aposto-logo
TR
TREN
Haftanın Konusu
Bizi Takip Edin

Göz ardı edilen paydaş: tüketici

Değer zincirinde tüketicinin önemi, görev ve sorumlulukları
unsplash.com

unsplash.com

Hem sürdürülebilirlik hem de döngüsel ekonomi gibi çatı konseptlerle ilgili son yıllarda yapılan araştırmaların ve hayata geçirilen aksiyonların genellikle değer zincirinin üretim süreci odağında sınırlandırıldığını görmek mümkün.

Peki ya değer zincirinin en önemli paydaşı, kaynakların değerini en uzun süre koruyacak ve yeniden ekonomiye dahil edilmesini sağlayacak olan tüketicilere yönelik çalışmalar ne durumda? Bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomiye geçişte inatla göz ardı edilen, ama sahip olduğu görev ve sorumluluklar nedeniyle yenilikçi sistemlerin tasarım sürecine aktif dahil olması gereken tüketicileri ve neden göz ardı edilmemeleri gerektiğini tartışmaya açıyoruz.

İletişim: [email protected]

Haftanın Konusu

Göz ardı edilen paydaş: tüketici

Değer zincirinde tüketicinin önemi, görev ve sorumlulukları

Göz ardı edilen paydaş: tüketici

Döngüsel ekonomiye geçiş, toplumsal ve ekonomik yapıların tamamının birbiri ile bağlı ama kendi içlerinde özelleşen yeniden tasarım süreçlerinin yürütülmesini gerektiriyor. Bu süreç elbette toplumsal ve ekonomik yapıları oluşturan tüm paydaşların ortak bir amaç doğrultusunda, kendi görev ve sorumluluklarının bilincinde olacak şekilde dahil edileceği şekilde yürütülmeli.

Sürdürülebilirlikle ilgili son yıllarda belirlenen hedefler veya aksiyon planları incelendiğinde genellikle iş dünyası odaklı bir dönüşüm odağında çalışmalar yürütüldüğünü görmek mümkün. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde de çoğunlukla iş dünyası odağında hedeflerin yer aldığını ve özellikle tüketicilerin bu dönüşüm sürecine aktif katılımını sağlayacak süreçlerin yürütülmediğini görmek mümkün.

Döngüsel ekonomiye geçiş süreci de sürdürülebilirlikte olduğu gibi küresel bir ajanda ile yürütülmesi gereken, yerelde ise tüm paydaşların ortak katılımının zorunlu olduğu bir dönüşüm süreci olarak karşımıza çıkıyor. Buna rağmen sürdürülebilirlik çalışmalarında olduğu gibi döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin de tüketicileri göz ardı edecek şekilde kurgulanması, döngüsel ekonominin potansiyelini büyük ölçüde sınırlarken ana hedef olan kapalı döngülerin (closed loops) sağlanması açısından belki de en önemli göreve sahip olan tüketicilerin hiç düşünülmediği süreçlerle ne yazık ki kapalı döngülere erişimin, yani tam anlamıyla döngüsel bir ekonomiye geçişin mümkün olmayacağını söyleyebiliriz.

Bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomiye geçiş sürecine tüketicilerin neden dahil edilmesi gerektiğini konuşuyor, tüketicilerin aslında fark edilmeyen ama geçiş sürecine direkt olarak etki edecek olan görev ve sorumluluklarını tartışmaya açıyoruz. Tartışmamıza ise Engaging the citizen in the circular economy: Transcending the passive consumer role makalesi eşlik ediyor.

Pasif tüketici rolü

Döngüsel ekonomi en temelde kaynakların en uzun süre, en değerli şekilde kullanılmasını amaçlayan, bu sayede atık oluşumunun önüne geçmeyi, süreçler dolayısıyla ortaya çıkacak olan atıkların “ham madde” olarak değerlendirildiği ve döngüsel ekonomi prensiplerinin temelini oluşturan R-stratejileri ile ekonomiye tekrar tekrar kazandırıldığı bir sistemdir. Burada R-stratejileri ile ilgili daha önceden yayımladığımız R-stratejileri yeterli mi? ve Geri dönüşüm; kahraman mı, en zayıf halka mı? yazılarımızı ilgilileri için tekrar hatırlatmakta fayda var.

