Duende

Yeşer Sarıyıldız

Distopik öykülerden oluşan "Çınlayanlar" adlı ilk kitabı okurla buluşan Yeşer Sarıyıldız'ın yazı yaşamı dijital mecralarda başlamış. Uzun yıllardır teknoloji, toplumsal cinsiyet ve ifade özgürlüğü üzerine yazan Sarıyıldız, son yıllarda yapay zeka ve dijital sanat odaklı sergilerin küratörlüğünü üstleniyor. Sarıyıldız'la "Çınlayanlar", distopik evrenler ve uygarlığın sarsılan temelleri üzerine konuştuk.

Söyleşi: Soner Can

Yakın geleceğin soğuk ve acımasız dünyasını tasvir ederken "Tüm bunlar öykülerimi de sevimsizleştirir mi?" diye bir endişe taşıdınız mı?

Yazarken birçok duygu eşlik etti ama endişe hiç olmadı. İçinde bulunduğumuz dünya zaten yeterince rahatsız edici. Ben yeni bir şey icat etmiyorum; sadece baktığımız ama görmemeyi tercih ettiğimiz şeyleri büyütüyorum.

Özellikle yeni kuşakların hayatın gri ve siyah yüzüne karşı tavrı net...

Belki de tam bu yüzden yeni kuşaklar gerçek dünyayla mesafeli. Çünkü gerçeklik artık katlanması zor bir şeye dönüştü. Dijital dünyada daha özgürce kendileri olabiliyorlar. Ama bu bir kaçış mı, yoksa yeni gerçeklik mi, ondan emin değilim.

O zaman sorumdaki durumun gerçeklik payı var.

Çınlayanlar’da yaptığım, bugün normalleşmiş olanı alıp eğip bükmek, biraz daha ileri götürmek; içimi soğutmak bir yandan da. Çünkü gerçek hayatta bulamadığımız adaleti, kurmaca evrenlerde kurabiliyorum. En azından orada tünelin sonundaki ışığa bir yol çizebiliyorum. Rahatsız edici mi? Olabilir, zaten amaç o. Rahatsız etmeyen ya da herhangi bir şey hissettirmeyen bir sanat eseri sadece dekor olur. Edebiyat da bundan muaf değil.



SÖYLEŞİNİN DEVAMI


toplumsal cinsiyetyapay zekaSoner Can
Duende

Bu arada

Eğer popüler olanları, en çok konuşulanları kaçırmak istemiyorsan:

Project Hail Mary | Kaynak: TME Films

  • 20-26 Mart haftasında en çok izlenen film Türkiye’de (171.794 seyirci) Çatlı (2026, Deniz Enyüksek), ABD’de (109.764.644 dolar hasılat) Project Hail Mary (2026, Phil Lord ve Christopher Miller),
  • 27-29 Mart hafta sonunda en çok izlenen film Türkiye’de (64.742 seyirci) Çatlı, ABD’de (54.061.852 dolar hasılat) Project Hail Mary,
  • 1 Nisan itibarıyla haftanın en popüler yapımı hem IMDb hem de Letterboxd’a göre Project Hail Mary oldu.
  • Çatlı ve Project Hail Mary Türkiye’de halen gösterimde.
Project Hail MaryTürkiyeIMDb
Duende

'Laneth'in tüm sayıları erişime açıldı

'Laneth'in tüm sayıları erişime açıldı: İlk sayısı 1991'de "Türkiye'nin en az satan müzik dergisi" sloganıyla çıkan müzik ve yeraltı kültürü fanzini Laneth'in tüm sayıları çevrimiçi erişime açıldı.

FanzinTürkiyeHüseyin Serbes
Duende

İstanbul Kadın Filmleri Festivali

Söyleyecek sözleri olan ve sinema aracılığıyla konuşan kadın yönetmenlerin filmleri biraraya getiren İstanbul Kadın Filmleri Festivali 2-11 Nisan'da ücretsiz olarak düzenleniyor.

  • Ayrıntılar: Çeşitli mekanlarda yapılan gösterimleriyle festival, Türkiye ve dünyadan belgesel, animasyon ve deneysel türlerde kısa ve uzun metraj filmlerin yanı sıra Brezilya ve Güney Amerika sinemasına da birer bölüm ayırıyor.
İstanbul Kadın Filmleri FestivaliTürkiye
Duende

'National Geographic

'National Geographic: Symphony For Our World': National Geographic’in senfoni orkestrası eşliğinde doğa ve vahşi yaşam görüntülerinin müzikle buluştuğu gösteri Türkiye'de ilk kez 4 Nisan’da Volkswagen Arena’da izleyiciyle buluşacak.

