Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?
1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

“Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?” yazımızda, Bekir Yıldız’dan Fatma Aydemir’e uzanan göçmen edebiyatının Almancayı nasıl değiştirdiğine bakmış ve bir sonraki yazıda işçilerden sonraki kuşaklara uzanan siyasi katılımı, vatandaşlık ve çifte vatandaşlık tartışmalarını, göç politikalarının bu talepler karşısında nasıl şekillendiğini ele alacağımızı söylemiştik.
Hatırlayalım. 30 Ekim 1961'de imzalanan işgücü anlaşması iki taraf için de geçici bir hesaptı. Almanya’nın fabrikaları işçi bekliyordu. Türkiye ise işsizliği hafifletecek, döviz getirecek bir kapı arıyordu. Gelenlerin birkaç yıl çalışıp döneceği varsayılıyordu. Almancadaki adları bile bunu söylüyordu: Gastarbeiter, misafir işçi.
Yazının devamı Aposto Premium'da.
Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.