Küresel bir döngüsel ekonomi ajandası ve yerelde özelleşen döngüsel ekonomiye geçişi sağlayacak aksiyonlar ile verimli kaynak yönetiminin dünya genelinde uygulanması mümkün olurken, bugün iklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı gibi çevresel problemlerin yanında gıdaya erişim, açlık, işsizlik gibi sosyal problemlere de kalıcı çözümler bulmak mümkün olabilir. Fakat küresel sistemlerin tamamını değiştirmek için elbette bu sistemler içindeki tüm paydaşların içinde bulunulan dönüşüm sürecine dahil edilmesi gerekiyor.

Döngüsel ekonomi ile ilgili bugüne kadar hem akademide hem de iş dünyasında yürütülen çalışmaların özellikle değer zincirindeki üretim adımına odaklandığını görmek mümkün. Bu da aslında direkt olarak dile getirilmese de tüketicilerin toplumsal ve ekonomik yapılar içerisindeki pozisyonunu pasif hâle getiren bir bakış açısı. Biraz daha basitleştirmek gerekirse, üretim aşamasında kaynakların doğru kullanımı amaçlı çalışmalar yürütülüyor ve bu alandaki araştırmalar sıklaşıyor olsa da ortaya çıkacak olan ürün ve hizmetlerin nasıl kullanılacağına dair tüketicilerden görüş alınmadan, tüketim senaryoları analiz edilmeden veya tüketicilerin atık yönetim süreçlerine nasıl dahil edilmesi gerektiği belirlenmeden ne yazık ki amaçlanan döngüsel bir ekonomiye ulaşmak mümkün olmayacak.

Buna karşı olarak özellikle iş dünyasının savunduğu argüman ise “döngüsel iş modelleri” ile ilgili tüketicilerin ürün etiketleri aracılığıyla bilgilendirilmesinin yeterli olduğudur. Fakat tüketicilerin yalnızca %54’ünün ürün etiketlerinde “geri dönüşüm” ve “sürdürülebilirlik” odaklı bilgi aradığını gösteren araştırma sonuçlarına göre bu argüman ne yazık ki net bir doğru olarak kabul edilemiyor.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında 12. madde olan “Sorumlu Üretim ve Tüketim” amacında olduğu gibi konunun “sorumlu tüketim” tarafına çok fazla odaklanılmadığında ne yazık ki tüketicilerin tüm görev ve sorumluluklarını göz ardı etmiş oluyoruz. Döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin de aynı kadere sahip olmaması için özellikle tüketicilerin görev ve sorumluluklarının doğru ve net bir şekilde tanımlanması ve döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde tüketicilerin ana sorumlu olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Döngüsel tüketicinin görev ve sorumlulukları

Döngüsel ekonomi ile ilgili yapılan çalışmaların genellikle üretim süreçlerinde verimli kaynak kullanımına odaklanıldığını görmek mümkün. Bu en temelde döngüsel ekonominin ana prensibi olan kapalı döngülere ulaşılmasının önündeki en büyük engel olarak görülebilir. Değer zinciri, içinde yalnızca kaynak tedariki veya üretim süreci olan bir süreç değil. Değer zinciri kaynak tedariki ile başlayan, üretimle devam eden ve en sonunda tüketicinin ürünleri ekonomiye nasıl kazandıracağının tasarlanması gereken bir süreçtir. Bu nedenle döngüsel ekonomiye geçiş süreci de yalnızca üretim süreci ya da yalnızca kaynak tercihi ile yürütülemez.

Bu noktada tüketicilerin görev ve sorumluluklarının net olarak tanımlanması değer zinciri içerisinde üreticilerin de kaynakların çıkartılmasında sorumlu paydaşların da kendi ürün ve hizmet tasarımlarında nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini ve tüketicileri nasıl entegre etmeleri gerektiklerini anlamaları için kritik önem taşıyor.

