklaşımı nedir? ABD tarafında Anthropic ve Palantir ekosistemi içinde geliştirilen Claude tabanlı sistemler, esas olarak savaş planlama, lojistik yönetimi ve karar destek süreçlerine odaklanıyor.

  • Bu yaklaşımın temel stratejik amacı, modern askerî doktrinde kritik bir kavram olan “kill chain” (tahrip zinciri) süresini mümkün olduğunca kısaltmak ve askerlere daha hızlı ve veri temelli karar alma kapasitesi sağlamak.

Böylece operasyonel seviyede “decision dominance – karar hakimiyeti” yaratılması arzulanıyor ki rakibin karar döngüsünden daha hızlı hareket eden bir etki ve kuvvet yapısı oluşturulabilsin. Bunun cephedeki yansıması şüphesiz “başarı” olasılığını yükseltmesi.

İsrail yaklaşımı nedir? İsrail’in kullandığı Lavender sistemiyse farklı bir operasyonel mantık üzerine kurulu. İsrail’in Gazze’de bu sistemi nasıl kullanıldığını 6 Nisan 2024’te yine Ateş Mehmet İrez ile görüşerek yazmıştım.

  • Bu sistemin temel işlevi, savaş planlaması değil, büyük ölçekli istihbarat verisini işleyerek “kitlesel hedef üretimi ve önceliklendirmesi” yapmak.

Sistem, çok sayıda veri kaynağını analiz ederek on binlerce potansiyel hedefi belirleyip sıralayabiliyor. Operasyonel etki, karar süreçlerinin hızlanmasından ziyade taktik olarak hızın artırılması ve varoluşsal tehdit olarak görülen unsurların hızlıca yok edilmesi üzerine kurulu.

Riskleri neler?

Gerek ABD’nin gerek İsrail’in bu alandaki yaklaşımı askerî sonuçları açısından avantajlı. Ancak Ateş Mehmet İrez’e göre bu iki yaklaşım farklı riskler de barındırıyor.

ABD modelinde risk, veri odaklı rasyonalitenin hukuki ve ahlaki körlüğe dönüşebilmesi ve algoritmik önerilerin insan değerlendirmesinin yerini alması. İrez, bunun çok uzak bir gelecekte gerçekleşmeyeceğini düşünüyor.


YAZININ DEVAMI


müşterek etkiTürk Hava KuvvetleriUkrayna Savaşı
Spektrum

'Savaşın kazananı'

Savaşın kazananı olmaz belki ama ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda birinci ay geride kalırken, Washington’ın küresel arz sıkıntısını hafifletmek için kuralları gevşetmesi Rusya’ya beklemediği bir kazanç sağladı. Rusya, petrol gelirlerini artırırken Tahran ile doğrudan diplomasi yürüten Çin de kendi gemilerini Hürmüz Boğazı’nda geçirip 11 milyon varilden fazla İran ham petrolünü kıyılarına çekmeyi sürdürüyor.

Yazı: Pelin Cengiz

İran'ın deniz mayınları, kıyı füze bataryaları ve insansız hava araçları kullanarak Hürmüz Boğazı'nı kapatma stratejisi, enerji fiyatlarının fırlamasıyla küresel ekonomiyi alt üst etmese de epeyce yıkıcı bir etki yarattı. ABD'nin algılanan bir tehdidi ortadan kaldırmak ve zafer ilan etmek için hızla ezici bir eyleme başvurarak Venezuela'da izlediği yolu tekrarlamak olan planı ise ters tepmiş gibi görünüyor.

Şu anda ikinci ayına giren savaşla ilgili herkes ortaya çıkan faturanın ağır olduğunda hemfikir. Ortadoğu’daki kriz, başta enerji piyasaları ve finansal piyasalar olmak üzere pek çok alanda hasar bırakırken, gaz ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişin sanayi ve hane halkı üzerinde ek maliyet baskısı oluşturması bekleniyor.

Bölgedeki gelişmelerin Avrupa enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtığı belirtilirken, son 30 günde AB'nin fosil yakıt ithalat maliyetine 14 milyar euro ek zarar getirdiği ifade ediliyor. Küresel gaz piyasalarındaki sıkışıklık elektrik fiyatlarına da yansırken beklenti, enerji piyasalarındaki bu etkinin kısa vadeyle sınırlı kalmayacağı yönünde.

