Spektrum

Aile yılında boşanma rekoru

Aile başlığı hükümetin gündeminde uzun yıllardır ön sıralarda. Öte yandan "Aile Yılı" ilan edilen 2025'te yoğunlaşan kampanyalara rağmen boşanma rakamları artıyor. 2025’te mahkemelere 452 bin 627 boşanma davası geldi. Bu sayı da 2016’dan bu yana en yüksek ikinci sayı olarak kayda geçti. Meselenin mutlu bir ülkeden, mutlu insanlardan, zoraki değil gönüllü birlikteliklerden geçtiğine kuşku yok. Gerisi sadece sureti düzeltmekten ibaret…

Yazı: Gökçer Tahincioğlu

AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne, “aile” başlığı her zaman tartışıldı. Özellikle “dindar bir nesil” yetiştirme gayretine paralel olarak, ailenin korunması, değerlerin muhafazası gibi kavramlar dillerden düşmedi.

Buna karşılık, AKP’nin ilk iktidar yıllarında kadın örgütlerinin mücadelesinin de etkisiyle önemli düzenlemelere imza atıldı. Yeni Türk Ceza Kanunu’nda, eski kanundaki “gerici” birçok düzenleme değiştirildi. Kadınların ve haklarının korunmasına yönelik öneriler yasaya konuldu.

  • Bununla yetinilmedi. Önce sadece kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yasa çıkartıldı. Ardından İstanbul Sözleşmesi gibi önemli bir uluslararası sözleşmeye öncülük edildi. Türkiye, İstanbul’da imzaya açılan sözleşmeye imza koyan ilk ülkelerden biri oldu.

Ancak iktidarın birçok alandaki uygulaması gibi bu alandaki uygulamaları da zamanla değişti. Tabandan ve tarikatlardan gelen baskıların etkisiyle, sadece Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Gerekçe, sözleşmenin değerlere zarar vermesiydi.

LGBTİ başlığı, iktidarın ana başlıklarından biri hâline geldi ve ailevi değerlerin zedelenmesine yol açtıkları iddiasından hareketle iktidarın söylem alanına bu başlık da girdi.

Boşanmalar ve sürekli nafaka konusu da iktidarın son dönem ana başlıklarından biri oldu.

Buna paralel olarak iktidar, 2025’i “Aile Yılı” ilan etti. Yürütülen kampanyalarla ailevi değerler gençlere anlatılacak; evlilik kurumunun önemi topluma yeniden aktarılacak; bu yolla zedelendiği belirtilen aile kurumunun öneminin kavranması sağlanacaktı.

Aile yılında boşanma rekoru

Aile Yılı ve etkinliklerine itiraz edenler ise ekranları örnek gösteriyordu. Sabah kuşağı programlarında ekrana gelen aileler, şiddet mağduru kadınların sayısının her geçen gün artması, istismar ve cinsel saldırı dosyalarında rekor üzerine rekor kurulması, öldürülen kadın sayısı aile cephesinde işlerin pek de parlak gitmediğinin göstergesi olarak işaret edildi.

Rakamlar da kampanyaların istenilen etkiyi yaratamadığını gösteriyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, geçen günlerde, 2025 yılı adli istatistiklerini açıkladı. Önemli başlıklardan biri de “boşanma sayıları.”

Buna göre 2025’te mahkemelere 452 bin 627 boşanma davası geldi. Bu sayı da 2016’dan bu yana en yüksek ikinci sayı olarak kayda geçti. 2016’da boşanma dava sayısı 302 bin olarak saptanmıştı. 2024’te ise sayı 468 bindi. Geçen 10 yılda 2016’daki sayının neredeyse yarısı oranında bir artış olduğu gözlendi.


YAZININ DEVAMI


boşanmaAileGökçer Tahincioğlu
Spektrum

Okul saldırılarının anatomisi

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta üst üste yaşanan silahlı okul saldırıları, erken yaşta şiddet konusunu gündeme getirirken bu saldırıların kökeninde yatan nedenlerle ilgili pek çok teorinin de ortaya atılmasına neden oldu. Peki okul saldırılarının açık ara en sık görüldüğü ABD'de farklı disiplinlerden araştırmalar ve veriler ne diyor? Bu araştırmalar, Türkiye'de okullarda yükselen şiddeti anlamamıza yardımcı olabilir mi?

Yazı: Deniz Kaynak

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta üst üste yaşanan silahlı okul saldırıları, erken yaşta şiddet konusunu gündeme getirirken bu saldırıların kökeninde yatan nedenlerle ilgili pek çok teorinin de ortaya atılmasına neden oldu.

Kimilerine göre üst üste yaşanan saldırıların nedeni; çocukların oyunlar, internet ya da dizilerde daha çok şiddete şahit olması; kimileri çocukların yetiştiği ortamı, kimileri siyasi atmosferi, kimileri de saldırganların psikolojik durumunu işaret ediyor.