  • Ayrıntılar: Emmy ve BAFTA adaylığı bulunan Bleeding Fingers Music tarafından bestelenen eserler, 40 kişilik İstanbul Film Orkestrası tarafından filmle tam senkron şekilde seslendiriliyor.
National GeographicTürkiyeVolkswagen Arena
Duende

Türkiye yapımları uluslararası festivallerde

Ragıp Türk’ün Taş ve Tüy filmi, dünya prömiyerinin yapılacağı Güney Kore’deki Jeonju Uluslararası Film Festivali’nde, Pınar Yorgancıoğlu’nun Karanlıkta Islık Çalanlar filmi ise San Francisco Uluslararası Film Festivali’nde yarışacak.

TürkiyeRagıp TürkTaş Ve Tüy
Spektrum

İran'da bir ayın ardından

Savaşın birinci ayının sonunda inisiyatifi ve karar önceliğini İran’a kaptırdığı artık açık olan ABD; kara harekatı söylentileri bir yana dünyanın geri kalanını batırma pahasına Hürmüz’le birlikte Babülmendep’in de kapanması riskini göze alabilir mi?

Yazı: Utku Başar

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısıyla başlayan savaşın birinci ayını geride bıraktık. İsrail’in nihai hedefinin istikrarsız ve zayıflamış bir İran olduğu artık netleşti.

  • Üstelik bunu tüm dünyayı ekonomik krize sürüklemek, askerî olarak ateşe atmak ya da uluslararası alanda İsrail devletinin meşruluğunu sorgulatmak pahasına yaptıkları aşikar.

İsrail bunu yaparken bir yandan da Hizbullah’a karşı savunma alanı kurmak bahanesi ile İsrail’in kurucusu David Ben-Gurion’un hayalini gerçekleştirdi ve Lübnan’ın güneyini fiilen ilhak etti. Bu süreçte, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimci terörüyse hiç olmadığı bir seviyeye çıktı.

'Stratejik hedeflerin hepsi baştan itibaren açıkça saçmalıktı'

ABD ise savaşın başında stratejik hedef olarak belirttiği hiçbir sonuca şimdiye kadar ulaşamadı. Bunu ben değil, Trump’ın 2016’daki başkanlık kabinesindeki savunma bakanlarından biri olan “kuduz köpek” lakaplı, eski deniz piyadesi, emekli Orgeneral James Mattis söylüyor:

“15 bin hedef vurulmuş durumda. Sahada ciddi askerî başarılar elde edildi. Ancak bu başarılar stratejik sonuçlarla örtüşmüyor. Savaşın başında dile getirilen bazı stratejik hedefleri hatırlayalım: İran’ın koşulsuz teslim olması, rejim değişikliği, hatta bir sonraki dinî liderin kim olacağına Washington’un karar vereceği iddiası… Bunların hepsi baştan itibaren açıkça saçmalıktı. Gerçeklikle ilgisi olmayan, tamamen hayal ürünü hedeflerdi.”

Aslında Mattis’in kastettiği, iyi bir istihbarat çalışması ve yapay zeka desteğiyle oluşturulmuş bir hedef listesinin (aralarında bir kız ilkokulunun da olduğunu ve binanın birden çok kez vurulduğunu hep hatırlamak gerekir) üstün teknolojiyle vurulmasının askerî başarı sayılsa da hiçbir zaman strateji eksikliğinin yerini tutamayacağı.

Dahası Trump’ın bir giriş stratejisi olmadığı gibi, çıkış stratejisinin de olmadığı gün geçtikçe daha fazla anlaşılıyor. ABD’de şu sıralar savaşla ilgili en çok konuşulan konu bu.

ABD’nin askerî gücü neye yarar, neye yaramaz?

ABD’nin hava gücü şüphesiz tek başına bir “rejimi” deviremez. Ancak bugün ulaştığı hız, yoğunluk ve hassasiyet geçmişe kıyasla çok daha yıkıcı görünüyor. Birleşmiş Milletler’i ve pek çok müttefiki dikkate almayan bir yaklaşım ise Washington’un karar alma süreçlerini daha da hızlandırıyor.

Ne var ki bırakın savaşın başındaki stratejik hedeflere ulaşmayı; İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasına karşın ABD’nin boğazın açılmasını sağlayacak askerî gücü ya da caydırıcılığı olmadığı da net olarak ortaya çıktı. Diğer taraftan Trump’ın tüm tehditlerine rağmen uluslararası alanda müttefiklerini ve politika yapıcıları da Hürmüz’ün uluslararası bir çabayla açılması konusunda etkilemesi de şimdilik mümkün görünmüyor.