Enerji piyasalarının ardından savaşın en fazla vurduğu sektörlerin başında havayolları geliyor. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla jet yakıtı fiyatları hızla yükseldi. Maliyet baskısı altında kalan havayolu şirketleri uçuş kapasitelerini azaltmaya başladı. Uçak yakıtı kerosenin varil fiyatı, Şubat ayı sonundan bu yana ortalama iki katına çıktı.

  • Yakıt fiyatlarındaki bu ani sıçrama da ister istemez bilet ücretlerine doğrudan zam olarak yansıyor. Diğer yandan, savaş sebebiyle Basra Körfezi üzerindeki hava koridorlarının kullanılamaması, özellikle Asya uçuşlarında rotaların uzamasına ve maliyetlerin patlamasına yol açıyor.

Gübre üretimi de sevk edilemeyen ürünler için depolama seçeneklerinin yetersizliği ve Ortadoğu’daki bazı enerji tesislerinin kapanması nedeniyle olumsuz etkileniyor. Bu kırılma; tarımsal üretim giderleri, verim beklentileri ve gıda fiyatlarını da yukarı iten çok katmanlı bir baskı oluşturuyor.

Her ne kadar bir dediği diğer dediği tutmamakla meşhur olsa da ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İran savaşının yakında biteceğini söyleyerek, “İran'dan iki üç hafta içinde ayrılacağız. Ayrılmadan önce bir anlaşma mümkün olabilir. ABD'nin savaşı bitirmesi için İran'ın anlaşma yapmasına gerek yok” ifadelerini kullandı. Savaş, Trump’ın söylediği gibi birkaç haftalık bir vadede sona erse de, savaşla birlikte ortaya çıkan bazı etkiler hemen normale dönmeyecek gibi görünüyor.

Savaşın kazananı olmaz derler ancak bu savaşın savaşan taraflar dışında bazı kazananları var. Savaşa doğrudan müdahaleyle veya askerî destekle katılmasalar da başka birtakım yollarla savaşa taraf görünen ülkeler ve Ortadoğu’daki ortamdan kazanç sağlayan bazı sektörler mevcut.

Savaşın kazanan aktörleri: Çin ve Rusya

Belli açılardan bu savaşı İran’ın psikolojik üstünlükle kazandığı düşünülebilir ancak temelde bu savaşın iki kazananı var: Çin ve Rusya…

Çin, petrol ithalatının yüzde 13’ünü indirimli fiyatlarla sağlayan İran’a bağımlı. İran, Pekin ile 25 yıllık bir işbirliği anlaşması imzalayarak, 2021’den beri Çin yatırımı ve güvenlik işbirliği karşılığında piyasa fiyatlarının altında 400 milyar dolarlık petrol temin etti. Rusya ise 2014'te Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlardan bu yana en önemli Ortadoğu müttefiki olarak İran'a güveniyor.

YAZININ DEVAMI


petroljet yakıtıkerosen
Spektrum

Fransa’da yerel seçimler

Yarı başkanlıkla yönetilen ve 2027 yılının ortalarında cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidecek Fransa için geçen hafta sonu yapılan belediye seçimleri ulusal siyasetinin gidişatını gösteren bir barometre işlevi gördü. Seçimlerde merkez sağ bileşenlerin belediyelerin yaklaşık %43-44’ünü, sol blokun %31-32’sini, ve aşırı sağın da % 6-7’sini kazandıklarını gördük. Bu görüntü, Fransa’daki klasik güç dağılımını teyit etmiş oldu.

Yazı: Merve Özdemirkıran Embel

Yerel seçimler doğaları gereği yerel dinamiklere ve adayların kişisel özellik ve sundukları önerilere bağlıdır. Ancak yarı başkanlıkla yönetilen ve 2027 yılının ortalarında cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidecek Fransa için geçen hafta sonu yapılan belediye seçimleri ulusal siyasetinin gidişatını gösteren bir barometre işlevi gördü.

Özellikle Paris, Marsilya, Lyon, Lille gibi büyük şehirlerde solun lehine sonuçlar ve 2002’den beri oyunu ulusal düzeyde sistematik bir şekilde artıran radikal sağın kalesi olarak görülen kuzeydeki Nord-Pas-de-Calais bölgesinde ve Akdeniz kıyısında elde ettiği ilerlemeye rağmen yerelde iktidar kurmakta zorlanması 2027’deki cumhurbaşkanlığı ardından milletvekilliği seçimleri için Fransa ulusal siyasetinin gideceği yöne dair ipuçları sundu.