Çözüm önerileri de olası bulunan nedenler kadar çeşitli. Siyasetçiler, eğitimciler, veliler, psikolog ve sosyologlardan gelen öneriler ve talepler; uzman çavuşların okullarda görevlendirilmesinden metal dedektörlerinin devlet okullarına yerleştirilmesine, ruh sağlığı tedavilerinin geliştirilmesinden ailelerin ceza almasına, 18 yaşın altında işlenen suçlara cezaların artırılmasından kaynaştırma öğrencilerinin okullara alınmamasına uzanıyor.

  • Peki okul saldırılarının açık ara en sık görüldüğü ABD'de farklı disiplinlerden araştırmalar ve veriler ne diyor? Bu araştırmalar, Türkiye'de okullarda yükselen şiddeti anlamamıza yardımcı olabilir mi?

Okul saldırıları nasıl tanımlanıyor?

Okul saldırılarıyla ilgili küresel ya da ülke bazlı veritabanları ve araştırmalar incelendiğinde rakamlarla ilgili ilk göze çarpan farklılık, hangi olayların “okul saldırısı” kavramı altında incelendiğine bağlanıyor.

Örneğin ABD’de anaokulundan lise son sınıfa kadar (K-12) olan tüm okullarda görülen silahlı şiddet vakalarını derlemek için oluşturulmuş K-12 School Shooting Database, “okul arazisinde bir silahın ateşlenmesi, tehdit amacıyla doğrultulması ya da kurşunun okul mülküne isabet etmesi” gibi daha geniş bir tanım yaparken bazı veri tabanları “en az 1” ya da “en az 3-4” kişinin vurulduğu olayları kayıtlara geçiriyor. Ayrıca yalnızca can kaybı olan, okul saatlerinde ya da öğrencileri hedef alan saldırıları kaydeden daha dar kapsamlı verilere de rastlanıyor.

Türkiye’de onlarca can kaybının yaşandığı okul saldırıları, ABD ve Latin Amerika ülkeleriyle kıyaslandığında geleneksel olarak çok daha seyrek görülüyor. Öte yandan 2024’te Eyüpsultan'da bir okulda silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden okul müdürü İbrahim Oktugan, Mart ayında Çekmeköy’deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik gibi örnekler eklendiğinde son yıllarda okul ve okul çevresinde şiddet vakalarının hem görünürlüğünün hem de toplumsal etkisinin arttığını görüyoruz.

Küresel rakamlar “okul saldırısı”nın tanımındaki farklılığa bağlı olarak değişkenlik gösterse de ABD, açık ara konuyla ilgili en çok olayın yaşandığı ve buna bağlı olarak en çok araştırmanın yayımlandığı ülke. Ardından Brezilya, Meksika ve yine Amerika kıtasından diğer ülkeler geliyor. Avrupa ve Asya ülkelerinde ağır vakalar olsa da, hem sıklık hem nüfusa oran hem de toplam sayı bakımından Amerika kıtasının çok gerisindeler.


YAZININ DEVAMI


şiddetTürkiyeŞanlıurfa
Duende

Bu arada

Eğer popüler olanları, en çok konuşulanları kaçırmak istemiyorsan:

The Drama | Kaynak: TME Films

  • 3-9 Nisan haftasında en çok izlenen film Türkiye’de de (119.658 seyirci) ABD’de de (180.003.680 dolar hasılat) The Super Mario Galaxy Movie (2026, Aaron Horvath, Michael Jelenic ve Pierre Leduc),
  • 10-12 Nisan hafta sonunda en çok izlenen film Türkiye’de de (69.397 seyirci) ABD’de de (68.083.645 dolar hasılat) The Super Mario Galaxy Movie,
  • 15 Nisan itibarıyla haftanın en popüler yapımları IMDb’ye göre The Boys (2019-2026, Eric Kripke), Letterboxd’a göre ise The Drama (2026, Kristoffer Borgli) oldu.
  • The Drama ve The Super Mario Galaxy Movie Türkiye’de halen gösterimde; The Boys ise Prime Video’da izlenebiliyor.
The DramaTürkiyeThe Super Mario Galaxy Movie
Duende

HBO Max’te ilk yılın en’leri

Türkiye’deki birinci yılını kutlayan HBO Max, platformda ilk yılda en çok izlenen yerel ve global dizileri açıkladı.

  • Ayrıntılar: Yerel içerikler arasında Prens, İlk ve Son ve Çekiç ve Gül: Bir Behzat Ç. Hikayesi ilk üç sırada yer alırken; global dizilerde zirvede Game of Thrones, The Last of Us ve Friends yer aldı. Geçen yılın en çok izlenen filmleri ise Harry Potter and the Sorcerer’s Stone ile Sinners oldu.
HBOTürkiyeHBO Max
Spektrum

Hep yuvaya dönmek

İran uzun yıllardır çocuklarıyla kavgalı bir ülke ve savaşın başlamasıyla bu kavganın ne yöne evrileceği de merak edilmeye başlandı. Aksaray'da geçirilen bir gün, bu sorunun cevabına dair birçoklarına şaşırtıcı gelecek ipuçları veriyor. Zira bugünlerde Aksaray'dan savaşın merkezine doğru giden otobüslerde olağandışı bir hareketlilik var. Peki bu insanları bütün risklerine rağmen ülkelerine çağıran güç ne?

