aposto-logo
TR
TREN
İzleme Listesi
Gündem
Haftanın Albümü
Bugünkü Destekçimiz
Haftanın Filmi
Takipte Kal

🏆 Oscar'ın adayları, Måneskin'in pop'la nişanı

95. Akademi Ödülleri adaylıkları, Maneskin'in popüler rock ‘n roll'un vasat standartlarıyla dolu albümü RUSH!; kan, ter, gözyaşı ve Whiplash.
6 Ocak - DasDas - Duende
DasDas ile birlikte

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor. Ne zaman? Mart ayına kadar. Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. Not almalı: X Media Art Museum by DasDas ’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin. Dikkat dikkat: Serginin mart ayına kadar ziyaret edilebildiğini hatırlatmak isteriz.

Daha fazlasını öğren

🏆 Oscar'ın adayları, Måneskin'in pop'la nişanı

İzleme Listesi | Puss in Boots: The Last Wish, Midsommar, Whiplash

Duende

İzleme Listesi | Puss in Boots: The Last Wish, Midsommar, Whiplash

Merhaba. Bu hafta üçüncü kez, ocak ayında ise son kez karşındayız. Haftayı Kadrajına Müziği Alan Fotoğrafçılar serimizin sondan bir önceği konuğu Cem Gültepe ile açtık. Ardından eylül ayınca ikinci turuna başladığımız Keşif Sahnesi serimiz Oktay Çubuk’un konukluğunda sezon finali yaptı. Bizler hisseden, paylaşan, yansıtan ve yaşadığı sanatsal karşılaşmalara tepki verenleriz. Ne mutlu ki yollarımız kesişiyor.

Bu sayıda, salı günü açıklanan adayların ardından resmi yürüşümüze başladığımız Oscar yolcuğunun ilk durağında Emre’yle 95. Akademi Ödülleri’nin nabzını yokladık. Roma’da görkemli bir törenle dünyaevine girerek yeni albümleri Rush!’ı kutlayan Måneskin’in rock’n roll rüyasına dâhil olduk. Son olarak Damien Chazelle’nin dumanı üstünde tüten yeni filmi Babylon’un birkaç adım öncesine gittik. Müziğin başrol olduğu Whiplash’i ziyaret ettik.

Kadıköy Sineması X Duende: Başrol Müzik gösterim serisi | Tasarım: Studio These Days

📽️ Başrol müzik: Başrol Müzik, temasını bizim belirlediğimiz, seçkisini Kadıköy Sineması’yla birlikte oluşturduğumuz Duende’nin film gösterim serisi. Başrol Müzik’te her ay müziğin farklı türlerinden bambaşka hikâyeler anlatan bir filmle buluşacaksın. Serinin açılış filmi Damien Chazelle’nin üç dalda Oscar kazanan ve müzik konservatuvarındaki acımasız öğrenci ve eğitmen ilişkisine kadrajlanan Whiplash oldu. 2 Şubat Perşembe günü saat 21:30’da Kadıköy Sineması’nda gerçekleşecek gösterim için çok az yerimiz kaldı. Aramıza katılman için biletler tam burada.

Neler var bu sayıda? 


📺 İzleme ListesiAri Aster’in yaz dönümü kabusundan kabakçığın hayatına
🗓 Gündem95. Akademi Ödülleri adaylıkları
💿 Haftanın albümü: Måneskin, Rush!
🎬 Haftanın filmi: Whiplash (Yönetmen: Damien Chazelle)

Buluşmamıza az kaldı,
Taner

Duende

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İzleme Listesi

Duende’nin İzleme Listesi sesli olarak seninle. İzleme Listesi’nde; sinemalarda, evde ya da İstanbul’daki film gösterim programları kapsamında izleyebileceklerinden seçtiğimiz 10 yapım hakkında kısa bilgiler bulacaksın.