YAZININ DEVAMI


kara harekatıyapay zekaİran
Spektrum

Doğum izni tartışmaları

TBMM’ye sunulan yeni kanun teklifiyle çalışan annelerin ücretli doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması planlanıyor. Teklif, özel sektörde çalışan babaların iznini de 5 günden 10 güne yükseltiyor. Öte yandan kadın örgütleri ve uzmanlar, ücretsiz kreşlerin eksikliğinin düzenlemenin etkisini sınırladığını ve kadınların istihdama katılımıyla ilgili risk oluşturduğunu belirtiyor. Peki Türkiye'de kreşler, ihtiyacı karşılamaya yakın mı?

Yazı: Melisa Gülbaş

TBMM’ye sunulan 29 maddelik “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile çalışan annelerin ücretli doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması planlanıyor. Teklif özel sektörde çalışan babaların iznini de 5 günden 10 güne yükseltiyor.

  • Kanun teklifinin gerekçesinde, doğumdan sonraki ilk ayların çocuğun bakım ve gelişimi açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiliyor ve düzenlemenin aynı zamanda nüfus politikalarının desteklenmesi amacıyla da ele alındığı belirtiliyor.

Öte yandan: Kadın örgütleri ve uzmanlar, ücretsiz kreşlerin eksikliğinin düzenlemenin etkisini sınırladığını ve kadınların istihdama katılımıyla ilgili risk oluşturduğunu belirtiyor. Ayrıca uzatılan izinlerin tek başına yeterli olmadığı, çocuk bakımının halen büyük ölçüde kadınların fedakarlığına dayandırıldığı vurgulanıyor.

İşyerlerinin kreş açma zorunluluğu nasıl düzenleniyor?

Kadın çalışanlara yönelik işyeri yükümlülükleri, "Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" ile düzenleniyor.

  • Bu yönetmeliğe göre 100-150 arası kadın çalışanı olan işyerlerinde emzirme odası, 150'nin üzerinde kadın çalışanı olan işyerlerinde ise 0-6 yaş arası çocuklar için kreş kurulması zorunlu. Ayrıca kurulan kreş işyerine 250 metreden daha uzak bir mesafede bulunuyorsa işverenin çalışanlara ulaşım desteği de sağlaması gerekiyor.

Yükümlülük değerlendirilirken aynı işverene bağlı belediye sınırları içindeki tüm işyerlerindeki kadın çalışanların toplamı dikkate alınıyor. Böylece büyük şirketlerde veya birden fazla şubesi olan işverenlerde de kadın çalışanların haklarının gözetilmesi hedefleniyor. İşveren, yükümlülüğü kendi başına kreş açarak yerine getirebileceği gibi, diğer işverenlerle ortaklaşa çözüm üretebiliyor veya yetkili bir kurumdan hizmet satın alabiliyor.

Yönetmeliğe uyulmaması durumunda kadın çalışanların kıdem tazminatı ve diğer yasal hakları devreye giriyor.

Ancak uygulamada yönetmeliğin öngördüğü kreş ve emzirme odalarının ne kadarının faaliyete geçtiğine dair kapsamlı veri bulunmuyor. Ayrıca EŞİK gibi kadın örgütleri, kreş açma yükümlülüğünün "150 kadın çalışan" şartına bağlanmasının kreş hakkına fiilen engel oluşturduğunu belirtiyor.

Bakım yükümlülükleri kadınların istihdama katılımını nasıl etkiliyor?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve BM Kadın Birimi'nin 2024 verileri, kadınların işgücüne katılımının erkeklere kıyasla belirgin biçimde düşük olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı %36,8 iken erkeklerde bu oran %72.

Hanesinde 3 yaş altı çocuğu olan kadınlarda istihdama katılım oranı %26,9'a düşüyor. Aynı durumdaki erkeklerde ise bu oran %90,9. Çocuğu olmayan kadınlarda istihdam oranı ise %58,6’ya yükseliyor.


YAZININ DEVAMI


doğum izniTürkiye
Duende

Garou konseri

25 yılı aşan kariyerinde Céline Dion ve Luc Plamondon ile işbirlikleri yapan Fransız şarkıcı Garou, 16 Eylül’de İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda, 18 Eylül’de ise İzmir Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda konser verecek.