Yazı: Ayça Örer

Bir ülkeyi sevmeye nereden başlarız? Ne zaman onu terk edeceğimize karar verir, ne zaman bu kararımızdan emin olur, ne zaman onunla bağımızın nerede olursak olalım kopmayacağını fark ederiz? Kavafis’in anlattığı gibi, yeni bir kent bulamayacağımızı gördüğümüz gün mü? Hiç anlamasak da bir futbol maçına kilitlendiğimiz zaman mı? Deprem sonrası evsiz kaldığımızda mı? Yoksa tepemize bombalar yağarken mi?

  • Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında insanlar bu soruyu kendilerine soruyor ve farklı yerlerden aynı sonuca varıyorlar: Bazen ülke, ne olursa olsun yaşadığın ya da döndüğün yerdir.

Havaların soğuk gittiği, “kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden” günlerinden birinde, Aksaray’dayım. Sabahtan beri dinmek bilmeyen yağmur altında insanların peşi sıra sürüklenen ve sesinden tekerlerinin çoktan iflas ettiğini anladığınız valizler modern bir göçün izlerini taşıyor. Burada, İstanbul’un göbeğinde, dünyanın dört yanından gelen ve dört yanına dağılan insanlar arasında, karmaşık zamanların getirip götürdüklerinin peşindeyim.

Yenikapı, Laleli ve Aksaray. Şehrin içindeki bu üç noktanın ortak özelliği yalnızca komşu olmaları değil. Buralar aynı zamanda, yüz yılı aşkın bir süredir İstanbul’un kervansarayı gibi. Başlarından geçen türlü badirelerden sonra bir soluk almaya çalışanların şehirdeki ilk duraklarından. Balkan Savaşı sırasında gelenlerin geçici ikametlerinden biri Yenikapı mesela. Bir şehre alışmanın ilk denemeleri, cami avlularına veyahut düpedüz yollara yayılan denkler arasında burada yapılıyor.

SSCB’nin dağılmasının ardından Laleli’yi unutmak mümkün mü? İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma madalyalar, dürbünler, fotoğraf makineleri ve onları bize ulaştıran yüz binlerce insan. Onların gelmesiyle ortaya çıkan ve bugün bile dilimizde karşılığı olan “bavul ticareti”. Sonra bond çantalardan bozulmuş tezgahlarında sattıkları devasa büyüklükte saatleriyle Afrikalı göçmenler. Bir ara şehrin her yanına yayılan ve geldiği hızla buhar olan Güney Amerika’dan panlar, pançolar; Nepal modasını ayağımıza getiren hırkalar; Afgan işi kalpaklar… Son 10 yıldır sokak lezzetlerimiz arasına giren falafel. Bunların çoğunun son değilse de ilk durağı Yenikapı, Laleli ve Aksaray.

İstanbul Uluslararası Emniyet Terminali, kimselerin gözüne çarpmadan Yenikapı’dan sınırların ötesine yolcu taşıyan otobüsleri uğurluyor. Azerbaycan, Gürcistan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Bulgaristan. Aslında bir süredir kapalı ve firmaların bir kısmı Esenler, Alibeyköy gibi farklı noktalara da taşındı ama şehrin ortasında bulunan yer, işlerliğini koruyor. Yolcular kadar kargolar da gidiyor buradan..

Kara yolu insanlığın ilk keşiflerinden sonuçta. Deniz yollarının kapandığı, uçakların uçmadığı zamanlarda yine akla düşen ilk seçenek. Mesela Uluslararası Emniyet Terminali, son altın günlerini Ukrayna savaşının başlangıcında yaşamış. Memlekete dönmek isteyen Ukraynalılar bilet bulamadıklarında ek seferler konulmuş; bazen 48, bazen 72 saat süren yolculuklar buradan başlamış.

Bugünlerde sakin. Gürcistan’a gitmek isteyip macera arayanlar, Bulgaristan, Romanya gibi kapı komşularına işi düşenler, uçağa parası yetmeyenler uğruyor. Elbette uluslararası gurbetçiler de. Hasta bakıcılar, inşaatlarda günlük yevmiyeyle çalışıp eve para gönderenler, temizlik işlerine gelenler, çocuk bakanlar burada otobüslerinden inip "sınır tanımayan işçiler" olarak hayata karışıyor ya da memlekete dönüyor.

Giderken elleri boş gitmesin diye Yenikapı’nın ara sokakları havlu toptancıları, kıyafet satıcılarıyla dolu. Belki Eminönü’ne inseler daha iyisi, daha ucuzu vardır ama onlar şehrin ancak kendilerini rahat hissedebildikleri kadarında işlerini halledip gidiyor gibiler. Hayatınızda bir kere olsun palmiye yağı görmek ya da yam yemek isterseniz, yine adresiniz burası. Bu gurbetçiler hafta sonları buralarda buluşuyor, mutfaklarını ısıtacak yemek malzemeleri alıp, şehrin içinde şehrin içine karışmadan dönüyorlar yerlerine.


