aposto-logo
TR
TREN
Haftanın Konusu
Bizi Takip Edin

Hangi konuları henüz araştırmadık?

🔎 Döngüsel ekonomiye geçiş için araştırılması gereken konu başlıkları
Wikimedia Commons

Wikimedia Commons

Döngüsel ekonomi, görece yeni bir çatı konsept olduğu için bu "yeni" konsept özelinde yapılan araştırmalar, döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin hızlandırılması açısından kritik önem taşıyor. Kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeni iş modelleri veya tedarik zincirinin dayanıklılığı gibi konu başlıklarında yapılan araştırmalar döngüsel ekonomiye geçişi destekliyor. Ama henüz odaklanılmayan alanlar geçiş sürecini yavaşlatıyor olabilir mi?

Bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde potansiyel etkileri dolayısıyla kritik öneme sahip olan fakat henüz odaklanılmamış araştırma alanlarını tartışmaya açıyoruz.

İletişim: [email protected]

Haftanın Konusu

Odaklanmamız gereken çalışma alanları

🔎 Döngüsel ekonomiye geçiş için araştırılması gereken konu başlıkları

Odaklanmamız gereken çalışma alanları

Son yıllarda küresel gündem gündelik hayatımızı etkileyecek farklı konu başlıklarıyla (pandemi, savaş, ham madde tedariki, ekonomik kriz vb.) hızlıca değişiyor olsa da iklim krizi başta olmak üzere küresel krizlerle ilgili akademik araştırmalar, özel sektör projeleri ve küresel regülasyon çalışmaları da devam ediyor. Özellikle Paris Anlaşması ile iklim kriziyle mücadele kapsamında etkili bir yol haritası hazırlandığını düşünmüş olsak da son yıllardaki gündem değişiklikleri sürdürülebilirlik çalışmalarının beklenen ivmeye bir türlü ulaşamamasına neden oldu.

Döngüsel ekonomi ile ilgili çalışmalara baktığımızda ise henüz sürecin çok başında olduğumuzu görmek mümkün. Circularity Gap Report 2023’te gördüğümüz gibi küresel döngüsellik oranı son 5 yılda %9,1’den %7,2’ye düştü. Döngüsel ekonomi hâlâ birçok paydaş tarafından yalnızca “yenilikçi bir atık yönetim stratejisi” olarak ele alınıyor. Toplumsal ve ekonomik düzenin temel yapıtaşı tüketiciler henüz karar alma süreçlerine entegre edilmedi ve döngüsel ekonomi metrikleri henüz yeni yeni üzerinde çalışılan bir konu başlığı.

Özellikle döngüsel ekonomide olduğu gibi tüm sistemlerimizi baştan aşağı yeniden tasarlamamız gereken bir dönüşüm sürecindeyken elbette tüm çalışmaların hızla yapılmasını beklemek mantıklı değil. Fakat ele alınan veya henüz üzerine odaklanılmamış alanların incelenmesi ve eksik kalan yerlerle ilgili farklı çalışmaların başlatılması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomi ile ilgili henüz üzerine yoğunlaşılmayan çalışma başlıklarını tartışmaya açıyoruz. Bu haftaki yazımıza 2023 yılında yayımlanan ve özel sektörün döngüsel ekonomiye olan bakış açısını bugüne kadar odaklanılan ve henüz araştırılmamış alanlar üzerinden ele alan Business management perspectives on the circular economy: Present state and future directions” makalesi eşlik ediyor.

Döngüsel ekonomi ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde özellikle akademik çalışmaların, iş dünyası ve yasa yapıcılar için temel kaynakları oluşturduğunu görmek mümkün. Yukarıda yer verdiğimiz makale de döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde öne çıkan altı ana çalışma alanı içerisinde henüz akademik olarak odaklanılmamış konu başlıkları ele alınıyor ve gelecek araştırmalar için öneriler sunuluyor. Henüz akademi içerisinde odaklanılmamış ana alanlar ve alt konu başlıkları şu şekilde.

Strateji, öğrenme ve inovasyon

Sistemsel dönüşüm gerektiren süreçlerde toplumsal ve ekonomik yapıların belirli bir strateji ile ele alınması, yol haritası belirlenirken yeni dinamiklerin doğru şekilde öğrenilmesi ve en önemlisi - eksiklerin mevcut çözümlerle giderilemediği durumlarda inovasyonun dönüşüm sürecinin merkezine alınması gerekiyor.