  • Ayrıntılar: Cirque du Soleil ile birlikte yaptığı projelerle sahne performansını farklı disiplinlerle buluşturan sanatçı “The Best Of” turnesi kapsamında “Belle”, “Gitan”, “Sous le vent” ve “Seul” gibi hitlerinin yanı sıra yeni albümü Un Meilleur Lendemain’den şarkılarıyla sahnede olacak.
şarkıcıCéline DionLuc Plamondon
Spektrum

'Yeni savaş'

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması, başta hedefleme ve karar mimarisi olmak üzere savaşma biçimlerini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Öte yandan teknoloji askerileştiğinde sivillerin daha az zarar görmesini bekleriz. Peki neden aksi oluyor ya da oluyor mu? Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’e sorduk.


Yazı: Utku Başar

Ukrayna savaşı, insansız hava sistemlerinin (İHS) cephede farklı amaçlarla kullanımında bir dönüm noktası oldu. İHS’ler eskiden hava kuvvetlerinin ya da topçu birliklerinin icra edeceği görevlerden istihbarata, arama-kurtarmadan cephede lojistik hatları kesilmiş askerlere havadan malzeme ulaştırmaya ve psikolojik harekat hedeflerine yönelik operasyonlara kadar birçok farklı alanda kullanıldı.

İHS’lerin taktik kullanım dışında stratejik bir işlevleri de olduğunu 2 Ekim’de, savaşma işine bakışı ve askerî güç dengesini nasıl asimetrik şekilde değiştirdiklerini 20 Şubat’ta Aposto'da ele almıştım. Öte yandan İsrail ve ABD’nin İran’a saldırarak başlattıkları savaş, savaşma işiyle ilgili Ukrayna’da başlayan sürece bir katman daha ekledi.

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması özellikle hedefleme ve karar mimarisini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Zira bu teknolojilerin kullanılması, savaşan devletlerin sivil halklarının ve o halkların çocukları olan askerlerin savaştan nasıl ve ne kadar etkileneceğini değiştiriyor.

'Yeni savaş'ta iki farklı anlayış

Türkiye’de hedefleme ve müşterek etki konusunu en iyi bilen uzman Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’le görüştüm. Görüşmeden bu konuda ABD ve İsrail tarafından kullanılan iki farklı yaklaşımın dönüşümü daha iyi anlamamıza yardım edebileceği sonucu çıktı. Konuyla ilgili fotoğraf şöyle görünüyor:

ABD yaklaşımı nedir? ABD tarafında Anthropic ve Palantir ekosistemi içinde geliştirilen Claude tabanlı sistemler, esas olarak savaş planlama, lojistik yönetimi ve karar destek süreçlerine odaklanıyor.

  • Bu yaklaşımın temel stratejik amacı, modern askerî doktrinde kritik bir kavram olan “kill chain” (tahrip zinciri) süresini mümkün olduğunca kısaltmak ve askerlere daha hızlı ve veri temelli karar alma kapasitesi sağlamak.

Böylece operasyonel seviyede “decision dominance – karar hakimiyeti” yaratılması arzulanıyor ki rakibin karar döngüsünden daha hızlı hareket eden bir etki ve kuvvet yapısı oluşturulabilsin. Bunun cephedeki yansıması şüphesiz “başarı” olasılığını yükseltmesi.

İsrail yaklaşımı nedir? İsrail’in kullandığı Lavender sistemiyse farklı bir operasyonel mantık üzerine kurulu. İsrail’in Gazze’de bu sistemi nasıl kullanıldığını 6 Nisan 2024’te yine Ateş Mehmet İrez ile görüşerek yazmıştım.

  • Bu sistemin temel işlevi, savaş planlaması değil, büyük ölçekli istihbarat verisini işleyerek “kitlesel hedef üretimi ve önceliklendirmesi” yapmak.

Sistem, çok sayıda veri kaynağını analiz ederek on binlerce potansiyel hedefi belirleyip sıralayabiliyor. Operasyonel etki, karar süreçlerinin hızlanmasından ziyade taktik olarak hızın artırılması ve varoluşsal tehdit olarak görülen unsurların hızlıca yok edilmesi üzerine kurulu.

Riskleri neler?

Gerek ABD’nin gerek İsrail’in bu alandaki yaklaşımı askerî sonuçları açısından avantajlı. Ancak Ateş Mehmet İrez’e göre bu iki yaklaşım farklı riskler de barındırıyor.

ABD modelinde risk, veri odaklı rasyonalitenin hukuki ve ahlaki körlüğe dönüşebilmesi ve algoritmik önerilerin insan değerlendirmesinin yerini alması. İrez, bunun çok uzak bir gelecekte gerçekleşmeyeceğini düşünüyor.