YAZININ DEVAMI


İranlılarAksarayİstanbul
Spektrum

Kalıcı işgal planları gölgesinde

İsrail’in Lübnan’a dair tarihsel retoriği çağın koşullarına uygun bir şekilde biçimlendirilebiliyor. Fakat coğrafi yayılım ve kontrol, sabit bir hedef olarak kendini gösteriyor. Bu da 1978’den bu yana Litani Nehri gibi Tel Aviv tarafından belirlenen sınırların ve Lübnan üzerinde kurulmak istenen tahakkümün gerçek hedef olduğunu gösteriyor.

Yazı: Kavel Alpaslan

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşta kırılgan bir ateşkes masası kuruldu. Pakistan’ın aracılık ettiği görüşmelerin yapılabilmesi için ilan edilen 3 haftalık ateşkeste ise ilk günden ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıktı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu "Lübnan’ı bu anlaşmaya dahil görmediklerini" söyledi ve yoğun bir bombardıman başladı. Başkent Beyrut da dahil olmak üzere yapılan yoğun hava saldırılarında çoğu sivil en az 300 kişi hayatını kaybederken savaşın başından beri yaşamını yitirenlerin sayısı 1.800’ü geçti.

Lübnan topraklarındaki işgalini genişleterek sürdüren Tel Aviv, Hizbullah’ın silahsızlandırılması, Litani Nehri'ne kadar olan bölgenin kontrolü, tampon bölge gibi talepleri dile getiriliyor. Netanyahu, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’un Hizbullah’ı silahsızlandırma kararını memnuniyetle karşıladı. Öte yandan Lübnan, geçen haftalarda İran büyükelçisini "istenmeyen kişi" ilan etmiş; bu karar başta ülkenin Şii nüfusu içerisinde güçlü olan Hizbullah ve Emel gibi hareketlerin/partilerin tepkisine neden olmuştu.

Öte yandan İran ile başlayan savaşın ardından bugün İsrail, Lübnan’ı beşinci kez işgal ediyor. İsrail, işgale ve gün aşırı devam eden saldırılarına gerekçe olarak Hizbullah’ın varlığını gösteriyor. Buna karşın meselenin aslı bizi çok daha derinlere götürüyor.

Her şeyden önce Hizbullah, bu işgallerin sebebi değil sonucu. İşgal hep aynı bölgeyi hedef alırken örgüt isimleri yıllara göre farklılık gösterebiliyor.

Hizbullah’sız işgaller

1948 yılında İsrail’in devlet ilan edilmesiyle birlikte milyonlarca Filistinli çevre ülkelere göç etmek zorunda kalır. Birleşmiş Milletler (BM) bu mültecilerin geri dönüş haklarını tanısa da pek çok yerleşim yeri yok edilir. Ürdün, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde devasa mülteci kampları kurulur. İsrail de kuzeyindeki Lübnan’a yönelik ilk işgal ve saldırılarını Filistinli grupların varlığını gerekçe göstererek düzenler.

1950’lerden itibaren yer yer düzenlenen küçük çaplı sınır ötesi operasyonlar gelecek büyük işgallerin habercisidir. 1968 yılında Beyrut Havalimanı'ndaki sivil uçaklar bombalanır. Lübnan’da başlayan iç savaşla birlikte İsrail askerleri yaklaşık bir hafta sürecek ilk işgale girişirler.

  • Bugün ismini sık duyduğumuz nehir, Litani’den adını alan saldırıda Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve ona destek veren Lübnanlı sol-milliyetçi cephe hedef alınır.

İsrail ordusu Litani’ye doğru ilerledikten sonra sınır hattında işgal ettikleri bölgeyi bir kukla yönetim olan Güney Lübnan Ordusu’nun (GLO) kontrolüne bırakır. Tampon görevi gören GLO, Özgür Lübnan Devleti isimiyle Tel Aviv güdümünde bir ülke dahi ilan eder. Bu örgüt, İç Savaş sırasında Hiyam Hapishanesi’ndeki sistematik işkenceler ve infazlar gibi kanlı eylemlere imza atar. İsrail karşıtı direnişin Güney Lübnan’ı geri almasının ardından GLO’nun önde gelenleri, aileleriyle birlikte 2000’de İsrail’e sığınacaktır.

En uzun soluklu işgalin en güçlü yanıtı

Litani Operasyonu’nun ardından 1982 yılında en büyük İsrail işgali başlar. İsrail orduları Litani’ye varmakla kalmayarak Beyrut’a kadar ilerler. Beyrut’taki Sabra ve Şatilla isimli iki mülteci kampında İsrail askerlerinin gözetiminde yaşanan katliam, bu dönemin en çok duyulan olaylarındandır.


YAZININ DEVAMI


tampon bölgeLübnanİsrail
Spektrum

Muhalefetin gündemi

CHP lideri Özgür Özel, ara seçimler kapsamında partilerle temaslarını sürdürürken, Aposto’ya konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen görüşmelerin yalnızca ara seçimle sınırlı olmadığını belirterek siyasi etik yasası ve ekonomik önerilerin de gündemde olduğunu söylüyor.

