
Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davası için "mutlak butlan" kararı vermesinin ardından Türkiye piyasalarında sert bir satış dalgası yaşandı, borsada düşüş hızlandı. Bloomberg Merkez Bankası’nın 6 milyar dolarlık müdahalede bulunduğunu belirtirken Türkiye’nin risk primi yükseldi. Ekonomistler arasında kur, faiz ve enflasyon hedeflerinde bozulmanın derinleşeceği görüşü hâkim.

İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji trafiğinde ciddi krizlere neden olurken Uluslararası Enerji Ajansı, ülkelerin aldığı önlemlerle aynı pandemide olduğu gibi bir "enerjide kapanma"nın gündemde olduğuna işaret ediyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası yaşananlarla 19 Mart 2025 sonrası dönemi karşılaştıran ekonomist Uğur Gürses, yabancılara göre yerleşiklerin tepkisinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor: “Ekonomi yönetiminin ajandası yerleşiklerin oyuna girmemesi üzerine kurulu, vatandaşın dövize yönelmemesini istiyorlar. Bu, gelecek 1-1,5 yılın hikayesi olacak gibi görünüyor”

Bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde gündemi ister istemez ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla ortaya çıkan küresel ticaret, enerji ve lojistik denklemlerinin değişmesi belirledi. Jeopolitik tablonun kriz kadar fırsatlar da yarattığı ifade edilen zirveden çıkan ortak düşünce, doğru ekonomik ve politik kararlarla yeni liman arayışına giren sermaye için Türkiye’nin "güvenli liman" rolünü üstlenebileceği yönünde…

Enerji ve hammadde fiyatlarında şok artışlara neden olan İran savaşının Türkiye ekonomisindeki etkileri, her geçen gün daha derinden hissediliyor. Peki etkiler gerçekten kısa vadeli mi? Önümüzdeki aylarda Türkiye'yi nasıl bir ekonomik tablo bekliyor? Enerji fiyatlarındaki artış, maliyetleri yükselterek enflasyonu artırırken ve bütçe açığını büyütürken enflasyon, bütçe açığı ve cari açık tarafında neler beklemeliyiz? Siyasal iktisatçı İnan Mutlu, iktisatçı Prof. Dr. Murat Birdal ve ekonomist Ömer Rıfat Gencal'a sorduk.

Savaşın kazananı olmaz belki ama ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda birinci ay geride kalırken, Washington’ın küresel arz sıkıntısını hafifletmek için kuralları gevşetmesi Rusya’ya beklemediği bir kazanç sağladı. Rusya, petrol gelirlerini artırırken Tahran ile doğrudan diplomasi yürüten Çin de kendi gemilerini Hürmüz Boğazı’nda geçirip 11 milyon varilden fazla İran ham petrolünü kıyılarına çekmeyi sürdürüyor.

Hürmüz Boğazı’nda devam eden savaş nedeniyle durma noktasına gelen deniz trafiği, küresel gübre sevkiyatının üçte birini vururken gıda fiyatları da artışını sürdürüyor. Dünya gıda üretiminin yüzde 50'si azotlu gübrelere bağlıyken, azotlu gübre üretimi doğalgaza dayanıyor. Savaş kısa süre sonra bitse bile tarım ve gıda fiyatlarındaki tırmanışın dalga dalga aylarca sürmesi bekleniyor.

ABD ve İsrail’in İran’ın Natanz nükleer tesisine yönelik yeni saldırısı nükleer tehlike endişelerini bir kez daha gündeme taşırken, İran’ın sahip olduğu nükleer kapasitenin boyutları ve daha da önemlisi İran’ın nükleer programının barışçıl olup olmadığına dair güvencenin olmaması, nükleer diplomasisinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.

Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 iklim zirvesinin odağı Bakan Murat Kurum tarafınan “sıfır atık” olarak belirlenirken Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, “Türkiye’ye bir hikaye gerekiyordu, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını öne çektiler. Ancak plastik atık ithalatı devam ederken sıfır atık ülkesi olmanız imkansız” diyor.

ABD'nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararı, 27 Ocak'ta resmen yürürlüğe girdi. İklim aktivistleri dünyanın geleceği için mücadele çağrılarına devam ediyor. Öte yandan jeopolitik risklerin yükseldiği bu dönemde artan askerî harcamaların iklime etkisinin boyutları hâlâ pek tartışılmayan bir konu olarak önümüzde duruyor.