  • Yaklaşık 35.000 belediyede belediye başkanlığı ve meclis üyelikleri için yapılan seçimlerde her ne kadar ulusal düzeyde partilerin elde ettikleri oy oranlarını net yüzdeliklerle ifade edemesek de hızlıca yapılacak bir hesapla, merkez sağ bileşenlerin belediyelerin yaklaşık %43-44’ünü, sol blokun %31-32’sini, ve aşırı sağın da % 6-7’sini kazandıklarını gördük.

Bu görüntü, Fransa’daki klasik güç dağılımını teyit etmiş oldu; sol büyük şehirleri korurken, merkez ve sağ blok yerel düzeyde en geniş belediye ağına sahip olmaya devam etti. Aşırı sağın ise küçük yerleşimlerde ilerlemiş olsa da hâlâ sınırlı bir yerel kurumsallaşma kapasitesine sahip olduğu anlaşıldı.

15-16 Mart hafta sonu yapılan ilk turdan sonra özellikle Macron’un Renaissance partisi yerelde geçmişten beri süre gelen yerleşikliğini koruyan merkez sağ merkez sağın aksine yerel örgütlenmesinin ne kadar cılız olduğunu teyit etti ve iki tur arasındaki ittifak görüşmelerinde etkisiz kaldı.

Öte yandan seçimlerin hemen arifesinde bizzat cumhurbaşkanı tarafından radikal ve aşırı ilan edilen solun içinde de uzun süredir tartışma yaratan Jean-Luc Mélenchon’un La France Insoumise (LFI) (Boyun Eğmeyen Fransa) hareketi etkili kampanyasıyla özellikle solun merkezi Sosyalist Parti’yi ittifaka zorladı.

Ulusal düzeyde 2002’den beri yükselişiyle gündemde olan son iki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, milletvekili seçimlerinde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde elde ettiği başarılarla Fransa siyasetinin odağına yerleşen aşırı sağ ise beklenenin aksine, toplamda oylarını artırmaya devam etse de, ulusal düzeyde yelkenini doldurduğu popülizm rüzgarını seçmenle baş başa kaldığı yerel düzeyde, özellikle orta ölçekli ve büyük şehirlerde estiremedi.

Özetle, tüm siyasi parti ve hareketler için 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi gerçekliğe yakın bir kamuoyu yoklaması olan 2026 yerel seçimlerinin net bir kazanını olmadı. Herkes kendini başarılı bulup seçmenlerinin önünde zaferini ilan etti ancak ortaya çıkan manzara tek bir partinin ya da blokun başarısından ziyade, hiçbir siyasi aktörün hegemonya kuramamış olduğu şeklinde belirdi ve tıpkı son iki yıldır çok sayıda siyasi krizi doğuran parlamentonun parçalı yapısı, bir başka ifadeyle seçmenin bölünmüşlüğü teyit edilmiş oldu.

Seçimlerin görünürdeki kazananı büyük şehirleri elinde tutmayı başaran Sol İttifak oldu. 2001’de seçilen Bertrand Delanoe ve 2014’ten beri kenti yöneten Anne Hidalgo’nun ardından Sarkozy döneminin etkin isimlerinden hali hazırdaki Kültür Bakanı Rachida Dati (%41,52) ve aşırı sol aday Sophia Chikirou (%7,96) karşısında %50,52 oy oranıyla Emmanuel Grégoire Paris’i Sosyalist Parti’de tutmayı başardı.


YAZININ DEVAMI


radikal sağFransa'daParis
Spektrum

Aposto, elinizde tutup, sayfalarını çevirebileceğiniz bir dünyaya taşındı. Aposto Gazete'nin Kış 202

Aposto, elinizde tutup, sayfalarını çevirebileceğiniz bir dünyaya taşındı. Aposto Gazete'nin Kış 2026 sayısı, geçen yılın en önemli olayları, 2026'ya dair beklentiler, en çok okunan yazıları ile yayında.

Quando

Google, Veo 3.1 Lite’ı duyurdu

Google, metin komutları ve referans görsellerden video üreten yapay zeka aracı Veo’nun “Veo 3.1 Lite” sürümünü duyurdu.