Yazı: Melisa Gülbaş

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemi kapsamında muhalefet partileriyle yürüttüğü temaslarına devam ediyor.

Son olarak 14 Nisan'da Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ı ziyaret eden Özel, görüşmenin ardından yaptığı basın açıklamasında, "Sandıktan kaçmak, milletten kaçmaktır. Demokrasilerde milletten kaçmanın bedeli çok ağır olur. Millet çağırdığı bir sandığı, Anayasa'da yazdığı halde kendisinden kaçıranla ilk bulduğu sandıkta en şiddetli şekilde hesaplaşır. Bunun bedelini de en ağır şekilde ödetir" dedi.

Bir gün önce Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nu ziyaret eden Özel, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada Macaristan'da yapılan seçimlerle ilgili de konuştu:

"Macar halkı demokrasiyi seçti. Orbán kaybederken, onu destekleyen tüm tek adamlar kaybetti. Macar halkının demokrasiden yana gösterdiği tutumun bir benzerini ülkemizde de demokrasiden ve güçlü bir Meclis'ten yana milletin göstereceğine inancımız tamdır."

Özgür Özel: 'Anayasa'yı çiğniyorlar'

Özel, 6 Nisan’dan bu yana siyasi partilerle yaptığı görüşmelerde, Anayasa’nın milletvekilliklerinin 30 ayı aşkın süre boş kalması hâlinde ara seçimi zorunlu kıldığını sık sık vurguladı.

“Hatay, Afyonkarahisar, Kırıkkale, Kastamonu, Adıyaman, Kocaeli ve İstanbul birinci bölgelerindeki seçmenlerin seçtiği milletvekilleri boşaldı, üstünden de 30 aydan fazla süre geçti. Meclis alacağı bir ara seçim kararıyla buraları doldurmakla yükümlü, Anayasa bunu tartışmasız şekilde yazmış."

Özel, bu bölgelerdeki anket sonuçlarına da işaret etti:

“Bunların hepsinde son seçimde AK Parti birinci partiydi. Ara seçimi yapma gücünden emin olsa, 'Gelin yapalım ara seçimi' dese, bu 7 sandalyenin 7'sini de son seçim sonuçlarına göre kazanabiliyorken şu anda anketlerde görüyor ki hiçbirinde birinci parti değildir. Erdoğan bu yüzden sandıktan korkuyor, milletten kaçıyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Özel’in ara seçim ve erken seçim çağrısına olumsuz yanıt verdi. Öte yandan CHP, iktidar üzerinde baskı kurmak için ortak yasa teklifi hazırlanması ve gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne başvuru da dahil her türlü hukuki adımı atmaya hazır olduklarını söylüyor.

Siyasi partiler ne diyor?

CHP lideri Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Zafer Partisi, SOL Parti, Anahtar Parti ve Saadet Partisi'yle görüştü.

  • Özel'in ziyaret ettiği 12 siyasi partinin tamamı, CHP’nin ara seçim talebine destek verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Ara seçim için oylama olursa oyunuz ne olur?" sorusuna "Seçimin her türlüsü için evet oyu kullanırız" dedi.

Zafer Partisi, “iktidarın terör örgütünün muhalefeti desteklediği yalanı söylediği” gerekçesiyle ara seçim isterken, SOL Parti “tek adam rejiminin oylanacağı bir referandum” olacağı için Özel’in çağrısını destekledi.


YAZININ DEVAMI


ara seçimÖzgür ÖzelGökçe Gökçen
Spektrum

Art arda yaşanan okul saldırıları

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta üst üste yaşanan okul saldırıları, son yıllarda eğitimde yükselen şiddet dalgasını yeniden gündeme getirdi. Aposto’ya konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Okullarda yaşananlar artık münferit değil, sistematik hâle gelen saldırılar. Basına yansımayan çok sayıda şiddet olayı da var” dedi.

Yazı: Melisa Gülbaş

14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye yönelik silahlı saldırıda çok sayıda kişi yaralanırken Kahramanmaraş’taki ortaokulda yaşanan benzer bir olay, Türkiye’de son yıllarda artan eğitimdeki şiddeti yeniden gündeme getirdi.

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan’da Ayser Çalık Ortaokulu'na yapılan silahlı saldırıda can kayıplarının sayısı 9'a yükseldi; 20 kişi yaralandı. Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, yaralılardan en az dördünün durumunun ağır olduğunu belirtti.

Aynı okulda 8. sınıfa giden saldırganın, iki sınıfa girdiği ve yanında beş silah ile yedi şarjör olduğu açıklandı. Saldırganın babasının emekli polis olduğu ve saldırıda babasına ait silahları kullanmış olabileceği değerlendiriliyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, olayla ilgili yayın yasağı kararı aldıklarını söyledi.

14 Nisan’da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde de Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne pompalı tüfekle saldırı düzenlenmişti. Okulun eski bir öğrencisinin düzenlediği saldırıda 16 kişi yaralanmış, olayın ardından dört yönetici görevden uzaklaştırılmıştı. Yaralılardan dokuzunun tedavisinin sürdüğü, üçünün durumunun ağır olduğu belirtilmişti.

