
Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.
Elon Musk’ın SpaceX’in halka arzı sonrası kısa süreliğine de olsa dünyanın ilk dolar trilyoneri unvanını alması, ekonomist Ingrid Robeyns tarafından ortaya atılan “limitaryanizm” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Tıpkı “yoksulluk sınırının” temel yaşam için gerekenleri belirlemesi gibi, aşırı zenginliğin ne zaman zararlı hale geldiğini gösteren bir “zenginlik sınırına” ihtiyaç olduğunu düşünen Robeyns’e göre, aşırı servet yoğunlaşması adaleti zedeliyor, demokrasiyi baltalıyor, ekolojik aciliyetlerle bağdaşmıyor.

Kasım'da Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın ana gündemi aylar önce sıfır atık olarak açıklanmışken bir süre sonra ana gündem hem ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışma hem de Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ortaya çıkan enerji güvenliği kriziyle elektrifikasyon olarak değiştirildi. Her ne kadar öncelikler değişse de, sivil toplumun iklim zirvesinden beklentileri değişmedi.

13 beyaz et üreticisine kayyum atanmasıyla ilgili Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, üretimde denge ve düzenlemenin olmadığı bir sistemde denetlemenin işe yaramayacağını söylerken Tüketici Birliği Federasyonu’ndan Bingül Ceviz, kayyum uygulamasının kartel oluşturan firmalara para cezasıyla kurtulamayacaklarını göstermesi açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.

CHP’ye yönelik mutlak butlan kararıyla siyasi gerginlik yükselirken, iktidarın yurt dışından sermaye çekebilmek için attığı adımlar da tartışma konusu oldu. Ekonomist Ömer Rıfat Gencal, yeni Varlık Barışı hamlesine dair, “Gelen para aklanmak için gelir, kaydı olmayan para sisteme girmek için gelir ancak bu sermaye bile buraya güvenip gelmeyebilir, çünkü çıkış garantisi yok” diyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davası için "mutlak butlan" kararı vermesinin ardından Türkiye piyasalarında sert bir satış dalgası yaşandı, borsada düşüş hızlandı. Bloomberg Merkez Bankası’nın 6 milyar dolarlık müdahalede bulunduğunu belirtirken Türkiye’nin risk primi yükseldi. Ekonomistler arasında kur, faiz ve enflasyon hedeflerinde bozulmanın derinleşeceği görüşü hâkim.

İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji trafiğinde ciddi krizlere neden olurken Uluslararası Enerji Ajansı, ülkelerin aldığı önlemlerle aynı pandemide olduğu gibi bir "enerjide kapanma"nın gündemde olduğuna işaret ediyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası yaşananlarla 19 Mart 2025 sonrası dönemi karşılaştıran ekonomist Uğur Gürses, yabancılara göre yerleşiklerin tepkisinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor: “Ekonomi yönetiminin ajandası yerleşiklerin oyuna girmemesi üzerine kurulu, vatandaşın dövize yönelmemesini istiyorlar. Bu, gelecek 1-1,5 yılın hikayesi olacak gibi görünüyor”

Bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde gündemi ister istemez ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla ortaya çıkan küresel ticaret, enerji ve lojistik denklemlerinin değişmesi belirledi. Jeopolitik tablonun kriz kadar fırsatlar da yarattığı ifade edilen zirveden çıkan ortak düşünce, doğru ekonomik ve politik kararlarla yeni liman arayışına giren sermaye için Türkiye’nin "güvenli liman" rolünü üstlenebileceği yönünde…

Enerji ve hammadde fiyatlarında şok artışlara neden olan İran savaşının Türkiye ekonomisindeki etkileri, her geçen gün daha derinden hissediliyor. Peki etkiler gerçekten kısa vadeli mi? Önümüzdeki aylarda Türkiye'yi nasıl bir ekonomik tablo bekliyor? Enerji fiyatlarındaki artış, maliyetleri yükselterek enflasyonu artırırken ve bütçe açığını büyütürken enflasyon, bütçe açığı ve cari açık tarafında neler beklemeliyiz? Siyasal iktisatçı İnan Mutlu, iktisatçı Prof. Dr. Murat Birdal ve ekonomist Ömer Rıfat Gencal'a sorduk.

Savaşın kazananı olmaz belki ama ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarda birinci ay geride kalırken, Washington’ın küresel arz sıkıntısını hafifletmek için kuralları gevşetmesi Rusya’ya beklemediği bir kazanç sağladı. Rusya, petrol gelirlerini artırırken Tahran ile doğrudan diplomasi yürüten Çin de kendi gemilerini Hürmüz Boğazı’nda geçirip 11 milyon varilden fazla İran ham petrolünü kıyılarına çekmeyi sürdürüyor.





