Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →Damon Albarn'dan soundtrack
Blur ve Gorillaz’ın kurucusu Damon Albarn, Luca Guadagnino’nun OpenAI CEO’su Sam Altman ve ChatGPT şirketinin kurucularını konu alan Artificial adlı yeni filminin müziklerini bestelediğini doğruladı.
- Açıklamalar: Albarn, çalışmanın kendisini yapay zekanın hisli müzik yaratamayacağına daha da ikna ettiğini söyledi:
“Müzik ve sanat basit hâle geldiğinde anlamını yitirir. Dinleyici, sanatçının yolculuğunu ve ses tonunu hisseder; bunu yapay zeka yapamaz.”
Gülistan Sarayı saldırılarda zarar gördü

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Gülistan Sarayı, Tahran’a yönelik ABD ve İsrail saldırıları sırasında patlama dalgaları nedeniyle hasar aldı.
- Ayrıntılar: Saraydaki camlar ve kapılar kırılırken, İran Kültür ve İslami İrşad Bakan Yardımcısı Ali Darabi kapsamlı bir restorasyon çalışması başlatacaklarını açıkladı; UNESCO ise kültürel varlıkların 1954 Lahey Sözleşmesi ve 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi kapsamında korunduğunu hatırlattı.
Bu arada
Eğer popüler olanları, en çok konuşulanları kaçırmak istemiyorsan:

Scream 7 | Kaynak: IMDb
- 20-26 Şubat haftasında en çok izlenen film Türkiye’de (133.511 seyirci) Hamnet (2025, Chloé Zhao), ABD’de (20.683.186$ hasılat) GOAT (2026, Tyree Dillihay ve Adam Rosette),
- 27 Şubat - 1 Mart hafta sonunda en çok izlenen film Türkiye’de de (58.046 seyirci) ABD’de de (63.615.172$ hasılat) Scream 7 (2026, Kevin Williamson),
- 4 Mart itibarıyla haftanın en popüler yapımları IMDb’ye göre A Knight of the Seven Kingdoms (2026-..., George R.R. Martin ve Ira Parker), Letterboxd’a göre Scream 7 oldu.
- Hamnet ve Scream 7 Türkiye’de halen gösterimde; A Knight of the Seven Kingdoms ise HBO Max’te izlenebiliyor.
Sista Sound Salon’da

Türkiye’nin kadınlar tarafından kurulmuş ilk müzik kolektifi Sista Sound, 7 Mart'ta 20’den fazla sanatçıyı biraraya getiriyor.
- Ayrıntılar: Dans Agogo (Ana Flavia, Kornelia, Ahu), Dilan Balkay, Elçin Orçun, Melissa Lara Clissold, Merve Bozdağ, Nergis Fırtına, Özge Ürer, Peradi Ensemble, Perma, Ruken Yılmaz, Sista Aloha ve Tutku Dubhead aynı sahnede buluşacak ve kadınların sahnede, sözde ve üretimdeki varlığını kutlayacaklar.
Neco Çelik

