YEME İÇME

Gusina’ya taşınan rotalar: Defne ve Emre Kasrat’ın favori durakları

Defne için bir şehir yalnızca iyi yemekle değil, hissettirdiği bütünlükle akılda kalıyor. Emre’nin rotaları ise daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Defne ve Emre, kişisel meraklarını besleyen ve akıllarında yer eden yeme-içme duraklarını paylaştı.

REYHAN ÜLKER
APÉRO · 14 ŞUBAT 2026
2 DK OKUMA

Fotoğraflar: Defne Kasrat

Defne ve Emre için seyahat, mola vermek ya da yeni tatlar denemekle sınırlanmıyor; birlikte kurdukları hayatı ve Gusina’yı da besliyor. Gittikleri şehirlerde iyi restoranları ziyaret ediyor, o restoranların servis temposundan mekanın ışığına, malzeme kalitesinden insan hikayelerine her ayrıntıyı hafızalarına alıyorlar. Kimi zaman bir dağ restoranında üretilen peynir, kimi zaman bir beach club’ta yaratılan atmosfer, kimi zaman da bir natürel şarap kavının ruhu geri döndüklerinde aldıkları kararlara eşlik ediyor.

Defne için bir şehir, iyi yemekle kadar hissettirdiği bütünlükle de akılda kalıyor. Malzemeye saygı, mekanın doğayla kurduğu ilişki, atmosferin abartısızlığı ve tabağa yansıyan vizyon onun odağında. Bir restoranın güçlü olması için mutlaka iddialı olması gerekmiyor; net olması yeterli. 

Emre’nin rotaları ise daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Menü kurgusu, operasyonel akış ve mekanın karakteri Emre için belirleyici unsurlar.

Defne

El Brite de Larieto, Cortina d’Ampezzo

Bir yıl içinde hem kış hem yaz döneminde gitme şansımız oldu. El Brite de Larieto, Yeşil Michelin yıldızlı bir dağ restoranı. Süt ürünleri konusunda uzmanlaşmış, tamamen malzeme odaklı bir yaklaşımı var. Kendi ürettikleri peynir ve şarküteri ürünlerinin kalitesi tartışmaya kapalı, daha üzerini henüz tatmadık. Yemeğin ardından Dolomitler’in ortasında yıldızlı gökyüzüyle baş başa kalmak ise deneyimi gastronominin ötesine taşıyor. Doğa ve mutfağın aynı cümleyi kurabildiği yerlerden biri.

Ganbara, San Sebastian

San Sebastian’da iyi yemek neredeyse bir standart; ancak Ganbara’nın özellikle sonbaharda çıkan mantar tabağı hafızamda ayrı bir yerde. Basit görünen bir tabağın ne kadar derin ve karakterli olabileceğini hatırlatan bir deneyim.

Tuba, Marsilya

Calanques kıyısında bir beach club. Popüler olmasına rağmen bu kadar sade ve abartısız kalabilmesi beni hem şaşırttı hem de etkiledi. Provençal rosé eşliğinde taze deniz mahsulleri ile güneşin altında uzun bir öğlen geçirmek şahane. Güneşin alnında oturmamıza rağmen bir an olsun şikayet etmedik. Konsept ve ortam yaratma konusunda her zaman aklımda olacak.

Esra, Amsterdam

Şef Selin Kiazım ve Steph de Goeijen’ın restoranı. Türk mutfağına dair heyecanımı yeniden ateşleyen bir restoran oldu. Kumru ya da kuru fasulye gibi aşina olunan tatların yeni bir yorumla servis edilmesi, tanıdık olanla yeniden bağ kurma hissi yaratıyor.

Cocun Cellar, Alta Badia

Hayatımda gördüğüm en güçlü natürel şarap kavlarından biri. Gündüz freestyle snowboard yapan, akşamları sommelier olan Jan’ın kurduğu atmosfer şaşırtıcı bir deneyimdi. Dağ tatilinin ortasında bu kadar güçlü bir şarap kültürüyle karşılaşmak müthiş bir zevk.

Emre

Atina: Lsandsia, Ekiben, Pharao

ABD: Pizzeria Mozza (LA), Gjusta bakery (LA), Bettina Pizza (Santa Barbara), Bodega Los Alamos (Los Alamos), Bar Pisellino (NY), Tartine Bakery (San Francisco)

İspanya: ElKano (San Sebastian), Ganbara (San Sebastian), La Xampanyeria (Barcelona), Botin (Madrid)

İtalya: Trattoria da Amerigo (Bologna), Bonci Pizza (Roma), Bar Basso (Milano)

Kopenhag: Poplburger, April, La Banchina, Juno Bakery

Fransa: Les Enfants Du Marche (Paris), Bar Principal (Paris), Petrin (Marsilya), Bambino (Paris)

Londra: Brat, Padella, Barrafina, 

Dahası: Boavista Social Club (Lisbon), Ambiente Restaurants (Prag), Cafe Stamba (Tiflis), La Quincaillerie (Bruksel), Bar Centraal (Amsterdam)

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.