Bu görev ve sorumlulukları kısaca özetlersek aşağıdaki üç konu başlığına değinmemiz gerekir:

  • Satın alma kararları: Tüketicilerin üzerindeki en önemli sorumluluk satın alma süreçlerinde ortaya çıkıyor. Döngüsel ekonomi içinde doğru görev ve sorumluluğa sahip olan tüketicilerin gereksiz tüketimin önüne geçecek, bilinçli birer tüketici olması gerekiyor ki öncelikle kaynakların değerini en üst seviyede koruyacak şekilde ve uzun süre kullanılması mümkün olabilsin. Tüketicilerin döngüsel ekonomi ile ilgili bilgi birikimini ve farkındalığını artırarak satın alma süreçlerinde döngüsel iş modellerini tercih etmeleri (ikinci el ürün alışverişi, satın almak yerine kiralamak vb.) kritik bir diğer tüketici rolü olarak karşımıza çıkıyor. Satın alma sürecinde ürünlerin uzun süre kullanıma uygun, dayanıklı, gerektiğinde kolayca tamir, bakım ve onarım süreçlerine olanak tanıyacak şekilde üretilmiş ürünler, döngüsel tüketicilerin satın alma kararlarını verirken dikkat etmesi gereken en temel görev ve sorumluluklardır.
  • Tüketim süreçleri: Mevcut lineer ekonomi süreçleri nedeniyle ürünlerin tüketiciler/kullanıcılar tarafından nasıl kullanıldığı konusu ne yazık ki göz ardı edilen bir süreç. Tüketicilerin ürün ve hizmetleri gerçekten de üreticinin amaçladığı şekilde kullanıp kullanmadığı değerlendirilmediği için de aslında dayanıklılığı artıracak tamir, bakım ve onarım hizmetlerini ortaya çıkartacak yenilikçi süreçlerin tasarlanması da mümkün olmuyor. Bu nedenle aslında tüketicilerin tüketim aşamasında öncelikle işlevini hâlâ yitirmemiş ürünlerin kullanımına devam etmeleri gerekiyor. Bir ürün veya hizmet, ana işlevini yerine getirdiği müddetçe kullanılmalı ve bu sayede farklı kaynakların bir araya getirilmesi ile ortaya çıkan “değerin” en uzun süre kullanılması döngüsel ekonominin temel prensiplerinden birisi. Bir diğer döngüsel tüketici sorumluluğu ise yenisini satın almak yerine tamir, bakım ve onarım süreçlerinin yürütülmesi olarak karşımıza çıkıyor. Satın alma sürecinde tamir olanakları olan ürünlerin tercih edilmesini, tüketim sürecinde ihtiyaç dahilinde tamir süreçlerinin yürütülmesi takip ediyor. Burada biraz daha ileri seviye tüketici rolü olarak aslında ürün ve hizmetlerin uzun süre kullanımına ve yeniden ekonomiye kazandırılmasına olanak tanıyacak tüm bilgi birikiminin de yine tüketiciler arasında yayılması gerektiğini belirtmekte fayda var.
  • Döngüye dahil etme: Tüketicilerin döngüsel bir ekonomi ile tasarlanmış değer zincirindeki en son fakat en önemli görev ve sorumlulukları elbette bugün fazlasıyla göz ardı edilen, ama döngülerin kapatılmasına imkân tanıdığı için fazlasıyla önemli olan kullanım/tüketim sonrası süreçlerdir. Tüketim sonrası ilgili tüketici için işlevini tamamlamış, hâlâ kullanılabilir olan veya tamamen işlevini yitirmiş, artık aynı işlevi yerine getiremeyecek olan ürünlerin yeniden kullanılabileceği süreçlere dahil edilmesi için tüketicilerin bilinçli hareket ederek sorumluluk alması gerekiyor. Atıkları yerinde ayrıştırarak kaynakların devamlı olarak döngü içerisine girmesine olanak tanıyacak olan tüketiciler özellikle herhangi bir ek işlem gerekmeden hâlâ kullanılabilir olan atıkları (kaynakları) doğru atık yönetim adımlarına dahil etme görevine sahiptirler. Burada tüketicilerin içinde bulundukları durumu yalnızca “kullanılmayan kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermek/ikinci el satış platformlarında satmak” olarak sınırlandırmamaları, evlerinde, ofislerinde veya yaşam alanlarının her yerinde kullanmadıkları tüm malzemeleri ve dolayısıyla ürünleri doğru R-stratejisi ile döngüye yeniden dahil etmesi gerektiğini vurgulamak gerekiyor.