Saldırılar ilk değil: Öğretmen Fatma Nur Çelik saldırıda öldürülmüştü

Öte yandan Siverek ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları son dönemdeki ilk okul saldırıları değil. İstanbul Çekmeköy'deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, 2 Mart'ta düzenlenen bıçaklı saldırıda hayatını kaybetmişti.

  • Çelik’e saldıran 17 yaşındaki 11.sınıf öğrencisi F.S.B., "görevi başındaki memuru kasten öldürmek" ve "kasten yaralama" suçlarından tutuklandı. Aynı saldırıda, 52 yaşındaki bir diğer kadın öğretmen ile 15 yaşındaki öğrenci de yaralanmıştı.

Çelik’in okulunda geçen sene yaşanan başka bir bıçaklama olayı sonrasında yönetimi uyardığı ortaya çıkmıştı.

Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay Özbay ise "Öğretmenimiz daha önce uyarmış. Göz göre göre öldürüldü" açıklamasını yapmıştı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak: ‘Saldırılar münferit değil, sistematik’

Okullara art arda yapılan saldırılar, okullardaki güvenlik ve şiddet sorununu yeniden gündeme taşıdı. Sendikalar ve eğitim uzmanlarına göre, yıllardır kullanılan şiddet dili ve uygulanan eğitim politikaları, saldırıların nedenlerinden olarak görülüyor.



poliskasten yaralamaŞanlıurfa
Duende

'Babaanne' 40 yaşında

1979 yılında Kamil Özaydın tarafından İstanbul'da kurulan rock grubu Whisky'nin 1986 tarihli ilk albümü Babaanne 40. yılına özel olarak plak formatında basılacak.

plakBabaanneKamil Özaydın
Duende

Sokakta Müzik Var etkinlikleri başladı

İBB Kültür, “Sokakta Müzik Var” etkinliğiyle İstanbul'un meydanları, parkları, iskeleleri ve toplu taşıma araçlarını müzikle buluşturuyor.

  • Nedir? İBB Kültür, kamusal alanların sanat aracılığıyla yeniden düşünülmesine katkı sunmak ve sokak müzisyenlerine destek olmak amacıyla her hafta sonu şehrin farklı noktalarında farklı müzisyenlerin performanslarına yer veriyor.
Ikİstanbul
Duende

Deadletter konseri

Deadletter konseri: Post-punk'ın İngiltere çıkışlı grubu Deadletter, politik ve karanlık bir o kadar da haklı ve başarılı müziğini 19 Nisan'da Blind sahnesine taşıyor.

  • Bilgi notu: 2026 çıkışlı yeni albümleri Existence Is Bliss'in tanıtım turnesi kapsamında İstanbul'a gelen grubu So Young Magazine “Londra’nın en heyecan verici gruplarından biri” olarak tanımlıyor.
Post-punkİngiltereDeadletter
Duende

Gaye Keskin

"İçimdeki Kilitleri Tek Tek" adlı ilk öykü kitabın yayımlanan Gaye Keskin öykülerindeki mizah ile acının iç içeliğini "Hayat, mizah ve hüznün giriftliğinden ibaret" diyerek açıklıyor. Geçmiş, onun için bir tutamaçtan öte, yaşanmışlığın soluğunu durmaksızın üfleyen; öykülerinin, kahramanlarının ve sözcüklerinin sığındığı ılık ve loş bir mağara gibi. Keskin'in öykülerinde birçok şey o mağarada cereyan ediyor.

Söyleşi: Soner Can

İçimdeki Kilitleri Tek Tek adlı ilk öykü kitabın yayımlanan Gaye Keskin öykülerindeki mizah ile acının iç içeliğini "Hayat, mizah ve hüznün giriftliğinden ibaret" diyerek açıklıyor:

"Amacım hüznü inceltmenin yollarını aramaktı daha çok. Hüzün de bazen mizah bazen farklı anlatım teknikleriyle inceldi... Bu öykülerde ve diğerlerinde acıya yaslanmadan acıyı anlatmak, hüznü inceltmenin peşine düştüm..."

Diğer öykülerde olduğu gibi, incelikli bir ironi ve ayarında hüzünle kuşandırılmış Kırıklar, Çıkıklar ve Diğer Meseleler adlı öyküde anlatıcı, annesinin akıp giden zamana yüklediği anlamı, onun eşyayla kurduğu saplantılı ilişkisinin o akıp giden zamanı bir şekilde durduracağına dair inancını ve beklentisini şu soruyla çerçeveliyordu:

"Geçmiş onun için diriliğini ne zaman yitirecekti?"

Geçmiş diriliğini yitirdiğinde, an da gelecekteki rengini ve kokusunu yitirir. Geçmiş, ömür denen çalkantılı denizde can havliyle tutunduğumuz alabora olmuş bir tahlisiye sandalı değil midir zaten? Geçmiş diriliğini yitirdiğinde öyküler de solgun çiçeklere evrilir.