  • Ayrıntılar: Maliyet optimizasyonuna odaklanan Veo 3.1 Lite, Veo 3.1 Fast’e göre %50 daha düşük maliyetle aynı hızda video üretimi yapabiliyor. 16:9 yatay ve 9:16 dikey formatları destekleyen model, 720 piksel ve 1080 piksel çözünürlükte çıktı oluşturabiliyor. Kullanıcılar, yeni modelde maksimum 8 saniye uzunluğunda videolar üretebiliyor.
videoyapay zekaGoogle
Quando

Siri tek komutta birden fazla talebi işleyebilecek

Apple’ın, Google’ın Gemini modellerin üzerine inşa ettiği ve Haziran ayındaki Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda (WWDC) tanıtmayı planladığı yapay zeka destekli yeni Siri’de asistanın tek bir komutta birden fazla kullanıcı isteğini işlemesine olanak tanıyacak bir özelliği test ettiği bildirildi.

  • Önemli ayrıntı: Bloomberg analisti Mark Gurman’ın haberine göre yeni özellik, iOS 27, iPadOS 27 ve macOS 27 işletim sistemi güncellemeleriyle birlikte Siri’ye entegre edilecek. Yeni işletim sistemi sürümleri, sonbahar aylarında kullanıma sunulacak.
yapay zekaSiriApple
Quando

X’e otomatik çeviri özelliği geliyor

Elon Musk, yakında X’e yapay zeka destekli otomatik çeviri özelliği geleceğini duyurdu.

  • Ayrıntılar: Yeni özellik, dil bariyerini ortadan kaldırmak amacıyla akışta yabancı dildeki tüm gönderileri tespit ederek otomatik olarak kullanıcının diline çevirecek. Çeviri aracına xAI tarafından geliştirilen sohbet robotu Grok güç verecek.
yapay zekaElon MuskXAI
Quando

xAI'ın son kurucu ortakları da ayrıldı

Elon Musk'ın yapay zeka girişimi xAI'da kalan son kurucu ortaklar Manuel Kroiss ve Ross Nordeen de şirketten ayrıldı. Böylece xAI'ın 11 kurucu ortağından geriye sadece Musk kaldı.

yapay zekaElon MuskManuel Kroi
Quando

Diva

Diva: Dive into AI, 16 Mayıs’ta düzenlenecek: Yapay zeka alanındaki en güncel gelişmelerin paylaşıldığı ve bu yıl dördüncü kez düzenlenecek Diva: Dive into AI konferansının, 16 Mayıs’ta İstanbul Beşiktaş’taki DotsHub’da hayata geçirileceği açıklandı.

  • Ayrıntılar: Kadın Yazılımcı topluluğu tarafından düzenlenen konferans, tamamen gönüllülerden oluşan bir ekip tarafından hayata geçiriliyor. Teknoloji alanında kapsayıcılığı artırmayı hedefleyen topluluk, bu etkinlik aracılığıyla yapay zeka alanında bilgi paylaşımını teşvik ederken kadınların ve farklı geçmişlerden bireylerin sektörde daha görünür olmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.
yapay zekaDiva: Dive Into AIDotsHub
Quando

Penguin Random House, OpenAI’a dava açtı

ABD merkezli yayınevi Penguin Random House, yapay zeka destekli sohbet robotu ChatGPT’nin çocuk kitabı serisi Küçük Ejderha Hindistan Cevizi’nin içeriğini taklit etmesi ve yeniden üretmesinin ardından OpenAI’ın İrlanda merkezli Avrupa iştirakine dava açtı.

  • Ayrıntılar: Dava dosyasına göre Penguin Random House’un hukuk ekibi, ChatGPT’den Ingo Siegner'in Küçük Ejderha Hindistan Cevizi serisine benzer bir hikaye yazmasını istedi. Bunun üzerine ChatGPT, orijinalinden “neredeyse ayırt edilemez” metin ve görseller üretti. Penguin Random House, bu durumun OpenAI’ın büyük dil modellerini Siegner'in eserleriyle yasa dışı bir şekilde eğittiğine dair açık bir kanıt olduğunu savundu.
yapay zekaPenguin Random HouseOpenAI
Quando

Google Haritalar’dan elektrikli otomobillere akıllı şarj rotası

Google’ın navigasyon uygulaması Google Haritalar, yapay zeka ve enerji analiz modellerini kullanarak ABD’deki elektrikli otomobil sürücülerine akıllı şarj rotaları oluşturmaya başladı.