Neco Çelik, hem Almanya'da hem de Türkiye'de sinema alanının güçlü seslerinden... Bu yıl 30. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nin jüri üyeleri arasında yer alan Çelik'le Berlinale'deki politik tartışmalar ve Emin Alper'in festivalden Altın Ayı ile dönen filmi "Sarı Zarflar" üzerine konuştuk.
Yazı: Çiğdem Toprak
Neco Çelik, hem Almanya'da hem de Türkiye'de sinema alanının güçlü seslerinden... Berlin doğumlu yönetmen, Kreuzberg’de büyüdü; kimlik, aidiyet, iktidar gibi soruları sinemasının merkezine yerleştirdi. 2006’dan bu yana tiyatro ve opera alanında çalışan Çelik, ilk kez Berlin’deki HAU’da sahnelediği Schwarze Jungfrauen adlı oyunla tiyatroya adım attı. Stuttgart Devlet Operası’nda, Fatih Akın’ın filminden uyarlanan Duvara Karşı operasıyla ilk opera rejisini üstlendi ve Faust Ödülü’nü kazandı.
- Son olarak Hamburg Devlet Operası’nda Wedekind’in Frühlings Erwachen adlı eserini sahneledi. Bu yıl ise 30. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nin jüri üyeleri arasında yer alıyor. Alman sineması ile Türk sineması arasındaki ilişkiye özel bir perspektiften bakıyor.
Neco Çelik'le bu yıl Berlinale'de yaşanan politik tartışmalar ve Emin Alper'in festivalden Altın Ayı ile dönen filmi Sarı Zarflar üzerine konuştuk.
Wim Wenders, Berlinale öncesinde düzenlenen basın toplantısında, Ortadoğu'daki çatışmalarla ilgili bir soruya, festivalin gündelik siyasi açıklamalar için bir platform olmaması gerektiği cevabını verdi. Bu yaklaşım hakkında ne düşünüyorsunuz? "Apolitik olma" fikrinin kendisi de zaten politik değil mi?
Wim Wenders’ın bir sanatçı olduğunu ve ileri yaşına rağmen hâlâ film ürettiğini unutmamalıyız. Belki talihsiz bir ifade kullandı ve bu cümleyle kendini hedef hâline getirdi. Bu tartışmayı başlatma niyetinde olduğunu sanmıyorum. Ama bu durum aynı zamanda Alman düşünce biçimi hakkında da çok şey söylüyor: İsrail’e karşı duyulan tarihsel suçluluk duygusu ile Gazze ya da Filistinlilere destek arasında kalmışlık, onlarca yıldır süren bir denge arayışı.
Bu kadar vahşi bir katliam, bir soykırım—kurumlar bunu böyle adlandırıyor—yaşanırken, Hamas’ın ne yaptığı üzerine sağlıklı bir tartışma yürütmeye bile fırsat kalmıyor. Her şey birbirine girmiş durumda. Wenders ise bu konuların bizden uzak tutulması gerektiğini söylüyor. Bu trajik bir durum. Şöyle de diyebilirdi: “Bu hepimizin kalbini acıtıyor.” Ama bunu söylemedi.
İstanbul sinemaları dünyanın en iyileri arasında

Birçok farklı ülke ve dilde yayımlanan Time Out dergisinin yerel editörlerinin seçimleriyle oluşturulan Dünyanın En İyi 100 Sineması listesinde, Kadıköy Sineması 63., Atlas 1948 ise 88. sırada yer aldı.
- Ayrıntılar: Los Angeles’taki TCL Chinese Theatre’ın zirvede yer aldığı, onu Dublin’deki The Stella Cinema Rathmines ve New York’taki Film Forum’un takip ettiği listenin tamamına buradan göz atabilirsiniz.
Barın Han'da 8 Mart

Barın Han, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Her Şey Konuşur sergisi kapsamında yapılacak konuşma ile ve İstanbul Blockchain Women ile WBN Türkiye işbirliğiyle açılacak İnsan ve Makine sergisi ile kutluyor.
- Ayrıntılar: Küratörlüğünü Prof. Dr. Merve Güven Özkerim ve Başak Burcu Apaydın’ın üstlendiği İnsan ve Makine, gözetim toplumunda anonim kalmayı bilinçli bir strateji olarak ele alıyor ve veri odaklı dünyada kadın bedeni, kimliği ve emeğinin nasıl temsil edildiğini veya görünmez kılındığını sorgulayan dijital ve fijital üretimleri biraraya getiriyor.
- Bunun yanında: Her Şey Konuşur sergisi kapsamında 8 Mart Pazar günü saat 12:30’da İpek Yeğinsü moderatörlüğünde, Aysun Barın, Arzu Arbak, Aylin Zeynep Ertem, Hülya Avdan ve Tülin Safi’nin katılımıyla bir konuşma düzenlenecek.
Sahnedeki kadın öyküleri

8 Mart bize yalnız olmadığımızı, umutsuzluğa kapıldığımızda gücü ilk önce hemcinslerimizin gözlerinde bulabileceğimizi anımsattığı ve elbette taleplerimizi yüksek sesle haykırma alanı açtığı için takvimin özel günü… Tiyatro sahnelerinde de çok çeşitli kadın öyküsü, ne güzel ki, anlatılıyor. Bu hikayelere daha çok kulak kabartmak isteyenler için 8 Mart'a özel, 8 kadın oyunu...
Yazı: Bahar Çuhadar
'Bu Hikâye Senden Uzun Osman' | StandArts Yapım
En yenisiyle başlayalım, Aylin Balboa’nın aynı adlı kitabı bilhassa kadın okurlarca çokça sarmalanan bir metin. Bir nevi "gönderilen" ya da giden eski sevgiliye uzun bir veda mektubu. Bazen barışma önerisi, bazen “Çek git artık” diyen bir sitem yığını… Bazen öfke bazen şefkat dolu, okuması pek keyifli bir kitap…
Ama en güzeli şu: Bu kitap; aslında bir kadının, onu dağıtan uzun bir ilişkiden sonra, kendi parçalarını bizzat elleriyle toplamasının hikayesi. Bir erkeğe (Osman) değil, kadının adeta, “Senin ne düşündüğünün ne önemi var vasat herif!” dercesine kendine yazdığı iç mektuplar bunlar… Bu özgün ve sevilen metin şimdi Salih Usta’nın yönetiminde ve Şenay Gürler’in tek kişilik performansıyla sahnede. İstanbul seyircisiyle henüz buluşuyor, uzun bir turne yolları da olacak. Memleketin dört bir yanından kadınlar "Osmanları" ile birlikte ya da yalnız gidip görmek ister gibime geliyor…
Evde