YAZININ DEVAMI


müşterek etkiTürk Hava KuvvetleriUkrayna Savaşı
Duende

Engelsiz Filmler Festivali’ne doğru

24-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek 14. Engelsiz Filmler Festivali’nin Kısa Film Yarışması programında 10 ülkeden 15 film yer alacak.

  • Jüri: Yarışmadaki filmleri Loughborough Üniversitesi’nden sinema araştırmacısı Theresa Heath, Goethe-Institut Ankara kültür bölümünden Linda Rödel Çiftçive akademisyen, yönetmen ve yapımcı Emre Yalgın değerlendirecek.
AnkaraLoughborough ÜniversitesiGoethe-Institut
Spektrum

'Savaşın kazananı'

Savaşın kazananı olmaz belki ama ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda birinci ay geride kalırken, Washington’ın küresel arz sıkıntısını hafifletmek için kuralları gevşetmesi Rusya’ya beklemediği bir kazanç sağladı. Rusya, petrol gelirlerini artırırken Tahran ile doğrudan diplomasi yürüten Çin de kendi gemilerini Hürmüz Boğazı’nda geçirip 11 milyon varilden fazla İran ham petrolünü kıyılarına çekmeyi sürdürüyor.

Yazı: Pelin Cengiz

İran'ın deniz mayınları, kıyı füze bataryaları ve insansız hava araçları kullanarak Hürmüz Boğazı'nı kapatma stratejisi, enerji fiyatlarının fırlamasıyla küresel ekonomiyi alt üst etmese de epeyce yıkıcı bir etki yarattı. ABD'nin algılanan bir tehdidi ortadan kaldırmak ve zafer ilan etmek için hızla ezici bir eyleme başvurarak Venezuela'da izlediği yolu tekrarlamak olan planı ise ters tepmiş gibi görünüyor.

Şu anda ikinci ayına giren savaşla ilgili herkes ortaya çıkan faturanın ağır olduğunda hemfikir. Ortadoğu’daki kriz, başta enerji piyasaları ve finansal piyasalar olmak üzere pek çok alanda hasar bırakırken, gaz ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişin sanayi ve hane halkı üzerinde ek maliyet baskısı oluşturması bekleniyor.

Bölgedeki gelişmelerin Avrupa enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtığı belirtilirken, son 30 günde AB'nin fosil yakıt ithalat maliyetine 14 milyar euro ek zarar getirdiği ifade ediliyor. Küresel gaz piyasalarındaki sıkışıklık elektrik fiyatlarına da yansırken beklenti, enerji piyasalarındaki bu etkinin kısa vadeyle sınırlı kalmayacağı yönünde.

Enerji piyasalarının ardından savaşın en fazla vurduğu sektörlerin başında havayolları geliyor. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla jet yakıtı fiyatları hızla yükseldi. Maliyet baskısı altında kalan havayolu şirketleri uçuş kapasitelerini azaltmaya başladı. Uçak yakıtı kerosenin varil fiyatı, Şubat ayı sonundan bu yana ortalama iki katına çıktı.

  • Yakıt fiyatlarındaki bu ani sıçrama da ister istemez bilet ücretlerine doğrudan zam olarak yansıyor. Diğer yandan, savaş sebebiyle Basra Körfezi üzerindeki hava koridorlarının kullanılamaması, özellikle Asya uçuşlarında rotaların uzamasına ve maliyetlerin patlamasına yol açıyor.

Gübre üretimi de sevk edilemeyen ürünler için depolama seçeneklerinin yetersizliği ve Ortadoğu’daki bazı enerji tesislerinin kapanması nedeniyle olumsuz etkileniyor. Bu kırılma; tarımsal üretim giderleri, verim beklentileri ve gıda fiyatlarını da yukarı iten çok katmanlı bir baskı oluşturuyor.

Her ne kadar bir dediği diğer dediği tutmamakla meşhur olsa da ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İran savaşının yakında biteceğini söyleyerek, “İran'dan iki üç hafta içinde ayrılacağız. Ayrılmadan önce bir anlaşma mümkün olabilir. ABD'nin savaşı bitirmesi için İran'ın anlaşma yapmasına gerek yok” ifadelerini kullandı. Savaş, Trump’ın söylediği gibi birkaç haftalık bir vadede sona erse de, savaşla birlikte ortaya çıkan bazı etkiler hemen normale dönmeyecek gibi görünüyor.

Savaşın kazananı olmaz derler ancak bu savaşın savaşan taraflar dışında bazı kazananları var. Savaşa doğrudan müdahaleyle veya askerî destekle katılmasalar da başka birtakım yollarla savaşa taraf görünen ülkeler ve Ortadoğu’daki ortamdan kazanç sağlayan bazı sektörler mevcut.