  • Ayrıntılar: Yeni özellik, kullanıcılar otomobil bilgilerini uygulamaya ekledikten sonra model, batarya kapasitesi, mevcut şarj seviyesi, trafik durumu, eğim ve hava koşulları gibi verileri dikkate alarak yolculuk boyunca ne kadar enerji harcanağını hesaplayabiliyor. Daha sonra uygulama, yol üzerindeki en uygun şarj noktalarını otomatik olarak listeliyor, varış noktasına kadar ne miktarda şarj gideceğini gösteriyor ve şarj süresini hesaba katarak varış süresini güncelleyebiliyor.
yapay zekaotomobilGoogle Haritalar
Quando

Meta’dan iki yeni Ray-Ban akıllı gözlük

Meta, numaralı gözlük ve kontakt lens kullananlar için özel olarak tasarlanan yapay zeka destekli yeni akıllı gözlükleri Ray-Ban Meta Blayzer Optics ve Ray-Ban Meta Scriber Optics’i tanıttı.

  • Ayrıntılar: Ray-Ban akıllı gözlüklere hâlihazırda numaralı cam takılabiliyor olsa da Meta, yeni gözlüklerin neredeyse tüm göz numaralarını desteklediğini ve tüm gün konfor sağlamak üzere tasarlandığını dile getirdi. Şirket ayrıca, 14 Nisan’da optik mağazalarında satışa sunulacak modelleri bugüne kadar tasarladığı en rahat gözlükler olarak nitelendirdi. Blayzer dikdörtgen, Scriber ise yuvarlak bir çerçeveyle geldi. Her iki gözlükte de uzatma menteşeleri, değiştirilebilir burun pedleri ve yüz şekline uygun olarak optisyenler tarafından ayarlanabilen sap uçları bulunduğu görüldü.
kontakt lensyapay zekaRay-Ban Meta Blayzer Optics
Quando

Nothing’den iki yeni AI destekli giyilebilir cihaz

OnePlus’ın kurucu ortağı Carl Pei tarafından kurulan akıllı telefon üreticisi Nothing’in, iki yeni yapay zeka destekli giyilebilir teknoloji ürünü piyasaya sürmeyi planladığı bildirildi.

  • Ayrıntılar: Bloomberg’ün haberine göre ürünlerden biri akıllı gözlük olacak. Kamera, mikrofon ve hoparlörle donatılacak ürün, yapay zeka komutlarını işlemek için telefon ve bulut bilişim platformlarına bağlanacak. Cihaz, gelecek yıl kullanıcı beğenisine sunulacak. Nothing ayrıca, bu yıl yapay zeka destekli bir kablosuz kulaklık da tanıtacak.
yapay zekaNothingOnePlus
Quando

Anything, App Store’dan kaldırıldı

Apple, kullanıcıların yapay zeka desteğiyle uygulama, web sitesi ve web araçları geliştirmesine olanak tanıyan kodlama aracı Anything’i 2.5.2 numaralı kılavuz kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle App Store’dan kaldırıldı.

  • Bilgi notu: Söz konusu kural, uygulamaların başka uygulamalar oluşturmak için kullanılmasını yasaklıyor.
yapay zekaAnythingApple
Quando

Anthropic yanlışlıkla Claude Code’un kaynak kodunu sızdırdı

Anthropic, yapay zeka destekli kodlama aracı Claude Code’un kaynak kodlarının önemli bir bölümünü yanlış yapılandırılmış bir dosya nedeniyle istemeden herkese açık hâle getirdi.

  • Ayrıntılar: Sorun, “source map” adı verilen ve geliştiricilere hata ayıklamada yardımcı olan bir dosyadan kaynaklandı. Bu dosya, uygulamanın derlenmiş versiyonunun arkasındaki kaynak koduna erişimi mümkün kıldı. Sızıntı kısa süre içinde fark edilse de yüz binlerce satır kod, hızla geliştirici platformlarında yayıldı. Kodlarda Claude Code’un çalışma mantığına dair ipuçları ve şirketin geliştirdiği bazı dahili araçlarla ilgili referansların da yer aldığı görüldü.
yapay zekaAnthropicClaude Code
Quando

Rebellions

Yapay zeka modellerini eğitmek yerine, çalıştırmak için gereken hesaplama işlemlerini kapsayan çıkarım süreçlerine yönelik yapay zeka çipleri geliştiren Güney Kore merkezli girişim Rebellions, Mirae Asset Financial Group ve Kore Ulusal Büyüme Fonu liderliğindeki yatırım turunda 400 milyon dolar finansman topladı.