Strateji, öğrenme ve inovasyon başlığı altında şirketlerin döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin yürütülmesi için de öncelikle her bir sektör için ayrı ayrı ele alınması gereken, ardından da her bir şirket veya diğer paydaşlar için ele alınması gereken dinamik yetkinlikler karşımıza çıkıyor. Dinamik yetkinlikler özellikle şirketlerin en temel dinamiklerini, o şirketin karakteristik özelliklerini ve değer zinciri içerisinde etki ettiği tüm noktalarını belirlemek ve bu dinamiklerin döngüsel ekonomi prensipleri ile baştan inşa edilmesi anlamına geliyor. Buna ek olarak bahsi geçen dinamik yetkinlikler temelde döngüsel ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlayacak dinamikler olarak da karşımıza çıkabilir. Dinamik yetkinlikleri paydaşların stratejik dönüşüm süreçlerinin ve yol haritalarının belirlenmesi ve eksiklerin giderilmesi için yenilikçi çözümlerin bulunması sürecinde detaylı bir şekilde analiz edilmesi gereken paydaş karakteristiği olarak ele almak, her bir analiz sürecinin çıktılarını diğer paydaşlar için yeni bir öğrenme alanı olarak değerlendirmek önem arz ediyor.

Döngüsel ekonomi ile ilgili yapılan çalışmalar her ne kadar döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde dinamik yetkinliklerin nasıl bir destek aracı olarak kullanılması gerektiğine odaklanıyor olsa da bu dinamik yetkinliklerin devamlı değişen ve gelişen bir düzende ne kadar etkili olduğuna ya da nasıl kullanılması gerektiğine odaklanan çalışmalar henüz olması yeterli seviyede değil.

Tüketici davranışı ve yeniden üretilmiş ürünler

Döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde tüketicilerin fazlasıyla göz ardı edildiğini neredeyse her yazımızda bir şekilde vurguluyoruz. Bugüne kadar döngüsel ekonomi araştırmaları içinde tüketicilerle ilgili yapılan çalışmaların genellikle tüketicilerin neden yeniden kullanılabilir veya yeniden üretilmiş ürünleri tercih etmediği odağında ilerletildi. Bu da aslında sorunun temelini anlamamız için kritik öneme sahip. Fakat akademik araştırmalar içinde yok denecek kadar az olan araştırmalar da R-stratejileri içinde kritik öneme sahip olan yeniden üretilmiş ürünlerle ilgili tüketici endişelerinin nasıl giderileceğine dair yürütüldü. Tüketicilerin neden yeniden üretilen ürünleri tercih etmediğini (kalite, güven, hijyen eksikliği en temel endişelerin başında geliyor) biliyor olsak da bu endişelerin nasıl giderileceği, iş dünyasının bu endişeler odağında ne gibi yenilikler veya iletişim stratejileri yürütmeleri gerektiğine dair çok fazla araştırma bulunmuyor.

Özellikle tüketici davranışları ile ilgili birçok farklı araştırma yürütülürken, döngüsel iş modellerinin tüketiciler tarafından da benimsenmesi için akademik çalışmaların bu stratejik dönüşüm süreci odağında yürütülmesi büyük önem taşıyor. Makalede yer verilen bir diğer henüz odaklanılmayan alan ise yeniden üretim süreçleri için farklı sektörler arasındaki “ilişki ağı” olarak karşımıza çıkıyor.

🔎 Döngüsel Ekonomi 101’in yorumu: Bizi uzun zamandır takip eden okurlarımızın hatırlayacağı gibi 2021 yılında World Economic Forum’un başlatmış olduğu Scale360: Circular Innovation programı kapsamında yürütülen projede Global Shapers Community Ankara Hub ile iş birliği yaparak yedi girişimin mevcut iş modellerini ele aldığımız ve döngüsel ekonomiye geçiş süreçlerine eşlik etmiştik. Bu projede her bir girişim ile yaptığımız atölye çalışmaları sonrası girişimlerin sahip oldukları değer önerilerinin aslında farklı sektörlere ait değer zincirleri içinde çok farklı kullanım alanları olduğunu keşfetmiştik. Bu örnek aslında “ilişki ağı” olarak geçen ve her bir sektörün birbiri ile ilişkisinin bir şekilde var olduğunu bildiğimiz ve döngüsel ekonomi için kritik öneme sahip olan iş birliğinin temelinin oluşturulması açısından bu alanda yapılacak olan akademik çalışmaların da ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Projenin ardından World Economic Forum için hazırladığımız “How unlocking 'hidden value' can help start-ups transition to a circular economy” yazısını ilgilenenler için buraya bırakıyoruz.

Tedarik zinciri

Döngüsel ekonomi ile ilgili yalnızca akademide değil, iş dünyasında da en çok ilgi gören alan tedarik zinciri. Bunun temel sebebi elbette kaynak yönetiminin döngüsel ekonominin temelinde yer alması. Fakat bugüne kadar yapılan araştırmalar genellikle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde tedarik zinciri içindeki engeller ve kolaylaştırıcılar üzerindeki odağından daha ileriye gidebilmiş değil. Özellikle tedarik zincirindeki “insan faktörü” yine fazlasıyla göz ardı edilen bir konu başlığı.