Çizmeli kedinin yeni macerasından Ari Aster’in yaz dönümü kabusuna, kabakçığın hayatından Duende ve Kadıköy Sineması’nın işbirliğiyle gösterilen Whiplash’e, bu hafta sinemalarda, evde ve şehirde izleyebileceğin birçok seçenek var.

Dinle

Gündem

10 maddede Oscar adayları

95. Akademi Ödülleri adayları açıklandı.

10 maddede Oscar adayları

Akademi Ödülleri, namıdiğer Oscarlar, yaklaşık 20 yıldır hayatımın önemli bir parçası, büyük bir heyecanı. Bu heyecan doğal olarak parçası olduğum bu yayına da yansıyor. Son birkaç haftadır Aposto ofisinde tatlı bir telaşımız var ve bu telaş Oscarlar ile yakından ilgili. 1 Şubat’ta Duende çatısı altında başlayacak yeni yayın serisi Oscar Yürüşü ve podcast serisi Sinemanın Altını Üstüne sadece 95. Akademi Ödülleri ve adaylarıyla ilgili değil; tüm Oscar tarihine dair bilgiler, öneriler, istatistikler ve görüşlere de yer verecek. 95. Akademi Ödülleri’nin adayları 24 Ocak Salı günü Türkiye saati ile 16.30’da açıklandı. Oscar Yürüyüşü, resmî olarak başladı.

Everything Everywhere All at Once (The Daniels, 2022) | Kaynak: IMDb

On bir kategori. Duende’nin 2022’nin Öne Çıkanları serisinde bizim de yılın öne çıkan filmi olarak yer verdiğimiz, hakkında paragraflar yazıp dakikalarca konuştuğumuz Everything Everywhere All at Once, görünen o ki Akademi üyeleri için de yılın öne çıkan filmi. En İyi Film dâhil 11 Oscar adaylığı elde eden The Daniels imzalı film; böylece adını Sunset Blvd., West Side Story, Amadeus, Saving Private Ryan ve The Lord of the Rings: The Return of the King gibi 11 Oscar adayı filmlerin arasına yazdırdı. Üçer dalda aday gösterilen yapımcı, yönetmen ve senaristler Daniel Kwan ve Daniel Scheinert’in yanı sıra filmin dört oyuncusu (Michelle Yeoh, Stephanie Hsu, Ke Huy Quan, ve Jamie Lee Curtis) bu yılki Oscar adayları arasında. Filmin ayrıca kurgu, kostüm tasarımı, özgün müzik ve özgün şarkı kategorilerinde de adaylıkları var. Son Lux imzalı müzikleri buradan; Ryan Lott, David Byrne ve Mitski imzalı özgün şarkıyı ise buradan dinleyebilirsin.

Yüzde altmış iki. Hepsi En İyi Film adayları arasında da yer alan, Edward Berger imzalı All Quiet on the Western Front ve Martin McDonagh imzalı The Banshees of Inisherin 9’ar, Baz Luhrmann imzalı Elvis 8, Steven Spielberg imzalı The Fabelmans 7, Todd Field imzalı TÁR ve Joseph Kosinski imzalı Top Gun: Maverick ise 6’şar adaylık elde etti. Kısalar hariç, 20 kategorideki adaylıklar 39 film arasında dağılırken, En İyi Film kategorisindeki 10 aday kısalar hariç toplam adaylıkların %62’sine sahip.

The Banshees of Inisherin (2022, Martin McDonagh) | Kaynak: IMDb

Dörder oyuncu. Everything Everywhere All at Once dışında ana oyuncu kadrosunun tamamına Oscar adaylığı getiren bir diğer film de yine dört oyunculuk adaylığı (Colin Farrell, Brendan Gleeson, Barry Keoghan, ve Kerry Condon) bulunan The Banshees of Inisherin oldu. Daha önce dört, hatta beş oyuncusuna Oscar adaylığı getiren birçok film olsa da aynı yılda bunu iki filmin birden başarması Oscar tarihi açısından bir ilk. Oyunculuk adaylıklarının yüzde kırkı bu iki filmden. The Fabelmans (Michelle Williams ve Judd Hirsch) ile The Whale (Brendan Fraser ve Hong Chau) de ikişer oyunculuk adaylığına sahip. 