One Piece | Kaynak: Netflix
- It Was Just an Accident (2025, Jafar Panahi) 6 Mart’ta MUBI’de,
- Rooster (2026-..., Bill Lawrence ve Matt Tarses) ilk bölümüyle 9 Mart’ta HBO Max’te,
- One Piece’in (2023-..., Steven Maeda ve Matt Owens) ikinci sezonu 10 Mart’ta Netflix’te,
- The Roses (2025, Jay Roach) 11 Mart’ta Disney+’ta yayımlanıyor.
Berlinale direktörüne destek

Cannes, Sundance, Londra, Toronto ve Locarno dahil birçok büyük festivalin yöneticisi, ödül töreninde bazı sinemacıların Filistin’e destek açıklamaları yapmasının ardından "antisemitik aktivistlere alan açtığı" gerekçesiyle eleştirilen ve görevden alınabileceğine dair haberler çıkan Berlinale Direktörü Tricia Tuttle’ın görevine devam etmesi için destek mektubu yayımladı.
- Ayrıntılar: 30'dan fazla festival yöneticisinin imzaladığı mektupta, film festivallerinin farklı ve çatışan görüşlere alan açması gerektiği vurgulanarak ifade özgürlüğünün korunmasının her zamankinden daha önemli olduğu belirtildi. Berlinale'ye üç binden fazla sinema profesyoneli de açık mektup yazdı.
Rusya Venedik Bienali'ne dönüyor

Rusya, 2022’de Ukrayna savaşı sonrası iptal ettiği katılımın ardından ilk kez 9 Mayıs-22 Kasım'da düzenlenecek Venedik Bienali’nde ulusal pavyonuyla yer alacak.
- Ayrıntılar: The Tree is Rooted in the Sky başlıklı sergide Rusya ve farklı ülkelerden 50’den fazla genç müzisyen, şair ve düşünürün çalışmaları sunulacak.
- Açıklama: Bienal yönetimi Rusya’nın hiçbir zaman resmen yasaklanmadığını belirtirken, Rusya’nın uluslararası kültürel ilişkiler temsilcisi Mikhail Shvydkoy katılımın “geri dönüş” değil, ülkenin Venedik’teki kültürel varlığının devamı niteliğinde olduğunu söyledi.
Paramount+ ve HBO Max birleşecek
Paramount Skydance, Warner Bros. Discovery’nin satın alım süreci tamamlandığında HBO Max ve Paramount+’ın tek bir dijital platforma haline getirileceğini duyururken HBO’nun bağımsız bir marka olarak hayatını sürdüreceğini vurguladı.
Spice Girls'e özel hatıra parası

Birleşik Krallık Kraliyet Darphanesi, Spice Girls’ün 1996 tarihli çıkış single’ı “Wannabe”nin 30. yılı için grup üyelerinin siluetlerini taşıyan beş sterlin değerinde hatıra paraları basıldığını duyurdu.
- Ayrıntılar: Fiyatları 18,5 sterlinden başlayan Ffion Rees tasarımı paraların beş farklı ambalaj seçeneği her bir grup üyesine özel hazırlandı ve her tasarım dünya genelinde 15.000 adetle sınırlı olarak üretildi.
- Bilgi notu: Seri kapsamında daha önce Freddie Mercury, David Bowie, Shirley Bassey, John Lennon ve Paul McCartney için de hatıra paraları basılmıştı.
Şehirde