Toparlamak gerekirse, son yıllarda küresel ajandaları fazlasıyla yoğun bir şekilde dolduran sürdürülebilirlik çalışmalarına paralel olarak döngüsel ekonomiye geçiş süreci için de küresel çapta çalışmalar yürütülmeye devam ediyor. Bu süreçte, dayanıklı bir toplum yaratılması, kurgulanan çevresel ve sosyal etkisi azaltılmış yenilikçi sistemlerin gerçek anlamıyla işlevselliğinin olması için bu sistemlerin hepsini kapsayan toplumsal ve ekonomik yapıları bütünsel olarak ele almalıyız. Bu da ancak tüm paydaşların süreç içerisine entegre edilmesi ile mümkün olabilir.

Bu yazımızda yer verdiğimiz döngüsel bir sistem içerisinde tüketicilerin sahip oldukları görev ve sorumluluklar temelde değer zincirinin tamamını etkileyecek önemli unsurları kapsıyor. Üreticilerin, ürün tasarım sürecinden başlayarak kaynak seçiminde, üretim süreçlerinde ve tüketim sonrası süreçlerde hangi döngüsel ekonomi prensiplerine uygun süreçler tasarlamaları gerektiğini anlamamıza yarayacak olan tüketici görev ve sorumlulukları aynı zamanda öncelikle teoride kurgulanması gereken tüm değer zinciri üzerindeki olası eksiklikleri de fark etmemize olanak tanıyacaktır.

Her yazımızın sonunda olduğu gibi vurgulamalıyız ki değer zinciri içindeki rolümüz, görev ve sorumluluğumuz her ne olursa olsun, diğer paydaşları göz ardı etmeden, içinde bulunduğumuz döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin uzun soluklu, bütünsel bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini anlamalı, önce kendi farkındalığımızı artıracak daha sonra etki alanımız dahilinde tüm çevremizin farkındalığını artıracak şekilde öğrenmeli, sorgulamalı ve doğru bilgiye ulaşmaya çalışmalıyız. İçinde bulunduğumuz durumlar ne kadar karmaşık da olsa sürdürülebilirlik veya döngüsel ekonomi adı altında yapılması gereken çalışmaların doğru şekilde yürütülmesi ve küresel problemlere karşı alınacak aksiyonların hiçbir şekilde aksamaması gerektiğini unutmamalıyız.

Hikâyeyi paylaşmak için:
Bizi Takip Edin

Döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde tüketiciler olarak direkt dahil olmanız gereken karar alma süreçleri hangileri? Sizce tüketiciler gerçekten yeniliklere uyum sağlama görevine mi sahipler? Yoksa yeniliklerin oluşturulması sürecinde de tüketicilerin görev ve sorumlulukları var mıdır?

Görüşlerinizi paylaşın, hep birlikte tartışmaya devam edelim. Benzer içerikler için Döngüsel Ekonomi 101 Instagram ve LinkedIn hesaplarını takip etmeyi unutmayın! Destekleriniz, yorum ve önerileriniz bizim için çok değerli.

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

güsel ekonomi

Birleşmiş Milletler

sürdürülebilirlik

Döngüsel

Döngüsel Ekonomi 101 Instagram

İLGİLİ OKUMALAR

0%

;