Devam filmlerinin yılı. Tarihte ilk kez En İyi Film adayları arasında iki devam filmi yer alıyor: Top Gun: Maverick En İyi Film dâhil 6, Avatar: The Way of Water ise En İyi Film dâhil 4 adaylığa sahip. Öte yandan Black Panther: Wakanda Forever 5, Glass Onion: A Knives Out Mystery ve Puss in Boots: The Last Wish de birer adaylık elde etti. Bugüne kadar yalnızca dokuz devam filmi En İyi Film kategorisinde aday gösterilmiş, yalnızca The Godfather: Part II (1974) ve The Lord of the Rings: The Return of the King (2003) ödülü kazanmıştı.

To Leslie (2022, Michael Morris) | Kaynak: The Hollywood Reporter

Sürprizler ve görmezden gelinenler. Her yıl olduğu gibi aday listesinde büyük sürprizler ve ödül sezonu boyunca iyi bir performans göstermesine rağmen görmezden gelinenler de oldu. En İyi Yönetmen kategorisinde Ruben Östlund (Triangle of Sadness), oyunculuk kategorilerinde ise Paul Mescal (Aftersun), Andrea Riseborough (To Leslie), Brian Tyree Henry (Causeway) ve Judd Hirsch (The Fabelmans) sürpriz denilebilecek adaylıklar aldı. Öte yandan listedeki önemli eksikler şunlar oldu: Sezon boyunca belli başlı tüm ödüllerde aday gösterilmiş oyuncular Viola Davis (The Woman King), Danielle Deadwyler (Till) ve Eddie Redmayne (The Good Nurse) ile Top Gun: Maverick’teki işçiliğiyle birçok eleştirmen birliğinden onlarca ödül kazanmış görüntü yönetmeni Claudio Miranda. En azından benim tahminlerime göre The Batman, Everything Everywhere All at Once ve TÁR’ın beklenenden fazla; Babylon, Guillermo del Toro’s Pinocchio, The Whale ve Women Talking'in ise beklenenden az adaylık elde ettiğini söylemek mümkün.

Çeşitlilik karnesi. Doksan yılı aşkın tarihi boyunca aday gösterdiği ve ödüllendirdiği kadınların, siyahların ve Asyalıların sayısıyla özellikle son yıllarda haklı eleştirilere maruz kalan Akademi, iki yıl üst üste En İyi Yönetmen Oscar ödülünü kadınlara takdim ettikten sonra (Chloé Zhao, 2020 ve Jane Campion, 2021) bu yıl kategoride yalnızca erkeklere yer verdi. En İyi Film adayı on filmden de yalnızca biri bir kadının imzasını taşıyor: Sarah Polley’nin Women Talking’i. Bu yıl Güneydoğu Asya kökenli oyuncular açısından Oscar adaylıkları çeşitliliğe artı puan kazandıran bir yıl oldu. Bunun sebebi pek tabii ki Everything Everywhere All at Once. Yine de Güney Kore’den Park Chan-wook imzalı Decision to Leave’in diğer kategorilerde de boy göstermesi beklenirken En İyi Uluslararası Film adayları arasında dahi yer almaması dikkat çekici.