  • Geçmiş, ilk öykülerini İçimdeki Kilitleri Tek tek adlı ilk kitabında biraraya getiren Gaye Keskin için bir tutamaçtan öte, yaşanmışlığın soluğunu durmaksızın üfleyen; öykülerinin, kahramanlarının ve sözcüklerinin sığındığı ılık ve loş bir mağara gibi. Keskin'in öykülerinde birçok olay, o mağarada cereyan ediyor.

1985'te İstanbul'da dünyaya gelen, Varlık, Gazete Duvar, Öykü Gazetesi, Veveya Kitap, Parşömen, Oggito, Edebiyat Haber ve Litera gibi mecralarda öykü ve inceleme yazılarını yayımlayan Gaye Keskin, Öykü Gazetesi ve Veveya Kitap yayın kurulu için emek harcıyor.

Keskin ile geçmişini bir sandıkta muhafaza ettiğine inanan Madam Violet'in Sandığı öyküsünün kahramanı Violet'ten başlayarak, diğer öykü ve kahramanlarını, okuma tutkusu ve yazma uğraşını konuştuk.



SÖYLEŞİNİN DEVAMI


Gaye Keskinİçimdeki Kilitleri Tek TekSoner Can
Duende

Avrupalı izleyici Sorda’yı seçti

Avrupa Parlamentosu’nun LUX Avrupa İzleyici Ödülü’nü İspanya’dan Eva Libertad’ın Sorda / Deaf filmi kazandı.

  • Ayrıntılar: İşitme engelli hamile bir kadın ve partnerinin ilişkisine odaklanan film, Oscar ödüllü Sentimental Value ve Altın Palmiye ödüllü It Was Just an Accident’ın da aralarında bulunduğu adaylar arasından sıyrılarak ödülü kazandı.
  • Nedir? LUX Avrupa İzleyici Ödülü, 1997’den beri Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Film Akademisi tarafından veriliyor. Önceki yılın sonunda Avrupa Film Ödülleri sırasında açıklanan aday filmler, yılın ilk ayları boyunca Avrupa Birliği’nin farklı şehirlerinde 500’den fazla gösterimde izleyiciyle buluşuyor ve filmler izleyici ve Avrupa Parlamentosu üyeleri tarafından oylanıyor.
SordaAvrupaİspanya
Duende

Kanye West'ten bir iptal daha

Kanye West (Ye), Fransa İçişleri Bakanlığı’nın konserini yasaklama seçeneklerini değerlendirmesinin ardından Marsilya’daki performansını süresiz olarak ertelediğini açıkladı.

  • Bir adım geriden: İngiltere hükümeti Ye'nin headliner olduğu Wireless Festival öncesi sanatçının ülkeye girişini reddettiğinden festival iptal edilmiş, ardından Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan, West’in geçmişteki antisemitik söylemlerine atıfla sanatçının kentte sahne almasına karşı çıkmıştı.
  • Editörün notu: Kanye West her şeye rağmen neden iptal edilemiyor? | Duende, Eda Solmaz
Kanye WestFransaMarsilya
Duende

Şehirde

Fuze | Kaynak: İKSV

  • Le crime du 3e étage (2026, Rémi Bezançon) 45. İstanbul Film Festivali’nin gala gösterimleri kapsamında 17 Nisan Cuma 21.30’da Paribu Cineverse Nautilus, 18 Nisan Cumartesi 19.00’da Cinewam City’s ve 19 Nisan Pazar 21.30’da Atlas 1948 ile Kadıköy Sineması’nda gösteriliyor.
  • Fuze (2025, David Mackenzie) 45. İstanbul Film Festivali’nin gala gösterimleri kapsamında 18 Nisan Cumartesi 21.30’da Kadıköy Sineması ve 19 Nisan Pazar 21.30’da Cinewam City’s’de gösteriliyor.
ŞehirFuzeİstanbul Film Festivali
Duende

Evde

Endless Cookie | Kaynak: MUBI

  • Endless Cookie (2025, Peter Scriver ve Seth Scriver) 17 Nisan’da MUBI’de,
  • Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025, Mert Baykal) 17 Nisan’da Netflix’te,
  • Shadow / Ying (2018, Yimou Zhang) 20 Nisan’da MUBI’de,
  • Springsteen: Deliver Me from Nowhere (2025, Scott Cooper)
  • Stranger Things: Tales from '85 (2026-..., Duffer Kardeşler) ilk sezonuyla 23 Nisan’da Netflix’te,
  • Apex (2026, Baltasar Kormákur) 24 Nisan’da Netflix’te yayımlanıyor.
CookieMert BaykalNetflix
Duende

Swan Lake

Gediminas Taranda ve Nikolai Anokhine tarafından 1994 yılında kurulan ve Rusya'nın en iyi bale okullarından mezun dansçıları biraraya getiren Imperial Russian Ballet Company, Çaykovski'nin 1887'den bu yana sayısız kez sahneye konulan başyapıtıyla 17-18-19 Nisan'da Lütfi Kırdar Anadolu Oditoryumu'nda.

baleGediminas TarandaNikolai Anokhine
Duende

Afife Tiyatro Ödülleri

7 Mayıs’ta Demet Evgar ve Atılgan Gümüş sunuculuğunda Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek tören öncesinde 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin özel ödül sahipleri ve aday listesi duyuruldu.