Savaşın kazanan aktörleri: Çin ve Rusya

Belli açılardan bu savaşı İran’ın psikolojik üstünlükle kazandığı düşünülebilir ancak temelde bu savaşın iki kazananı var: Çin ve Rusya…

Çin, petrol ithalatının yüzde 13’ünü indirimli fiyatlarla sağlayan İran’a bağımlı. İran, Pekin ile 25 yıllık bir işbirliği anlaşması imzalayarak, 2021’den beri Çin yatırımı ve güvenlik işbirliği karşılığında piyasa fiyatlarının altında 400 milyar dolarlık petrol temin etti. Rusya ise 2014'te Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlardan bu yana en önemli Ortadoğu müttefiki olarak İran'a güveniyor.

YAZININ DEVAMI


petroljet yakıtıkerosen
Duende

John Travolta Cannes’da

Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız John Travolta’nın yönetmen koltuğunda oturduğu ilk filmi Propeller One-Way Night Coach’un dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nde yapılacak.

  • Ayrıntılar: Filmin uyarlandığı aynı isimli çocuk kitabı da 1997’de ünlü yıldız tarafından yazılmış ve çizilmişti. Kitabın film uyarlaması, 12-23 Mayıs tarihleri arasındaki Cannes Film Festivali’ndeki gösteriminin ardından 29 Mayıs’ta Apple Tv’de yayınlanacak.
  • Öte yandan: Cannes Film Festivali’nin Açılış Filmi, Pierre Salvadori imzalı, 1920’lerin Paris’inde geçen romantik komedi La Vénus électicique olarak duyuruldu.
John TravoltaCannesCannes Film Festivali
Duende

Evde

Big Mistakes | Kaynak: Netflix

  • Star Wars: Maul - Shadow Lord’un (2026-..., Dave Filoni ve Matt Michnovetz) ilk bölümü 6 Nisan’da Disney+’ta,
  • The Testaments’ın (2026-..., Bruce Miller) ilk bölümü 8 Nisan’da Disney+’ta,
  • Boys’un (2019-2026, Eric Kripke) beşinci ve final sezonunun ilk bölümü 8 Nisan’da Prime Video’da,
  • Longlegs (2024, Osgood Perkins) 8 Nisan’da MUBI’de,
  • Big Mistakes (2026-..., Dan Levy ve Rachel Sennott) ilk sezonunun tüm bölümleriyle 9 Nisan’da Netflix’te yayımlanıyor.
NetflixStar Wars: Maul - Shadow LordDave Filoni
Duende

Sabancı Müzesi koleksiyonu yenilendi

Sakıp Sabancı Müzesi’nin resim koleksiyonu, Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa ve Hoca Ali Rıza’dan İbrahim Çallı ve Mihri Müşfik’e, Fikret Mualla ve Nurullah Berk’e kadar farklı kuşaklardan sanatçıların eserlerine uzanan yeni seçkisiyle ziyaretçilerini bekliyor.

  • Ayrıntılar: Kalıcı sergi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan süreçte Türk resminin dönüşümünü; askerî okullarda başlayan resim eğitimi, sarayın sanata etkisi ve erken akademik sanat ortamı gibi başlıklar üzerinden, resimlerin yanı sıra fotoğraf, kartpostal ve arşiv belgeleriyle birlikte ele alıyor.
Sakıp Sabancı MüzesiSabancı MüzesiOsman Hamdi Bey
Duende

9 milyon avroluk sanat soygunu

Dört maskeli hırsızın İtalya, Parma yakınlarındaki Magnani Rocca Vakfı’na girerek üç dakikada Pierre-Auguste Renoir'ın Les Poissons (1917), Paul Cézanne'ın Still Life with Cherries (1890) ve Henri Matisse’in Odalisque on the Terrace (1922) eserlerini çaldığı; üç tablonun toplam değerinin 9 milyon avro olduğu açıklandı.

  • Ayrıntılar: 22 Mart gecesi yaşanan olayda 1977’de sanat tarihçisi Luigi Magnani’nin koleksiyonunu korumak için kurduğu vakfın Fransız sanat galerisine ana kapıdan girilmesi sonucu alarm sisteminin devreye girdiği ve polisin olay yerine geldiği; böylece daha büyük bir soygunun engellendiği belirtildi.
İtalyaMagnani Rocca VakfıPierre-Auguste Renoir
Duende

Kuhn Fu konseri

Kuhn Fu konseri: Christian Kühn liderliğindeki çokkültürlü grup Kuhn Fu, cazın sınırlarını zorlayan, absürd mizah ve yüksek virtüöziteyi birleştiren sıradışı performanslarıyla 5 Nisan’da Paribu Art sahnesinde olacak.