The Fabelmans (2022, Steven Spielberg) | Kaynak: The Guardian

Spielberg. Duende ekibi olarak eserleri ve sanat üreticilerini önceliklendirmeyi sevmesek de Steven Spielberg’ün sinemanın yaşayan en büyük isimlerinden biri olduğunu inkâr edecek hâlimiz yok. Zira bu durum, yönetmenin bu yıl tekrardan kırdığı rekorla Akademi’nin nezdinde de yeniden netlik kazandı: Spielberg’ün yapımcı, yönetmen ve senaristi olduğu ve yönetmenin hayatından otobiyografik ögeler taşıyan The Fabelmans’ın 7 adaylığıyla Spielberg filmlerinin toplam adaylık sayısı 146’ya ulaştı. İkinci sırada, toplam 127 adaylıkla William Wyler yer alıyor.

Cuarón. Aday listesinin geneliyle ilgili bir diğer rekor ise Alfonso Cuarón’a ait. Dört Oscar ödüllü sinemacı, En İyi Kısa Film adayları arasında yer alan Alice Rohrwacher imzalı Le Pupille filminin yapımcısı olarak aday gösterildi ve bugüne kadar toplam yedi farklı kategoride aday gösterilmiş oldu. Toplamda 11 Oscar adaylığı bulunan Cuarón; daha önce En İyi Film, Yönetmen, Özgün Senaryo, Uyarlama Senaryo, Kurgu ve Görüntü Yönetmenliği kategorilerinde de aday gösterilmişti. Cuarón, Kenneth Branagh’ın bu alandaki rekorunu egale etmiş oldu.

NC-17. Akademi tarihinde ABD standartlarını belirleyen MPA sınıflandırmasına göre 18 yaşın altındaki izleyici için uygun olmayan yapımlara verilen NC-17 etiketine sahip olan ve herhangi bir kategoride aday gösterilen ikinci film Blonde oldu. Andrew Dominik’in Marilyn Monroe’yu ve kadınları objeleştirmekle suçlanarak tepki çektiği filmi, Ana De Armas’ın performansıyla En İyi Kadın Oyuncu adayları arasında yer alıyor. Bugüne kadar NC-17 etiketi alıp herhangi bir kategoride adaylık elde etmiş tek film 1990 yapımı Henry & June olmuş; sınıflandırmanın adı 1990’ların başında NC-17 olarak değiştirilmeden önce de "X" etiketli üç film, Midnight Cowboy (1969), A Clockwork Orange (1971) ve Last Tango in Paris (1972) adaylıklar elde etmişti. 

TÁR (2022, Todd Field) | Kaynak: IMDb

Birden fazla şapka. Her yıl olduğu gibi aday listesinde birkaç kez adı birkaç kez geçen isimler de var. En İyi Yönetmen adaylarının tümünün En İyi Özgün Senaryo kategorisinde de aday olması özgün hikâyelerin önemini bir kez daha hatırlatıyor belki. Todd Field, Daniel Kwan ve Daniel Scheinert, Martin McDonagh ve Steven Spielberg hem yapımcı hem yönetmen hem de senarist şapkalarıyla 3’er adaylık alırken, Elvis’in yapımcıları arasında da yer alan prodüksiyon ve kostüm tasarımcısı Catherine Martin de 3 adaylık elde etti. Yönetmen ve senarist Ruben Östlund (Triangle of Sadness), yapımcı ve senarist Tony Kushner (The Fabelmans), yapımcı ve senarist Christopher McQuarrie (Top Gun: Maverick), belgesel yapımcısı Shane Boris (Fire of Love ve Navalny) ve ses tasarımcısı Andy Nelson’ın (The Batman ve Elvis) ise 2’şer adaylığı bulunuyor.

95. Akademi Ödülleri töreni 12 Mart 2023’te, bu görevi üçüncü kez üstlenecek komedyen Jimmy Kimmel sunumuyla gerçekleşecek. Tüm adayların listesi için Akademi’nin sitesine göz atabilirsin. Önümüzdeki yedi hafta boyunca, her çarşamba görüşmek üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:
Haftanın Albümü

Måneskin’in pop’la nişan kurdelesi

Måneskin, çıktıkları küresel sahnenin vasat rock ‘n roll standartlarının kurbanı oldukları bayağı bir albümle geri döndü.