  • Ayrıntılar: Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü Şahika Tekand’a, Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü Lucy oyunuyla Aslı Ceren Bozatlı’ya, Haldun Dormen Özel Ödülü ise Konken Partisi ile Tiyatrokare’ye verildi. Yapı Kredi Özel Ödülü Prof. Dr. Merih Tangün’e, Afife Onur Ödülü ise Yakup Çartık’a takdim edildi.
Afife Tiyatro ÖdülleriDemet EvgarAtılgan Gü
Duende

Rock & Roll Hall of Fame 2026 sınıfı

Rock & Roll Hall of Fame’e 2026 yılında Phil Collins, Billy Idol, Iron Maiden, Joy Division/New Order, Oasis, Sade, Luther Vandross ve Wu-Tang Clan dahil edildi.

  • Ayrıntılar: Bı yıl 17 aday arasından yapılan seçimde listenin dışında kalanlar the Black Crowes, Jeff Buckley, Mariah Carey, Melissa Etheridge, Lauryn Hill, INXS, New Edition, Pink ve Shakira oldu.
Rock & Roll Hall Of FamePhil CollinsBilly Idol
Duende

John Maus geliyor

Synth punk ve minimal wave sahnesinin kült ismi John Maus, 12 Mayıs’ta nostaljik synth’ler ve varoluşsal temalar etrafında şekillenen repertuvarını IF Performance Hall Beşiktaş’ta sahneye taşıyacak.

  • Bilgi notu: 2011'de çıkardığı We Must Become the Pitiless Censors of Ourselves albümüyle geniş kitlelere ulaşan; Ariel Pink ve Animal Collective ile yakınlığıyla anılan sanatçının canlı performansları, minimalist altyapılar üzerine kurulu şarkıların kaotik ve hipnotik anlara dönüştüğü yoğun sahne enerjisiyle biliniyor.
Synth punkminimal wavesynth

OKUMAYA DEVAM EDİN

QuandoQuando

HİKAYE

Dijital bağlarda Gazap Üzümleri: Sam Altman’ın ‘sosyalist’ çıkışı ne kadar samimi?

Büyük Buhran zamanında, Steinbeck'in "Gazap Üzümleri"nin tohumlarının atıldığı günlerde, dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, New Deal (Yeni Uzlaşma) politikasını ortaya atar. Ondan 93 yıl sonra bugünlerde yine bir belgede New Deal’in adı geçiyor. Belgenin sahibi OpenAI. Peki sosyalistlerin bile itiraz edemeyeceği kışkırtıcı önerilerle dolu bu belgenin samimiyetine inanabilir miyiz?

Ümit Alan

·

17 Nis 2026

dijital-baglarda-gazap-uzumleri-sam-altmanin-sosyalist-cikisi
DuendeDuende

HİKAYE

'Euphoria'nın yeni sosyolojisi: Hıyarlar ve hayaletler

"Euphoria", doğduğu günden beri Z jenerasyonunun üzerine giydirilmiş bir projeksiyon, simli bir aynaydı. İlk iki sezonda bu ayna, lise koridorlarının neon ışıkları altında kimlik arayışını, bağımlılığı ve ilk hayal kırıklıklarını yansıtıyordu. Ancak araya giren beş yıllık zaman sıçramasıyla birlikte, üçüncü sezonda karşımızda artık lise fantezisinden uyanmış, 20'li yaşlarının başında gerçek dünyanın sert yüzeyine çarpmış genç yetişkinler var.

euphorianin-yeni-sosyolojisi-hiyarlar-ve-hayaletler
DuendeDuende

HİKAYE

Gaye Keskin: 'Acıya yaslanmadan acıyı anlatmak istedim'

"İçimdeki Kilitleri Tek Tek" adlı ilk öykü kitabın yayımlanan Gaye Keskin öykülerindeki mizah ile acının iç içeliğini "Hayat, mizah ve hüznün giriftliğinden ibaret" diyerek açıklıyor. Geçmiş, onun için bir tutamaçtan öte, yaşanmışlığın soluğunu durmaksızın üfleyen; öykülerinin, kahramanlarının ve sözcüklerinin sığındığı ılık ve loş bir mağara gibi. Keskin'in öykülerinde birçok şey o mağarada cereyan ediyor.

Soner Can

·

17 Nis 2026

gaye-keskin-aciya-yaslanmadan-aciyi-anlatmak-istedim
DuendeDuende

HİKAYE

'Mother Mary': Arkadaş ayrılığının hayaleti

"A Ghost Story" ve "The Green Knight" filmleriyle tanınan David Lowery’nin yeni filmi "Mother Mary", birbirine yabancılaşmış dünyaca ünlü bir pop yıldızı ve yola birlikte çıktığı moda tasarımcısı arkadaşının yüzleşmesini konu alıyor.

Emre Eminoğlu

·

17 Nis 2026

mother-mary-arkadas-ayriliginin-hayaleti