İnsan faktörü aslında yalnızca bireyler özelinde değil, şirket kültürü, büyüklüğü, faaliyet gösterdiği sektör dinamikleri ve kültürel farklar gibi birçok sosyal alanı da içine alan bir tanım olarak değerlendirilmeli. Bu da aslında döngüsel ekonomiye geçişin yalnızca üstten gelen direktiflerle tüm toplumsal ve ekonomik yapılara entegre edilecek bir yöntemle yürütülemeyeceğini, bireylerin ve dolayısıyla toplumların kültürel dönüşümlerine katkı sağlayacak farkındalık çalışmalarının da önemini bir kez daha gösteriyor.

Tedarik zinciri konusunda henüz odaklanılmayan bir diğer konu başlığı ise bir önceki başlıkta yer verdiğimiz iş birliği ile ilgili. Tedarik zincirinde atıkların ham madde olarak görülebilmesi ve yeniden kullanılabilir kaynaklara kolay erişilebilmesi için iş birliklerinin mevcut sınırlı yapısından kurtulması gerekiyor. Hem dünyada hem de ülkemizde iş birliklerinin genellikle sınırlı bir çerçevede yapıldığını, birbirini tanıyan firmalar arasında yürütüldüğünü görmek mümkün. Bu da en temelde sektör içi rekabet dolayısıyla karşımıza çıkan bir durum. Fakat döngüsel ekonomide iş birliklerinin değer zinciri ile sınırlı kalmayacak şekilde çok daha büyük bir iletişim ağı üzerinden yürütülmesi gerekiyor. Bu alanda yapılacak araştırmaların çok daha deneysel olması, pilot çalışmalarla desteklenmesi ve ortaya iş birliklerinin teorik faydaları değil, performans analizlerinin çıkması gerekiyor.

Döngüsel iş modelleri

Döngüsel iş modelleri, döngüsel ekonomiye geçişi sağlayacak olan temel araçlar. Bugüne kadar yapılan çalışmalar döngüsel iş modellerinin ortaya çıkarttığı yeni değer önerileri ve farklı gelir modelleri odak alanları üzerine yoğunlaşmış olsa da özellikle yine tüketici davranışları üzerinde çok daha derin araştırmaların yapılması gerekiyor. İş modelleri yalnızca şirketleri veya yasa yapıcıları değil, toplumsal ve ekonomik yapıları oluşturan tüm paydaşları bir şekilde sürece dahil eden araçlar. Bu nedenle döngüsel iş modelleri ile ilgili yapılan araştırmaların önümüzdeki dönemde hem şirketlerin dinamik yetkinlikleri hem devletlerin regülasyon çalışmaları hem tüketici davranışları hem de STK’ların kolaylaştırıcı etkileri odağında geliştirilmesi önemli. Bu kapsamda dikkat edilmesi gereken ve diğer ana odak alanları ile de bağlantılı olarak ele alınması gereken alanlar özellikle tedarik zincirinde farkındalığın artması ve yukarıda “insan faktörü” olarak ele aldığımız organizasyonel değişimi de destekleyecek çalışmaların öne çıkması gerekiyor.

Ek olarak makalede yer verilen bir diğer nokta da döngüsel iş modellerinin daha geniş bir bakış açısı ile değer zincirine nasıl etki edeceği konusu. Döngüsel iş modelleri değer zincirinin tamamını etkilediği için sistem içinde düşünme yetkinliğinin kazanılması ve yalnızca şirketler için ek gelir modelleri ya da inovatif kaynak kullanımı odağında ilerlememeli. Döngüsel ekonomi sahip olduğu potansiyel dolayısıyla belirli sınırlar içinde bırakılmaması gereken, bugün aklımıza bile gelmeyecek inovatif çözümlerle her an kendi potansiyelini geliştirmeye açık bir sistemsel dönüşüm gerektiriyor. Bu da yenilikçi iş modelleri başta olmak üzere döngüsel ekonomi prensiplerinin tamamının mevcut iş süreçlerini nasıl değiştireceğini anlamamıza yarayacak farklı araştırmalarla mümkün olabilir.

Endüstriyel simbiyoz ağı

Endüstriyel simbiyoz ağı temelde farklı veya aynı sektörler içinde döngüsel ekonomi prensipleri ile kurulacak olan sistemsel ağ olarak düşünülebilir. Bu alanda yapılan çalışmalar genellikle teoride kalan ve kurulacak olan bu ağların dayanıklılığının belirlenmesi odağında ilerletiliyor. Bu noktada aslında gözleme dayalı çok fazla çalışmanın olmaması gelecek araştırmalar için de bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Kurulacak veya kurulmuş olan endüstriyel simbiyoz ağlarının dayanıklılığını artıracak pilot çalışmalar, bu ağların işlevselliğini artıracak süreçlerin deneyimsel süreçlerle belirlenmesi ve çıktıların farklı sektörler veya ağlar için yeni öğrenme alanları oluşturması mümkün olacaktır.