Måneskin’in pop’la nişan kurdelesi

Albüm: Måneskin, Rush!

Süre: 52 dakika

Plak şirketi: Epic Records

Yayın tarihi: 20 Ocak 2023

Kartonet: Måneskin, 2021 Eurovision’ının tartışmasız, yarışmanın yakın geçmişinin de en ses getiren rock ‘n roll dörtlüsü olarak hayatımıza girdi. Grup, 1.5 yıla uzanan tekli yayımlarının ardından Max Martin’le kaydedilen 3. albümleri RUSH!’la çıkageldi.

Müzikal yolculukları 2015 yılında Roma sokaklarında başlayan, 2017 yılında Italian X Factor’de finale kalan grup; son olarak Teatro d’ira - Vol. I albümlerinden ZITTI E BUONI şarkısıyla 2021 Eurovision’ını kazandı. Öne çıkan bir rock müzik geleneği olmayan ve pop müziğinin anaakım sahnelerinden biri olan Eurovision’da sahneyi old-school bir rock ‘n roll enerjisiyle dolduran Måneskin; siyah deri kostümleri içinde goth-glam estetikleri ve primal sahne performanslarıya şu çığlığı atmıştı: “Rock ‘n roll ölmedi.”

Bu lafın ne anlama geldiğini, hemen hemen bir 40 yıldır ölüp ölüp dirilen rock ‘n roll’un sayısız ölümünü, dirilişini ve “Ölmemişti ki!” tartışmalarını bir kenara bırakacak olursak; Måneskin’in bir zamanların katışıksız rock persona’sını idealize ettiğini ve somutlaştırdığını söylemek mümkün. 

Rock ‘n roll geleneğinin cool, rebel ve toplumların muhafazakar kodlarına aykırı duran ötekigillerine öykünen grup, bu geleneğin sırıtan bir taklidi ya da sahici bir mirasçı tartışmasının tam da ortasından yeni şarkılarıyla karşımızda. Rush! albümüyle Teatro d’ira - Vol. I’nun albümünün amansız hard rock’ını arena rock/pop rock ses manzalarıyla değiştiren Måneskin, çıktıkları küresel sahnenin hitap ettiği ettiği engin dinleyici kitlesi için artık daha ulaşılabilir bir grup.

Måneskin, Rush!

Neden dinleyelim? Müzik türlerinin hiçbirine keskin bağlılığım yok. Eski kafalı biri olduğuma, yeninin eskiye dair öykünmelerine yüz ekşiterek yaklaştığımı da düşünmüyorum. Müzik belki de sanat formları arasındaki en birleştirici olanı, etiketlerin ve kategorizasyonların üstünde en sırıttığı. Tereddütle dinleyip beni beklenmedik sürprizlerle karşılaştıran, hangi enstrümandan çıktığına bir zamanlar verdiğim önemi yadırgatırcasına beni isimlerden ve janrlardan ziyade seslerin kıskacına alan sayısız keşifle tanıştım. Bu süreç bana; popüler ya da marjinlerde, eski ya da yeni, çoğunlukla iyi ya da kötü yorumlanan kimi dinlersem dinleyeyim onlara belli bir açık fikirlilikle yaklaşmayı öğretti. Måneskin’in RUSH!’ına da böyle yaklaştım. Genel itibariyle olumsuz düşündüğüm/hissettiğim albümden bazı parlak anlar yakalamamın sebebi de bu.

29 dakikalık, 8 şarkılık ve çoğu İtalyanca olan Teatro d’ira - Vol. I albümünden sonra 52 dakikalık, 17 şarkılık ve çoğu İngilizce olan bir albümle geri dönen, İtalyanca şarkılarının hepsini şarkı listesinin en diplerine iteleyen grubun yeni tercihlerinin bir sebebi var: Müzik endüstrisi.

