SİNEMA VE TV

Apolitik iddianın çöküşü: Berlinale’de politik sorumluluk ve Türkiye'den filmler

Berlinale’de beklenti, festivalin önceki iki yılın gerilimlerinden ders çıkararak daha kapsayıcı bir politik zemin oluşturacağı yönündeydi. Ancak jüri başkanlığına Wim Wenders’in getirilmesi bu beklentiyi daha en baştan tersine çevirdi. Wenders'ın açıklamaları da bu seçimin planlı olduğu düşüncesini güçlendirdi. Oysa önceki yıllarda yaşananlar, Berlinale’nin zaten fiilen politik bir alan hâline geldiğini göstermişti.

TUBA BÜDÜŞ
DUENDE · 20 ŞUBAT 2026
6 DK OKUMA
PREMIUM

Son yıllarda Berlin Film Festivali, yalnızca sinematik seçkisiyle değil, politik bağlamlara dair tartışmalarıyla da sıkça gündeme geldi. Bu tartışmaların belirginleştiği kırılma anlarından biri, 74. Berlinale Panorama bölümünde gösterilen No Other Land (2024) filminin ödül töreni sonrası yaşananlardı. 

Filmin yönetmenleri Basel Adra ve Yuval Abraham sahnede birlikte yaptıkları konuşmada Filistin’deki eşitsizlik ve şiddet ortamına dikkat çekmişti. Film hem Berlinale belgesel hem de belgesel dalında En İyi Seyirci ödüllerini kazandı. Ancak ödül konuşmaları Almanya’da sert bir medya ve siyaset tepkisiyle karşılaştı. Yönetmenler antisemitistlikle suçlandı ve hedefe oturtuldu. Festival yönetiminin ise yönetmenleri açık biçimde savunmaması birçok sinemacı tarafından eleştirildi ve festivalin politik sorumluluğu sorgulandı. Bu olay, yalnızca bir film etrafında dönen tartışma olmasından ziyade uluslararası bir festivalin politik söz karşısındaki konumunu belirleyen bir eşik olarak kayda geçti.

Yazının devamı Aposto Premium'da.

Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.

PREMIUM'A GEÇ

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.