The Love That Remains | Kaynak: European Film Awards
- The Love That Remains / Ástin sem eftir er (2025, Hlynur Pálmason), "Nordik Sinema Günleri" kapsamında, 7 Mart Cumartesi saat 16.00’da İBB Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor.
- One Sings, the Other Doesn’t / L'une chante l'autre pas (1977, Agnès Varda), "Frankofon Film Festivali" kapsamında, 10 Mart Salı saat 17.00’de Sinematek/Sinema Evi’nde gösteriliyor.
SİYAD’dan adaylar
Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) 2026 Türkiye Sineması Ödülleri’nin adayları açıklandı.
- Öne çıkanlar: Gürcan Keltek’in Yeni Şafak Solarken filminin 11 adaylıkla zirvede olduğu listede onu 10 adaylıkla Emine Yıldırım’ın Gündüz Apollon Gece Athena ve 9’ar adaylıkla Pelin Esmer’in O da Bir Şey mi ve Türker Süer’in Gecenin Kıyısı filmleri takip ediyor. En İyi Film adayları arasında bu dört filme Vuslat Saraçoğlu’nun Bildiğin Gibi Değil filmi eşlik ediyor.
- Takvim: SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri töreni, 24 Mart Salı gecesi düzenlenecek.
Sinemalarda

Kurtuluş | Kaynak: Bir Film
- Kurtuluş (2026, Emin Alper) 6 Mart’ta gösterime giriyor.
- The Bride! (2026, Maggie Gyllenhaal) 6 Mart’ta gösterime giriyor.
- The Testament of Ann Lee (2025, Mona Fastvold) 6 Mart’ta gösterime giriyor.
- Tavşan İmparatorluğu (2024, Seyfettin Tokmak) 6 Mart’ta gösterime giriyor.
Frankofon Film Festivali

Fransız Kültür Merkezi'nin düzenlediği festival bu yıl odağına kadın hikayelerini ve yapımlarını alıyor. 5-29 Mart'ta 19 şehirde izleyiciyle buluşacak festivalin açılışını Amélie Bonnin'in Partir un jour (Bir Gün Ayrılmak) filmi yapacak. Agnès Varda’nın L’une chante l’autre pas filminin restore edilmiş versiyonunun gösterileceği özel bir gösterim de düzenlenecek.
- Neden gitmeli? Ülkemizde henüz gösterime girmemiş filmleri izlemek; Frankofon ülkelere ait sinema şaheserleri, aile komedileri, sosyal ve tarihi dramalar ve yenilikçi bağımsız filmleri keşfetmek için.
‘The Bride!’

Jessie Buckley’nin başrolünde yer aldığı, Maggie Gyllenhaal imzalı “The Bride!“, Mary Shelley’nin mirasını yaşatmayı da “The Bride of Frankenstein” filminin haksızlığa uğramış gelinini onurlandırmayı da başarıyor.
Yazı: Emre Eminoğlu
Mary Shelley’nin Frankenstein romanı, yazıldığı 19. yüzyıldan bu yana defalarca tiyatroya, sinemaya ve televizyona uyarlandı. Sadece uyarlanmakla kalmadı, romanın karakterlerini, mesajını ya da hikayesini temel alan birçok yeni esere ilham verdi.
- Sırf son 2-3 yılın sinema ve televizyon üretimini düşündüğümde bile aklıma bir Çağan Irmak mini-dizisi (Yaratılan, 2023), orijinal eserin postmodern bir yorumlaması olan aynı adlı romanın Yorgos Lanthimos imzalı sinema uyarlaması (Poor Things, 2023), Diablo Cody’nin senaryosunu yazdığı bir romantik korku komedisi (Lisa Frankenstein, 2024) ve gelecek günlerde en az iki Oscar ödülüyle buluşmaya hazırlanan bir Guillermo del Toro uyarlaması (Frankenstein, 2025) geliyor aklıma.
Sinema tarihinin en bilinen ve sevilen Frankenstein uyarlamalarından biri, canavarı Boris Karloff’un ete kemiğe büründürdüğü 1931 tarihli James Whale uyarlaması. Bu film, yönetmenin itirazlarına rağmen ve stüdyonun ısrarı ile bir devam filmi ile taçlandırılmış ve sonrasında sürecek devam filmlerinin öncülü olmuştu: Bride of Frankenstein (1935, James Whale), romanın ilk filmde kullanılmamış bölümlerine geri dönme fırsatı bulan, Frankenstein’ın canavarının insanî yönünü ön planda tutmaya çalışan bir hikayeye sahipti; öğrendiği ilk sözcüklerden biri “arkadaş” olmuştu canavarın.
Fakat aynı zamanda bu, başlığının işaret ettiğinin aksine son birkaç dakikasına kadar canavara vadedilen gelinin yokluğunu hissettiğimiz bir devam filmiydi: Bugün Letterboxd’daki en popüler yorumlara bakacak olursanız birçoğunun Elsa Lanchester’ın canlandırdığı “gelinin” ekran süresi ile ilgili olduğunu göreceksiniz.