“You said I'm ugly and my band sucks

But I just got a billion streaming song”

Bla Bla Bla, Måneskin

Måneskin hâlihazırda hit üstüne hit yaratması arzulanan, oluşturdukları “rock ‘n roll bad boys/girls” imajını satılabilir kılması gereken, ulaşılabilirliği öncelemesi beklenen küresel bir değer. “Günümüzde dünyanın en çok dinlenen sanatçıları arasında ilk 150’deyken “rock ‘n roll” olup endüstri liderlerine orta parmak gösterebilir misiniz?” sorusunun tek başına, artık acıklı bile olmayan bir cevabı âdeta. 

Måneskin’in rebellious görüntülerinin, “Rock ‘n roll ölmedi!” diye bağıran kamusallıklarının arkasındaki endüstri parametleri pek de umrumda değil doğrusu. Öte taraftan, grubun kopya edilip dağıtılan imajının farkında olunarak ya da olunmayarak gerçekleştirilen bir performans olabileceğini de tartışmakta yarar görüyorum. Zira, fikirlerimiz ve beklentilerimiz sür-git sergilenen bu performanslarla şekillenmeye eğilimli. 

Måneskin hakkında düşündüklerimiz de bundan bağımsız değil: “Rock ‘n roll’un yeni bir dirilişinin öncüsü. (1) Zaten ölmemiş olan rock müziğini 21. yüzyılın çıkılmamış yüksekliklerine taşıyacak ikon adayları (2). Hard rock’ın ve punk’ın; seks, uyuşturucu ve müziğin baş döndürücü hızı ve enerjisini sahneye taşıyan yıldızlar. (3) Ama heyhat, Måneskin artık rock’la da ilişkilenen, onun klişelerini de müziğine dahil eden bir pop grubundan fazlası değil. Bu, Rush! albümünün yankılarıyla dünyaya ilan ettiğini düşündüğüm, reddedemediğim bir gerçek. 

17 şarkı ve 52 dakika boyunca bangırdayan baslar, androjen vokaller, güçlü geri vokal koroları, dramatik çello sesleri arasında çıktığım inişli çıkışlı yolculuk inandığım bu yeni “pop Måneskin” gerçeğinin şahitleri. Diğer taraftan ise pop diye tarif ettiğim Måneskin, hâlihazırda çok da başarılı bulmadığım konvansiyonel rock seslerini stadyum/arenaya da taşırken Rush!’ın aralarına sızan kimi şarkıların görece özgünlüklerinde öngöremediğim bir heyecan da duydum. 

Bu anlar, Måneskin eski ve yeninin kült rock şarkılarını taklitten çekinmez bir tavırla ve -belki biraz da- arsızca önüme sunamadığı zamanlarda, albümle çıktığım yolculuğumun zirve noktaları oldu. Max Martin’in harikulade ses mühendisliği ve şarkı prodüksiyonu, Gasoline’in heybetli bir rock marşına, KOOL KIDS’in de soluk kesici bir post-hardcore sürprizine dönüşmesini sağladı. 

Ancak ne yazık ki bunlar benim için azınlıkta kalan, araya serpiştirilen tadımlıklar olarak kaldı. Çoğunluk ise vulgar olması için yazılmış gibi duran, rock ‘n roll hayatının ve yaşam tarzının jenerik leitmotiflerini tekrar eden şarkı sözleri; White Stripes’tan Nirvana’ya, Linkin Park’dan IDLES’a genişleyen bir havuzdan taklitler yaratan sessel bir bayağılık oldu.

Måneskin daha çok yeni bir grup, diskografileri yalnızca vasat işlerle dolu demek de doğru değil. Öte yandan, onlara rock ‘n roll müziğinin çağdaş formlarını üreten bir dörtlü demek de adil olmazdı. Zira Måneskin bir pop grubu. Ve bunda hiçbir abes yok. Ancak ne dinlediğimizi bilmek, Måneskin etrafında inşa edilen rock personasını deşifre etmek önemli. Zira rock müziğinin endüstriye karşı “gerçekten konumlanan”, toplumun çeperlerinde yeşeren ve beğensek de beğenmesek de bir imajdan fazlası olan ideolojik bir mirası var. 