  • Bilgi notu: 2012’de Hollanda’da kurulan Kuhn Fu, bugüne dek altı stüdyo albümü ve iki canlı kayıt yayımladı, 23 ülkede 400’den fazla konser verdi; çekirdek kadro Christian Kühn, Ziv Taubenfeld, Esat Ekincioglu ve George Hadow’dan oluşuyor.
Kuhn FuChristian KühnHollanda
Duende

Sarı Zarflar

, Almanya’nın Oscarlar’ında: İlker Çatak’ın Altın Ayı ödüllü filmi Sarı Zarflar, Almanya Film Akademisi’nin dağıttığı Alman Film Ödülleri, namıdiğer Lola Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dahil 9 kategoride aday gösterildi.

  • Öte yandan: Filmdeki performanslarıyla Tansu Biçer En İyi Erkek Oyuncu, Özgü Namal En İyi Kadın Oyuncu kategorilerinde aday listesinde yer aldı.
Sarı Zarflarİlker ÇatakAlmanya
Duende

İlker Çatak

"Sarı Zarflar" filminde politik görüşleri nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan sanatçı ve akademisyen bir çiftin mesleki sürgündeki çırpınışlarını ve dönüşümlerini anlatan İlker Çatak ile Altın Ayı ödüllü filmini konuştuk.

Söyleşi: Emre Eminoğlu

Kısa filmi Sadakat (2014) ile Öğrenci Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film ödülü kazanan İlker Çatak’ı, Once Upon a Time... Indianerland (2017) ve I Was, I Am, I Will Be (2019) filmleriyle tanıdık. Ardından gelen The Teachers’ Lounge (2023), Almanya’ya bir Oscar adaylığı getirdi. İlker Çatak sineması bugün hem Almanya ve Türkiye’nin güncelini yakalayan hem de iki ülke ve vatandaşlarının her gün karşılaştığı etik ikilemlerle empati kurabilen bir sinema.

İlker Çatak | Fotoğraf: © Ella Knorz

Yönetmen yeni filmi Sarı Zarflar’da kamerasını Türkiye’nin gergin politik atmosferine, özel olarak da kamu görevlerinden ihraç edilen barış akademisyenlerinin ve sanatçıların maruz kaldığı haksızlıklara çeviriyor. Akademisyen ve tiyatro yönetmeni Aziz (Tansu Biçer) ile ünlü tiyatro sanatçısı Derya (Özgü Namal) çiftinin yaşamı, kendilerine ulaştırılan sarı zarfların içindeki ihraç bildirileriyle bir anda değişiyor. İşlerinden, evlerinden oluyorlar; yeniden başlamak için Ankara’dan (Berlin), İstanbul’a (Hamburg) taşınıyorlar. İkisini de politik görüşleri ve yaşam standartları arasında bırakan etik ikilem, ikisinin de farklı tepkiler ve kararlar almasına yol açıyor.

Şehir isimlerini tıpkı karakterleri canlandıran oyuncular gibi parantez içinde Almanya’daki şehirlerle eşleştirmiş olmamdan da anlayabileceğiniz gibi, filmin "oyuncu kadrosunda" şehirler de var ve Ankara’yı Berlin’in, İstanbul’un Hamburg’un canlandırdığı bu yaratıcı seçim, filme bambaşka bir katman ekliyor.

İlker Çatak Sarı Zarflar ile Altın Ayı kazandı. | Kaynak: Berlin Film Festivali

Sarı Zarflar, jüri başkanı Wim Wenders’in sinemanın politik olması gerekmediği söylemine tepkilerle başlayan ve İlker Çatak’ın bu son derece politik filmiyle büyük ödül Altın Ayı’ya uzanmasıyla sonuçlanan Berlin Film Festivali’nden kısa bir süre sonra, 27 Mart’ta gösterime girdi. Yönetmen ve ortak-senarist İlker Çatak ile filmi konuştuk.

Etik ikilemler neden bu kadar ilgini çekiyor?

Çünkü insanın gerçek karakterini en net gösteren anlardır. İki “doğru” ya da iki “yanlış” arasında kalınca, söylemlerden ziyade içgüdüler konuşur. Ayrıca etik ikilemler izleyiciyi pasif olmaktan çıkarıp kendi vicdanı ile yüzleştirir. "Ben olsam ne yapardım" sorusu oluşur.