The Bride of Frankenstein, 1935 | Kaynak: IMDb
Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız, ilk uzun metrajlı filmi The Lost Daugther ile olumlu eleştiriler alan Maggie Gyllenhaal’un yeni filmi bende iki açıdan heyecan uyandırmıştı: Birincisi, Mary Shelley’nin 200 yıldan fazladır gündemden düşmeyen eseri sonunda bir kadın tarafından yorumlanıyordu. (İlk değil, fakat ilk kez bu kadar romanın aslına ve karakterleri ile doğrudan bağlantılı olarak.) İkincisi, Gyllenhaal Lanchester ve "gelinin" hakkını teslim etmek istercesine, "Frankenstein’ın gelinin" değil, sadece "gelinin" hikayesini anlatmak iddiasındaydı.
Emre Altuğ'dan ‘Efsane’ bir dönüş
Emre Altuğ, yayımladığı teklilerle müzik gündemini her daim sıcak tutsa da, dinleyicisi için 2017’den bu yana süregelen o büyük albüm beklentisi bakiydi.
Geri sayım sona erdi: Altuğ, 10 şarkılık görsel bir külliyatla, efsanevi bir dönüş yaptı. Emre Altuğ ‘Efsane’ albümünün ilk bölümü olan ‘Efsane-I’i müzikseverlerle buluşturdu.
Volga Tamöz prodüktörlüğünde, 22 Music Entertainment etiketiyle platformlarda yerini alan albüm, Altuğ’un müzikal çizgisini modern dokunuşlarla birleştiren bir seçki sunuyor. Dinleyiciyi bir yandan dans ettiren bir yandan da duygusal derinliklere çeken projeyi Eypio, Sakiler, Gökhan Birben ve Mirkelam gibi isimler renklendiriyor.
Emre Altuğ, bu albümde 25 yıllık oyunculuk tecrübesini de ortaya koydu. İlk kez yönetmen koltuğuna oturan Altuğ, 16 şarkıyı da kliplendirerek kısa film tadında bir görsel albüm yarattı. 5 Mart’ta düzenlenen lansman gecesinde de vurgulandığı üzere, bu sadece bir müzik yayını değil, bütünsel bir sanat performansı.
Aposto’nun seçimi: Bizce albümün ruhunu en iyi özetleyen parça, Şubat ayında önden kulaklarımıza çalınan Yeni Fark Ettim. Söz ve müziği Mert Ekren’e ait olan bu parça, aslında albüme son anda dahil olmuş. Altuğ, şarkıyı ilk duyduğunda büyülenip farkında olmadan tam 9 kez üst üste dinlediğini anlatıyor.
Ustaoğlu’ndan yeni belgesel
Yeşim Ustaoğlu’nun yazıp yönettiği, Selen Heinz’ın ortak yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini üstlendiği Kuru Taşın Başı’nın dünya prömiyeri, 5-15 Mart tarihleri arasında düzenlenen 27. Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapılacak.
- Nedir? Yeşim Ustaoğlu’nun yeni uzun metraj filmi Artakalan’ın hazırlık çalışmaları sırasında yaratılan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen yöre halkının zorunlu sürgününü konu alıyor.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Apple, geçen ayın sonlarında duyurduğu lansman etkinliği serisini Çarşamba günü itibarıyla tamamladı. Üç gün süren seride ABD merkezli teknoloji devi, iPhone 17e, M4 çipli iPad Air, M5 serisi çiplerle donatılan MacBook Air ve MacBook Pro, yeni MacBook Neo ve Studio Display monitörlerini tanıttı.

Neco Çelik, hem Almanya'da hem de Türkiye'de sinema alanının güçlü seslerinden... Bu yıl 30. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nin jüri üyeleri arasında yer alan Çelik'le Berlinale'deki politik tartışmalar ve Emin Alper'in festivalden Altın Ayı ile dönen filmi "Sarı Zarflar" üzerine konuştuk.

8 Mart bize yalnız olmadığımızı, umutsuzluğa kapıldığımızda gücü ilk önce hemcinslerimizin gözlerinde bulabileceğimizi anımsattığı ve elbette taleplerimizi yüksek sesle haykırma alanı açtığı için takvimin özel günü… Tiyatro sahnelerinde de çok çeşitli kadın öyküsü, ne güzel ki, anlatılıyor. Bu hikayelere daha çok kulak kabartmak isteyenler için 8 Mart'a özel, 8 kadın oyunu...

Jessie Buckley’nin başrolünde yer aldığı, Maggie Gyllenhaal imzalı “The Bride!“, Mary Shelley’nin mirasını yaşatmayı da “The Bride of Frankenstein” filminin haksızlığa uğramış gelinini onurlandırmayı da başarıyor.