Endüstriyel simbiyoz ağlarının genel dinamiklerine baktığımızda çerçevesi belirlenmiş kurallar bütünü olmadığı durumlarda bu ağların yine “insan faktörü” ile direkt bağlantılı bir dayanıklılığı olduğunu söylemek mümkün. Özel sektörün ve STK’ların kendi içlerinde inisiyatif alarak başlattıkları simbiyoz ağlarında devletler tarafından belirlenmiş olan regülasyonlar var olmadığı sürece şirketlerin değişen şartlara bağlı olarak aktif rol alma durumları da değişkenlik gösterecektir. Bu nedenle bu alanda yapılacak çalışmaların bu simbiyoz ağlarının dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini artıracak yapısal araştırmalara da odaklanması ve belirli metriklerin de inovasyon odaklı araştırmalar ışığında çalışılması önem arz ediyor.

Yeni teknolojiler

Yeni teknolojiler yalnızca Endüstri 4.0 teknolojileri ile sınırlı kalmayacak şekilde, döngüsel ekonomiye geçiş sürecine sundukları potansiyel gelişim alanları sayesinde çok değerli birer araç olarak görülüyor. Bu alanda yapılan çalışmalar henüz ilgili teknolojilerin de çok yeni olması dolayısıyla fazlasıyla sınırlı. Özellikle atık yönetimi ve kaynakların değerini uzun süre koruma alanında fazlasıyla değerli olan IoT ve veri bilimi teknolojileri sayesinde döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin çok daha hızlı ve kolayca farklı sektörler tarafından da kullanılabilecek şekilde geliştirilecek modellerle yürütülmesi mümkün olacaktır. Bu noktada özellikle yenilikçi dijital teknolojiler alanında profesyonelleşmiş çalışanların mevcut görev ve sorumlulukları dışında değer zinciri içerisindeki farklı alanlarda da aktif olarak görev alması, dijital teknolojilerin değer zincirinin her noktasında aktif olarak kullanılması ve bu sayede en temelde kaynak yönetiminin doğru ve verimli bir şekilde yapılması mümkün olabilir.

Yapay zeka veya artırılmış gerçeklik gibi yenilikçi teknolojilerin gündelik hayatımızdaki kullanımı özellikle tüketicilere dokunacak şekilde kullanılması son yıllarda hızla artıyor olsa da bu alandaki araştırmaların az olduğunu görmek mümkün. Bu alanda yapılacak araştırmaların özellikle tüketici davranışlarını da değiştirme potansiyeli göz önüne alındığında yalnızca üretim süreçleriyle kısıtlı kalmayacak şekilde değer zincirinin tamamını ele alacak araştırmaların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.


Döngüsel ekonomiye geçiş küresel gündemdeki yerini sağlamlaştırmış olsa da hem son yıllarda hızla değişen küresel dinamikler hem de henüz döngüsel ekonominin net bir şekilde anlaşılmamış olması aslında tüm paydaşlar için kritik öneme sahip bir fırsat olarak ele alınmalı. Değer zinciri içinde yer alan ve kendi görev ve sorumlulukları olan birçok paydaş, kendi dönüşüm süreçlerine odaklanırken farklı alanlara da katkı sağlayacak yeni araştırmalara ve projelere önderlik edebilir.

Bu araştırmaların çoğunluğunu akademik çerçeveden ele almış olsak da henüz odaklanılmamış konu başlıklarının hepsi bir girişim fikri olarak da zihinlerimizde yer edinebilir. Yaşadığımız sorunların farkında olup, değiştirilmesi gereken ya da henüz odaklanılmadığını fark ettiğimiz alanlarla ilgili farkındalığımızı artırmalı, araştırmalı, sorgulamalı ve her an en doğru bilginin peşinde olmalıyız.

Hikâyeyi paylaşmak için:
Bizi Takip Edin

Bu yazımızda yer verdiğimiz alanlar dışında henüz yeterince araştırılmadığını düşündüğünüz odak alanları neler? Değer zincirinde tüketiciler gibi göz ardı edilen başka hangi paydaşların döngüsel ekonomiyi benimsemesini sağlayacak araştırmalar yapılabilir?

Görüşlerinizi paylaşın, hep birlikte tartışmaya devam edelim. Benzer içerikler için Döngüsel Ekonomi 101 Instagram ve LinkedIn hesaplarını takip etmeyi unutmayın! Destekleriniz, yorum ve önerileriniz bizim için çok değerli.

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

pandemi

sürdürülebilirlik

Paris Anlaşması

Döngüsel ekonomi

döngüsel ekonomi

Döngüsel Ekonomi 101 Instagram

İLGİLİ OKUMALAR

0%

;