İkilemleri ya da karakterlerin kendi vicdan ve ilkeleriyle savaşını anlatırken İran sinemasından ya da farklı yönetmenlerden ilham alıyor musun?

İnsanlar pek çok şeyi başkalarını gözlemleyip taklit ederek öğrenir. Bir bebek, annesini ve babasını izleyerek konuşmayı öğrenir. Benim sinemam için de durum farklı değil. Yıllar boyunca izlediğim sayısız büyük yönetmen, bugün olduğum sinemacıyı şekillendirdi. Burada tabii İranlı yönetmenler var, fakat Türk, Amerikalı ve Avrupalı sinemacıların da izleri belirgin.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI


İlker ÇatakSarı ZarflarEmre Eminoğlu
Duende

Şehirde

The Gladiators | Kaynak: Sinematek/Sinema Evi

  • The Gladiators / Gladiatorerna (1969, Peter Watkins) "Peter Watkins: Kestirme Yol Yok" seçkisi kapsamında, 4 Nisan Cumartesi saat 14.00’te Sinematek/Sinema Evi’nde gösteriliyor.
  • Ana Yurdu (2015, Senem Tüzen) "Supercut" programı kapsamında, 4 Nisan Cumartesi saat 17.00’de SALT Beyoğlu’nda gösteriliyor.
  • La Sultane de l'amour (1919, Charles Burguet ve René Le Somptier) İstanbul Modern Sinema’nın "Sessiz Film Günleri" kapsamında, 4 Nisan Cumartesi saat 17.30’da, Komos’un canlı müziği eşliğinde İstanbul Modern’de gösteriliyor.
ŞehirdeThe GladiatorsSinematek

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende

HİKAYE

İlker Çatak: 'Sinema doğası gereği, kaçınılmaz olarak politik bir alandır'

"Sarı Zarflar" filminde politik görüşleri nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan sanatçı ve akademisyen bir çiftin mesleki sürgündeki çırpınışlarını ve dönüşümlerini anlatan İlker Çatak ile Altın Ayı ödüllü filmini konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

03 Nis 2026

ilker-catak-sinema-dogasi-geregi-kacinilmaz-olarak-politik-bir
SpektrumSpektrum

HİKAYE

'Yeni savaş': Yapay zeka ve uzay teknolojileri savaşı nasıl değiştiriyor?

Yapay zeka ve uzay teknolojilerinin askerî teknolojide şimdiki gibi kullanılmaya başlanması, başta hedefleme ve karar mimarisi olmak üzere savaşma biçimlerini kökten değiştirdi. Bu yeni bir dönüm noktası. Öte yandan teknoloji askerileştiğinde sivillerin daha az zarar görmesini bekleriz. Peki neden aksi oluyor ya da oluyor mu? Türk Hava Kuvvetleri eski harekat başkanı Emekli Hava Pilot Tüm Gen. Ateş Mehmet İrez’e sorduk.

Utku Başar

·

03 Nis 2026

yeni-savas-yapay-zeka-ve-uzay-teknolojileri-savasi-nasil
QuandoQuando

HİKAYE

Furya bitti, gerçekler geldi: Yapay zeka endüstrisi bir çıkmaza mı giriyor?

Yapay zeka endüstrisi sihir evresinden bilançoların ve fizik yasalarının konuşulduğu soğuk gerçeklik evresine sert iniş yaptı. OpenAI’ın büyük sükse yaratan Sora aracını aniden kapatması bunun ilk işaretlerinden. Ama durum, ne bundan ne de finansal bir krizden ibaret. İşin yutturmaca kısmından çıkıp gerçekliğe, yani endüstriyel verimlilik kısmına geçişin sancılarıyla karşı karşıyayız.

Ümit Alan

·

03 Nis 2026

furya-bitti-gercekler-geldi-yapay-zeka-endustrisi-bir-cikmaza
DuendeDuende

HİKAYE

Yeşer Sarıyıldız: 'Distopya geleceği anlatmak için değil, bugünü teşhir etmek için var'

Distopik öykülerden oluşan "Çınlayanlar" adlı ilk kitabı okurla buluşan Yeşer Sarıyıldız'ın yazı yaşamı dijital mecralarda başlamış. Uzun yıllardır teknoloji, toplumsal cinsiyet ve ifade özgürlüğü üzerine yazan Sarıyıldız, son yıllarda yapay zeka ve dijital sanat odaklı sergilerin küratörlüğünü üstleniyor. Sarıyıldız'la "Çınlayanlar", distopik evrenler ve uygarlığın sarsılan temelleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

03 Nis 2026

yeser-sariyildiz-distopya-gelecegi-anlatmak-icin-degil-bugunu