Benzer işler:

Hikâyeyi paylaşmak için:
Bugünkü Destekçimiz

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta

Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor.

Ne zaman? Mart ayına kadar.

Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. 

Not almalı: X Media Art Museum by DasDas’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. 

Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin. Dikkat dikkat: Serginin mart ayına kadar ziyaret edilebildiğini hatırlatmak isteriz.

Haftanın Filmi

Whiplash

Başrol müzik.

Whiplash

Film: Whiplash

Yönetmen: Damien Chazelle

Süre: 106 dakika

Yapım yılı: 2014

Jenerik: 2014’teki Sundance Film Festivali’nde hem Büyük Jüri Ödülü hem de İzleyici Ödülü kazanarak herkesin onayını alan Damien Chazelle imzalı Whiplash, yönetmenin adını dünyaya duyuran film olmuştu. En İyi Film dâhil 5 dalda Oscar adaylığı elde eden film; kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu (J.K. Simmons) kategorilerinde de ödüle uzanmıştı. Film, acımasız bir caz ustasıyla genç davulcu öğrencisi arasındaki gerilimli ilişkiyi ele alıyor.

Neden izleyelim? Oldukça öznel bir pratik olduğundan sanatta iyinin ve güzelin formülünü kimse bilmiyor. Müzik ve sinema hakkında yazan bizler de çoğu zaman evrensel doğrulardan söz edemiyoruz. Sanatı farklı açılardan ele alıyor, kişisel ve duygusal yorumlar yapıyoruz. Bu sanatı icra edenler için de geçerli. Üstelik yetenek ve tutkunun üzerine biraz hırs ve mükemmeliyetçilik eklendiğinde mutlak iyiye, doğruya ve güzele ulaşmak imkânsızlaşıyor. İşte Whiplash, iyi bir davulcu olmak isteyen konservatuvar öğrencisi davulcu Andrew’u bu mutlak iyi, doğru ve güzeli arayışında kendisinden çok daha hırslı ve mükemmeliyetçi bir hocayla karşı karşıya getiriyor. İkisinin “doğru tempoyu bulma” savaşında Andrew başarılı bir müzisyen olma uğruna insanlığını dahi kaybetmeyi göze alıyor. Damien Chazelle’in La La Land ile müziğin dozunu iyice arttırmadan önce imza attığı bu adrenalin dolu film; müziğin başrolde olduğu, bagetlerin kana bulandığı bir psikolojik gerilime dönüşüyor. 

Nereden izleyebilirsin: Bu başlığın yanını doldurmak hiç bu kadar heyecan verici olmamıştı. Whiplash'i 2 Şubat Perşembe saat 21.30'da, Kadıköy Sineması'nda izleyebilirsin. Sinema ve müzik evrenlerini kesiştiren Duende'nin başrolde müziğin olduğu filmlerle Kadıköy Sineması’nın konuğu olacağı gösterim programı Başrol Müzik, her ay bir gösterimle devam edecek. Orada görüşmek üzere!

Benzer işler:

  • Black Swan (2010, Darren Aronofsky)
  • Nightcrawler (2014, Dan Gilroy)
Hikâyeyi paylaşmak için:
Takipte Kal

👀 Bizi takip et: Duende'yi Instagram (@duende.magazine )'dan ve Twitter (@duende_______)'dan takip et. 

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Duende

Her hafta sinema ve müzik evreninden söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Duende

İstanbul

Ari Aster

Oscar

Oscar Yürüşü

Ödülleri

Türkiye

IMDb

+42 more

İLGİLİ OKUMALAR

0%

;