  • Ayrıntılar: Tur, şirketin değerlemesini 2,34 milyar dolara, bugüne kadar topladığı finansman miktarını ise 850 milyon dolara çıkardı. Yeni yatırım, çip tasarım sürecini hızlandırmak, ürün gamına yeni çipler eklemek ve ekibi büyütmek için kullanılacak.
yapay zekaçipMirae A Et Financial Group
Quando

Whoop

Whoop: Sağlık ve spor verilerini analiz eden giyilebilir teknoloji ürünleri geliştiren ABD merkezli girişim Whoop, Collaborative Fund liderliğindeki yatırım turunda 575 milyon dolar yatırım aldı.

  • Ayrıntılar: Mubadala Investment Company, Qatar Investment Authority, 2PointZero Group, Abbott, Mayo Clinic, Macquarie Capital, IVP, Foundry Group, Accomplice, Affinity Partners, Glade Brook, B-Flexion, Promus Ventures, Bullhound Capital, Cristiano Ronaldo, Lebron James, Rory McIlroy, Reggie Miller ve Niall Horan’ın da katıldığı tur, şirketin değerlemesini 10,1 milyar dolara yükseltti. Yeni yatırım, Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmak, küresel pazarlara açılmak ve Whoop’un yapay zeka destekli sağlık platformunu geliştirmek için kullanılacak.
yapay zekaWhoopCollaborative Fund
Quando

5G’ye geçiş töreni

Türkiye, yeni nesil kablosuz internet bağlantısı 5G’ye Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen bir törenle geçiş yaptı.

  • Ayrıntılar: Törende Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom, 5G teknolojisiyle farklı şehirlerden canlı bağlantılar yaptı. 5G, ilk olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa ve Konya'da kullanıma sunulacak. Tüm Türkiye'yi kapsama süreci, bir yıldan biraz daha fazla zaman alacak. 5G teknolojisini mobil telefonlarda kullanabilmek için cihazın 5G uyumlu olması gerekecek.
TürkiyeAnkaraCumhurbaşkanlığı Külliyesi

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende

HİKAYE

İlker Çatak: 'Sinema doğası gereği, kaçınılmaz olarak politik bir alandır'

"Sarı Zarflar" filminde politik görüşleri nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan sanatçı ve akademisyen bir çiftin mesleki sürgündeki çırpınışlarını ve dönüşümlerini anlatan İlker Çatak ile Altın Ayı ödüllü filmini konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

03 Nis 2026

ilker-catak-sinema-dogasi-geregi-kacinilmaz-olarak-politik-bir
SpektrumSpektrum

HİKAYE

'Yeni savaş': Yapay zeka ve uzay teknolojileri savaşı nasıl değiştiriyor?

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması, başta hedefleme ve karar mimarisi olmak üzere savaşma biçimlerini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Öte yandan teknoloji askerileştiğinde sivillerin daha az zarar görmesini bekleriz. Peki neden aksi oluyor ya da oluyor mu? Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’e sorduk.

Utku Başar

·

03 Nis 2026

yeni-savas-yapay-zeka-ve-uzay-teknolojileri-savasi-nasil
QuandoQuando

HİKAYE

Furya bitti, gerçekler geldi: Yapay zeka endüstrisi bir çıkmaza mı giriyor?

Yapay zeka endüstrisi sihir evresinden bilançoların ve fizik yasalarının konuşulduğu soğuk gerçeklik evresine sert iniş yaptı. OpenAI’ın büyük sükse yaratan Sora aracını aniden kapatması bunun ilk işaretlerinden. Ama durum, ne bundan ne de finansal bir krizden ibaret. İşin yutturmaca kısmından çıkıp gerçekliğe, yani endüstriyel verimlilik kısmına geçişin sancılarıyla karşı karşıyayız.

Ümit Alan

·

03 Nis 2026

furya-bitti-gercekler-geldi-yapay-zeka-endustrisi-bir-cikmaza
DuendeDuende

HİKAYE

Yeşer Sarıyıldız: 'Distopya geleceği anlatmak için değil, bugünü teşhir etmek için var'

Distopik öykülerden oluşan "Çınlayanlar" adlı ilk kitabı okurla buluşan Yeşer Sarıyıldız'ın yazı yaşamı dijital mecralarda başlamış. Uzun yıllardır teknoloji, toplumsal cinsiyet ve ifade özgürlüğü üzerine yazan Sarıyıldız, son yıllarda yapay zeka ve dijital sanat odaklı sergilerin küratörlüğünü üstleniyor. Sarıyıldız'la "Çınlayanlar", distopik evrenler ve uygarlığın sarsılan temelleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

03 Nis 2026

yeser-sariyildiz-distopya-gelecegi-anlatmak-icin-degil-bugunu